Üye Otel Girişi
Anasayfa Otelleri
Popüler Yerler
Haberler ve Duyurular
Akdeniz konumu ve sunduklarıyla yüzyıllar boyu pek çok medeniyetin evi olmuş. Likya, Roma, Bizans gibi antik kültürlerin zengin izleri Antalya yı dev bir açık hava müzesine dönüştürüyor.
Aspendos
Aspendos’un sıradışı akusitiğiyle ünlü antik tiyatrosu, Yunan geleneğine uygun olarak bir tepede kurulu. Böylece sahnedeki sesler en üst sıralardan bile rahatça duyulabiliyor. Tiyatrodaki bir yazıtta, buranın İmparator Marcus Aurelius döneminde Aspendoslu mimar Zeno tarafından yapıldığı yazıyor. Zeno, seyircilerin güçlük çekmeden yerlerine oturabilmesi için merdivenleri giderek yayılan biçimde konumlandırmış. En alta orkestra seviyesinden başlayan merdiven sayısı on iken, bu sayı yukarıda diazomanın üst başlangıcında 21’e ulaşıyor. Tiyatroda ilk sıra senatörlere, yargıçlara ve büyükelçilere, ikinci sıra ise şehrin diğer ileri gelenlerine ayrılmış. Diğer kısımlar ise tüm vatandaşlara açıkmış. Antik kentin diğer kalıntıları, tiyatronun arkasında, akropolisin yukarısında kalıyor. Bu kalıntılar arasında bir bazilika, üç yanı evlerle çevrili agora, dükkanlar ve su kemerleri var.
(0242) 735 73 37
Belkıs Beldesi Serik
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30-17.00 arasında açık.
Perge
Perge’de kutsal sayılan tanrı ve tanrıçalar arasında Artemis’in yeri ayrı. Kazılarda bulunan birçok heykel ve rölyefin konusu Artemis. Antik kente gelenleri karşılayan ilk bina, Yunan-Roma geleneklerine uygun inşa edilmiş tiyatro. Tiyatronun en belirleyici özelliği, konusunu mitolojiden alan rölyefler. Rölyeflerin bir kısmı şarap tanrısı Dionysos’un hayatını anlatıyor. Tiyatroyu kente bağlayan asfalt yolun sağında, eski çağlardan günümüze en iyi korunmuş stadyumlardan biri var. Perge’nin büyük bir kısmı surlarla çevrili. Surların dışında kalan gösterişli lahit, devrin varlıklı kadınlarından Plancia Magna ya ait. Kentin kuzeyinden güneyine uzanan sütunlu yolun iki yakasında, arkalarında sıra sıra dükkanlar bulunan geniş portico’lar dizili. Yol, akropolisin ayağındaki anıt çeşme ile son buluyor. Şehir plancılığındaki titizliğiyle göz kamaştıran Perge de kazılar 1946 dan beri sürüyor.
(0242) 426 27 48
Aksu
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Phaselis
Üç limanı, merkezi konumu ve orman bölgelerine yakınlığı nedeniyle M.Ö 690 da Rodos kolonisi olarak kurulan Phaselis in esas kalıntıları askeri liman ile güney limanı birbirine bağlayan ana caddenin iki yanında bulunuyor. Geniş ana caddenin her iki yanında üçer basamakla çıkılan kaldırımlar var. Cadde ortalarda bir meydan oluşturduktan sonra güney limanına ulaşıyor. Düzgün taşla döşenen bu caddenin altında kanalizasyon ve drenaj sistemi var. Erken dönemlerde önemli bir liman kenti olan Phaselis, Selçuklular döneminde Alanya Limanı na öncelik verilmesi nedeniyle önemini yitirmiş. Kalıntılara karşı deniz keyfi yapmak ve yeşillikler içinde bir antik kent gezisi yapmak için ideal.
(0242) 824 45 06
Tekirova Kemer
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Olympos
Hellenistik dönemde kurulan Olympos, Likya birliğinin önde gelen altı şehrinden biri. Ufak bir derenin iki yanına yayılan antik kent kumsaldan da görülen bir akropole sahip. Tepedeki akropolün üzerindeki yapı kalıntıları Ortaçağ da bir kale şekline sokulan surlardan kalma. Kentin girişindeki pencereli yapı ise hamam kalıntıları. Nehrin karlı yakasında tipik bir Roma mimarisi olan Olympos tiyatrosu yer alıyor. Tiyatrodan denize giden yolda bir Bizans bazilikası ve suruna rastlanıyor.
(0242) 892 13 25
Kumluca
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Patara
Apollon un doğduğu yer olarak bilinen Patara, Likya nın en önemli ve en eski şehirlerinden biri. Xanthos vadisinde denize açılan tek yer olması nedeniyle tarih boyunca önemini korumuş. Montesquieu nun ‘mükemmel bir konfederasyon cumhuriyeti’ olarak tanımladığı Patara nın yönetim biçiminin Amerika Birleşik Devletleri anayasasının temelini oluşturduğuna inanılıyor. Bu yüzden önümüzdeki yıllarda anayasanın yıldönümü kutlamalarının Likya Demokratik Parlamento Binası kalıntıları önünde yapılması söz konusu.
(0242) 843 50 18
Kalkan
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Xanthos
Xanthos u ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş, bu kişi bütün rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek, Patara ya yanaşan harp gemisiyle Londra ya taşımış. Bugün Patara dan götürülmüş birçok eser British Museum un Likya salonunda sergileniyor. Harabelerin bir kısmı hâlâ gezilebilecek durumda.
(0242) 845 47 99
Kınık Beldesi, Kaş
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Myra
Önemli bir Likya kenti olan Myra kaya mezarlarıyla ünlü. Myra içinden geçen Demre Çayı deniz ticaretini geliştirmiş, kenti Likya Birliği nin metropolisi haline getirmiş. Arap akınlarının verdiği tahribat sonrası Myra terk edilmiş ve eski çağlardaki niteliğini yitirmiş. Akropolde küçük taşlardan başka bir şey kalmamış. Roma Devri nden şehir surları ve Hellenistik Devir’den kalma duvar yıkıntıları ayakta kalmış nadir kalıntılar. Neyse ki Myra nın görkemli tiyatrosu oldukça sağlam bir biçimde günümüze kadar gelebilmiş.
(0242) 871 68 21
Demre
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Termessos
Termessos, Türkiye’nin en iyi korunmuş antik şehirlerinden. Güllük Dağı’nın tepesinde doğal bir platform üzerine kurulduğundan yağmadan kurtulmuş belli ki. Kente ulaşan zorlu yolda Termessosluların Kral Caddesi olarak isimlendirdikleri eski yolun yanı sıra Helenistik dönem istihkam duvarlarının, sarnıçların ve diğer birçok kalıntının bulunduğu meşhur Yenice Geçiti görülebiliyor. Agoranın hemen doğusundaki tiyatro, Helenistik ve Roma dönemlerinden izler taşıyor. Termessos’ta değişik büyüklüklerde ve çeşitlerde altı tapınak var. Şehrin güneybatısında sık ağaçların arasında saklanan lahit, Termessosluların ölülerini kıyafetleri, mücevherleri ve diğer aksesuarlarıyla birlikte gömdüğünün göstergesi.
(0242) 423 74 16
Döşemealtı Beldesi
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Aperlai
Aperlai ye Kaş tan ya da Üçağız dan tekneyle ulaşmak en makul yol. Deniz kenarından başlayan görkemli surlar, Roma dönemindeki alanı çevreliyor. Surun dışındaki kalıntılar Bizans ve sonrası dönemlerden kalma.
(0242) 861 21 69
Finike
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Elif Eren
Temmuz 2010 Time Out Istanbul dan alınmıştır. 2010
Akdeniz konumu ve sunduklarıyla yüzyıllar boyu pek çok medeniyetin evi olmuş. Likya, Roma, Bizans gibi antik kültürlerin zengin izleri Antalya yı dev bir açık hava müzesine dönüştürüyor.
Aspendos
Aspendos’un sıradışı akusitiğiyle ünlü antik tiyatrosu, Yunan geleneğine uygun olarak bir tepede kurulu. Böylece sahnedeki sesler en üst sıralardan bile rahatça duyulabiliyor. Tiyatrodaki bir yazıtta, buranın İmparator Marcus Aurelius döneminde Aspendoslu mimar Zeno tarafından yapıldığı yazıyor. Zeno, seyircilerin güçlük çekmeden yerlerine oturabilmesi için merdivenleri giderek yayılan biçimde konumlandırmış. En alta orkestra seviyesinden başlayan merdiven sayısı on iken, bu sayı yukarıda diazomanın üst başlangıcında 21’e ulaşıyor. Tiyatroda ilk sıra senatörlere, yargıçlara ve büyükelçilere, ikinci sıra ise şehrin diğer ileri gelenlerine ayrılmış. Diğer kısımlar ise tüm vatandaşlara açıkmış. Antik kentin diğer kalıntıları, tiyatronun arkasında, akropolisin yukarısında kalıyor. Bu kalıntılar arasında bir bazilika, üç yanı evlerle çevrili agora, dükkanlar ve su kemerleri var.
(0242) 735 73 37
Belkıs Beldesi Serik
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30-17.00 arasında açık.
Perge
Perge’de kutsal sayılan tanrı ve tanrıçalar arasında Artemis’in yeri ayrı. Kazılarda bulunan birçok heykel ve rölyefin konusu Artemis. Antik kente gelenleri karşılayan ilk bina, Yunan-Roma geleneklerine uygun inşa edilmiş tiyatro. Tiyatronun en belirleyici özelliği, konusunu mitolojiden alan rölyefler. Rölyeflerin bir kısmı şarap tanrısı Dionysos’un hayatını anlatıyor. Tiyatroyu kente bağlayan asfalt yolun sağında, eski çağlardan günümüze en iyi korunmuş stadyumlardan biri var. Perge’nin büyük bir kısmı surlarla çevrili. Surların dışında kalan gösterişli lahit, devrin varlıklı kadınlarından Plancia Magna ya ait. Kentin kuzeyinden güneyine uzanan sütunlu yolun iki yakasında, arkalarında sıra sıra dükkanlar bulunan geniş portico’lar dizili. Yol, akropolisin ayağındaki anıt çeşme ile son buluyor. Şehir plancılığındaki titizliğiyle göz kamaştıran Perge de kazılar 1946 dan beri sürüyor.
(0242) 426 27 48
Aksu
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Phaselis
Üç limanı, merkezi konumu ve orman bölgelerine yakınlığı nedeniyle M.Ö 690 da Rodos kolonisi olarak kurulan Phaselis in esas kalıntıları askeri liman ile güney limanı birbirine bağlayan ana caddenin iki yanında bulunuyor. Geniş ana caddenin her iki yanında üçer basamakla çıkılan kaldırımlar var. Cadde ortalarda bir meydan oluşturduktan sonra güney limanına ulaşıyor. Düzgün taşla döşenen bu caddenin altında kanalizasyon ve drenaj sistemi var. Erken dönemlerde önemli bir liman kenti olan Phaselis, Selçuklular döneminde Alanya Limanı na öncelik verilmesi nedeniyle önemini yitirmiş. Kalıntılara karşı deniz keyfi yapmak ve yeşillikler içinde bir antik kent gezisi yapmak için ideal.
(0242) 824 45 06
Tekirova Kemer
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Olympos
Hellenistik dönemde kurulan Olympos, Likya birliğinin önde gelen altı şehrinden biri. Ufak bir derenin iki yanına yayılan antik kent kumsaldan da görülen bir akropole sahip. Tepedeki akropolün üzerindeki yapı kalıntıları Ortaçağ da bir kale şekline sokulan surlardan kalma. Kentin girişindeki pencereli yapı ise hamam kalıntıları. Nehrin karlı yakasında tipik bir Roma mimarisi olan Olympos tiyatrosu yer alıyor. Tiyatrodan denize giden yolda bir Bizans bazilikası ve suruna rastlanıyor.
(0242) 892 13 25
Kumluca
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Patara
Apollon un doğduğu yer olarak bilinen Patara, Likya nın en önemli ve en eski şehirlerinden biri. Xanthos vadisinde denize açılan tek yer olması nedeniyle tarih boyunca önemini korumuş. Montesquieu nun ‘mükemmel bir konfederasyon cumhuriyeti’ olarak tanımladığı Patara nın yönetim biçiminin Amerika Birleşik Devletleri anayasasının temelini oluşturduğuna inanılıyor. Bu yüzden önümüzdeki yıllarda anayasanın yıldönümü kutlamalarının Likya Demokratik Parlamento Binası kalıntıları önünde yapılması söz konusu.
(0242) 843 50 18
Kalkan
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Xanthos
Xanthos u ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş, bu kişi bütün rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek, Patara ya yanaşan harp gemisiyle Londra ya taşımış. Bugün Patara dan götürülmüş birçok eser British Museum un Likya salonunda sergileniyor. Harabelerin bir kısmı hâlâ gezilebilecek durumda.
(0242) 845 47 99
Kınık Beldesi, Kaş
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Myra
Önemli bir Likya kenti olan Myra kaya mezarlarıyla ünlü. Myra içinden geçen Demre Çayı deniz ticaretini geliştirmiş, kenti Likya Birliği nin metropolisi haline getirmiş. Arap akınlarının verdiği tahribat sonrası Myra terk edilmiş ve eski çağlardaki niteliğini yitirmiş. Akropolde küçük taşlardan başka bir şey kalmamış. Roma Devri nden şehir surları ve Hellenistik Devir’den kalma duvar yıkıntıları ayakta kalmış nadir kalıntılar. Neyse ki Myra nın görkemli tiyatrosu oldukça sağlam bir biçimde günümüze kadar gelebilmiş.
(0242) 871 68 21
Demre
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Termessos
Termessos, Türkiye’nin en iyi korunmuş antik şehirlerinden. Güllük Dağı’nın tepesinde doğal bir platform üzerine kurulduğundan yağmadan kurtulmuş belli ki. Kente ulaşan zorlu yolda Termessosluların Kral Caddesi olarak isimlendirdikleri eski yolun yanı sıra Helenistik dönem istihkam duvarlarının, sarnıçların ve diğer birçok kalıntının bulunduğu meşhur Yenice Geçiti görülebiliyor. Agoranın hemen doğusundaki tiyatro, Helenistik ve Roma dönemlerinden izler taşıyor. Termessos’ta değişik büyüklüklerde ve çeşitlerde altı tapınak var. Şehrin güneybatısında sık ağaçların arasında saklanan lahit, Termessosluların ölülerini kıyafetleri, mücevherleri ve diğer aksesuarlarıyla birlikte gömdüğünün göstergesi.
(0242) 423 74 16
Döşemealtı Beldesi
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Aperlai
Aperlai ye Kaş tan ya da Üçağız dan tekneyle ulaşmak en makul yol. Deniz kenarından başlayan görkemli surlar, Roma dönemindeki alanı çevreliyor. Surun dışındaki kalıntılar Bizans ve sonrası dönemlerden kalma.
(0242) 861 21 69
Finike
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Elif Eren
Temmuz 2010 Time Out Istanbul dan alınmıştır. 2010
Akdeniz konumu ve sunduklarıyla yüzyıllar boyu pek çok medeniyetin evi olmuş. Likya, Roma, Bizans gibi antik kültürlerin zengin izleri Antalya yı dev bir açık hava müzesine dönüştürüyor.
Aspendos
Aspendos’un sıradışı akusitiğiyle ünlü antik tiyatrosu, Yunan geleneğine uygun olarak bir tepede kurulu. Böylece sahnedeki sesler en üst sıralardan bile rahatça duyulabiliyor. Tiyatrodaki bir yazıtta, buranın İmparator Marcus Aurelius döneminde Aspendoslu mimar Zeno tarafından yapıldığı yazıyor. Zeno, seyircilerin güçlük çekmeden yerlerine oturabilmesi için merdivenleri giderek yayılan biçimde konumlandırmış. En alta orkestra seviyesinden başlayan merdiven sayısı on iken, bu sayı yukarıda diazomanın üst başlangıcında 21’e ulaşıyor. Tiyatroda ilk sıra senatörlere, yargıçlara ve büyükelçilere, ikinci sıra ise şehrin diğer ileri gelenlerine ayrılmış. Diğer kısımlar ise tüm vatandaşlara açıkmış. Antik kentin diğer kalıntıları, tiyatronun arkasında, akropolisin yukarısında kalıyor. Bu kalıntılar arasında bir bazilika, üç yanı evlerle çevrili agora, dükkanlar ve su kemerleri var.
(0242) 735 73 37
Belkıs Beldesi Serik
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30-17.00 arasında açık.
Perge
Perge’de kutsal sayılan tanrı ve tanrıçalar arasında Artemis’in yeri ayrı. Kazılarda bulunan birçok heykel ve rölyefin konusu Artemis. Antik kente gelenleri karşılayan ilk bina, Yunan-Roma geleneklerine uygun inşa edilmiş tiyatro. Tiyatronun en belirleyici özelliği, konusunu mitolojiden alan rölyefler. Rölyeflerin bir kısmı şarap tanrısı Dionysos’un hayatını anlatıyor. Tiyatroyu kente bağlayan asfalt yolun sağında, eski çağlardan günümüze en iyi korunmuş stadyumlardan biri var. Perge’nin büyük bir kısmı surlarla çevrili. Surların dışında kalan gösterişli lahit, devrin varlıklı kadınlarından Plancia Magna ya ait. Kentin kuzeyinden güneyine uzanan sütunlu yolun iki yakasında, arkalarında sıra sıra dükkanlar bulunan geniş portico’lar dizili. Yol, akropolisin ayağındaki anıt çeşme ile son buluyor. Şehir plancılığındaki titizliğiyle göz kamaştıran Perge de kazılar 1946 dan beri sürüyor.
(0242) 426 27 48
Aksu
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Phaselis
Üç limanı, merkezi konumu ve orman bölgelerine yakınlığı nedeniyle M.Ö 690 da Rodos kolonisi olarak kurulan Phaselis in esas kalıntıları askeri liman ile güney limanı birbirine bağlayan ana caddenin iki yanında bulunuyor. Geniş ana caddenin her iki yanında üçer basamakla çıkılan kaldırımlar var. Cadde ortalarda bir meydan oluşturduktan sonra güney limanına ulaşıyor. Düzgün taşla döşenen bu caddenin altında kanalizasyon ve drenaj sistemi var. Erken dönemlerde önemli bir liman kenti olan Phaselis, Selçuklular döneminde Alanya Limanı na öncelik verilmesi nedeniyle önemini yitirmiş. Kalıntılara karşı deniz keyfi yapmak ve yeşillikler içinde bir antik kent gezisi yapmak için ideal.
(0242) 824 45 06
Tekirova Kemer
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Olympos
Hellenistik dönemde kurulan Olympos, Likya birliğinin önde gelen altı şehrinden biri. Ufak bir derenin iki yanına yayılan antik kent kumsaldan da görülen bir akropole sahip. Tepedeki akropolün üzerindeki yapı kalıntıları Ortaçağ da bir kale şekline sokulan surlardan kalma. Kentin girişindeki pencereli yapı ise hamam kalıntıları. Nehrin karlı yakasında tipik bir Roma mimarisi olan Olympos tiyatrosu yer alıyor. Tiyatrodan denize giden yolda bir Bizans bazilikası ve suruna rastlanıyor.
(0242) 892 13 25
Kumluca
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Patara
Apollon un doğduğu yer olarak bilinen Patara, Likya nın en önemli ve en eski şehirlerinden biri. Xanthos vadisinde denize açılan tek yer olması nedeniyle tarih boyunca önemini korumuş. Montesquieu nun ‘mükemmel bir konfederasyon cumhuriyeti’ olarak tanımladığı Patara nın yönetim biçiminin Amerika Birleşik Devletleri anayasasının temelini oluşturduğuna inanılıyor. Bu yüzden önümüzdeki yıllarda anayasanın yıldönümü kutlamalarının Likya Demokratik Parlamento Binası kalıntıları önünde yapılması söz konusu.
(0242) 843 50 18
Kalkan
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Xanthos
Xanthos u ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş, bu kişi bütün rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek, Patara ya yanaşan harp gemisiyle Londra ya taşımış. Bugün Patara dan götürülmüş birçok eser British Museum un Likya salonunda sergileniyor. Harabelerin bir kısmı hâlâ gezilebilecek durumda.
(0242) 845 47 99
Kınık Beldesi, Kaş
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Myra
Önemli bir Likya kenti olan Myra kaya mezarlarıyla ünlü. Myra içinden geçen Demre Çayı deniz ticaretini geliştirmiş, kenti Likya Birliği nin metropolisi haline getirmiş. Arap akınlarının verdiği tahribat sonrası Myra terk edilmiş ve eski çağlardaki niteliğini yitirmiş. Akropolde küçük taşlardan başka bir şey kalmamış. Roma Devri nden şehir surları ve Hellenistik Devir’den kalma duvar yıkıntıları ayakta kalmış nadir kalıntılar. Neyse ki Myra nın görkemli tiyatrosu oldukça sağlam bir biçimde günümüze kadar gelebilmiş.
(0242) 871 68 21
Demre
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Termessos
Termessos, Türkiye’nin en iyi korunmuş antik şehirlerinden. Güllük Dağı’nın tepesinde doğal bir platform üzerine kurulduğundan yağmadan kurtulmuş belli ki. Kente ulaşan zorlu yolda Termessosluların Kral Caddesi olarak isimlendirdikleri eski yolun yanı sıra Helenistik dönem istihkam duvarlarının, sarnıçların ve diğer birçok kalıntının bulunduğu meşhur Yenice Geçiti görülebiliyor. Agoranın hemen doğusundaki tiyatro, Helenistik ve Roma dönemlerinden izler taşıyor. Termessos’ta değişik büyüklüklerde ve çeşitlerde altı tapınak var. Şehrin güneybatısında sık ağaçların arasında saklanan lahit, Termessosluların ölülerini kıyafetleri, mücevherleri ve diğer aksesuarlarıyla birlikte gömdüğünün göstergesi.
(0242) 423 74 16
Döşemealtı Beldesi
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Aperlai
Aperlai ye Kaş tan ya da Üçağız dan tekneyle ulaşmak en makul yol. Deniz kenarından başlayan görkemli surlar, Roma dönemindeki alanı çevreliyor. Surun dışındaki kalıntılar Bizans ve sonrası dönemlerden kalma.
(0242) 861 21 69
Finike
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Elif Eren
Temmuz 2010 Time Out Istanbul dan alınmıştır. 2010
Balıkçısından İtalyan ına, Bitez bahçelerinden Gümüşlük kıyılarına Bodrum un tuzlu, ıslak ve güneş yorgunu ruhuna en çok yakışan beş bohem yeme&içme adresini Travel+Leisure sayfalarından huzurlarınıza taşıdık.
Palavra Balık
Bodrum merkeze 10 dakika uzaklıkta, Ortakent’te denizin sahille birleştiği noktaya atılan masalar üzerinde, ağaçların altında, arka bahçede yetişen organik sebzelerden yapılmış bir salata yediğinizi düşünün. Buna bir de Abbas Üstün’ün elinden çıkma muhteşem mezeleri, yöresel otları, hem daim taze bulundurulan balık çeşitlerini ve dinginliğin keyfini ekleyin.
Ortakent Yahşi Beldesi
(0252) 35862 90
www.palavrabalik.com
Bağarası
Bitez’in mandalina bahçeleri arasında gizli ve İstanbul sosyetesinin sübyeli spagettisine pek rağbet ettiği bu kır lokantasının otoparkında lüks otomobilleri gördüğünüzde şaşırmayın. Mekan sahibi İsmail Girgin ile eşi Ümmühan Hanım, yerli Bodrum mutfağından yezzetleri, bağ evlerinin bahçesindeki 5-6 masada servis ediyor.
Pınarlı Caddesi 83, Bitez
(0252) 363 76 93
Tel Dolap
Gümüşlük’te Eski Karakaya köyü yolunda yaklaşık 1 km ilerledikten sonra sola toprak bir yol ayrılır. Bu yol üzerindeki Adalar Sitesi’nin hemen arkasında ise taş bir bina görürsünüz: Tel Dolap. Bilmeyenlerin pek uğramadığı Tel Dolap’ta, Gümüşlük koyundaki adalara karşı bir kadeh şarap içmek, yüksek sezonda Bodrum’un keşmekeşinden yorulanların yüreğine, en azından Bodrum merkezine geri adım atana dek, bir parça su serper. Güneşin batışını izler, içkinizi içer, ekolojik ve vejetaryen beslenme alışkanlıklarına uygun hazırlanmış menünün keyfini çıkarırsınız. Et ve balık düşkünlerini de mağdur etmeyen bu butik otelde birkaç gece geçirmeye niyetlenmeden önce, rezervasyon yaptırmayı ihmal etmeyin.
Eski Karakaya Köyü Yolu, Gümüşlük
(0252) 394 37 29
Keramos Sanat Evi
Türkan ve Yüksel Güner çifti emekli olup Bodrum’a yerleştikten sonra, öğrencilik yıllarından beri haşır neşir oldukları seramik atölyelerini Gümüşlük e taşımışlar. Keramos Sanat Evi, en alt kattaki atölyesi ve üst iki kattaki sergi salonlarıyla 500’den fazla eserin görülebileceği bir müze havasında. Üretkenliklerinden hiçbir şey kaybetmeyen çift, bugünlerde eylül ayında açacakları yeni serginin hazırlıkları içerisinde. Bodrum’a yolu düşen seramikseverler, önceden telefon ederek rengârenk çiçekler arasına gizlenmiş bu şirin atölyeyi ziyaret edebilir ve kapıları ziyaretçilere sonuna kadar açık atölyede üretim sürecine şahit olabilir.
Mindos Evleri (27 Evler) 20, Çukurbük, Gümüşlük
(0252) 388 69 36
Komodor Meze Evi
Manolya Komutan ve Ahmet Kunduz’un 34 yıldır beraber işlettiği Komodor Meze Evi, kış aylarında Bodrumluların ikinci adresi. 20 masası ve 60-70 kişilik kapasitesiyle yaz aylarında da konuklarını ağırlamaya devam eden restoranın menüsünü iki ortak hazırlıyor. Menüde taze balık çeşitleri ve yerel Bodrum yemeklerinin yanında, sarı mercimeği andıran özel bir bakla türü olan gambille ile yapılan ve üzerine kavrulmuş soğan, kırmızı biber ve pekmez dökülerek servis edilen fava; bir tür yabani sarımsak olan keçi körmen kullanılarak yapılan çingene salatası, kavurma ve ahtapot ızgaranın yanında; tarama, lakerda, çiroz ve yaprak ciğer de bulunuyor. Mekânın en belirleyici özelliği, her şeyin denizci usulü pişirilip sunulması ve uygun fiyatları.
Umurça Mahallesi Derviş Görgün Caddesi 23/c, Bodrum Merkez
(0252) 313 75 55
Deniz Aytekin
Temmuz 2010 Time Out Istanbul
Bu içerik Travel + Leisure dergisi Haziran 2010 sayısı Bodrum ekinden alınmıştır.
Balıkçısından İtalyan ına, Bitez bahçelerinden Gümüşlük kıyılarına Bodrum un tuzlu, ıslak ve güneş yorgunu ruhuna en çok yakışan beş bohem yeme&içme adresini Travel+Leisure sayfalarından huzurlarınıza taşıdık.
Palavra Balık
Bodrum merkeze 10 dakika uzaklıkta, Ortakent’te denizin sahille birleştiği noktaya atılan masalar üzerinde, ağaçların altında, arka bahçede yetişen organik sebzelerden yapılmış bir salata yediğinizi düşünün. Buna bir de Abbas Üstün’ün elinden çıkma muhteşem mezeleri, yöresel otları, hem daim taze bulundurulan balık çeşitlerini ve dinginliğin keyfini ekleyin.
Ortakent Yahşi Beldesi
(0252) 35862 90
www.palavrabalik.com
Bağarası
Bitez’in mandalina bahçeleri arasında gizli ve İstanbul sosyetesinin sübyeli spagettisine pek rağbet ettiği bu kır lokantasının otoparkında lüks otomobilleri gördüğünüzde şaşırmayın. Mekan sahibi İsmail Girgin ile eşi Ümmühan Hanım, yerli Bodrum mutfağından yezzetleri, bağ evlerinin bahçesindeki 5-6 masada servis ediyor.
Pınarlı Caddesi 83, Bitez
(0252) 363 76 93
Tel Dolap
Gümüşlük’te Eski Karakaya köyü yolunda yaklaşık 1 km ilerledikten sonra sola toprak bir yol ayrılır. Bu yol üzerindeki Adalar Sitesi’nin hemen arkasında ise taş bir bina görürsünüz: Tel Dolap. Bilmeyenlerin pek uğramadığı Tel Dolap’ta, Gümüşlük koyundaki adalara karşı bir kadeh şarap içmek, yüksek sezonda Bodrum’un keşmekeşinden yorulanların yüreğine, en azından Bodrum merkezine geri adım atana dek, bir parça su serper. Güneşin batışını izler, içkinizi içer, ekolojik ve vejetaryen beslenme alışkanlıklarına uygun hazırlanmış menünün keyfini çıkarırsınız. Et ve balık düşkünlerini de mağdur etmeyen bu butik otelde birkaç gece geçirmeye niyetlenmeden önce, rezervasyon yaptırmayı ihmal etmeyin.
Eski Karakaya Köyü Yolu, Gümüşlük
(0252) 394 37 29
Keramos Sanat Evi
Türkan ve Yüksel Güner çifti emekli olup Bodrum’a yerleştikten sonra, öğrencilik yıllarından beri haşır neşir oldukları seramik atölyelerini Gümüşlük e taşımışlar. Keramos Sanat Evi, en alt kattaki atölyesi ve üst iki kattaki sergi salonlarıyla 500’den fazla eserin görülebileceği bir müze havasında. Üretkenliklerinden hiçbir şey kaybetmeyen çift, bugünlerde eylül ayında açacakları yeni serginin hazırlıkları içerisinde. Bodrum’a yolu düşen seramikseverler, önceden telefon ederek rengârenk çiçekler arasına gizlenmiş bu şirin atölyeyi ziyaret edebilir ve kapıları ziyaretçilere sonuna kadar açık atölyede üretim sürecine şahit olabilir.
Mindos Evleri (27 Evler) 20, Çukurbük, Gümüşlük
(0252) 388 69 36
Komodor Meze Evi
Manolya Komutan ve Ahmet Kunduz’un 34 yıldır beraber işlettiği Komodor Meze Evi, kış aylarında Bodrumluların ikinci adresi. 20 masası ve 60-70 kişilik kapasitesiyle yaz aylarında da konuklarını ağırlamaya devam eden restoranın menüsünü iki ortak hazırlıyor. Menüde taze balık çeşitleri ve yerel Bodrum yemeklerinin yanında, sarı mercimeği andıran özel bir bakla türü olan gambille ile yapılan ve üzerine kavrulmuş soğan, kırmızı biber ve pekmez dökülerek servis edilen fava; bir tür yabani sarımsak olan keçi körmen kullanılarak yapılan çingene salatası, kavurma ve ahtapot ızgaranın yanında; tarama, lakerda, çiroz ve yaprak ciğer de bulunuyor. Mekânın en belirleyici özelliği, her şeyin denizci usulü pişirilip sunulması ve uygun fiyatları.
Umurça Mahallesi Derviş Görgün Caddesi 23/c, Bodrum Merkez
(0252) 313 75 55
Deniz Aytekin
Temmuz 2010 Time Out Istanbul
Bu içerik Travel + Leisure dergisi Haziran 2010 sayısı Bodrum ekinden alınmıştır.
Balıkçısından İtalyan ına, Bitez bahçelerinden Gümüşlük kıyılarına Bodrum un tuzlu, ıslak ve güneş yorgunu ruhuna en çok yakışan beş bohem yeme&içme adresini Travel+Leisure sayfalarından huzurlarınıza taşıdık.
Palavra Balık
Bodrum merkeze 10 dakika uzaklıkta, Ortakent’te denizin sahille birleştiği noktaya atılan masalar üzerinde, ağaçların altında, arka bahçede yetişen organik sebzelerden yapılmış bir salata yediğinizi düşünün. Buna bir de Abbas Üstün’ün elinden çıkma muhteşem mezeleri, yöresel otları, hem daim taze bulundurulan balık çeşitlerini ve dinginliğin keyfini ekleyin.
Ortakent Yahşi Beldesi
(0252) 35862 90
www.palavrabalik.com
Bağarası
Bitez’in mandalina bahçeleri arasında gizli ve İstanbul sosyetesinin sübyeli spagettisine pek rağbet ettiği bu kır lokantasının otoparkında lüks otomobilleri gördüğünüzde şaşırmayın. Mekan sahibi İsmail Girgin ile eşi Ümmühan Hanım, yerli Bodrum mutfağından yezzetleri, bağ evlerinin bahçesindeki 5-6 masada servis ediyor.
Pınarlı Caddesi 83, Bitez
(0252) 363 76 93
Tel Dolap
Gümüşlük’te Eski Karakaya köyü yolunda yaklaşık 1 km ilerledikten sonra sola toprak bir yol ayrılır. Bu yol üzerindeki Adalar Sitesi’nin hemen arkasında ise taş bir bina görürsünüz: Tel Dolap. Bilmeyenlerin pek uğramadığı Tel Dolap’ta, Gümüşlük koyundaki adalara karşı bir kadeh şarap içmek, yüksek sezonda Bodrum’un keşmekeşinden yorulanların yüreğine, en azından Bodrum merkezine geri adım atana dek, bir parça su serper. Güneşin batışını izler, içkinizi içer, ekolojik ve vejetaryen beslenme alışkanlıklarına uygun hazırlanmış menünün keyfini çıkarırsınız. Et ve balık düşkünlerini de mağdur etmeyen bu butik otelde birkaç gece geçirmeye niyetlenmeden önce, rezervasyon yaptırmayı ihmal etmeyin.
Eski Karakaya Köyü Yolu, Gümüşlük
(0252) 394 37 29
Keramos Sanat Evi
Türkan ve Yüksel Güner çifti emekli olup Bodrum’a yerleştikten sonra, öğrencilik yıllarından beri haşır neşir oldukları seramik atölyelerini Gümüşlük e taşımışlar. Keramos Sanat Evi, en alt kattaki atölyesi ve üst iki kattaki sergi salonlarıyla 500’den fazla eserin görülebileceği bir müze havasında. Üretkenliklerinden hiçbir şey kaybetmeyen çift, bugünlerde eylül ayında açacakları yeni serginin hazırlıkları içerisinde. Bodrum’a yolu düşen seramikseverler, önceden telefon ederek rengârenk çiçekler arasına gizlenmiş bu şirin atölyeyi ziyaret edebilir ve kapıları ziyaretçilere sonuna kadar açık atölyede üretim sürecine şahit olabilir.
Mindos Evleri (27 Evler) 20, Çukurbük, Gümüşlük
(0252) 388 69 36
Komodor Meze Evi
Manolya Komutan ve Ahmet Kunduz’un 34 yıldır beraber işlettiği Komodor Meze Evi, kış aylarında Bodrumluların ikinci adresi. 20 masası ve 60-70 kişilik kapasitesiyle yaz aylarında da konuklarını ağırlamaya devam eden restoranın menüsünü iki ortak hazırlıyor. Menüde taze balık çeşitleri ve yerel Bodrum yemeklerinin yanında, sarı mercimeği andıran özel bir bakla türü olan gambille ile yapılan ve üzerine kavrulmuş soğan, kırmızı biber ve pekmez dökülerek servis edilen fava; bir tür yabani sarımsak olan keçi körmen kullanılarak yapılan çingene salatası, kavurma ve ahtapot ızgaranın yanında; tarama, lakerda, çiroz ve yaprak ciğer de bulunuyor. Mekânın en belirleyici özelliği, her şeyin denizci usulü pişirilip sunulması ve uygun fiyatları.
Umurça Mahallesi Derviş Görgün Caddesi 23/c, Bodrum Merkez
(0252) 313 75 55
Deniz Aytekin
Temmuz 2010 Time Out Istanbul
Bu içerik Travel + Leisure dergisi Haziran 2010 sayısı Bodrum ekinden alınmıştır.
Pusulalar kıyı kentlerini gösterirken Ankara nın batısında 700 metre yükselikteki Beypazarı na uğramayı ve 600 yıllık Beypazarı Çarşısı nın atmosferini solumayı ihmal etmeyin.
Hititlerden bu yana pek çok uygarlığa yerleşim yeri olan Beypazarı, tarih boyunca Luwi, Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar’ın egemenliğinde kalmış köklü bir yerleşim yeri. Selçuklular döneminde, Bağdat - İstanbul yolu üzerindeki önemli merkezlerden biri olan kasaba, Germiyanoğlu Beyliği dönemde ise bügünkü Beytepe Mahallesi nde kurulmakta olan büyük bir pazar nedeniyle Beypazarı olarak anılmaya başlamış. Bir dönem iç göçler nedeniyle eski hareketliliğini yitirse de, geçirdiği restorasyonlardan sonra bugün Orta ve Batı Anadolu nun yeniden en renkli pazarı haline gelen Beypazarı Çarşısı, 6 asırdır varlığını koruyor. İpek Yolu üzerindeki konumu, doğal güzellikleri ve esintili yüksek rakımıyla sayfiye yeri olma özelliğini taşıyan Beypazarı’nın çarşısında özellikle el sanatlarına düşkün olanlar aradığını buluyor. 1884 deki büyük yangında kül olan çarşı, aslına uygun taş binalarıyla yeniden inşa edildi ve telkari işlemeciliği, bakırcılık, kalaycılık, demircilik, dericilik, kunduracılık, dokumacılık, yorgancılık, terzilik, marangozluk, saraçlık ve semercilik bu tarihi çarşıdaki faaliyet alanlarına devam etmeye başladı. Zaten çarşıdaki Dikiciler Sokağı, Demirciler Sokağı, Kuyumcular Sokağı, Şadırvan Sokağı, Bedesten Sokak, Hanlar Önü gibi sokak isimlerine dikkat edildiğinde burada her tür el işciliğinin uzmanlarının tezgah açtığı gözlerden kaçmıyor.
Almadan dönme
Beypazarı ndaki fırın ve pastanelerde göze çarpan ilk şey yöreye özgü, peksimet benzeri bir tür galeta olan ve kısaca kuru diye adlandırılan ‘Beypazarı Kurusu’. Gezginler, çay saati gelenler, ilaç öncesi ağzına bir şey atmak isteyenler için lezzetli bir atıştırmalık olan ‘kuru’nun dayanıklılığı bir yılı buluyor. Eskiden Beypazarı nda hemen her evde yapılan ve misafirlere ikram edilen Beypazarı Kurusu’nun tadına bir de burada bakmayı ve bavula birkaç paket atmayı ihmal etmeyin.
Buraya kadar gelmişken çarşının dikkat çeken telkâri işlerinin göz kırptığı tezgahlara sırtınızı dönmeyin; keza buradaki örnekler, işinin ehli ustaların elinden çıkıyor. Osmanlı döneminden bu yana usta - çırak ilişkisiyle günümüze kadar gelen yöreye özgü zanaatlardan biri olan telkâri, her ne kadar Mardin, Diyarbakır gibi kentlerle özdeşleşse de Beypazarı nda asırlardır sürdürülüyor. Tel haline getirilmiş altın ve gümüşü bükerek biçim verme sanatı olan telkâri, yaklaşık üç asır önce ahilik yoluyla yöreye gelmiş ve yerel ustaların elinde farklı bir biçim kazanmış.
Buraya kadar gelmişken
Bu kadar köklü ve hanlarla bezeli bir yerleşim yerinde mutfak kültürünün köklü olmasına şaşmamalı. Saray mutfağından örneklerin halen yaşatıldığı Beypazarı’nda, 600 yıldır aynı şekilde üretilen tarhana, havuç lokumu ve cevizli sucuğun tadına bakın. Tamamı tescilli olan 80 katlı baklava, etli güveç, mumbar dolması, tatlı sucuk, havuç lokumu, damarsız ve ince kara üzüm yaprağına sarılan etli dolmasıyla Beypazarı’nın yöresel mutfağı oldukça meşhur. Menüde göreceğiniz ‘yalkı’, ‘bici’, ‘göce’, ‘perçem’, ‘yarımca’, ‘kartalaç’, ‘bazlama ekmeği’, ‘oğmaç’, ‘tohma’, ‘yarımca’, ‘uruş kapaması’, ‘ebesüt’ gibi bir kısmı Türk Patent Enstitüsü ne kayıtlı yemekler arasında seçim yaparken zorlanabilirsiniz.Time Out Istanbul Ağustos 2010
Pusulalar kıyı kentlerini gösterirken Ankara nın batısında 700 metre yükselikteki Beypazarı na uğramayı ve 600 yıllık Beypazarı Çarşısı nın atmosferini solumayı ihmal etmeyin.
Hititlerden bu yana pek çok uygarlığa yerleşim yeri olan Beypazarı, tarih boyunca Luwi, Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar’ın egemenliğinde kalmış köklü bir yerleşim yeri. Selçuklular döneminde, Bağdat - İstanbul yolu üzerindeki önemli merkezlerden biri olan kasaba, Germiyanoğlu Beyliği dönemde ise bügünkü Beytepe Mahallesi nde kurulmakta olan büyük bir pazar nedeniyle Beypazarı olarak anılmaya başlamış. Bir dönem iç göçler nedeniyle eski hareketliliğini yitirse de, geçirdiği restorasyonlardan sonra bugün Orta ve Batı Anadolu nun yeniden en renkli pazarı haline gelen Beypazarı Çarşısı, 6 asırdır varlığını koruyor. İpek Yolu üzerindeki konumu, doğal güzellikleri ve esintili yüksek rakımıyla sayfiye yeri olma özelliğini taşıyan Beypazarı’nın çarşısında özellikle el sanatlarına düşkün olanlar aradığını buluyor. 1884 deki büyük yangında kül olan çarşı, aslına uygun taş binalarıyla yeniden inşa edildi ve telkari işlemeciliği, bakırcılık, kalaycılık, demircilik, dericilik, kunduracılık, dokumacılık, yorgancılık, terzilik, marangozluk, saraçlık ve semercilik bu tarihi çarşıdaki faaliyet alanlarına devam etmeye başladı. Zaten çarşıdaki Dikiciler Sokağı, Demirciler Sokağı, Kuyumcular Sokağı, Şadırvan Sokağı, Bedesten Sokak, Hanlar Önü gibi sokak isimlerine dikkat edildiğinde burada her tür el işciliğinin uzmanlarının tezgah açtığı gözlerden kaçmıyor.
Almadan dönme
Beypazarı ndaki fırın ve pastanelerde göze çarpan ilk şey yöreye özgü, peksimet benzeri bir tür galeta olan ve kısaca kuru diye adlandırılan ‘Beypazarı Kurusu’. Gezginler, çay saati gelenler, ilaç öncesi ağzına bir şey atmak isteyenler için lezzetli bir atıştırmalık olan ‘kuru’nun dayanıklılığı bir yılı buluyor. Eskiden Beypazarı nda hemen her evde yapılan ve misafirlere ikram edilen Beypazarı Kurusu’nun tadına bir de burada bakmayı ve bavula birkaç paket atmayı ihmal etmeyin.
Buraya kadar gelmişken çarşının dikkat çeken telkâri işlerinin göz kırptığı tezgahlara sırtınızı dönmeyin; keza buradaki örnekler, işinin ehli ustaların elinden çıkıyor. Osmanlı döneminden bu yana usta - çırak ilişkisiyle günümüze kadar gelen yöreye özgü zanaatlardan biri olan telkâri, her ne kadar Mardin, Diyarbakır gibi kentlerle özdeşleşse de Beypazarı nda asırlardır sürdürülüyor. Tel haline getirilmiş altın ve gümüşü bükerek biçim verme sanatı olan telkâri, yaklaşık üç asır önce ahilik yoluyla yöreye gelmiş ve yerel ustaların elinde farklı bir biçim kazanmış.
Buraya kadar gelmişken
Bu kadar köklü ve hanlarla bezeli bir yerleşim yerinde mutfak kültürünün köklü olmasına şaşmamalı. Saray mutfağından örneklerin halen yaşatıldığı Beypazarı’nda, 600 yıldır aynı şekilde üretilen tarhana, havuç lokumu ve cevizli sucuğun tadına bakın. Tamamı tescilli olan 80 katlı baklava, etli güveç, mumbar dolması, tatlı sucuk, havuç lokumu, damarsız ve ince kara üzüm yaprağına sarılan etli dolmasıyla Beypazarı’nın yöresel mutfağı oldukça meşhur. Menüde göreceğiniz ‘yalkı’, ‘bici’, ‘göce’, ‘perçem’, ‘yarımca’, ‘kartalaç’, ‘bazlama ekmeği’, ‘oğmaç’, ‘tohma’, ‘yarımca’, ‘uruş kapaması’, ‘ebesüt’ gibi bir kısmı Türk Patent Enstitüsü ne kayıtlı yemekler arasında seçim yaparken zorlanabilirsiniz.Time Out Istanbul Ağustos 2010
Pusulalar kıyı kentlerini gösterirken Ankara nın batısında 700 metre yükselikteki Beypazarı na uğramayı ve 600 yıllık Beypazarı Çarşısı nın atmosferini solumayı ihmal etmeyin.
Hititlerden bu yana pek çok uygarlığa yerleşim yeri olan Beypazarı, tarih boyunca Luwi, Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar’ın egemenliğinde kalmış köklü bir yerleşim yeri. Selçuklular döneminde, Bağdat - İstanbul yolu üzerindeki önemli merkezlerden biri olan kasaba, Germiyanoğlu Beyliği dönemde ise bügünkü Beytepe Mahallesi nde kurulmakta olan büyük bir pazar nedeniyle Beypazarı olarak anılmaya başlamış. Bir dönem iç göçler nedeniyle eski hareketliliğini yitirse de, geçirdiği restorasyonlardan sonra bugün Orta ve Batı Anadolu nun yeniden en renkli pazarı haline gelen Beypazarı Çarşısı, 6 asırdır varlığını koruyor. İpek Yolu üzerindeki konumu, doğal güzellikleri ve esintili yüksek rakımıyla sayfiye yeri olma özelliğini taşıyan Beypazarı’nın çarşısında özellikle el sanatlarına düşkün olanlar aradığını buluyor. 1884 deki büyük yangında kül olan çarşı, aslına uygun taş binalarıyla yeniden inşa edildi ve telkari işlemeciliği, bakırcılık, kalaycılık, demircilik, dericilik, kunduracılık, dokumacılık, yorgancılık, terzilik, marangozluk, saraçlık ve semercilik bu tarihi çarşıdaki faaliyet alanlarına devam etmeye başladı. Zaten çarşıdaki Dikiciler Sokağı, Demirciler Sokağı, Kuyumcular Sokağı, Şadırvan Sokağı, Bedesten Sokak, Hanlar Önü gibi sokak isimlerine dikkat edildiğinde burada her tür el işciliğinin uzmanlarının tezgah açtığı gözlerden kaçmıyor.
Almadan dönme
Beypazarı ndaki fırın ve pastanelerde göze çarpan ilk şey yöreye özgü, peksimet benzeri bir tür galeta olan ve kısaca kuru diye adlandırılan ‘Beypazarı Kurusu’. Gezginler, çay saati gelenler, ilaç öncesi ağzına bir şey atmak isteyenler için lezzetli bir atıştırmalık olan ‘kuru’nun dayanıklılığı bir yılı buluyor. Eskiden Beypazarı nda hemen her evde yapılan ve misafirlere ikram edilen Beypazarı Kurusu’nun tadına bir de burada bakmayı ve bavula birkaç paket atmayı ihmal etmeyin.
Buraya kadar gelmişken çarşının dikkat çeken telkâri işlerinin göz kırptığı tezgahlara sırtınızı dönmeyin; keza buradaki örnekler, işinin ehli ustaların elinden çıkıyor. Osmanlı döneminden bu yana usta - çırak ilişkisiyle günümüze kadar gelen yöreye özgü zanaatlardan biri olan telkâri, her ne kadar Mardin, Diyarbakır gibi kentlerle özdeşleşse de Beypazarı nda asırlardır sürdürülüyor. Tel haline getirilmiş altın ve gümüşü bükerek biçim verme sanatı olan telkâri, yaklaşık üç asır önce ahilik yoluyla yöreye gelmiş ve yerel ustaların elinde farklı bir biçim kazanmış.
Buraya kadar gelmişken
Bu kadar köklü ve hanlarla bezeli bir yerleşim yerinde mutfak kültürünün köklü olmasına şaşmamalı. Saray mutfağından örneklerin halen yaşatıldığı Beypazarı’nda, 600 yıldır aynı şekilde üretilen tarhana, havuç lokumu ve cevizli sucuğun tadına bakın. Tamamı tescilli olan 80 katlı baklava, etli güveç, mumbar dolması, tatlı sucuk, havuç lokumu, damarsız ve ince kara üzüm yaprağına sarılan etli dolmasıyla Beypazarı’nın yöresel mutfağı oldukça meşhur. Menüde göreceğiniz ‘yalkı’, ‘bici’, ‘göce’, ‘perçem’, ‘yarımca’, ‘kartalaç’, ‘bazlama ekmeği’, ‘oğmaç’, ‘tohma’, ‘yarımca’, ‘uruş kapaması’, ‘ebesüt’ gibi bir kısmı Türk Patent Enstitüsü ne kayıtlı yemekler arasında seçim yaparken zorlanabilirsiniz.Time Out Istanbul Ağustos 2010
Alaçatı nın öne çıkan mekânları
Temmuz 2010 - Time Out Istanbul
Rüzgarın gücünü arkasına alan Alaçatı, hızla yazın gözde tatil beldelerinden biri oldu. Sörfçülere kucak açan denizinin yanı sıra şık otelleri ve stil sahibi yeme-içme mekânlarıyla da Alaçatı, gezginleri Ege nin çekiciliğine yakışır biçimde ağırlıyor.
Agrilia
Agrilia, Alaçatı bugünkü şöhretine kavuşmadan evvel de vardı. 1998 de eski bir tütün deposunda kurulduğu günden itibaren bir klasiğe dönüştü, Alaçatı yı da bambaşka bir yere dönüştürdü. Safranlı tulum, reçelli lor peyniri gibi sıradışı tatlarla bezeli kahvaltısı çok meşhur.
(0232) 716 85 94
Kemalpaşa Caddesi 75, Alaçatı
Su dan Restoran
130 yıllık taş binasının asırlık asma ağaçlarıyla gölgelenen bahçesinde beş yıldır hizmet veriyor Su dan Restoran. Menü, Ege mutfak alışkanlıklarıyla farklı kültürlerin mutfaklarının deneysel bir harmanı. Deniz mahsülleri ile Ege otlarının bir arada kullanıldığı yemekler özel ilgiyi hak ediyor.
(0232) 716 77 97
Hacımemiş Mahallesi 2012 Sokak 22, Alaçatı
Yaya
Meyve ağaçlarıyla dolu kocaman bahçesiyle Yaya nın, Alaçatı nın en gözde mekânları arasına girmesi zor olmadı. İyi yemek ve kaliteli müzik de işin içine dahil olunca Yaya nın hatırısayılır bir müdavim kitlesi oluştu. Bu sene menüye odun fırınında pişmiş pizzalar ve ekmekler eklendi.
(0232) 716 76 53
Kemalpaşa Caddesi 86/A, Alaçatı
Orta Kahve
Sailors Otel Meydan ın kaldırım kahvesi modundaki Orta Kahve si dut ağaçlarının altında hoş bir ambiyans sunuyor. Orta Kahve, ayva yaprağı, gülfatma, karabaş otu gibi bitkilerden oluşan özel çayları, zeytinyağlı zengini kahvaltıları, limonatası ve sakızlı muhallebisiyle kendine has bir tarz oluşturmuş durumda.
(0232) 716 87 65
Kemalpaşa Caddesi 66, Alaçatı
Şarabi
İstanbul da ünlenen Şarabi, Alaçatı ya yelken açtı. Menüsünde restoranın adına ilham kaynağı olan renkli şarap kavının yanında Akdeniz mutfağından hafif esintiler var. Beslenme uzmanlarınca hazırlanmış İnce Menü formunu korurken damak tadından vazgeçmek istemeyenlere hitap ediyor.
(0232) 716 96 59
Yeni Mecidiye Mahallesi, Kemal Paşa Caddesi 107, Alaçatı
Köşe Kahve
Damla sakızlı kahvesi, lavantalı limonatası, taptaze adaçayı, sır tarifli nefis tartları ile Alaçatı da hoş ve özgün bir köşe sunuyor Köşe Kahve. Güleryüzlü çalışanları konukların da yüzünü güldürüyor. Denizden sonra yorgunluk atmak için bire bir.
(0232) 716 04 13
Kemalpaşa Caddesi 41/A, Alaçatı
Sefahathane
İstanbul gece hayatının uğraklarından Sefahathane yaz gelince bavulunu toplayıp Atlas Pasajı ndan Alaçatı ya göçüyor. Burası İstanbul daki gibi ufak tefek bir mekân değil. Kocaman bir bahçesi, havuzu, bir de restoranı var. Akşam 16.00 dan sonra havuz başında kokteyl saati başlıyor.
(0232) 716 60 25
Yeni Mecidiye Mahallesi Kemalpaşa Caddesi 110, Alaçatı
15 Eylül Kıraathanesi
Adı öyle olsa da kıraathanelik günleri mazide kaldı. Artık 15 Eylül Kıraathanesi burgerleri ve makarnalarıyla nam salmış bir Alaçatı kafesi. Geç saatlere kadar eğlencelerin favorisi Yasak Elma isimli kokteyl.
(0232) 716 03 28
Kemalpaşa Caddesi 47/A, Alaçatı
El Beso Restaurant & Bar
Alaçatı nın taze mekânlarından El Beso, tek sezonda epey sükse yaptı. Öyle ki Alaçatı dan İstanbul a transfer olarak alışkanlıkları terse çevirdi. Akdeniz mutfağından oluşan geniş menüsü ve ev yapımı İtalyan dondurması gelato ların bu başarıda payı büyük. Yemek saatleri bitince DJ performanslarıyla hareketlenen ortam da etkili tabii.
(0232) 716 85 90
Yenimecidiye Mahallesi Çamlıkuyu Sokak 2, Alaçatı
Maria’nın Bahçesi
Maria nın Bahçesi, İstanbul’dan sonra 150 yıllık eski bir Rum evinde kapılarını açtı. Maria nın Alaçatı daki bahçesi portakal, limon ve nar ağaçlarıyla çevrili. Menü Alaçatı ruhuna uygun Ege lezzetleri ve dünya mutfağından seçkin yemeklerle dolu.
(0232) 716 05 75
Kemalpaşa Caddesi 1, Alaçatı
Alaçatı nın öne çıkan mekânları
Temmuz 2010 - Time Out Istanbul
Rüzgarın gücünü arkasına alan Alaçatı, hızla yazın gözde tatil beldelerinden biri oldu. Sörfçülere kucak açan denizinin yanı sıra şık otelleri ve stil sahibi yeme-içme mekânlarıyla da Alaçatı, gezginleri Ege nin çekiciliğine yakışır biçimde ağırlıyor.
Agrilia
Agrilia, Alaçatı bugünkü şöhretine kavuşmadan evvel de vardı. 1998 de eski bir tütün deposunda kurulduğu günden itibaren bir klasiğe dönüştü, Alaçatı yı da bambaşka bir yere dönüştürdü. Safranlı tulum, reçelli lor peyniri gibi sıradışı tatlarla bezeli kahvaltısı çok meşhur.
(0232) 716 85 94
Kemalpaşa Caddesi 75, Alaçatı
Su dan Restoran
130 yıllık taş binasının asırlık asma ağaçlarıyla gölgelenen bahçesinde beş yıldır hizmet veriyor Su dan Restoran. Menü, Ege mutfak alışkanlıklarıyla farklı kültürlerin mutfaklarının deneysel bir harmanı. Deniz mahsülleri ile Ege otlarının bir arada kullanıldığı yemekler özel ilgiyi hak ediyor.
(0232) 716 77 97
Hacımemiş Mahallesi 2012 Sokak 22, Alaçatı
Yaya
Meyve ağaçlarıyla dolu kocaman bahçesiyle Yaya nın, Alaçatı nın en gözde mekânları arasına girmesi zor olmadı. İyi yemek ve kaliteli müzik de işin içine dahil olunca Yaya nın hatırısayılır bir müdavim kitlesi oluştu. Bu sene menüye odun fırınında pişmiş pizzalar ve ekmekler eklendi.
(0232) 716 76 53
Kemalpaşa Caddesi 86/A, Alaçatı
Orta Kahve
Sailors Otel Meydan ın kaldırım kahvesi modundaki Orta Kahve si dut ağaçlarının altında hoş bir ambiyans sunuyor. Orta Kahve, ayva yaprağı, gülfatma, karabaş otu gibi bitkilerden oluşan özel çayları, zeytinyağlı zengini kahvaltıları, limonatası ve sakızlı muhallebisiyle kendine has bir tarz oluşturmuş durumda.
(0232) 716 87 65
Kemalpaşa Caddesi 66, Alaçatı
Şarabi
İstanbul da ünlenen Şarabi, Alaçatı ya yelken açtı. Menüsünde restoranın adına ilham kaynağı olan renkli şarap kavının yanında Akdeniz mutfağından hafif esintiler var. Beslenme uzmanlarınca hazırlanmış İnce Menü formunu korurken damak tadından vazgeçmek istemeyenlere hitap ediyor.
(0232) 716 96 59
Yeni Mecidiye Mahallesi, Kemal Paşa Caddesi 107, Alaçatı
Köşe Kahve
Damla sakızlı kahvesi, lavantalı limonatası, taptaze adaçayı, sır tarifli nefis tartları ile Alaçatı da hoş ve özgün bir köşe sunuyor Köşe Kahve. Güleryüzlü çalışanları konukların da yüzünü güldürüyor. Denizden sonra yorgunluk atmak için bire bir.
(0232) 716 04 13
Kemalpaşa Caddesi 41/A, Alaçatı
Sefahathane
İstanbul gece hayatının uğraklarından Sefahathane yaz gelince bavulunu toplayıp Atlas Pasajı ndan Alaçatı ya göçüyor. Burası İstanbul daki gibi ufak tefek bir mekân değil. Kocaman bir bahçesi, havuzu, bir de restoranı var. Akşam 16.00 dan sonra havuz başında kokteyl saati başlıyor.
(0232) 716 60 25
Yeni Mecidiye Mahallesi Kemalpaşa Caddesi 110, Alaçatı
15 Eylül Kıraathanesi
Adı öyle olsa da kıraathanelik günleri mazide kaldı. Artık 15 Eylül Kıraathanesi burgerleri ve makarnalarıyla nam salmış bir Alaçatı kafesi. Geç saatlere kadar eğlencelerin favorisi Yasak Elma isimli kokteyl.
(0232) 716 03 28
Kemalpaşa Caddesi 47/A, Alaçatı
El Beso Restaurant & Bar
Alaçatı nın taze mekânlarından El Beso, tek sezonda epey sükse yaptı. Öyle ki Alaçatı dan İstanbul a transfer olarak alışkanlıkları terse çevirdi. Akdeniz mutfağından oluşan geniş menüsü ve ev yapımı İtalyan dondurması gelato ların bu başarıda payı büyük. Yemek saatleri bitince DJ performanslarıyla hareketlenen ortam da etkili tabii.
(0232) 716 85 90
Yenimecidiye Mahallesi Çamlıkuyu Sokak 2, Alaçatı
Maria’nın Bahçesi
Maria nın Bahçesi, İstanbul’dan sonra 150 yıllık eski bir Rum evinde kapılarını açtı. Maria nın Alaçatı daki bahçesi portakal, limon ve nar ağaçlarıyla çevrili. Menü Alaçatı ruhuna uygun Ege lezzetleri ve dünya mutfağından seçkin yemeklerle dolu.
(0232) 716 05 75
Kemalpaşa Caddesi 1, Alaçatı
Alaçatı nın öne çıkan mekânları
Temmuz 2010 - Time Out Istanbul
Rüzgarın gücünü arkasına alan Alaçatı, hızla yazın gözde tatil beldelerinden biri oldu. Sörfçülere kucak açan denizinin yanı sıra şık otelleri ve stil sahibi yeme-içme mekânlarıyla da Alaçatı, gezginleri Ege nin çekiciliğine yakışır biçimde ağırlıyor.
Agrilia
Agrilia, Alaçatı bugünkü şöhretine kavuşmadan evvel de vardı. 1998 de eski bir tütün deposunda kurulduğu günden itibaren bir klasiğe dönüştü, Alaçatı yı da bambaşka bir yere dönüştürdü. Safranlı tulum, reçelli lor peyniri gibi sıradışı tatlarla bezeli kahvaltısı çok meşhur.
(0232) 716 85 94
Kemalpaşa Caddesi 75, Alaçatı
Su dan Restoran
130 yıllık taş binasının asırlık asma ağaçlarıyla gölgelenen bahçesinde beş yıldır hizmet veriyor Su dan Restoran. Menü, Ege mutfak alışkanlıklarıyla farklı kültürlerin mutfaklarının deneysel bir harmanı. Deniz mahsülleri ile Ege otlarının bir arada kullanıldığı yemekler özel ilgiyi hak ediyor.
(0232) 716 77 97
Hacımemiş Mahallesi 2012 Sokak 22, Alaçatı
Yaya
Meyve ağaçlarıyla dolu kocaman bahçesiyle Yaya nın, Alaçatı nın en gözde mekânları arasına girmesi zor olmadı. İyi yemek ve kaliteli müzik de işin içine dahil olunca Yaya nın hatırısayılır bir müdavim kitlesi oluştu. Bu sene menüye odun fırınında pişmiş pizzalar ve ekmekler eklendi.
(0232) 716 76 53
Kemalpaşa Caddesi 86/A, Alaçatı
Orta Kahve
Sailors Otel Meydan ın kaldırım kahvesi modundaki Orta Kahve si dut ağaçlarının altında hoş bir ambiyans sunuyor. Orta Kahve, ayva yaprağı, gülfatma, karabaş otu gibi bitkilerden oluşan özel çayları, zeytinyağlı zengini kahvaltıları, limonatası ve sakızlı muhallebisiyle kendine has bir tarz oluşturmuş durumda.
(0232) 716 87 65
Kemalpaşa Caddesi 66, Alaçatı
Şarabi
İstanbul da ünlenen Şarabi, Alaçatı ya yelken açtı. Menüsünde restoranın adına ilham kaynağı olan renkli şarap kavının yanında Akdeniz mutfağından hafif esintiler var. Beslenme uzmanlarınca hazırlanmış İnce Menü formunu korurken damak tadından vazgeçmek istemeyenlere hitap ediyor.
(0232) 716 96 59
Yeni Mecidiye Mahallesi, Kemal Paşa Caddesi 107, Alaçatı
Köşe Kahve
Damla sakızlı kahvesi, lavantalı limonatası, taptaze adaçayı, sır tarifli nefis tartları ile Alaçatı da hoş ve özgün bir köşe sunuyor Köşe Kahve. Güleryüzlü çalışanları konukların da yüzünü güldürüyor. Denizden sonra yorgunluk atmak için bire bir.
(0232) 716 04 13
Kemalpaşa Caddesi 41/A, Alaçatı
Sefahathane
İstanbul gece hayatının uğraklarından Sefahathane yaz gelince bavulunu toplayıp Atlas Pasajı ndan Alaçatı ya göçüyor. Burası İstanbul daki gibi ufak tefek bir mekân değil. Kocaman bir bahçesi, havuzu, bir de restoranı var. Akşam 16.00 dan sonra havuz başında kokteyl saati başlıyor.
(0232) 716 60 25
Yeni Mecidiye Mahallesi Kemalpaşa Caddesi 110, Alaçatı
15 Eylül Kıraathanesi
Adı öyle olsa da kıraathanelik günleri mazide kaldı. Artık 15 Eylül Kıraathanesi burgerleri ve makarnalarıyla nam salmış bir Alaçatı kafesi. Geç saatlere kadar eğlencelerin favorisi Yasak Elma isimli kokteyl.
(0232) 716 03 28
Kemalpaşa Caddesi 47/A, Alaçatı
El Beso Restaurant & Bar
Alaçatı nın taze mekânlarından El Beso, tek sezonda epey sükse yaptı. Öyle ki Alaçatı dan İstanbul a transfer olarak alışkanlıkları terse çevirdi. Akdeniz mutfağından oluşan geniş menüsü ve ev yapımı İtalyan dondurması gelato ların bu başarıda payı büyük. Yemek saatleri bitince DJ performanslarıyla hareketlenen ortam da etkili tabii.
(0232) 716 85 90
Yenimecidiye Mahallesi Çamlıkuyu Sokak 2, Alaçatı
Maria’nın Bahçesi
Maria nın Bahçesi, İstanbul’dan sonra 150 yıllık eski bir Rum evinde kapılarını açtı. Maria nın Alaçatı daki bahçesi portakal, limon ve nar ağaçlarıyla çevrili. Menü Alaçatı ruhuna uygun Ege lezzetleri ve dünya mutfağından seçkin yemeklerle dolu.
(0232) 716 05 75
Kemalpaşa Caddesi 1, Alaçatı
Geçmişten günümüze 10 farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış Kapadokya, 429 tescilli yapısı ve 64 SİT alanıyla Dünya Kültür Mirası listesinde.
DEVAMI
Yılın dört mevsimi, Kapadokya mevsimi. Bembeyaz karla örtülüyken de bağbozumunu müjdeleyen sonbaharda da güzel Kapadokya. Bu güzelliğin zirvesi Uçhisar. Sadece mecazi anlamda değil, Kapadokya yı en tepeden görmek için tırmanılacak yegane yer, Hititler döneminde dev bir kayaya oyulmuş Uçhisar Kalesi. Tırmanış yorucu da olsa manzaraya değer. Uçhisar ın Güvencinlik Vadisi nde sabah yürüyüşlerine güvercinler rehberlik ediyor. Şansı olanlar ağaçkakanlara da rastlıyor.
Günleri değerlendirmek için alternatifler çok olsa da Uçhisar da asla kaçırılmaması gereken bir macera var. O da balonla Kapadokya turu. Rüzgar, Kapadokya yı dünyanın balonla seyahate en uygun yerlerinden biri olmayı bahşetmiş. Bir ila bir buçuk saat arası süren balon turlarına her yıl, çoğunluğu yabancı, 70 ile 80 bin arası turist katılıyor. Gündoğumunda göğe yükselen rengarenk balonlarla Güzel Atlar Ülkesi ni boydan boya geçtikten sonra şampanyalar patlıyor.
Kapadokya nın ismini Pers dilinde Güzel Atlar Ülkesi anlamına gelen bir sözcükten aldığı söylenir, bazıları ise bu fikre şiddetle karşı çıkar. Varsın olsun, bu şairane varsayım Kapadokya ya çok yakışıyor.
Göreme, Anadolu nun en eski yerleşim yerlerinden. Bugünse peribacalarının içine kurulmuş evlerden oluşan, ikibin kişilik bir kasaba. Meşhur Göreme halı ve kilimlerini yöresel dükkanlarda görenlerin bu el yapımı halılara aşık olmaması ne mümkün?
Göreme Açık Hava Müzesi, Hristiyanlar için tarihi öneme sahip kutsal bir din merkezi. Kiliseleri ve manastırlarıyla yedinci yüzyıldan onbirinci yüzyıla kadar olan dönemin Hristiyan mimarisini özetliyor. Peribacalarının en yoğun olduğu Zelve ise dokuzuncu ve onüçüncü yüzyıllar arasında Hristiyanların önemli yerleşim merkezlerinden biri olmuş. Üç vadili Zelve deki Direkli Kilise buradaki manastır hayatının ilk yıllarından kalma.
Kızılırmak kenarına kurulu Avanos, Kapadokya gezilerinin olmazsa olmaz durağı. Avanos u meşhur kılan Kızılırmak ın kırmızı çamurundan yapılma çanak çömlekleri. Bu sanatın 7000 yıllık bir mazisi var, ucu ta Hitit uygarlığına dayanıyor. Kasabanın ara sokakları çanak çömlek atölyeleriyle dolu. Atölyeler ise içlerinde gizli sanatçıyı ortaya çıkarmak için tezgaha oturup, ellerini kırmızı çamura bulamış gezginlerle...
Ürgüp, zihinlerdeki Kapadokya nın en popüler imgesi, şapkalı peribacalarının memleketi. Kiliseden kervansaraya bolca tarihi eser ve kayalara oyulmuş evleri Ürgüp ü daha da zenginleştiriyor. Tabi bir de enfes şarabı. Kapadokya nın meşhur şaraplarının çoğu Ürgüp ten çıkma. Eylül ayında başlayıp Ekim sonlarına dek süren bağbozumu, yörenin en çok ziyaretçi ağırladığı dönem. Bağbozumu dışında da Kapadokya nın tüflü topraklarının üzüme verdiği ayrıcalığı, tadıyla ve kokusuyla taşıyan şarapların tadına bakmadan bu toprakları terk etmek büyük kayıp olur.
Kapadokya nın dozunda bir tedirginlikle beraber sonsuz bir zevk veren bir diğer aktivitesi yeraltı şehirlerini gezmek. Hristiyanların Roma ve Arap zulmünden korunmak için yumuşak tüf kayalara oydukları yeraltı şehirlerinin en meşhuru Nevşehir in 19 kilometre batısındaki Kaymaklı. Antik adıyla Enegüb. Kaymaklı Kalesi nin altına oyulmuş sekiz katlı yeraltı şehrinin dört katı ziyarete açık. Bu yeraltı şehrinin kasabadaki bütün evlere gizli tünellerle bağlandığını bilmek dehşet verici. Kaymaklı ya adını veren meşhur kurutulmuş kaymağı. Balla, şerbetle tatlandırılan kuru kaymak kahvaltıların baş tacı. Kaymaklı ya dokuz kilometre uzaklıktaki Derinkuyu bir başka yeraltı şehri. Sekizinci kata kadar inen dar koridorları her an nefessiz kalacak gibi hissettiriyor. Ama yuvarlak taştan kapılar aslında özel ve kusursuz işleyen bir havalandırma sistem. Kısacası endişeye mahal yok. Yoğun aksiyondan sonra hâlâ enerjisi olanlar Derinkuyu dan sonra Ihlara Vadisi ne; olmayanlar güç toplamak üzere Kapadokya nın dillere destan zenginlikteki mutfağını keşfetmeye buyursunlar. Testi kebabı, çömlekte pişmiş kurufasülye, söğürme, sac kavurma, güveç... Ne yenirse yiyin, yanında tandır ekmeği ve buz gibi yayık ayranı istemeyi ihmal etmeyin. Time Out Istanbul - Elif Eren
Geçmişten günümüze 10 farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış Kapadokya, 429 tescilli yapısı ve 64 SİT alanıyla Dünya Kültür Mirası listesinde.
DEVAMI
Yılın dört mevsimi, Kapadokya mevsimi. Bembeyaz karla örtülüyken de bağbozumunu müjdeleyen sonbaharda da güzel Kapadokya. Bu güzelliğin zirvesi Uçhisar. Sadece mecazi anlamda değil, Kapadokya yı en tepeden görmek için tırmanılacak yegane yer, Hititler döneminde dev bir kayaya oyulmuş Uçhisar Kalesi. Tırmanış yorucu da olsa manzaraya değer. Uçhisar ın Güvencinlik Vadisi nde sabah yürüyüşlerine güvercinler rehberlik ediyor. Şansı olanlar ağaçkakanlara da rastlıyor.
Günleri değerlendirmek için alternatifler çok olsa da Uçhisar da asla kaçırılmaması gereken bir macera var. O da balonla Kapadokya turu. Rüzgar, Kapadokya yı dünyanın balonla seyahate en uygun yerlerinden biri olmayı bahşetmiş. Bir ila bir buçuk saat arası süren balon turlarına her yıl, çoğunluğu yabancı, 70 ile 80 bin arası turist katılıyor. Gündoğumunda göğe yükselen rengarenk balonlarla Güzel Atlar Ülkesi ni boydan boya geçtikten sonra şampanyalar patlıyor.
Kapadokya nın ismini Pers dilinde Güzel Atlar Ülkesi anlamına gelen bir sözcükten aldığı söylenir, bazıları ise bu fikre şiddetle karşı çıkar. Varsın olsun, bu şairane varsayım Kapadokya ya çok yakışıyor.
Göreme, Anadolu nun en eski yerleşim yerlerinden. Bugünse peribacalarının içine kurulmuş evlerden oluşan, ikibin kişilik bir kasaba. Meşhur Göreme halı ve kilimlerini yöresel dükkanlarda görenlerin bu el yapımı halılara aşık olmaması ne mümkün?
Göreme Açık Hava Müzesi, Hristiyanlar için tarihi öneme sahip kutsal bir din merkezi. Kiliseleri ve manastırlarıyla yedinci yüzyıldan onbirinci yüzyıla kadar olan dönemin Hristiyan mimarisini özetliyor. Peribacalarının en yoğun olduğu Zelve ise dokuzuncu ve onüçüncü yüzyıllar arasında Hristiyanların önemli yerleşim merkezlerinden biri olmuş. Üç vadili Zelve deki Direkli Kilise buradaki manastır hayatının ilk yıllarından kalma.
Kızılırmak kenarına kurulu Avanos, Kapadokya gezilerinin olmazsa olmaz durağı. Avanos u meşhur kılan Kızılırmak ın kırmızı çamurundan yapılma çanak çömlekleri. Bu sanatın 7000 yıllık bir mazisi var, ucu ta Hitit uygarlığına dayanıyor. Kasabanın ara sokakları çanak çömlek atölyeleriyle dolu. Atölyeler ise içlerinde gizli sanatçıyı ortaya çıkarmak için tezgaha oturup, ellerini kırmızı çamura bulamış gezginlerle...
Ürgüp, zihinlerdeki Kapadokya nın en popüler imgesi, şapkalı peribacalarının memleketi. Kiliseden kervansaraya bolca tarihi eser ve kayalara oyulmuş evleri Ürgüp ü daha da zenginleştiriyor. Tabi bir de enfes şarabı. Kapadokya nın meşhur şaraplarının çoğu Ürgüp ten çıkma. Eylül ayında başlayıp Ekim sonlarına dek süren bağbozumu, yörenin en çok ziyaretçi ağırladığı dönem. Bağbozumu dışında da Kapadokya nın tüflü topraklarının üzüme verdiği ayrıcalığı, tadıyla ve kokusuyla taşıyan şarapların tadına bakmadan bu toprakları terk etmek büyük kayıp olur.
Kapadokya nın dozunda bir tedirginlikle beraber sonsuz bir zevk veren bir diğer aktivitesi yeraltı şehirlerini gezmek. Hristiyanların Roma ve Arap zulmünden korunmak için yumuşak tüf kayalara oydukları yeraltı şehirlerinin en meşhuru Nevşehir in 19 kilometre batısındaki Kaymaklı. Antik adıyla Enegüb. Kaymaklı Kalesi nin altına oyulmuş sekiz katlı yeraltı şehrinin dört katı ziyarete açık. Bu yeraltı şehrinin kasabadaki bütün evlere gizli tünellerle bağlandığını bilmek dehşet verici. Kaymaklı ya adını veren meşhur kurutulmuş kaymağı. Balla, şerbetle tatlandırılan kuru kaymak kahvaltıların baş tacı. Kaymaklı ya dokuz kilometre uzaklıktaki Derinkuyu bir başka yeraltı şehri. Sekizinci kata kadar inen dar koridorları her an nefessiz kalacak gibi hissettiriyor. Ama yuvarlak taştan kapılar aslında özel ve kusursuz işleyen bir havalandırma sistem. Kısacası endişeye mahal yok. Yoğun aksiyondan sonra hâlâ enerjisi olanlar Derinkuyu dan sonra Ihlara Vadisi ne; olmayanlar güç toplamak üzere Kapadokya nın dillere destan zenginlikteki mutfağını keşfetmeye buyursunlar. Testi kebabı, çömlekte pişmiş kurufasülye, söğürme, sac kavurma, güveç... Ne yenirse yiyin, yanında tandır ekmeği ve buz gibi yayık ayranı istemeyi ihmal etmeyin. Time Out Istanbul - Elif Eren
Geçmişten günümüze 10 farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış Kapadokya, 429 tescilli yapısı ve 64 SİT alanıyla Dünya Kültür Mirası listesinde.
DEVAMI
Yılın dört mevsimi, Kapadokya mevsimi. Bembeyaz karla örtülüyken de bağbozumunu müjdeleyen sonbaharda da güzel Kapadokya. Bu güzelliğin zirvesi Uçhisar. Sadece mecazi anlamda değil, Kapadokya yı en tepeden görmek için tırmanılacak yegane yer, Hititler döneminde dev bir kayaya oyulmuş Uçhisar Kalesi. Tırmanış yorucu da olsa manzaraya değer. Uçhisar ın Güvencinlik Vadisi nde sabah yürüyüşlerine güvercinler rehberlik ediyor. Şansı olanlar ağaçkakanlara da rastlıyor.
Günleri değerlendirmek için alternatifler çok olsa da Uçhisar da asla kaçırılmaması gereken bir macera var. O da balonla Kapadokya turu. Rüzgar, Kapadokya yı dünyanın balonla seyahate en uygun yerlerinden biri olmayı bahşetmiş. Bir ila bir buçuk saat arası süren balon turlarına her yıl, çoğunluğu yabancı, 70 ile 80 bin arası turist katılıyor. Gündoğumunda göğe yükselen rengarenk balonlarla Güzel Atlar Ülkesi ni boydan boya geçtikten sonra şampanyalar patlıyor.
Kapadokya nın ismini Pers dilinde Güzel Atlar Ülkesi anlamına gelen bir sözcükten aldığı söylenir, bazıları ise bu fikre şiddetle karşı çıkar. Varsın olsun, bu şairane varsayım Kapadokya ya çok yakışıyor.
Göreme, Anadolu nun en eski yerleşim yerlerinden. Bugünse peribacalarının içine kurulmuş evlerden oluşan, ikibin kişilik bir kasaba. Meşhur Göreme halı ve kilimlerini yöresel dükkanlarda görenlerin bu el yapımı halılara aşık olmaması ne mümkün?
Göreme Açık Hava Müzesi, Hristiyanlar için tarihi öneme sahip kutsal bir din merkezi. Kiliseleri ve manastırlarıyla yedinci yüzyıldan onbirinci yüzyıla kadar olan dönemin Hristiyan mimarisini özetliyor. Peribacalarının en yoğun olduğu Zelve ise dokuzuncu ve onüçüncü yüzyıllar arasında Hristiyanların önemli yerleşim merkezlerinden biri olmuş. Üç vadili Zelve deki Direkli Kilise buradaki manastır hayatının ilk yıllarından kalma.
Kızılırmak kenarına kurulu Avanos, Kapadokya gezilerinin olmazsa olmaz durağı. Avanos u meşhur kılan Kızılırmak ın kırmızı çamurundan yapılma çanak çömlekleri. Bu sanatın 7000 yıllık bir mazisi var, ucu ta Hitit uygarlığına dayanıyor. Kasabanın ara sokakları çanak çömlek atölyeleriyle dolu. Atölyeler ise içlerinde gizli sanatçıyı ortaya çıkarmak için tezgaha oturup, ellerini kırmızı çamura bulamış gezginlerle...
Ürgüp, zihinlerdeki Kapadokya nın en popüler imgesi, şapkalı peribacalarının memleketi. Kiliseden kervansaraya bolca tarihi eser ve kayalara oyulmuş evleri Ürgüp ü daha da zenginleştiriyor. Tabi bir de enfes şarabı. Kapadokya nın meşhur şaraplarının çoğu Ürgüp ten çıkma. Eylül ayında başlayıp Ekim sonlarına dek süren bağbozumu, yörenin en çok ziyaretçi ağırladığı dönem. Bağbozumu dışında da Kapadokya nın tüflü topraklarının üzüme verdiği ayrıcalığı, tadıyla ve kokusuyla taşıyan şarapların tadına bakmadan bu toprakları terk etmek büyük kayıp olur.
Kapadokya nın dozunda bir tedirginlikle beraber sonsuz bir zevk veren bir diğer aktivitesi yeraltı şehirlerini gezmek. Hristiyanların Roma ve Arap zulmünden korunmak için yumuşak tüf kayalara oydukları yeraltı şehirlerinin en meşhuru Nevşehir in 19 kilometre batısındaki Kaymaklı. Antik adıyla Enegüb. Kaymaklı Kalesi nin altına oyulmuş sekiz katlı yeraltı şehrinin dört katı ziyarete açık. Bu yeraltı şehrinin kasabadaki bütün evlere gizli tünellerle bağlandığını bilmek dehşet verici. Kaymaklı ya adını veren meşhur kurutulmuş kaymağı. Balla, şerbetle tatlandırılan kuru kaymak kahvaltıların baş tacı. Kaymaklı ya dokuz kilometre uzaklıktaki Derinkuyu bir başka yeraltı şehri. Sekizinci kata kadar inen dar koridorları her an nefessiz kalacak gibi hissettiriyor. Ama yuvarlak taştan kapılar aslında özel ve kusursuz işleyen bir havalandırma sistem. Kısacası endişeye mahal yok. Yoğun aksiyondan sonra hâlâ enerjisi olanlar Derinkuyu dan sonra Ihlara Vadisi ne; olmayanlar güç toplamak üzere Kapadokya nın dillere destan zenginlikteki mutfağını keşfetmeye buyursunlar. Testi kebabı, çömlekte pişmiş kurufasülye, söğürme, sac kavurma, güveç... Ne yenirse yiyin, yanında tandır ekmeği ve buz gibi yayık ayranı istemeyi ihmal etmeyin. Time Out Istanbul - Elif Eren
Yonca Lodge - Yanıklar/Fethiye
Yonca Lodge Otel kalabalıktan uzaklaşabileceğiniz, deniz kenarında sakin ve neşeli bir işletme. Çevre doğal, manzara güzel..Önü deniz, solu endemik sığla ağacı ormanı, sağında yaban saz tavukları, kaplumbağaları ile küçük bir dere, arkasında ise dağ manzarası var. Çevresindeki doğal yaşama da, misafirlerin beklentilerine de aynı oranda saygılı. Her türlü ihtiyacın düşünüldüğü ferah ve konforlu odalar geniş meyve bahçesi içinde yer alıyor. Kumsal,hayli geniş. Ağaç gölgelerinde hamaklar, şezlonglar ve her yanı deniz manzarası olan köşkler keyifli. Restoran derenin denize kavuştuğu sakin köşede yer alıyor. Masalar ağaçların arasında, yıldızların altında, kumsalda, dere kenarında kuruluyor. Günbatımında etkinlikler, akşam kumsal ateşi, daha çok müzik de neşeli köşede.
HIP’s TIPs
Haftanın belli günleri yörenin “keşkek” gibi özel yemekleri hazırlanıyor. Ana yemekler: civarda avlanan deniz ürünleri, zeytinyağlılar, bahçeden bol salata ve mezeler. Ayrıca sebze yemekleri ve yöresel tatlar da mevcut.
Bu otel sayfası 6250 kere ziyaret edilmiştir.
![]() | Bahçe | ![]() | Bar-kafe | ||
![]() | ekolojik otel | ![]() | Faks | ||
![]() | Kredi kart ile ödeme | ![]() | Restaurant | ||
![]() | Telefon | ![]() | Tüm yıl açık |
Promosyon ve Aktiviteler
ButikOtellerRehberi.com indirimi
Yonca Lodge – Fethiye
Erken check-in (Giriş
Geç check-out (Çıkış)
Konaklama indirimi % 10
Balayı çiftlerine ODAYA ŞARAP, MEYVE, GEÇ ÇIKIŞ, ÜCRETSİZ ÖZEL GÜNLÜK AKTİVİTELER & TURLAR
Otel Restoranı / Bar indirimi % 10 ve YEMEKLE BİR ŞİŞE ŞARAP
Otel’de kalan konuklar için DESPERADO RANCH AT ÇİFTLİĞİNDE BİNİCİLİK EĞİTİMİ YADA GÜNLÜK TURLARDA % 10 İNDİRİM
HIP Card için konuklara sunulan tüm avantajlar yeni yıl, bayramlar, resmi tatiller, sevgililer günü vb. özel günleri de kapsamaktadır.
HIP CARD sahibi olmak için,
+90 212 269 4888 NO'LU TELEFONUMUZU ARAYABİLİR VEYA DAHA FAZLA BİLGİ ALMAK İÇİN
info@butikotellerrehberi.com adresine mail gönderebilirsiniz.
Promosyonlar:
Bölgede doğa sporlarının en zorlu olanı yamaç paraşütünü en güzel yerde yapabilirsiniz. Tarihi Likya yolu yürüyüşünün başlangıç noktası da burasıdır. Bir çok tarihi bölgeye gidebilir ve de Toros Dağları bölgesinde kışın da alternatif dağcılık sporları gerçekleştirebilir yada yaylalara çıkabilirsiniz.
Fethiye’nin etrafını gezmek ve yalnızca bir yerde kalmak istemiyorsanız görecek ve gezecek bir çok alternatif bulacaksınız. Arabanız varsa Oyuk Tepe denilen burnun etrafını dolaşın. Yürüyüş yapmayı seviyorsanız 1. ve 2. Karagözler’i, limanı geçin ve deniz kıyısı yolunu izleyin.
Manzara buradan çok güzel, yukarıdan aşağıda denizin ve kayıkçıların görüntüsünü fotoğraflayın. Uçurumun dibinde güzel koylar var. Onlarıda görmeyi ihmal etmeyin! İsterseniz koy gezintilerini denizden tekne ile de yapabilirsiniz.
Yol üzerindeki koylardan biri Kalemya’ya bitişik koy olan Boncuk Koyu. Su sporları ve yüzmek için son derece elverişli.
Fethiye’nin meşhur ''çemenli tost''unu mutlaka yiyin. Ayrıca , Fethiye Çarşısı’ndaki Meğri Restaurant’ı ( 0 252 614 4046 ) bir deneyin. Zengin Türk mutfağından harika seçenekler sunuluyor.
Şehrin güneyinde yükselen Fethiye Kalesini görün. Kalenin, Aziz John'un şövalyelerine ait olduğu sanılıyor. Duvarlara oyulmuş birkaç yazı, tarihi belirsiz bir sarnıç dışında, tepenin doğu yüzünde küçük ve basit iki kaya mezarı bulunuyor.
Arkeolojik Eserler Salonu ve Etnografik Eserler Salonu olmak üzere iki teşhir salonu bulunan Fethiye Müzesinin arkeoloji bölümünde seramik eserler, heykeller yer alıyor. Etnografik bölümde yöreye has el dokuma örnekleri, dastar tezgâhı, gümüş takılar sergileniyor.Açık teşhirde ise büyük taş eserler, lahitler, Izraza Anıtı teşhir ediliyor.
1791 yılında Cezayirli Hasan Paşa tarafından yapılmış olan Cezayirli Cami ve hala kullanılan 14 kubbeli Fethiye Hamamını mutlaka görmelisiniz.
Fethiye'de gezebileceğiniz başlıca hanlar ise Ilıca Hanı (Üzümlü yolu üstünde), İncir Hanı, Karatoprak Hanı (İnbecik yolunda), Kemer-Seki yolunda Paşa Hanı, Daydur Hanı ve Naldöken Hanlarıdır.
Şehir içinde Likya döneminden kalma M.Ö. 4.yy.ndan kalma Likya Kaya Mezarları dikkati çeker. Bunlar, şehrin simgesi haline gelen doğal kayaya oyulmuş mezarlardır. Çok sayıda düzgün basamaklarla mezarların en güzel ve en görkemlisi olan Amintas'a ulaşabilirsiniz. lahit mezarların en önemlisi, şehir merkezinde, hemen postanenin yanında.
Sualtına ilginiz varsa dalışa illaki gitmelisiniz. Yunusları ve hatta deniz kaplumbağalarını görme şansına sahip olabileceğiniz, Akdeniz'in en temiz sularını keşfedebileceğiniz dalış turları Fethiye’nin yapılması gereken olmazsa olmazı. Deliktaş Adası ve çevresi ise en popüleri.
Fethiye'ye sadece 90 km uzaklıkta olan Dalaman çayında adrenalinden, yüzmekten ve dalgalardan zevk alıyor, düşme kaygısı, alabora olmak gibi ve ıslanmak düşünceleri sizi çok rahatsız etmiyorsa 12 km. mesafelik bir rafting turuna muhakkak katılmalısınız. Daha bireysel ve küçük takımlar halinde çayda seyretmek istiyorsanız iki kişilik şişirilebilen kayaklardan da bir tane seçebilirsiniz.
FETHIYE
Likya-Karya sınırında bir kıyı kenti olan, antik dönemde, Telmessos olarak bilinen ''Aydınlıklar Ülkesi'nin el değmemiş bakiresi'' Fethiye, Akdeniz'in içinde irili ufaklı adaların serpiştiği Fethiye körfezinde arkası çam ormanlarıyla çevrili kuzeye açık bir koyda yer alıyor. Manzara ve görüşünü şövalye adası, Günlükbarı ve karşılarındaki dağlar oluşturan Fethiye mavi yolculuklar için iyi bir başlangıç noktası.
Fethiye (Telmessos) uzun süre Likya'dan ayrı bağımsız bir kent olarak varlığını sürdürmüş, Persler, Büyük İskender, Roma imparatorluğu derken en sonunda Osmanlıların egemenliğinde kalmış. Kültürel zenginliği etraftaki kaya mezarları ve geçtiğimiz yıllarda restorasyonu bitirilen antik tiyatrosuyla kendini hemen belli ediyor.
Fethiye’ye akşam saatlerinde vardıysanız ve kalacağınız yeri hallettikten sonra ilk iş çarşıyı dolaşın. Kaş’ta olduğu gibi, gayet iyi korunmuş, yapılaşmanın kontrollü olduğu, dar sokakları, şirin ve küçücük meydanlarıyla bu sevimli belde sizi hemen sarıp sarmalayacak ve kendinizi buralı gibi hissetmenizi sağlayacaktır. Akşamları çarşının ortamı da hemen değişiveriyor. Restoranlar ve sıra sıra barların tam zamanıdır artık. Mangallarda ızgaralar cızırdamaya ve ortalığı hafiften yemek kokuları sarmalamaya başlar. Çarşı ve pazarlarında, yöre köylülerinin dokuduğu kaya halıları, üzümlü motifli destarları, yün ve kıldan yapılan kolonlar, heybeler ve çuvallardan, Karaçulha kilimlerinden Fethiye' de üretilen Üç Telli , Sipsi ve Kabak Kemani alabilrsiniz.
Fethiye, kelimelerle anlatılamayacak kadar güzelliklerle dolu bir Akdeniz ilçesidir. Bir çok tarih izi ve doğa harikasını bünyesinde barındıran bir ilçedir, Fethiye. Akdeniz'in içinde irili ufaklı adaların olduğu Fethiye körfezinde arkası çam ormanlarıyla çevrili kuzeye açık bir koyda yer alır. Eğer bir doğa tutkunuysanız ve yaşamınızda yeni ufuklar keşfetmek için sabırsızlanıyorsanız, tatiliniz için mükemmel bir seçim fırsatınız var. Fethiye’nin doğal cennetinde birbirinden şirin irili ufaklı koyları, kumsalları, adaları, sıcak iklimi ve bereketli toprakları ve Toros’ların yeşil çam ormanlarının görüntüsü sizi bekliyor. Işıklar kentinde, tatil keyfinizin bir coşkuya dönüştüğünü hissedecek, tarih ve kültürün çevredeki doğal güzelliklerle nasıl bütünleşip renklendiğinin tanığı olacaksınız.
Fethiye, Türkiye’nin güneybatısında Akdeniz’in Ege ile buluştuğu kıyılarda, Uluslar arası Dalaman Havalimanına 50 km uzaklıkta yer alıyor. Diğer merkezlerle karayolu ulaşımının kolaylığı, yılın her ayında yolculuğunuzun zevkli ve rahat geçmesini sağlıyor. Doğal limanı ve marinası, deniz yolculuğunu seçenler ve yatçılar için bütün olanaklara sahip. Fethiye’nin 35 km yakınındaki Göcek Koyu ve marinaları da son yıllarda Akdeniz’in yatçılarının en sevdiği uğrak yerleri...
Çalış mevkii, Fethiye- merkeze 5 km mesafede ve Şövalye Adası karşısındadır. Çok sayıda konaklama tesisi, restaurantları, barları, alış veriş ve ulaşım olanakları ile, ilçe turizminin en gözde yerlerinden biridir. Gün boyu, çok sık aralıklarla çalışan dolmuşlarla kentin hemen her yerine ulaşmak mümkün. Ayrıca, hemen çalış köprüsünün altında, deniz dolmuşları (tekneler) ile de, şehir merkezine seferler yapılıyor. Çalış Plajı, su sporlarına elverişli denizinin yanında, “Caretta caretta” adıyla bilinen deniz kaplumbağası türünün kuluçka alanlarından biri olması sebebi ile koruma altına alınmıştır.
Kilometrelerce uzanan kumsalı, pırıl pırıl denizi ve şairane gün batımıyla Çalış plajı anılarınıza ayrı bir güzellik katacaktır
Caretta Caretta dediğimiz Deniz Kaplumbağaları Türkiye'de 17 plajda üremekteler . Çalış Plajı bu 17 plajımızdan bir tanesi . Plajda kafesler göreceksiniz ; yumurtalar bu kafeslerle korunuyor Geceleri Çalış Plajı'nda ateş yakmak , gürültü yapmak yasaktır , kaplumbağalar rahatça kıyıya çıkıp yumurtlayabilsinler diye , yumurtadan çıkan yavru kaplumbağalar korkusuzca denize ulaşabilsinler diye . İlginizi çekiyorsa bana bildirin , bir gece yavruların yumurtadan çıkışlarını gözleyebiliriz .
Ayrıca Pansiyon Rehberi.com adresine göz atabilirsiniz; http://www.pansiyonrehberi.com/
Konaklama Fiyatlarımız
Merhabalar,
Herkesin tatil anlayışı ve beklentileri farklıdır elbette;aradığınız, şehrin gürültüsünden ve stresinden uzaklaşıp sakin, huzurlu ve telaşsız bir ortamsa Yonca Lodge sizin için doğru tesis olabilir diye düşünüyorum.Ben yaptığım internet araştırması sonucu tanıştım Yonca lodge ile ve tanıtım kompozisyonlarında anlatıldığı gibi bir tesis olduğunu düşünüyorum.Zira hem butik otel konseptini yaşayıp hem de geniş meyve bahçelerinin içinde yer alan odalarda konaklıyor, sabah horoz sesleriyle uyanıp, kahvaltıda biz şehirde doğup büyüyenler için ütopik bir düşünce olan taze tavuk yumurtası tatma şansını buluyorsunuz.Ayrıca İşletmeciler son derece güler yüzlü ve misafirperverler, bu anlamda Emre Bey ve Yeter Hanım a teşekkür ederim.Öğlenleri köşkte siesta yaparken derede yüzen ördeklerin sesini duyup aynı zamanda hummalı akşam yemeği hazırlıklarına şahit oldum.Hatice Hanım ve ekibinin hazırladıkları yemeklerin tadı damağımda kaldı..Çeşitli mezelerle iştahınızı açarken, sıcak gülümsemeleriyle de serin eylül akşamlarında içinizi ısıtıyorlar.Restoranda çalan müzikler tam tarzımdı (romans,çigan, ege ezgileri,eski 45 likler )ve akşamları deniz kenarında kurulmuş masallarda, mehtaba karşı, mum ışığı eşliğinde yemek, çok keyifliydi.Şiddetle tavsiye ediyor, gelecek yıl daha uzun konaklamayı umuyorum.




















