Üye Otel Girişi
Anasayfa Otelleri
Popüler Yerler
Haberler ve Duyurular
Akdeniz konumu ve sunduklarıyla yüzyıllar boyu pek çok medeniyetin evi olmuş. Likya, Roma, Bizans gibi antik kültürlerin zengin izleri Antalya yı dev bir açık hava müzesine dönüştürüyor.
Aspendos
Aspendos’un sıradışı akusitiğiyle ünlü antik tiyatrosu, Yunan geleneğine uygun olarak bir tepede kurulu. Böylece sahnedeki sesler en üst sıralardan bile rahatça duyulabiliyor. Tiyatrodaki bir yazıtta, buranın İmparator Marcus Aurelius döneminde Aspendoslu mimar Zeno tarafından yapıldığı yazıyor. Zeno, seyircilerin güçlük çekmeden yerlerine oturabilmesi için merdivenleri giderek yayılan biçimde konumlandırmış. En alta orkestra seviyesinden başlayan merdiven sayısı on iken, bu sayı yukarıda diazomanın üst başlangıcında 21’e ulaşıyor. Tiyatroda ilk sıra senatörlere, yargıçlara ve büyükelçilere, ikinci sıra ise şehrin diğer ileri gelenlerine ayrılmış. Diğer kısımlar ise tüm vatandaşlara açıkmış. Antik kentin diğer kalıntıları, tiyatronun arkasında, akropolisin yukarısında kalıyor. Bu kalıntılar arasında bir bazilika, üç yanı evlerle çevrili agora, dükkanlar ve su kemerleri var.
(0242) 735 73 37
Belkıs Beldesi Serik
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30-17.00 arasında açık.
Perge
Perge’de kutsal sayılan tanrı ve tanrıçalar arasında Artemis’in yeri ayrı. Kazılarda bulunan birçok heykel ve rölyefin konusu Artemis. Antik kente gelenleri karşılayan ilk bina, Yunan-Roma geleneklerine uygun inşa edilmiş tiyatro. Tiyatronun en belirleyici özelliği, konusunu mitolojiden alan rölyefler. Rölyeflerin bir kısmı şarap tanrısı Dionysos’un hayatını anlatıyor. Tiyatroyu kente bağlayan asfalt yolun sağında, eski çağlardan günümüze en iyi korunmuş stadyumlardan biri var. Perge’nin büyük bir kısmı surlarla çevrili. Surların dışında kalan gösterişli lahit, devrin varlıklı kadınlarından Plancia Magna ya ait. Kentin kuzeyinden güneyine uzanan sütunlu yolun iki yakasında, arkalarında sıra sıra dükkanlar bulunan geniş portico’lar dizili. Yol, akropolisin ayağındaki anıt çeşme ile son buluyor. Şehir plancılığındaki titizliğiyle göz kamaştıran Perge de kazılar 1946 dan beri sürüyor.
(0242) 426 27 48
Aksu
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Phaselis
Üç limanı, merkezi konumu ve orman bölgelerine yakınlığı nedeniyle M.Ö 690 da Rodos kolonisi olarak kurulan Phaselis in esas kalıntıları askeri liman ile güney limanı birbirine bağlayan ana caddenin iki yanında bulunuyor. Geniş ana caddenin her iki yanında üçer basamakla çıkılan kaldırımlar var. Cadde ortalarda bir meydan oluşturduktan sonra güney limanına ulaşıyor. Düzgün taşla döşenen bu caddenin altında kanalizasyon ve drenaj sistemi var. Erken dönemlerde önemli bir liman kenti olan Phaselis, Selçuklular döneminde Alanya Limanı na öncelik verilmesi nedeniyle önemini yitirmiş. Kalıntılara karşı deniz keyfi yapmak ve yeşillikler içinde bir antik kent gezisi yapmak için ideal.
(0242) 824 45 06
Tekirova Kemer
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Olympos
Hellenistik dönemde kurulan Olympos, Likya birliğinin önde gelen altı şehrinden biri. Ufak bir derenin iki yanına yayılan antik kent kumsaldan da görülen bir akropole sahip. Tepedeki akropolün üzerindeki yapı kalıntıları Ortaçağ da bir kale şekline sokulan surlardan kalma. Kentin girişindeki pencereli yapı ise hamam kalıntıları. Nehrin karlı yakasında tipik bir Roma mimarisi olan Olympos tiyatrosu yer alıyor. Tiyatrodan denize giden yolda bir Bizans bazilikası ve suruna rastlanıyor.
(0242) 892 13 25
Kumluca
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Patara
Apollon un doğduğu yer olarak bilinen Patara, Likya nın en önemli ve en eski şehirlerinden biri. Xanthos vadisinde denize açılan tek yer olması nedeniyle tarih boyunca önemini korumuş. Montesquieu nun ‘mükemmel bir konfederasyon cumhuriyeti’ olarak tanımladığı Patara nın yönetim biçiminin Amerika Birleşik Devletleri anayasasının temelini oluşturduğuna inanılıyor. Bu yüzden önümüzdeki yıllarda anayasanın yıldönümü kutlamalarının Likya Demokratik Parlamento Binası kalıntıları önünde yapılması söz konusu.
(0242) 843 50 18
Kalkan
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Xanthos
Xanthos u ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş, bu kişi bütün rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek, Patara ya yanaşan harp gemisiyle Londra ya taşımış. Bugün Patara dan götürülmüş birçok eser British Museum un Likya salonunda sergileniyor. Harabelerin bir kısmı hâlâ gezilebilecek durumda.
(0242) 845 47 99
Kınık Beldesi, Kaş
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Myra
Önemli bir Likya kenti olan Myra kaya mezarlarıyla ünlü. Myra içinden geçen Demre Çayı deniz ticaretini geliştirmiş, kenti Likya Birliği nin metropolisi haline getirmiş. Arap akınlarının verdiği tahribat sonrası Myra terk edilmiş ve eski çağlardaki niteliğini yitirmiş. Akropolde küçük taşlardan başka bir şey kalmamış. Roma Devri nden şehir surları ve Hellenistik Devir’den kalma duvar yıkıntıları ayakta kalmış nadir kalıntılar. Neyse ki Myra nın görkemli tiyatrosu oldukça sağlam bir biçimde günümüze kadar gelebilmiş.
(0242) 871 68 21
Demre
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Termessos
Termessos, Türkiye’nin en iyi korunmuş antik şehirlerinden. Güllük Dağı’nın tepesinde doğal bir platform üzerine kurulduğundan yağmadan kurtulmuş belli ki. Kente ulaşan zorlu yolda Termessosluların Kral Caddesi olarak isimlendirdikleri eski yolun yanı sıra Helenistik dönem istihkam duvarlarının, sarnıçların ve diğer birçok kalıntının bulunduğu meşhur Yenice Geçiti görülebiliyor. Agoranın hemen doğusundaki tiyatro, Helenistik ve Roma dönemlerinden izler taşıyor. Termessos’ta değişik büyüklüklerde ve çeşitlerde altı tapınak var. Şehrin güneybatısında sık ağaçların arasında saklanan lahit, Termessosluların ölülerini kıyafetleri, mücevherleri ve diğer aksesuarlarıyla birlikte gömdüğünün göstergesi.
(0242) 423 74 16
Döşemealtı Beldesi
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Aperlai
Aperlai ye Kaş tan ya da Üçağız dan tekneyle ulaşmak en makul yol. Deniz kenarından başlayan görkemli surlar, Roma dönemindeki alanı çevreliyor. Surun dışındaki kalıntılar Bizans ve sonrası dönemlerden kalma.
(0242) 861 21 69
Finike
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Elif Eren
Temmuz 2010 Time Out Istanbul dan alınmıştır. 2010
Akdeniz konumu ve sunduklarıyla yüzyıllar boyu pek çok medeniyetin evi olmuş. Likya, Roma, Bizans gibi antik kültürlerin zengin izleri Antalya yı dev bir açık hava müzesine dönüştürüyor.
Aspendos
Aspendos’un sıradışı akusitiğiyle ünlü antik tiyatrosu, Yunan geleneğine uygun olarak bir tepede kurulu. Böylece sahnedeki sesler en üst sıralardan bile rahatça duyulabiliyor. Tiyatrodaki bir yazıtta, buranın İmparator Marcus Aurelius döneminde Aspendoslu mimar Zeno tarafından yapıldığı yazıyor. Zeno, seyircilerin güçlük çekmeden yerlerine oturabilmesi için merdivenleri giderek yayılan biçimde konumlandırmış. En alta orkestra seviyesinden başlayan merdiven sayısı on iken, bu sayı yukarıda diazomanın üst başlangıcında 21’e ulaşıyor. Tiyatroda ilk sıra senatörlere, yargıçlara ve büyükelçilere, ikinci sıra ise şehrin diğer ileri gelenlerine ayrılmış. Diğer kısımlar ise tüm vatandaşlara açıkmış. Antik kentin diğer kalıntıları, tiyatronun arkasında, akropolisin yukarısında kalıyor. Bu kalıntılar arasında bir bazilika, üç yanı evlerle çevrili agora, dükkanlar ve su kemerleri var.
(0242) 735 73 37
Belkıs Beldesi Serik
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30-17.00 arasında açık.
Perge
Perge’de kutsal sayılan tanrı ve tanrıçalar arasında Artemis’in yeri ayrı. Kazılarda bulunan birçok heykel ve rölyefin konusu Artemis. Antik kente gelenleri karşılayan ilk bina, Yunan-Roma geleneklerine uygun inşa edilmiş tiyatro. Tiyatronun en belirleyici özelliği, konusunu mitolojiden alan rölyefler. Rölyeflerin bir kısmı şarap tanrısı Dionysos’un hayatını anlatıyor. Tiyatroyu kente bağlayan asfalt yolun sağında, eski çağlardan günümüze en iyi korunmuş stadyumlardan biri var. Perge’nin büyük bir kısmı surlarla çevrili. Surların dışında kalan gösterişli lahit, devrin varlıklı kadınlarından Plancia Magna ya ait. Kentin kuzeyinden güneyine uzanan sütunlu yolun iki yakasında, arkalarında sıra sıra dükkanlar bulunan geniş portico’lar dizili. Yol, akropolisin ayağındaki anıt çeşme ile son buluyor. Şehir plancılığındaki titizliğiyle göz kamaştıran Perge de kazılar 1946 dan beri sürüyor.
(0242) 426 27 48
Aksu
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Phaselis
Üç limanı, merkezi konumu ve orman bölgelerine yakınlığı nedeniyle M.Ö 690 da Rodos kolonisi olarak kurulan Phaselis in esas kalıntıları askeri liman ile güney limanı birbirine bağlayan ana caddenin iki yanında bulunuyor. Geniş ana caddenin her iki yanında üçer basamakla çıkılan kaldırımlar var. Cadde ortalarda bir meydan oluşturduktan sonra güney limanına ulaşıyor. Düzgün taşla döşenen bu caddenin altında kanalizasyon ve drenaj sistemi var. Erken dönemlerde önemli bir liman kenti olan Phaselis, Selçuklular döneminde Alanya Limanı na öncelik verilmesi nedeniyle önemini yitirmiş. Kalıntılara karşı deniz keyfi yapmak ve yeşillikler içinde bir antik kent gezisi yapmak için ideal.
(0242) 824 45 06
Tekirova Kemer
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Olympos
Hellenistik dönemde kurulan Olympos, Likya birliğinin önde gelen altı şehrinden biri. Ufak bir derenin iki yanına yayılan antik kent kumsaldan da görülen bir akropole sahip. Tepedeki akropolün üzerindeki yapı kalıntıları Ortaçağ da bir kale şekline sokulan surlardan kalma. Kentin girişindeki pencereli yapı ise hamam kalıntıları. Nehrin karlı yakasında tipik bir Roma mimarisi olan Olympos tiyatrosu yer alıyor. Tiyatrodan denize giden yolda bir Bizans bazilikası ve suruna rastlanıyor.
(0242) 892 13 25
Kumluca
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Patara
Apollon un doğduğu yer olarak bilinen Patara, Likya nın en önemli ve en eski şehirlerinden biri. Xanthos vadisinde denize açılan tek yer olması nedeniyle tarih boyunca önemini korumuş. Montesquieu nun ‘mükemmel bir konfederasyon cumhuriyeti’ olarak tanımladığı Patara nın yönetim biçiminin Amerika Birleşik Devletleri anayasasının temelini oluşturduğuna inanılıyor. Bu yüzden önümüzdeki yıllarda anayasanın yıldönümü kutlamalarının Likya Demokratik Parlamento Binası kalıntıları önünde yapılması söz konusu.
(0242) 843 50 18
Kalkan
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Xanthos
Xanthos u ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş, bu kişi bütün rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek, Patara ya yanaşan harp gemisiyle Londra ya taşımış. Bugün Patara dan götürülmüş birçok eser British Museum un Likya salonunda sergileniyor. Harabelerin bir kısmı hâlâ gezilebilecek durumda.
(0242) 845 47 99
Kınık Beldesi, Kaş
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Myra
Önemli bir Likya kenti olan Myra kaya mezarlarıyla ünlü. Myra içinden geçen Demre Çayı deniz ticaretini geliştirmiş, kenti Likya Birliği nin metropolisi haline getirmiş. Arap akınlarının verdiği tahribat sonrası Myra terk edilmiş ve eski çağlardaki niteliğini yitirmiş. Akropolde küçük taşlardan başka bir şey kalmamış. Roma Devri nden şehir surları ve Hellenistik Devir’den kalma duvar yıkıntıları ayakta kalmış nadir kalıntılar. Neyse ki Myra nın görkemli tiyatrosu oldukça sağlam bir biçimde günümüze kadar gelebilmiş.
(0242) 871 68 21
Demre
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Termessos
Termessos, Türkiye’nin en iyi korunmuş antik şehirlerinden. Güllük Dağı’nın tepesinde doğal bir platform üzerine kurulduğundan yağmadan kurtulmuş belli ki. Kente ulaşan zorlu yolda Termessosluların Kral Caddesi olarak isimlendirdikleri eski yolun yanı sıra Helenistik dönem istihkam duvarlarının, sarnıçların ve diğer birçok kalıntının bulunduğu meşhur Yenice Geçiti görülebiliyor. Agoranın hemen doğusundaki tiyatro, Helenistik ve Roma dönemlerinden izler taşıyor. Termessos’ta değişik büyüklüklerde ve çeşitlerde altı tapınak var. Şehrin güneybatısında sık ağaçların arasında saklanan lahit, Termessosluların ölülerini kıyafetleri, mücevherleri ve diğer aksesuarlarıyla birlikte gömdüğünün göstergesi.
(0242) 423 74 16
Döşemealtı Beldesi
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Aperlai
Aperlai ye Kaş tan ya da Üçağız dan tekneyle ulaşmak en makul yol. Deniz kenarından başlayan görkemli surlar, Roma dönemindeki alanı çevreliyor. Surun dışındaki kalıntılar Bizans ve sonrası dönemlerden kalma.
(0242) 861 21 69
Finike
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Elif Eren
Temmuz 2010 Time Out Istanbul dan alınmıştır. 2010
Akdeniz konumu ve sunduklarıyla yüzyıllar boyu pek çok medeniyetin evi olmuş. Likya, Roma, Bizans gibi antik kültürlerin zengin izleri Antalya yı dev bir açık hava müzesine dönüştürüyor.
Aspendos
Aspendos’un sıradışı akusitiğiyle ünlü antik tiyatrosu, Yunan geleneğine uygun olarak bir tepede kurulu. Böylece sahnedeki sesler en üst sıralardan bile rahatça duyulabiliyor. Tiyatrodaki bir yazıtta, buranın İmparator Marcus Aurelius döneminde Aspendoslu mimar Zeno tarafından yapıldığı yazıyor. Zeno, seyircilerin güçlük çekmeden yerlerine oturabilmesi için merdivenleri giderek yayılan biçimde konumlandırmış. En alta orkestra seviyesinden başlayan merdiven sayısı on iken, bu sayı yukarıda diazomanın üst başlangıcında 21’e ulaşıyor. Tiyatroda ilk sıra senatörlere, yargıçlara ve büyükelçilere, ikinci sıra ise şehrin diğer ileri gelenlerine ayrılmış. Diğer kısımlar ise tüm vatandaşlara açıkmış. Antik kentin diğer kalıntıları, tiyatronun arkasında, akropolisin yukarısında kalıyor. Bu kalıntılar arasında bir bazilika, üç yanı evlerle çevrili agora, dükkanlar ve su kemerleri var.
(0242) 735 73 37
Belkıs Beldesi Serik
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30-17.00 arasında açık.
Perge
Perge’de kutsal sayılan tanrı ve tanrıçalar arasında Artemis’in yeri ayrı. Kazılarda bulunan birçok heykel ve rölyefin konusu Artemis. Antik kente gelenleri karşılayan ilk bina, Yunan-Roma geleneklerine uygun inşa edilmiş tiyatro. Tiyatronun en belirleyici özelliği, konusunu mitolojiden alan rölyefler. Rölyeflerin bir kısmı şarap tanrısı Dionysos’un hayatını anlatıyor. Tiyatroyu kente bağlayan asfalt yolun sağında, eski çağlardan günümüze en iyi korunmuş stadyumlardan biri var. Perge’nin büyük bir kısmı surlarla çevrili. Surların dışında kalan gösterişli lahit, devrin varlıklı kadınlarından Plancia Magna ya ait. Kentin kuzeyinden güneyine uzanan sütunlu yolun iki yakasında, arkalarında sıra sıra dükkanlar bulunan geniş portico’lar dizili. Yol, akropolisin ayağındaki anıt çeşme ile son buluyor. Şehir plancılığındaki titizliğiyle göz kamaştıran Perge de kazılar 1946 dan beri sürüyor.
(0242) 426 27 48
Aksu
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Phaselis
Üç limanı, merkezi konumu ve orman bölgelerine yakınlığı nedeniyle M.Ö 690 da Rodos kolonisi olarak kurulan Phaselis in esas kalıntıları askeri liman ile güney limanı birbirine bağlayan ana caddenin iki yanında bulunuyor. Geniş ana caddenin her iki yanında üçer basamakla çıkılan kaldırımlar var. Cadde ortalarda bir meydan oluşturduktan sonra güney limanına ulaşıyor. Düzgün taşla döşenen bu caddenin altında kanalizasyon ve drenaj sistemi var. Erken dönemlerde önemli bir liman kenti olan Phaselis, Selçuklular döneminde Alanya Limanı na öncelik verilmesi nedeniyle önemini yitirmiş. Kalıntılara karşı deniz keyfi yapmak ve yeşillikler içinde bir antik kent gezisi yapmak için ideal.
(0242) 824 45 06
Tekirova Kemer
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Olympos
Hellenistik dönemde kurulan Olympos, Likya birliğinin önde gelen altı şehrinden biri. Ufak bir derenin iki yanına yayılan antik kent kumsaldan da görülen bir akropole sahip. Tepedeki akropolün üzerindeki yapı kalıntıları Ortaçağ da bir kale şekline sokulan surlardan kalma. Kentin girişindeki pencereli yapı ise hamam kalıntıları. Nehrin karlı yakasında tipik bir Roma mimarisi olan Olympos tiyatrosu yer alıyor. Tiyatrodan denize giden yolda bir Bizans bazilikası ve suruna rastlanıyor.
(0242) 892 13 25
Kumluca
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Patara
Apollon un doğduğu yer olarak bilinen Patara, Likya nın en önemli ve en eski şehirlerinden biri. Xanthos vadisinde denize açılan tek yer olması nedeniyle tarih boyunca önemini korumuş. Montesquieu nun ‘mükemmel bir konfederasyon cumhuriyeti’ olarak tanımladığı Patara nın yönetim biçiminin Amerika Birleşik Devletleri anayasasının temelini oluşturduğuna inanılıyor. Bu yüzden önümüzdeki yıllarda anayasanın yıldönümü kutlamalarının Likya Demokratik Parlamento Binası kalıntıları önünde yapılması söz konusu.
(0242) 843 50 18
Kalkan
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Xanthos
Xanthos u ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş, bu kişi bütün rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek, Patara ya yanaşan harp gemisiyle Londra ya taşımış. Bugün Patara dan götürülmüş birçok eser British Museum un Likya salonunda sergileniyor. Harabelerin bir kısmı hâlâ gezilebilecek durumda.
(0242) 845 47 99
Kınık Beldesi, Kaş
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Myra
Önemli bir Likya kenti olan Myra kaya mezarlarıyla ünlü. Myra içinden geçen Demre Çayı deniz ticaretini geliştirmiş, kenti Likya Birliği nin metropolisi haline getirmiş. Arap akınlarının verdiği tahribat sonrası Myra terk edilmiş ve eski çağlardaki niteliğini yitirmiş. Akropolde küçük taşlardan başka bir şey kalmamış. Roma Devri nden şehir surları ve Hellenistik Devir’den kalma duvar yıkıntıları ayakta kalmış nadir kalıntılar. Neyse ki Myra nın görkemli tiyatrosu oldukça sağlam bir biçimde günümüze kadar gelebilmiş.
(0242) 871 68 21
Demre
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Termessos
Termessos, Türkiye’nin en iyi korunmuş antik şehirlerinden. Güllük Dağı’nın tepesinde doğal bir platform üzerine kurulduğundan yağmadan kurtulmuş belli ki. Kente ulaşan zorlu yolda Termessosluların Kral Caddesi olarak isimlendirdikleri eski yolun yanı sıra Helenistik dönem istihkam duvarlarının, sarnıçların ve diğer birçok kalıntının bulunduğu meşhur Yenice Geçiti görülebiliyor. Agoranın hemen doğusundaki tiyatro, Helenistik ve Roma dönemlerinden izler taşıyor. Termessos’ta değişik büyüklüklerde ve çeşitlerde altı tapınak var. Şehrin güneybatısında sık ağaçların arasında saklanan lahit, Termessosluların ölülerini kıyafetleri, mücevherleri ve diğer aksesuarlarıyla birlikte gömdüğünün göstergesi.
(0242) 423 74 16
Döşemealtı Beldesi
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Aperlai
Aperlai ye Kaş tan ya da Üçağız dan tekneyle ulaşmak en makul yol. Deniz kenarından başlayan görkemli surlar, Roma dönemindeki alanı çevreliyor. Surun dışındaki kalıntılar Bizans ve sonrası dönemlerden kalma.
(0242) 861 21 69
Finike
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Elif Eren
Temmuz 2010 Time Out Istanbul dan alınmıştır. 2010
Balıkçısından İtalyan ına, Bitez bahçelerinden Gümüşlük kıyılarına Bodrum un tuzlu, ıslak ve güneş yorgunu ruhuna en çok yakışan beş bohem yeme&içme adresini Travel+Leisure sayfalarından huzurlarınıza taşıdık.
Palavra Balık
Bodrum merkeze 10 dakika uzaklıkta, Ortakent’te denizin sahille birleştiği noktaya atılan masalar üzerinde, ağaçların altında, arka bahçede yetişen organik sebzelerden yapılmış bir salata yediğinizi düşünün. Buna bir de Abbas Üstün’ün elinden çıkma muhteşem mezeleri, yöresel otları, hem daim taze bulundurulan balık çeşitlerini ve dinginliğin keyfini ekleyin.
Ortakent Yahşi Beldesi
(0252) 35862 90
www.palavrabalik.com
Bağarası
Bitez’in mandalina bahçeleri arasında gizli ve İstanbul sosyetesinin sübyeli spagettisine pek rağbet ettiği bu kır lokantasının otoparkında lüks otomobilleri gördüğünüzde şaşırmayın. Mekan sahibi İsmail Girgin ile eşi Ümmühan Hanım, yerli Bodrum mutfağından yezzetleri, bağ evlerinin bahçesindeki 5-6 masada servis ediyor.
Pınarlı Caddesi 83, Bitez
(0252) 363 76 93
Tel Dolap
Gümüşlük’te Eski Karakaya köyü yolunda yaklaşık 1 km ilerledikten sonra sola toprak bir yol ayrılır. Bu yol üzerindeki Adalar Sitesi’nin hemen arkasında ise taş bir bina görürsünüz: Tel Dolap. Bilmeyenlerin pek uğramadığı Tel Dolap’ta, Gümüşlük koyundaki adalara karşı bir kadeh şarap içmek, yüksek sezonda Bodrum’un keşmekeşinden yorulanların yüreğine, en azından Bodrum merkezine geri adım atana dek, bir parça su serper. Güneşin batışını izler, içkinizi içer, ekolojik ve vejetaryen beslenme alışkanlıklarına uygun hazırlanmış menünün keyfini çıkarırsınız. Et ve balık düşkünlerini de mağdur etmeyen bu butik otelde birkaç gece geçirmeye niyetlenmeden önce, rezervasyon yaptırmayı ihmal etmeyin.
Eski Karakaya Köyü Yolu, Gümüşlük
(0252) 394 37 29
Keramos Sanat Evi
Türkan ve Yüksel Güner çifti emekli olup Bodrum’a yerleştikten sonra, öğrencilik yıllarından beri haşır neşir oldukları seramik atölyelerini Gümüşlük e taşımışlar. Keramos Sanat Evi, en alt kattaki atölyesi ve üst iki kattaki sergi salonlarıyla 500’den fazla eserin görülebileceği bir müze havasında. Üretkenliklerinden hiçbir şey kaybetmeyen çift, bugünlerde eylül ayında açacakları yeni serginin hazırlıkları içerisinde. Bodrum’a yolu düşen seramikseverler, önceden telefon ederek rengârenk çiçekler arasına gizlenmiş bu şirin atölyeyi ziyaret edebilir ve kapıları ziyaretçilere sonuna kadar açık atölyede üretim sürecine şahit olabilir.
Mindos Evleri (27 Evler) 20, Çukurbük, Gümüşlük
(0252) 388 69 36
Komodor Meze Evi
Manolya Komutan ve Ahmet Kunduz’un 34 yıldır beraber işlettiği Komodor Meze Evi, kış aylarında Bodrumluların ikinci adresi. 20 masası ve 60-70 kişilik kapasitesiyle yaz aylarında da konuklarını ağırlamaya devam eden restoranın menüsünü iki ortak hazırlıyor. Menüde taze balık çeşitleri ve yerel Bodrum yemeklerinin yanında, sarı mercimeği andıran özel bir bakla türü olan gambille ile yapılan ve üzerine kavrulmuş soğan, kırmızı biber ve pekmez dökülerek servis edilen fava; bir tür yabani sarımsak olan keçi körmen kullanılarak yapılan çingene salatası, kavurma ve ahtapot ızgaranın yanında; tarama, lakerda, çiroz ve yaprak ciğer de bulunuyor. Mekânın en belirleyici özelliği, her şeyin denizci usulü pişirilip sunulması ve uygun fiyatları.
Umurça Mahallesi Derviş Görgün Caddesi 23/c, Bodrum Merkez
(0252) 313 75 55
Deniz Aytekin
Temmuz 2010 Time Out Istanbul
Bu içerik Travel + Leisure dergisi Haziran 2010 sayısı Bodrum ekinden alınmıştır.
Balıkçısından İtalyan ına, Bitez bahçelerinden Gümüşlük kıyılarına Bodrum un tuzlu, ıslak ve güneş yorgunu ruhuna en çok yakışan beş bohem yeme&içme adresini Travel+Leisure sayfalarından huzurlarınıza taşıdık.
Palavra Balık
Bodrum merkeze 10 dakika uzaklıkta, Ortakent’te denizin sahille birleştiği noktaya atılan masalar üzerinde, ağaçların altında, arka bahçede yetişen organik sebzelerden yapılmış bir salata yediğinizi düşünün. Buna bir de Abbas Üstün’ün elinden çıkma muhteşem mezeleri, yöresel otları, hem daim taze bulundurulan balık çeşitlerini ve dinginliğin keyfini ekleyin.
Ortakent Yahşi Beldesi
(0252) 35862 90
www.palavrabalik.com
Bağarası
Bitez’in mandalina bahçeleri arasında gizli ve İstanbul sosyetesinin sübyeli spagettisine pek rağbet ettiği bu kır lokantasının otoparkında lüks otomobilleri gördüğünüzde şaşırmayın. Mekan sahibi İsmail Girgin ile eşi Ümmühan Hanım, yerli Bodrum mutfağından yezzetleri, bağ evlerinin bahçesindeki 5-6 masada servis ediyor.
Pınarlı Caddesi 83, Bitez
(0252) 363 76 93
Tel Dolap
Gümüşlük’te Eski Karakaya köyü yolunda yaklaşık 1 km ilerledikten sonra sola toprak bir yol ayrılır. Bu yol üzerindeki Adalar Sitesi’nin hemen arkasında ise taş bir bina görürsünüz: Tel Dolap. Bilmeyenlerin pek uğramadığı Tel Dolap’ta, Gümüşlük koyundaki adalara karşı bir kadeh şarap içmek, yüksek sezonda Bodrum’un keşmekeşinden yorulanların yüreğine, en azından Bodrum merkezine geri adım atana dek, bir parça su serper. Güneşin batışını izler, içkinizi içer, ekolojik ve vejetaryen beslenme alışkanlıklarına uygun hazırlanmış menünün keyfini çıkarırsınız. Et ve balık düşkünlerini de mağdur etmeyen bu butik otelde birkaç gece geçirmeye niyetlenmeden önce, rezervasyon yaptırmayı ihmal etmeyin.
Eski Karakaya Köyü Yolu, Gümüşlük
(0252) 394 37 29
Keramos Sanat Evi
Türkan ve Yüksel Güner çifti emekli olup Bodrum’a yerleştikten sonra, öğrencilik yıllarından beri haşır neşir oldukları seramik atölyelerini Gümüşlük e taşımışlar. Keramos Sanat Evi, en alt kattaki atölyesi ve üst iki kattaki sergi salonlarıyla 500’den fazla eserin görülebileceği bir müze havasında. Üretkenliklerinden hiçbir şey kaybetmeyen çift, bugünlerde eylül ayında açacakları yeni serginin hazırlıkları içerisinde. Bodrum’a yolu düşen seramikseverler, önceden telefon ederek rengârenk çiçekler arasına gizlenmiş bu şirin atölyeyi ziyaret edebilir ve kapıları ziyaretçilere sonuna kadar açık atölyede üretim sürecine şahit olabilir.
Mindos Evleri (27 Evler) 20, Çukurbük, Gümüşlük
(0252) 388 69 36
Komodor Meze Evi
Manolya Komutan ve Ahmet Kunduz’un 34 yıldır beraber işlettiği Komodor Meze Evi, kış aylarında Bodrumluların ikinci adresi. 20 masası ve 60-70 kişilik kapasitesiyle yaz aylarında da konuklarını ağırlamaya devam eden restoranın menüsünü iki ortak hazırlıyor. Menüde taze balık çeşitleri ve yerel Bodrum yemeklerinin yanında, sarı mercimeği andıran özel bir bakla türü olan gambille ile yapılan ve üzerine kavrulmuş soğan, kırmızı biber ve pekmez dökülerek servis edilen fava; bir tür yabani sarımsak olan keçi körmen kullanılarak yapılan çingene salatası, kavurma ve ahtapot ızgaranın yanında; tarama, lakerda, çiroz ve yaprak ciğer de bulunuyor. Mekânın en belirleyici özelliği, her şeyin denizci usulü pişirilip sunulması ve uygun fiyatları.
Umurça Mahallesi Derviş Görgün Caddesi 23/c, Bodrum Merkez
(0252) 313 75 55
Deniz Aytekin
Temmuz 2010 Time Out Istanbul
Bu içerik Travel + Leisure dergisi Haziran 2010 sayısı Bodrum ekinden alınmıştır.
Balıkçısından İtalyan ına, Bitez bahçelerinden Gümüşlük kıyılarına Bodrum un tuzlu, ıslak ve güneş yorgunu ruhuna en çok yakışan beş bohem yeme&içme adresini Travel+Leisure sayfalarından huzurlarınıza taşıdık.
Palavra Balık
Bodrum merkeze 10 dakika uzaklıkta, Ortakent’te denizin sahille birleştiği noktaya atılan masalar üzerinde, ağaçların altında, arka bahçede yetişen organik sebzelerden yapılmış bir salata yediğinizi düşünün. Buna bir de Abbas Üstün’ün elinden çıkma muhteşem mezeleri, yöresel otları, hem daim taze bulundurulan balık çeşitlerini ve dinginliğin keyfini ekleyin.
Ortakent Yahşi Beldesi
(0252) 35862 90
www.palavrabalik.com
Bağarası
Bitez’in mandalina bahçeleri arasında gizli ve İstanbul sosyetesinin sübyeli spagettisine pek rağbet ettiği bu kır lokantasının otoparkında lüks otomobilleri gördüğünüzde şaşırmayın. Mekan sahibi İsmail Girgin ile eşi Ümmühan Hanım, yerli Bodrum mutfağından yezzetleri, bağ evlerinin bahçesindeki 5-6 masada servis ediyor.
Pınarlı Caddesi 83, Bitez
(0252) 363 76 93
Tel Dolap
Gümüşlük’te Eski Karakaya köyü yolunda yaklaşık 1 km ilerledikten sonra sola toprak bir yol ayrılır. Bu yol üzerindeki Adalar Sitesi’nin hemen arkasında ise taş bir bina görürsünüz: Tel Dolap. Bilmeyenlerin pek uğramadığı Tel Dolap’ta, Gümüşlük koyundaki adalara karşı bir kadeh şarap içmek, yüksek sezonda Bodrum’un keşmekeşinden yorulanların yüreğine, en azından Bodrum merkezine geri adım atana dek, bir parça su serper. Güneşin batışını izler, içkinizi içer, ekolojik ve vejetaryen beslenme alışkanlıklarına uygun hazırlanmış menünün keyfini çıkarırsınız. Et ve balık düşkünlerini de mağdur etmeyen bu butik otelde birkaç gece geçirmeye niyetlenmeden önce, rezervasyon yaptırmayı ihmal etmeyin.
Eski Karakaya Köyü Yolu, Gümüşlük
(0252) 394 37 29
Keramos Sanat Evi
Türkan ve Yüksel Güner çifti emekli olup Bodrum’a yerleştikten sonra, öğrencilik yıllarından beri haşır neşir oldukları seramik atölyelerini Gümüşlük e taşımışlar. Keramos Sanat Evi, en alt kattaki atölyesi ve üst iki kattaki sergi salonlarıyla 500’den fazla eserin görülebileceği bir müze havasında. Üretkenliklerinden hiçbir şey kaybetmeyen çift, bugünlerde eylül ayında açacakları yeni serginin hazırlıkları içerisinde. Bodrum’a yolu düşen seramikseverler, önceden telefon ederek rengârenk çiçekler arasına gizlenmiş bu şirin atölyeyi ziyaret edebilir ve kapıları ziyaretçilere sonuna kadar açık atölyede üretim sürecine şahit olabilir.
Mindos Evleri (27 Evler) 20, Çukurbük, Gümüşlük
(0252) 388 69 36
Komodor Meze Evi
Manolya Komutan ve Ahmet Kunduz’un 34 yıldır beraber işlettiği Komodor Meze Evi, kış aylarında Bodrumluların ikinci adresi. 20 masası ve 60-70 kişilik kapasitesiyle yaz aylarında da konuklarını ağırlamaya devam eden restoranın menüsünü iki ortak hazırlıyor. Menüde taze balık çeşitleri ve yerel Bodrum yemeklerinin yanında, sarı mercimeği andıran özel bir bakla türü olan gambille ile yapılan ve üzerine kavrulmuş soğan, kırmızı biber ve pekmez dökülerek servis edilen fava; bir tür yabani sarımsak olan keçi körmen kullanılarak yapılan çingene salatası, kavurma ve ahtapot ızgaranın yanında; tarama, lakerda, çiroz ve yaprak ciğer de bulunuyor. Mekânın en belirleyici özelliği, her şeyin denizci usulü pişirilip sunulması ve uygun fiyatları.
Umurça Mahallesi Derviş Görgün Caddesi 23/c, Bodrum Merkez
(0252) 313 75 55
Deniz Aytekin
Temmuz 2010 Time Out Istanbul
Bu içerik Travel + Leisure dergisi Haziran 2010 sayısı Bodrum ekinden alınmıştır.
Pusulalar kıyı kentlerini gösterirken Ankara nın batısında 700 metre yükselikteki Beypazarı na uğramayı ve 600 yıllık Beypazarı Çarşısı nın atmosferini solumayı ihmal etmeyin.
Hititlerden bu yana pek çok uygarlığa yerleşim yeri olan Beypazarı, tarih boyunca Luwi, Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar’ın egemenliğinde kalmış köklü bir yerleşim yeri. Selçuklular döneminde, Bağdat - İstanbul yolu üzerindeki önemli merkezlerden biri olan kasaba, Germiyanoğlu Beyliği dönemde ise bügünkü Beytepe Mahallesi nde kurulmakta olan büyük bir pazar nedeniyle Beypazarı olarak anılmaya başlamış. Bir dönem iç göçler nedeniyle eski hareketliliğini yitirse de, geçirdiği restorasyonlardan sonra bugün Orta ve Batı Anadolu nun yeniden en renkli pazarı haline gelen Beypazarı Çarşısı, 6 asırdır varlığını koruyor. İpek Yolu üzerindeki konumu, doğal güzellikleri ve esintili yüksek rakımıyla sayfiye yeri olma özelliğini taşıyan Beypazarı’nın çarşısında özellikle el sanatlarına düşkün olanlar aradığını buluyor. 1884 deki büyük yangında kül olan çarşı, aslına uygun taş binalarıyla yeniden inşa edildi ve telkari işlemeciliği, bakırcılık, kalaycılık, demircilik, dericilik, kunduracılık, dokumacılık, yorgancılık, terzilik, marangozluk, saraçlık ve semercilik bu tarihi çarşıdaki faaliyet alanlarına devam etmeye başladı. Zaten çarşıdaki Dikiciler Sokağı, Demirciler Sokağı, Kuyumcular Sokağı, Şadırvan Sokağı, Bedesten Sokak, Hanlar Önü gibi sokak isimlerine dikkat edildiğinde burada her tür el işciliğinin uzmanlarının tezgah açtığı gözlerden kaçmıyor.
Almadan dönme
Beypazarı ndaki fırın ve pastanelerde göze çarpan ilk şey yöreye özgü, peksimet benzeri bir tür galeta olan ve kısaca kuru diye adlandırılan ‘Beypazarı Kurusu’. Gezginler, çay saati gelenler, ilaç öncesi ağzına bir şey atmak isteyenler için lezzetli bir atıştırmalık olan ‘kuru’nun dayanıklılığı bir yılı buluyor. Eskiden Beypazarı nda hemen her evde yapılan ve misafirlere ikram edilen Beypazarı Kurusu’nun tadına bir de burada bakmayı ve bavula birkaç paket atmayı ihmal etmeyin.
Buraya kadar gelmişken çarşının dikkat çeken telkâri işlerinin göz kırptığı tezgahlara sırtınızı dönmeyin; keza buradaki örnekler, işinin ehli ustaların elinden çıkıyor. Osmanlı döneminden bu yana usta - çırak ilişkisiyle günümüze kadar gelen yöreye özgü zanaatlardan biri olan telkâri, her ne kadar Mardin, Diyarbakır gibi kentlerle özdeşleşse de Beypazarı nda asırlardır sürdürülüyor. Tel haline getirilmiş altın ve gümüşü bükerek biçim verme sanatı olan telkâri, yaklaşık üç asır önce ahilik yoluyla yöreye gelmiş ve yerel ustaların elinde farklı bir biçim kazanmış.
Buraya kadar gelmişken
Bu kadar köklü ve hanlarla bezeli bir yerleşim yerinde mutfak kültürünün köklü olmasına şaşmamalı. Saray mutfağından örneklerin halen yaşatıldığı Beypazarı’nda, 600 yıldır aynı şekilde üretilen tarhana, havuç lokumu ve cevizli sucuğun tadına bakın. Tamamı tescilli olan 80 katlı baklava, etli güveç, mumbar dolması, tatlı sucuk, havuç lokumu, damarsız ve ince kara üzüm yaprağına sarılan etli dolmasıyla Beypazarı’nın yöresel mutfağı oldukça meşhur. Menüde göreceğiniz ‘yalkı’, ‘bici’, ‘göce’, ‘perçem’, ‘yarımca’, ‘kartalaç’, ‘bazlama ekmeği’, ‘oğmaç’, ‘tohma’, ‘yarımca’, ‘uruş kapaması’, ‘ebesüt’ gibi bir kısmı Türk Patent Enstitüsü ne kayıtlı yemekler arasında seçim yaparken zorlanabilirsiniz.Time Out Istanbul Ağustos 2010
Pusulalar kıyı kentlerini gösterirken Ankara nın batısında 700 metre yükselikteki Beypazarı na uğramayı ve 600 yıllık Beypazarı Çarşısı nın atmosferini solumayı ihmal etmeyin.
Hititlerden bu yana pek çok uygarlığa yerleşim yeri olan Beypazarı, tarih boyunca Luwi, Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar’ın egemenliğinde kalmış köklü bir yerleşim yeri. Selçuklular döneminde, Bağdat - İstanbul yolu üzerindeki önemli merkezlerden biri olan kasaba, Germiyanoğlu Beyliği dönemde ise bügünkü Beytepe Mahallesi nde kurulmakta olan büyük bir pazar nedeniyle Beypazarı olarak anılmaya başlamış. Bir dönem iç göçler nedeniyle eski hareketliliğini yitirse de, geçirdiği restorasyonlardan sonra bugün Orta ve Batı Anadolu nun yeniden en renkli pazarı haline gelen Beypazarı Çarşısı, 6 asırdır varlığını koruyor. İpek Yolu üzerindeki konumu, doğal güzellikleri ve esintili yüksek rakımıyla sayfiye yeri olma özelliğini taşıyan Beypazarı’nın çarşısında özellikle el sanatlarına düşkün olanlar aradığını buluyor. 1884 deki büyük yangında kül olan çarşı, aslına uygun taş binalarıyla yeniden inşa edildi ve telkari işlemeciliği, bakırcılık, kalaycılık, demircilik, dericilik, kunduracılık, dokumacılık, yorgancılık, terzilik, marangozluk, saraçlık ve semercilik bu tarihi çarşıdaki faaliyet alanlarına devam etmeye başladı. Zaten çarşıdaki Dikiciler Sokağı, Demirciler Sokağı, Kuyumcular Sokağı, Şadırvan Sokağı, Bedesten Sokak, Hanlar Önü gibi sokak isimlerine dikkat edildiğinde burada her tür el işciliğinin uzmanlarının tezgah açtığı gözlerden kaçmıyor.
Almadan dönme
Beypazarı ndaki fırın ve pastanelerde göze çarpan ilk şey yöreye özgü, peksimet benzeri bir tür galeta olan ve kısaca kuru diye adlandırılan ‘Beypazarı Kurusu’. Gezginler, çay saati gelenler, ilaç öncesi ağzına bir şey atmak isteyenler için lezzetli bir atıştırmalık olan ‘kuru’nun dayanıklılığı bir yılı buluyor. Eskiden Beypazarı nda hemen her evde yapılan ve misafirlere ikram edilen Beypazarı Kurusu’nun tadına bir de burada bakmayı ve bavula birkaç paket atmayı ihmal etmeyin.
Buraya kadar gelmişken çarşının dikkat çeken telkâri işlerinin göz kırptığı tezgahlara sırtınızı dönmeyin; keza buradaki örnekler, işinin ehli ustaların elinden çıkıyor. Osmanlı döneminden bu yana usta - çırak ilişkisiyle günümüze kadar gelen yöreye özgü zanaatlardan biri olan telkâri, her ne kadar Mardin, Diyarbakır gibi kentlerle özdeşleşse de Beypazarı nda asırlardır sürdürülüyor. Tel haline getirilmiş altın ve gümüşü bükerek biçim verme sanatı olan telkâri, yaklaşık üç asır önce ahilik yoluyla yöreye gelmiş ve yerel ustaların elinde farklı bir biçim kazanmış.
Buraya kadar gelmişken
Bu kadar köklü ve hanlarla bezeli bir yerleşim yerinde mutfak kültürünün köklü olmasına şaşmamalı. Saray mutfağından örneklerin halen yaşatıldığı Beypazarı’nda, 600 yıldır aynı şekilde üretilen tarhana, havuç lokumu ve cevizli sucuğun tadına bakın. Tamamı tescilli olan 80 katlı baklava, etli güveç, mumbar dolması, tatlı sucuk, havuç lokumu, damarsız ve ince kara üzüm yaprağına sarılan etli dolmasıyla Beypazarı’nın yöresel mutfağı oldukça meşhur. Menüde göreceğiniz ‘yalkı’, ‘bici’, ‘göce’, ‘perçem’, ‘yarımca’, ‘kartalaç’, ‘bazlama ekmeği’, ‘oğmaç’, ‘tohma’, ‘yarımca’, ‘uruş kapaması’, ‘ebesüt’ gibi bir kısmı Türk Patent Enstitüsü ne kayıtlı yemekler arasında seçim yaparken zorlanabilirsiniz.Time Out Istanbul Ağustos 2010
Pusulalar kıyı kentlerini gösterirken Ankara nın batısında 700 metre yükselikteki Beypazarı na uğramayı ve 600 yıllık Beypazarı Çarşısı nın atmosferini solumayı ihmal etmeyin.
Hititlerden bu yana pek çok uygarlığa yerleşim yeri olan Beypazarı, tarih boyunca Luwi, Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar’ın egemenliğinde kalmış köklü bir yerleşim yeri. Selçuklular döneminde, Bağdat - İstanbul yolu üzerindeki önemli merkezlerden biri olan kasaba, Germiyanoğlu Beyliği dönemde ise bügünkü Beytepe Mahallesi nde kurulmakta olan büyük bir pazar nedeniyle Beypazarı olarak anılmaya başlamış. Bir dönem iç göçler nedeniyle eski hareketliliğini yitirse de, geçirdiği restorasyonlardan sonra bugün Orta ve Batı Anadolu nun yeniden en renkli pazarı haline gelen Beypazarı Çarşısı, 6 asırdır varlığını koruyor. İpek Yolu üzerindeki konumu, doğal güzellikleri ve esintili yüksek rakımıyla sayfiye yeri olma özelliğini taşıyan Beypazarı’nın çarşısında özellikle el sanatlarına düşkün olanlar aradığını buluyor. 1884 deki büyük yangında kül olan çarşı, aslına uygun taş binalarıyla yeniden inşa edildi ve telkari işlemeciliği, bakırcılık, kalaycılık, demircilik, dericilik, kunduracılık, dokumacılık, yorgancılık, terzilik, marangozluk, saraçlık ve semercilik bu tarihi çarşıdaki faaliyet alanlarına devam etmeye başladı. Zaten çarşıdaki Dikiciler Sokağı, Demirciler Sokağı, Kuyumcular Sokağı, Şadırvan Sokağı, Bedesten Sokak, Hanlar Önü gibi sokak isimlerine dikkat edildiğinde burada her tür el işciliğinin uzmanlarının tezgah açtığı gözlerden kaçmıyor.
Almadan dönme
Beypazarı ndaki fırın ve pastanelerde göze çarpan ilk şey yöreye özgü, peksimet benzeri bir tür galeta olan ve kısaca kuru diye adlandırılan ‘Beypazarı Kurusu’. Gezginler, çay saati gelenler, ilaç öncesi ağzına bir şey atmak isteyenler için lezzetli bir atıştırmalık olan ‘kuru’nun dayanıklılığı bir yılı buluyor. Eskiden Beypazarı nda hemen her evde yapılan ve misafirlere ikram edilen Beypazarı Kurusu’nun tadına bir de burada bakmayı ve bavula birkaç paket atmayı ihmal etmeyin.
Buraya kadar gelmişken çarşının dikkat çeken telkâri işlerinin göz kırptığı tezgahlara sırtınızı dönmeyin; keza buradaki örnekler, işinin ehli ustaların elinden çıkıyor. Osmanlı döneminden bu yana usta - çırak ilişkisiyle günümüze kadar gelen yöreye özgü zanaatlardan biri olan telkâri, her ne kadar Mardin, Diyarbakır gibi kentlerle özdeşleşse de Beypazarı nda asırlardır sürdürülüyor. Tel haline getirilmiş altın ve gümüşü bükerek biçim verme sanatı olan telkâri, yaklaşık üç asır önce ahilik yoluyla yöreye gelmiş ve yerel ustaların elinde farklı bir biçim kazanmış.
Buraya kadar gelmişken
Bu kadar köklü ve hanlarla bezeli bir yerleşim yerinde mutfak kültürünün köklü olmasına şaşmamalı. Saray mutfağından örneklerin halen yaşatıldığı Beypazarı’nda, 600 yıldır aynı şekilde üretilen tarhana, havuç lokumu ve cevizli sucuğun tadına bakın. Tamamı tescilli olan 80 katlı baklava, etli güveç, mumbar dolması, tatlı sucuk, havuç lokumu, damarsız ve ince kara üzüm yaprağına sarılan etli dolmasıyla Beypazarı’nın yöresel mutfağı oldukça meşhur. Menüde göreceğiniz ‘yalkı’, ‘bici’, ‘göce’, ‘perçem’, ‘yarımca’, ‘kartalaç’, ‘bazlama ekmeği’, ‘oğmaç’, ‘tohma’, ‘yarımca’, ‘uruş kapaması’, ‘ebesüt’ gibi bir kısmı Türk Patent Enstitüsü ne kayıtlı yemekler arasında seçim yaparken zorlanabilirsiniz.Time Out Istanbul Ağustos 2010
Alaçatı nın öne çıkan mekânları
Temmuz 2010 - Time Out Istanbul
Rüzgarın gücünü arkasına alan Alaçatı, hızla yazın gözde tatil beldelerinden biri oldu. Sörfçülere kucak açan denizinin yanı sıra şık otelleri ve stil sahibi yeme-içme mekânlarıyla da Alaçatı, gezginleri Ege nin çekiciliğine yakışır biçimde ağırlıyor.
Agrilia
Agrilia, Alaçatı bugünkü şöhretine kavuşmadan evvel de vardı. 1998 de eski bir tütün deposunda kurulduğu günden itibaren bir klasiğe dönüştü, Alaçatı yı da bambaşka bir yere dönüştürdü. Safranlı tulum, reçelli lor peyniri gibi sıradışı tatlarla bezeli kahvaltısı çok meşhur.
(0232) 716 85 94
Kemalpaşa Caddesi 75, Alaçatı
Su dan Restoran
130 yıllık taş binasının asırlık asma ağaçlarıyla gölgelenen bahçesinde beş yıldır hizmet veriyor Su dan Restoran. Menü, Ege mutfak alışkanlıklarıyla farklı kültürlerin mutfaklarının deneysel bir harmanı. Deniz mahsülleri ile Ege otlarının bir arada kullanıldığı yemekler özel ilgiyi hak ediyor.
(0232) 716 77 97
Hacımemiş Mahallesi 2012 Sokak 22, Alaçatı
Yaya
Meyve ağaçlarıyla dolu kocaman bahçesiyle Yaya nın, Alaçatı nın en gözde mekânları arasına girmesi zor olmadı. İyi yemek ve kaliteli müzik de işin içine dahil olunca Yaya nın hatırısayılır bir müdavim kitlesi oluştu. Bu sene menüye odun fırınında pişmiş pizzalar ve ekmekler eklendi.
(0232) 716 76 53
Kemalpaşa Caddesi 86/A, Alaçatı
Orta Kahve
Sailors Otel Meydan ın kaldırım kahvesi modundaki Orta Kahve si dut ağaçlarının altında hoş bir ambiyans sunuyor. Orta Kahve, ayva yaprağı, gülfatma, karabaş otu gibi bitkilerden oluşan özel çayları, zeytinyağlı zengini kahvaltıları, limonatası ve sakızlı muhallebisiyle kendine has bir tarz oluşturmuş durumda.
(0232) 716 87 65
Kemalpaşa Caddesi 66, Alaçatı
Şarabi
İstanbul da ünlenen Şarabi, Alaçatı ya yelken açtı. Menüsünde restoranın adına ilham kaynağı olan renkli şarap kavının yanında Akdeniz mutfağından hafif esintiler var. Beslenme uzmanlarınca hazırlanmış İnce Menü formunu korurken damak tadından vazgeçmek istemeyenlere hitap ediyor.
(0232) 716 96 59
Yeni Mecidiye Mahallesi, Kemal Paşa Caddesi 107, Alaçatı
Köşe Kahve
Damla sakızlı kahvesi, lavantalı limonatası, taptaze adaçayı, sır tarifli nefis tartları ile Alaçatı da hoş ve özgün bir köşe sunuyor Köşe Kahve. Güleryüzlü çalışanları konukların da yüzünü güldürüyor. Denizden sonra yorgunluk atmak için bire bir.
(0232) 716 04 13
Kemalpaşa Caddesi 41/A, Alaçatı
Sefahathane
İstanbul gece hayatının uğraklarından Sefahathane yaz gelince bavulunu toplayıp Atlas Pasajı ndan Alaçatı ya göçüyor. Burası İstanbul daki gibi ufak tefek bir mekân değil. Kocaman bir bahçesi, havuzu, bir de restoranı var. Akşam 16.00 dan sonra havuz başında kokteyl saati başlıyor.
(0232) 716 60 25
Yeni Mecidiye Mahallesi Kemalpaşa Caddesi 110, Alaçatı
15 Eylül Kıraathanesi
Adı öyle olsa da kıraathanelik günleri mazide kaldı. Artık 15 Eylül Kıraathanesi burgerleri ve makarnalarıyla nam salmış bir Alaçatı kafesi. Geç saatlere kadar eğlencelerin favorisi Yasak Elma isimli kokteyl.
(0232) 716 03 28
Kemalpaşa Caddesi 47/A, Alaçatı
El Beso Restaurant & Bar
Alaçatı nın taze mekânlarından El Beso, tek sezonda epey sükse yaptı. Öyle ki Alaçatı dan İstanbul a transfer olarak alışkanlıkları terse çevirdi. Akdeniz mutfağından oluşan geniş menüsü ve ev yapımı İtalyan dondurması gelato ların bu başarıda payı büyük. Yemek saatleri bitince DJ performanslarıyla hareketlenen ortam da etkili tabii.
(0232) 716 85 90
Yenimecidiye Mahallesi Çamlıkuyu Sokak 2, Alaçatı
Maria’nın Bahçesi
Maria nın Bahçesi, İstanbul’dan sonra 150 yıllık eski bir Rum evinde kapılarını açtı. Maria nın Alaçatı daki bahçesi portakal, limon ve nar ağaçlarıyla çevrili. Menü Alaçatı ruhuna uygun Ege lezzetleri ve dünya mutfağından seçkin yemeklerle dolu.
(0232) 716 05 75
Kemalpaşa Caddesi 1, Alaçatı
Alaçatı nın öne çıkan mekânları
Temmuz 2010 - Time Out Istanbul
Rüzgarın gücünü arkasına alan Alaçatı, hızla yazın gözde tatil beldelerinden biri oldu. Sörfçülere kucak açan denizinin yanı sıra şık otelleri ve stil sahibi yeme-içme mekânlarıyla da Alaçatı, gezginleri Ege nin çekiciliğine yakışır biçimde ağırlıyor.
Agrilia
Agrilia, Alaçatı bugünkü şöhretine kavuşmadan evvel de vardı. 1998 de eski bir tütün deposunda kurulduğu günden itibaren bir klasiğe dönüştü, Alaçatı yı da bambaşka bir yere dönüştürdü. Safranlı tulum, reçelli lor peyniri gibi sıradışı tatlarla bezeli kahvaltısı çok meşhur.
(0232) 716 85 94
Kemalpaşa Caddesi 75, Alaçatı
Su dan Restoran
130 yıllık taş binasının asırlık asma ağaçlarıyla gölgelenen bahçesinde beş yıldır hizmet veriyor Su dan Restoran. Menü, Ege mutfak alışkanlıklarıyla farklı kültürlerin mutfaklarının deneysel bir harmanı. Deniz mahsülleri ile Ege otlarının bir arada kullanıldığı yemekler özel ilgiyi hak ediyor.
(0232) 716 77 97
Hacımemiş Mahallesi 2012 Sokak 22, Alaçatı
Yaya
Meyve ağaçlarıyla dolu kocaman bahçesiyle Yaya nın, Alaçatı nın en gözde mekânları arasına girmesi zor olmadı. İyi yemek ve kaliteli müzik de işin içine dahil olunca Yaya nın hatırısayılır bir müdavim kitlesi oluştu. Bu sene menüye odun fırınında pişmiş pizzalar ve ekmekler eklendi.
(0232) 716 76 53
Kemalpaşa Caddesi 86/A, Alaçatı
Orta Kahve
Sailors Otel Meydan ın kaldırım kahvesi modundaki Orta Kahve si dut ağaçlarının altında hoş bir ambiyans sunuyor. Orta Kahve, ayva yaprağı, gülfatma, karabaş otu gibi bitkilerden oluşan özel çayları, zeytinyağlı zengini kahvaltıları, limonatası ve sakızlı muhallebisiyle kendine has bir tarz oluşturmuş durumda.
(0232) 716 87 65
Kemalpaşa Caddesi 66, Alaçatı
Şarabi
İstanbul da ünlenen Şarabi, Alaçatı ya yelken açtı. Menüsünde restoranın adına ilham kaynağı olan renkli şarap kavının yanında Akdeniz mutfağından hafif esintiler var. Beslenme uzmanlarınca hazırlanmış İnce Menü formunu korurken damak tadından vazgeçmek istemeyenlere hitap ediyor.
(0232) 716 96 59
Yeni Mecidiye Mahallesi, Kemal Paşa Caddesi 107, Alaçatı
Köşe Kahve
Damla sakızlı kahvesi, lavantalı limonatası, taptaze adaçayı, sır tarifli nefis tartları ile Alaçatı da hoş ve özgün bir köşe sunuyor Köşe Kahve. Güleryüzlü çalışanları konukların da yüzünü güldürüyor. Denizden sonra yorgunluk atmak için bire bir.
(0232) 716 04 13
Kemalpaşa Caddesi 41/A, Alaçatı
Sefahathane
İstanbul gece hayatının uğraklarından Sefahathane yaz gelince bavulunu toplayıp Atlas Pasajı ndan Alaçatı ya göçüyor. Burası İstanbul daki gibi ufak tefek bir mekân değil. Kocaman bir bahçesi, havuzu, bir de restoranı var. Akşam 16.00 dan sonra havuz başında kokteyl saati başlıyor.
(0232) 716 60 25
Yeni Mecidiye Mahallesi Kemalpaşa Caddesi 110, Alaçatı
15 Eylül Kıraathanesi
Adı öyle olsa da kıraathanelik günleri mazide kaldı. Artık 15 Eylül Kıraathanesi burgerleri ve makarnalarıyla nam salmış bir Alaçatı kafesi. Geç saatlere kadar eğlencelerin favorisi Yasak Elma isimli kokteyl.
(0232) 716 03 28
Kemalpaşa Caddesi 47/A, Alaçatı
El Beso Restaurant & Bar
Alaçatı nın taze mekânlarından El Beso, tek sezonda epey sükse yaptı. Öyle ki Alaçatı dan İstanbul a transfer olarak alışkanlıkları terse çevirdi. Akdeniz mutfağından oluşan geniş menüsü ve ev yapımı İtalyan dondurması gelato ların bu başarıda payı büyük. Yemek saatleri bitince DJ performanslarıyla hareketlenen ortam da etkili tabii.
(0232) 716 85 90
Yenimecidiye Mahallesi Çamlıkuyu Sokak 2, Alaçatı
Maria’nın Bahçesi
Maria nın Bahçesi, İstanbul’dan sonra 150 yıllık eski bir Rum evinde kapılarını açtı. Maria nın Alaçatı daki bahçesi portakal, limon ve nar ağaçlarıyla çevrili. Menü Alaçatı ruhuna uygun Ege lezzetleri ve dünya mutfağından seçkin yemeklerle dolu.
(0232) 716 05 75
Kemalpaşa Caddesi 1, Alaçatı
Alaçatı nın öne çıkan mekânları
Temmuz 2010 - Time Out Istanbul
Rüzgarın gücünü arkasına alan Alaçatı, hızla yazın gözde tatil beldelerinden biri oldu. Sörfçülere kucak açan denizinin yanı sıra şık otelleri ve stil sahibi yeme-içme mekânlarıyla da Alaçatı, gezginleri Ege nin çekiciliğine yakışır biçimde ağırlıyor.
Agrilia
Agrilia, Alaçatı bugünkü şöhretine kavuşmadan evvel de vardı. 1998 de eski bir tütün deposunda kurulduğu günden itibaren bir klasiğe dönüştü, Alaçatı yı da bambaşka bir yere dönüştürdü. Safranlı tulum, reçelli lor peyniri gibi sıradışı tatlarla bezeli kahvaltısı çok meşhur.
(0232) 716 85 94
Kemalpaşa Caddesi 75, Alaçatı
Su dan Restoran
130 yıllık taş binasının asırlık asma ağaçlarıyla gölgelenen bahçesinde beş yıldır hizmet veriyor Su dan Restoran. Menü, Ege mutfak alışkanlıklarıyla farklı kültürlerin mutfaklarının deneysel bir harmanı. Deniz mahsülleri ile Ege otlarının bir arada kullanıldığı yemekler özel ilgiyi hak ediyor.
(0232) 716 77 97
Hacımemiş Mahallesi 2012 Sokak 22, Alaçatı
Yaya
Meyve ağaçlarıyla dolu kocaman bahçesiyle Yaya nın, Alaçatı nın en gözde mekânları arasına girmesi zor olmadı. İyi yemek ve kaliteli müzik de işin içine dahil olunca Yaya nın hatırısayılır bir müdavim kitlesi oluştu. Bu sene menüye odun fırınında pişmiş pizzalar ve ekmekler eklendi.
(0232) 716 76 53
Kemalpaşa Caddesi 86/A, Alaçatı
Orta Kahve
Sailors Otel Meydan ın kaldırım kahvesi modundaki Orta Kahve si dut ağaçlarının altında hoş bir ambiyans sunuyor. Orta Kahve, ayva yaprağı, gülfatma, karabaş otu gibi bitkilerden oluşan özel çayları, zeytinyağlı zengini kahvaltıları, limonatası ve sakızlı muhallebisiyle kendine has bir tarz oluşturmuş durumda.
(0232) 716 87 65
Kemalpaşa Caddesi 66, Alaçatı
Şarabi
İstanbul da ünlenen Şarabi, Alaçatı ya yelken açtı. Menüsünde restoranın adına ilham kaynağı olan renkli şarap kavının yanında Akdeniz mutfağından hafif esintiler var. Beslenme uzmanlarınca hazırlanmış İnce Menü formunu korurken damak tadından vazgeçmek istemeyenlere hitap ediyor.
(0232) 716 96 59
Yeni Mecidiye Mahallesi, Kemal Paşa Caddesi 107, Alaçatı
Köşe Kahve
Damla sakızlı kahvesi, lavantalı limonatası, taptaze adaçayı, sır tarifli nefis tartları ile Alaçatı da hoş ve özgün bir köşe sunuyor Köşe Kahve. Güleryüzlü çalışanları konukların da yüzünü güldürüyor. Denizden sonra yorgunluk atmak için bire bir.
(0232) 716 04 13
Kemalpaşa Caddesi 41/A, Alaçatı
Sefahathane
İstanbul gece hayatının uğraklarından Sefahathane yaz gelince bavulunu toplayıp Atlas Pasajı ndan Alaçatı ya göçüyor. Burası İstanbul daki gibi ufak tefek bir mekân değil. Kocaman bir bahçesi, havuzu, bir de restoranı var. Akşam 16.00 dan sonra havuz başında kokteyl saati başlıyor.
(0232) 716 60 25
Yeni Mecidiye Mahallesi Kemalpaşa Caddesi 110, Alaçatı
15 Eylül Kıraathanesi
Adı öyle olsa da kıraathanelik günleri mazide kaldı. Artık 15 Eylül Kıraathanesi burgerleri ve makarnalarıyla nam salmış bir Alaçatı kafesi. Geç saatlere kadar eğlencelerin favorisi Yasak Elma isimli kokteyl.
(0232) 716 03 28
Kemalpaşa Caddesi 47/A, Alaçatı
El Beso Restaurant & Bar
Alaçatı nın taze mekânlarından El Beso, tek sezonda epey sükse yaptı. Öyle ki Alaçatı dan İstanbul a transfer olarak alışkanlıkları terse çevirdi. Akdeniz mutfağından oluşan geniş menüsü ve ev yapımı İtalyan dondurması gelato ların bu başarıda payı büyük. Yemek saatleri bitince DJ performanslarıyla hareketlenen ortam da etkili tabii.
(0232) 716 85 90
Yenimecidiye Mahallesi Çamlıkuyu Sokak 2, Alaçatı
Maria’nın Bahçesi
Maria nın Bahçesi, İstanbul’dan sonra 150 yıllık eski bir Rum evinde kapılarını açtı. Maria nın Alaçatı daki bahçesi portakal, limon ve nar ağaçlarıyla çevrili. Menü Alaçatı ruhuna uygun Ege lezzetleri ve dünya mutfağından seçkin yemeklerle dolu.
(0232) 716 05 75
Kemalpaşa Caddesi 1, Alaçatı
Geçmişten günümüze 10 farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış Kapadokya, 429 tescilli yapısı ve 64 SİT alanıyla Dünya Kültür Mirası listesinde.
DEVAMI
Yılın dört mevsimi, Kapadokya mevsimi. Bembeyaz karla örtülüyken de bağbozumunu müjdeleyen sonbaharda da güzel Kapadokya. Bu güzelliğin zirvesi Uçhisar. Sadece mecazi anlamda değil, Kapadokya yı en tepeden görmek için tırmanılacak yegane yer, Hititler döneminde dev bir kayaya oyulmuş Uçhisar Kalesi. Tırmanış yorucu da olsa manzaraya değer. Uçhisar ın Güvencinlik Vadisi nde sabah yürüyüşlerine güvercinler rehberlik ediyor. Şansı olanlar ağaçkakanlara da rastlıyor.
Günleri değerlendirmek için alternatifler çok olsa da Uçhisar da asla kaçırılmaması gereken bir macera var. O da balonla Kapadokya turu. Rüzgar, Kapadokya yı dünyanın balonla seyahate en uygun yerlerinden biri olmayı bahşetmiş. Bir ila bir buçuk saat arası süren balon turlarına her yıl, çoğunluğu yabancı, 70 ile 80 bin arası turist katılıyor. Gündoğumunda göğe yükselen rengarenk balonlarla Güzel Atlar Ülkesi ni boydan boya geçtikten sonra şampanyalar patlıyor.
Kapadokya nın ismini Pers dilinde Güzel Atlar Ülkesi anlamına gelen bir sözcükten aldığı söylenir, bazıları ise bu fikre şiddetle karşı çıkar. Varsın olsun, bu şairane varsayım Kapadokya ya çok yakışıyor.
Göreme, Anadolu nun en eski yerleşim yerlerinden. Bugünse peribacalarının içine kurulmuş evlerden oluşan, ikibin kişilik bir kasaba. Meşhur Göreme halı ve kilimlerini yöresel dükkanlarda görenlerin bu el yapımı halılara aşık olmaması ne mümkün?
Göreme Açık Hava Müzesi, Hristiyanlar için tarihi öneme sahip kutsal bir din merkezi. Kiliseleri ve manastırlarıyla yedinci yüzyıldan onbirinci yüzyıla kadar olan dönemin Hristiyan mimarisini özetliyor. Peribacalarının en yoğun olduğu Zelve ise dokuzuncu ve onüçüncü yüzyıllar arasında Hristiyanların önemli yerleşim merkezlerinden biri olmuş. Üç vadili Zelve deki Direkli Kilise buradaki manastır hayatının ilk yıllarından kalma.
Kızılırmak kenarına kurulu Avanos, Kapadokya gezilerinin olmazsa olmaz durağı. Avanos u meşhur kılan Kızılırmak ın kırmızı çamurundan yapılma çanak çömlekleri. Bu sanatın 7000 yıllık bir mazisi var, ucu ta Hitit uygarlığına dayanıyor. Kasabanın ara sokakları çanak çömlek atölyeleriyle dolu. Atölyeler ise içlerinde gizli sanatçıyı ortaya çıkarmak için tezgaha oturup, ellerini kırmızı çamura bulamış gezginlerle...
Ürgüp, zihinlerdeki Kapadokya nın en popüler imgesi, şapkalı peribacalarının memleketi. Kiliseden kervansaraya bolca tarihi eser ve kayalara oyulmuş evleri Ürgüp ü daha da zenginleştiriyor. Tabi bir de enfes şarabı. Kapadokya nın meşhur şaraplarının çoğu Ürgüp ten çıkma. Eylül ayında başlayıp Ekim sonlarına dek süren bağbozumu, yörenin en çok ziyaretçi ağırladığı dönem. Bağbozumu dışında da Kapadokya nın tüflü topraklarının üzüme verdiği ayrıcalığı, tadıyla ve kokusuyla taşıyan şarapların tadına bakmadan bu toprakları terk etmek büyük kayıp olur.
Kapadokya nın dozunda bir tedirginlikle beraber sonsuz bir zevk veren bir diğer aktivitesi yeraltı şehirlerini gezmek. Hristiyanların Roma ve Arap zulmünden korunmak için yumuşak tüf kayalara oydukları yeraltı şehirlerinin en meşhuru Nevşehir in 19 kilometre batısındaki Kaymaklı. Antik adıyla Enegüb. Kaymaklı Kalesi nin altına oyulmuş sekiz katlı yeraltı şehrinin dört katı ziyarete açık. Bu yeraltı şehrinin kasabadaki bütün evlere gizli tünellerle bağlandığını bilmek dehşet verici. Kaymaklı ya adını veren meşhur kurutulmuş kaymağı. Balla, şerbetle tatlandırılan kuru kaymak kahvaltıların baş tacı. Kaymaklı ya dokuz kilometre uzaklıktaki Derinkuyu bir başka yeraltı şehri. Sekizinci kata kadar inen dar koridorları her an nefessiz kalacak gibi hissettiriyor. Ama yuvarlak taştan kapılar aslında özel ve kusursuz işleyen bir havalandırma sistem. Kısacası endişeye mahal yok. Yoğun aksiyondan sonra hâlâ enerjisi olanlar Derinkuyu dan sonra Ihlara Vadisi ne; olmayanlar güç toplamak üzere Kapadokya nın dillere destan zenginlikteki mutfağını keşfetmeye buyursunlar. Testi kebabı, çömlekte pişmiş kurufasülye, söğürme, sac kavurma, güveç... Ne yenirse yiyin, yanında tandır ekmeği ve buz gibi yayık ayranı istemeyi ihmal etmeyin. Time Out Istanbul - Elif Eren
Geçmişten günümüze 10 farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış Kapadokya, 429 tescilli yapısı ve 64 SİT alanıyla Dünya Kültür Mirası listesinde.
DEVAMI
Yılın dört mevsimi, Kapadokya mevsimi. Bembeyaz karla örtülüyken de bağbozumunu müjdeleyen sonbaharda da güzel Kapadokya. Bu güzelliğin zirvesi Uçhisar. Sadece mecazi anlamda değil, Kapadokya yı en tepeden görmek için tırmanılacak yegane yer, Hititler döneminde dev bir kayaya oyulmuş Uçhisar Kalesi. Tırmanış yorucu da olsa manzaraya değer. Uçhisar ın Güvencinlik Vadisi nde sabah yürüyüşlerine güvercinler rehberlik ediyor. Şansı olanlar ağaçkakanlara da rastlıyor.
Günleri değerlendirmek için alternatifler çok olsa da Uçhisar da asla kaçırılmaması gereken bir macera var. O da balonla Kapadokya turu. Rüzgar, Kapadokya yı dünyanın balonla seyahate en uygun yerlerinden biri olmayı bahşetmiş. Bir ila bir buçuk saat arası süren balon turlarına her yıl, çoğunluğu yabancı, 70 ile 80 bin arası turist katılıyor. Gündoğumunda göğe yükselen rengarenk balonlarla Güzel Atlar Ülkesi ni boydan boya geçtikten sonra şampanyalar patlıyor.
Kapadokya nın ismini Pers dilinde Güzel Atlar Ülkesi anlamına gelen bir sözcükten aldığı söylenir, bazıları ise bu fikre şiddetle karşı çıkar. Varsın olsun, bu şairane varsayım Kapadokya ya çok yakışıyor.
Göreme, Anadolu nun en eski yerleşim yerlerinden. Bugünse peribacalarının içine kurulmuş evlerden oluşan, ikibin kişilik bir kasaba. Meşhur Göreme halı ve kilimlerini yöresel dükkanlarda görenlerin bu el yapımı halılara aşık olmaması ne mümkün?
Göreme Açık Hava Müzesi, Hristiyanlar için tarihi öneme sahip kutsal bir din merkezi. Kiliseleri ve manastırlarıyla yedinci yüzyıldan onbirinci yüzyıla kadar olan dönemin Hristiyan mimarisini özetliyor. Peribacalarının en yoğun olduğu Zelve ise dokuzuncu ve onüçüncü yüzyıllar arasında Hristiyanların önemli yerleşim merkezlerinden biri olmuş. Üç vadili Zelve deki Direkli Kilise buradaki manastır hayatının ilk yıllarından kalma.
Kızılırmak kenarına kurulu Avanos, Kapadokya gezilerinin olmazsa olmaz durağı. Avanos u meşhur kılan Kızılırmak ın kırmızı çamurundan yapılma çanak çömlekleri. Bu sanatın 7000 yıllık bir mazisi var, ucu ta Hitit uygarlığına dayanıyor. Kasabanın ara sokakları çanak çömlek atölyeleriyle dolu. Atölyeler ise içlerinde gizli sanatçıyı ortaya çıkarmak için tezgaha oturup, ellerini kırmızı çamura bulamış gezginlerle...
Ürgüp, zihinlerdeki Kapadokya nın en popüler imgesi, şapkalı peribacalarının memleketi. Kiliseden kervansaraya bolca tarihi eser ve kayalara oyulmuş evleri Ürgüp ü daha da zenginleştiriyor. Tabi bir de enfes şarabı. Kapadokya nın meşhur şaraplarının çoğu Ürgüp ten çıkma. Eylül ayında başlayıp Ekim sonlarına dek süren bağbozumu, yörenin en çok ziyaretçi ağırladığı dönem. Bağbozumu dışında da Kapadokya nın tüflü topraklarının üzüme verdiği ayrıcalığı, tadıyla ve kokusuyla taşıyan şarapların tadına bakmadan bu toprakları terk etmek büyük kayıp olur.
Kapadokya nın dozunda bir tedirginlikle beraber sonsuz bir zevk veren bir diğer aktivitesi yeraltı şehirlerini gezmek. Hristiyanların Roma ve Arap zulmünden korunmak için yumuşak tüf kayalara oydukları yeraltı şehirlerinin en meşhuru Nevşehir in 19 kilometre batısındaki Kaymaklı. Antik adıyla Enegüb. Kaymaklı Kalesi nin altına oyulmuş sekiz katlı yeraltı şehrinin dört katı ziyarete açık. Bu yeraltı şehrinin kasabadaki bütün evlere gizli tünellerle bağlandığını bilmek dehşet verici. Kaymaklı ya adını veren meşhur kurutulmuş kaymağı. Balla, şerbetle tatlandırılan kuru kaymak kahvaltıların baş tacı. Kaymaklı ya dokuz kilometre uzaklıktaki Derinkuyu bir başka yeraltı şehri. Sekizinci kata kadar inen dar koridorları her an nefessiz kalacak gibi hissettiriyor. Ama yuvarlak taştan kapılar aslında özel ve kusursuz işleyen bir havalandırma sistem. Kısacası endişeye mahal yok. Yoğun aksiyondan sonra hâlâ enerjisi olanlar Derinkuyu dan sonra Ihlara Vadisi ne; olmayanlar güç toplamak üzere Kapadokya nın dillere destan zenginlikteki mutfağını keşfetmeye buyursunlar. Testi kebabı, çömlekte pişmiş kurufasülye, söğürme, sac kavurma, güveç... Ne yenirse yiyin, yanında tandır ekmeği ve buz gibi yayık ayranı istemeyi ihmal etmeyin. Time Out Istanbul - Elif Eren
Geçmişten günümüze 10 farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış Kapadokya, 429 tescilli yapısı ve 64 SİT alanıyla Dünya Kültür Mirası listesinde.
DEVAMI
Yılın dört mevsimi, Kapadokya mevsimi. Bembeyaz karla örtülüyken de bağbozumunu müjdeleyen sonbaharda da güzel Kapadokya. Bu güzelliğin zirvesi Uçhisar. Sadece mecazi anlamda değil, Kapadokya yı en tepeden görmek için tırmanılacak yegane yer, Hititler döneminde dev bir kayaya oyulmuş Uçhisar Kalesi. Tırmanış yorucu da olsa manzaraya değer. Uçhisar ın Güvencinlik Vadisi nde sabah yürüyüşlerine güvercinler rehberlik ediyor. Şansı olanlar ağaçkakanlara da rastlıyor.
Günleri değerlendirmek için alternatifler çok olsa da Uçhisar da asla kaçırılmaması gereken bir macera var. O da balonla Kapadokya turu. Rüzgar, Kapadokya yı dünyanın balonla seyahate en uygun yerlerinden biri olmayı bahşetmiş. Bir ila bir buçuk saat arası süren balon turlarına her yıl, çoğunluğu yabancı, 70 ile 80 bin arası turist katılıyor. Gündoğumunda göğe yükselen rengarenk balonlarla Güzel Atlar Ülkesi ni boydan boya geçtikten sonra şampanyalar patlıyor.
Kapadokya nın ismini Pers dilinde Güzel Atlar Ülkesi anlamına gelen bir sözcükten aldığı söylenir, bazıları ise bu fikre şiddetle karşı çıkar. Varsın olsun, bu şairane varsayım Kapadokya ya çok yakışıyor.
Göreme, Anadolu nun en eski yerleşim yerlerinden. Bugünse peribacalarının içine kurulmuş evlerden oluşan, ikibin kişilik bir kasaba. Meşhur Göreme halı ve kilimlerini yöresel dükkanlarda görenlerin bu el yapımı halılara aşık olmaması ne mümkün?
Göreme Açık Hava Müzesi, Hristiyanlar için tarihi öneme sahip kutsal bir din merkezi. Kiliseleri ve manastırlarıyla yedinci yüzyıldan onbirinci yüzyıla kadar olan dönemin Hristiyan mimarisini özetliyor. Peribacalarının en yoğun olduğu Zelve ise dokuzuncu ve onüçüncü yüzyıllar arasında Hristiyanların önemli yerleşim merkezlerinden biri olmuş. Üç vadili Zelve deki Direkli Kilise buradaki manastır hayatının ilk yıllarından kalma.
Kızılırmak kenarına kurulu Avanos, Kapadokya gezilerinin olmazsa olmaz durağı. Avanos u meşhur kılan Kızılırmak ın kırmızı çamurundan yapılma çanak çömlekleri. Bu sanatın 7000 yıllık bir mazisi var, ucu ta Hitit uygarlığına dayanıyor. Kasabanın ara sokakları çanak çömlek atölyeleriyle dolu. Atölyeler ise içlerinde gizli sanatçıyı ortaya çıkarmak için tezgaha oturup, ellerini kırmızı çamura bulamış gezginlerle...
Ürgüp, zihinlerdeki Kapadokya nın en popüler imgesi, şapkalı peribacalarının memleketi. Kiliseden kervansaraya bolca tarihi eser ve kayalara oyulmuş evleri Ürgüp ü daha da zenginleştiriyor. Tabi bir de enfes şarabı. Kapadokya nın meşhur şaraplarının çoğu Ürgüp ten çıkma. Eylül ayında başlayıp Ekim sonlarına dek süren bağbozumu, yörenin en çok ziyaretçi ağırladığı dönem. Bağbozumu dışında da Kapadokya nın tüflü topraklarının üzüme verdiği ayrıcalığı, tadıyla ve kokusuyla taşıyan şarapların tadına bakmadan bu toprakları terk etmek büyük kayıp olur.
Kapadokya nın dozunda bir tedirginlikle beraber sonsuz bir zevk veren bir diğer aktivitesi yeraltı şehirlerini gezmek. Hristiyanların Roma ve Arap zulmünden korunmak için yumuşak tüf kayalara oydukları yeraltı şehirlerinin en meşhuru Nevşehir in 19 kilometre batısındaki Kaymaklı. Antik adıyla Enegüb. Kaymaklı Kalesi nin altına oyulmuş sekiz katlı yeraltı şehrinin dört katı ziyarete açık. Bu yeraltı şehrinin kasabadaki bütün evlere gizli tünellerle bağlandığını bilmek dehşet verici. Kaymaklı ya adını veren meşhur kurutulmuş kaymağı. Balla, şerbetle tatlandırılan kuru kaymak kahvaltıların baş tacı. Kaymaklı ya dokuz kilometre uzaklıktaki Derinkuyu bir başka yeraltı şehri. Sekizinci kata kadar inen dar koridorları her an nefessiz kalacak gibi hissettiriyor. Ama yuvarlak taştan kapılar aslında özel ve kusursuz işleyen bir havalandırma sistem. Kısacası endişeye mahal yok. Yoğun aksiyondan sonra hâlâ enerjisi olanlar Derinkuyu dan sonra Ihlara Vadisi ne; olmayanlar güç toplamak üzere Kapadokya nın dillere destan zenginlikteki mutfağını keşfetmeye buyursunlar. Testi kebabı, çömlekte pişmiş kurufasülye, söğürme, sac kavurma, güveç... Ne yenirse yiyin, yanında tandır ekmeği ve buz gibi yayık ayranı istemeyi ihmal etmeyin. Time Out Istanbul - Elif Eren
Sazlı Sardunya - Assos Çanakkale
Maviyle yeşilin raksı, geçmişin izleri ve kültür armonisiyle birleşince büyüler insanı.Hani bazen olur ya ortam daralır, başımız gövdemize ağır gelir, kaçıp uzaklaşmak isteriz o şehir keşmekeşinden. Sığınacak bir liman ararız sıcak, güvenilir, tanıdık ve sakin. Her şeyi unutup arzu edilen huzura kavuşacağımız.. İşte böyle bir anınızda kaçıp geliverin Sardunya'ya. Misafir olun, hayatınızda en az bir kez Sardunyalı olmanın farkını yaşayın..
Körfezin pırıl pırıl denizinde, Midilli ve Ayvalık'ın tam karşısında 14 odalı bahçeli, deniz mesafesi 1,5 mt olan 150 yıllık bir zeytinyağı fabrikasında tarihin kokusuyla, dostluğun huzurunu bizlerle bir arada yaşayın.
Kah iskelemizde ay ışığında şarabınızı sevdiğiniz müzik eşliğinde yudumlayın,kah bahçemizde kitabınızı okuyup dinlenin; hatta bir fincan kahve eşliğinde hep birlikte sohbet edelim.
Aslında dehşet bir emek ve özveri hikayesi Sardunya'nın ki...
Yeni başlangıcın heyecanı, amatör ruhun kızgın ateşi, uykusuz geceler ve herkes için ev konforunun yaratılması amacıyla gösterilen özen, ki bunlar sadece bir başlangıç.
Asıl hedef, sizlerle büyüyen dostluk ağında her geçen gün Sardunya'nun mükemmelliğe kavuşması.
Bu otel sayfası 56184 kere ziyaret edilmiştir.
![]() | 24 saat açık | ![]() | Aksam yemeği dahil | ||
![]() | Alarm | ![]() | Bahçe | ||
![]() | Bar-kafe | ![]() | Barbekü alanı | ||
![]() | Bebek yatağı | ![]() | Dağ manzarası | ||
![]() | Danışma | ![]() | Deniz manzarası | ||
![]() | Engelli Odası | ![]() | Evcil hayvan | ||
![]() | Faks | ![]() | Havaalanı transferi | ||
![]() | Internet | ![]() | Kahvaltı dahil | ||
![]() | Kasa | ![]() | Kredi kart ile ödeme | ||
![]() | Kütüphane | ![]() | Mini-bar | ||
![]() | Oda servisi | ![]() | Oda temizlik servisi (günlük) | ||
![]() | Restaurant | ![]() | Sahil | ||
![]() | Şarap mahzeni | ![]() | Şömine | ||
![]() | Tarihi Yapı | ![]() | Televizyon | ||
![]() | Tüm yıl açık | ![]() | Uyandırma hizmeti | ||
![]() | Ücretsiz gazete | ![]() | Ücretsiz otopark |
Assos
Bölgede zeytinyağı çok önemli, hatta zeytinyağı sütü denilen taş değirmenlerden çıkan özel hassasiyette zeytinyağını deneyimleyebilirsiniz. Oğul otu çayı’da bulduğunuzda mutlaka tatmanız gerekir.
Assos Sivrice'deki tesisler ticari olmaktan oldukça uzak. Burası köy havasını koruyabilmiş az yerden biri.
8-10 tane tahta masası ile "Sarmaşık Gülleri Restoran" bölgenin ruhunu tam anlamıyla yansıtıyor. Yapaylıktan çok uzak, sakin ve huzurlu...
Balıkçı restoranının sahibi çaya hiç para almadıklarını az çeşitte ama temiz, güzel ve ucuz yemek verdiklerini söylüyor.
Assos’ta balık çeşitleri ve deniz ürünleri ile zeytinyağlılar apayrı bir lezzete sahiptir. Ayran, tereyağı, beyaz peynir benzeri süt ürünleri de akılda kalıcı lezzetler barındırır. Assos’ta gözleme yemeyi de ihmal etmeyin.
Bölgede kamp kurmak ve yürüyüş yapmak en değerli aktivite, kazdağlarında safari kaçınılmaz, onun dışında Assos’ta denize girilebilinir.
Köyleri gezerken yöre halkıyla sohbet edin, size tarih ve çevre hakkında güzel öyküler anlatırlar. Şelalelerin olduğu yerde dereye girmenizi öneriyoruz, kaçırılmaz bir fırsat.
Assos'un en gözde plajlarının bulunduğu yer ise Kadırga Koyu. Burada büyük tesislerin yanı sıra, upuzun mavi bayraklı halk plajları da sıralanıyor.
Güneş biraz etkisini yitirirken biz de sahilden Athena Tapınağı'na doğru yola koyuluyoruz. Her zaman esen bir tepede kurulmuş olmasına rağmen, akşam saatleri tapınağı gezmek için en uygun zaman.
Felsefe tarihinin ünlü filozoflarına ev sahipliği yapmış Athena Tapınağı'nın M.Ö 500 yıllarında yapıldığı söyleniyor. Kentin koruyucusu olan Tanrıça Athena'ya ithaf edilmiş olan tapınağın mimarlık tarihi açısından da önemli bir özelliği vardır. Burası Anadolu'da arkaik çağda yapılmış ve kabartmalı frizlere sahip tek örnek. Ayrıca ünlü filozof Aristoteles de üç yıl boyunca burada dersler vermiş.
Hem manzarası, hem tarihi ile Athena Tapınağı, saatler geçirilebilecek bir yer ama biz artık aşağı iniyoruz. Yolda tezgah kurmuş köylüler, elişlerini satıyor. Burası turistlerin uğrak yeri olduğu için hallerinden memnun görünüyorlar.
Assos'un içine doğru inen yol çok virajlı. Aşağı indiğinizde ise sıra sıra otel ve pansiyonlarla karşılaşıyorsunuz. Lokantalar ve eğlence yerleri otellerin hemen önünde.
Assos'ta yavaş yavaş akşam olurken limandaki lokantalar dolmaya başlıyor. Canlı müzik yapan yerlerden balıkçılara burada eğlence biraz daha devam ediyor.
Assos, İstanbul'a 380, İzmir'e 290 km uzaklıkta. İstanbul'dan gelirken Yenikapı - Bandırma feribotunu kullanmak en iyisi. Fakat Bandırma Balıkesir yolunda yapılan çalışma nedeni ile oldukça yavaş gitmek gerekiyor. Bu yüzden biz Çanakkale yolunu tercih ediyoruz. Burası ayçiçeği tarlaları içinde, rahat bir yol. Biga - Çan - Bayramiç - Ezine güzergahıyla Edremit Körfezi'ne varıyoruz. Assos yolu çok virajlı. Araç kullananların çok dikkatli olması gerekiyor.

KAZDAĞLARI – YEŞİLYURT KÖYÜ – ASSOS
Türkiye’nin değil dünyanın havadaki oksijen oranının en yoğun olduğu Biga Yarımadası’ndaki dağ sırasıdır, Kaz (İda) Dağları. Bölgede, ormanlık alanın büyük oluşu yerleşim alanlarını sıklaştırmıştır. Yeşilyurt Köyü bu yörede yer alan 90 haneli taş evlerden oluşan eşsiz bir köydür. Afrodit’in burada aşık olduğu söylenir.
Assos (Behramkale) ünlü filozof Aristo ile Platon’un bir süre yaşadıkları, zeytin ve zeytin yağları ile ünlü, buz gibi denizi, sakinliği ve de antik Apollon şehri ile bazalt tepe üzerine kurulu antik Athena Tapınağı ile Assos şehri büyüleyicidir.
Görülmesi gereken yerler?
Kaz Dağları bölgesinde Assos’ta Athena Tapınağı ve Murta Hüdavendigar Camii, Apollo Smintheus Tapınağı, Altınoluk ve Küçükkuyu’da Zeus Altarı, Yeşilyurt ve Adatepe köyleri, Sütüven Şelalesi ve Başdeğirmen ve Edremit girişindeki Zeytinyağı Müzesi görülmelidir.
Antik Assos kenti, çağlar boyunca tam olarak terk edilmemiş olup ,günümüzde de Behramkale Köyü’nü surları içinde barındırmaktadır. Filozof Platon’un öğrencisi ve Büyük İskender’in akıl hocası Aristo Assos kentinin şaşalı döneminde bir süre yaşamış ve ders vermiştir. Assos Antik kentin kuzey kapısının dışında mezarlık yer almaktadır. Burada anıt mezarları ve küp tabutları görmek mümkündür. Assos şehir duvarlarının büyük bir bölümü eski görüntüleriyle hala ayaktadır. Bu duvarların arasındaki giriş sizi sırasıyla Gymnasium, Agora ve Tiyatro’ya ulaştırır. Ayrıca assos'un tüm alanlarda karanlık ve orta çağlardan kalma bina ve kilise yıkıntılarıyla karşılaşabilirsiniz. Arzu ederseniz erken kalkıp Çanakkale Assos'ta Athena Tapınağı’na tırmanıp gün doğuşunu veya batışını izleyebilirsiniz.
Çoğunlukla meşe palamutlarının sevki için kullanılan eski liman, bugün bir balıkçı barınağı görünümündedir. Antik liman ise su altında ışıldayan mermerleri ile varlığını duyurmaktadır. Burada küçük bir plaj bulunmaktadır. Assos'taki Bar ve lokantalar ise tarihi mekanlarda hizmet sunmaktadır. Assos Köy meydanı; halı, takı ve yöreye has el işi sergileriyle renkli bir görünüme sahiptir. Yakındaki Kadırga Plajı gerçekten temiz bir plaj olup rahat etmenizi sağlayacak olanaklara sahiptir. Doğa yürüyüşlerinde yöresel ot ve mantar toplama olanağı da bulabilirsiniz. Assos Çevresinde diğer görülmeye değer yerlere gelince: Truva, Apollo Smitheion, Bergama kentleri ile Zeus Altarı, Kleopatra Ilıcası ve İda - Kaz Dağları’nın sunduğu bir çok doğa güzelliği.
Assos’u neden görmeliyim, oraya neden gitmeliyim?” diye içinizden soruyorsanız eğer, verilecek cevapların birden fazla olduğunu kolaylıkla görebilirsiniz: mesela turkuvaz rengi bir deniz, zeytin ağaçları, mitolojik bir tarih, deniz manzaralı dağ etekleri, billur koylar, taş evler, balıkçı tekneleri, balık, şarap, oksijen…
Sakin, dinlendirici bir tatil isteyenler için Assos biçilmiş bir kaftan. Alın elinize kadehlerinizi, içkilerinizi; kurulun tarihe, doğaya bezeli bir dağ yamacına ve izleyin masmavi denizi… Ya da alın mayolarınızı, bikinilerinizi; atın kendinizi berrak sulara… Ardından öyle bir acıkın ki bulun kendinizi bir kıyı balıkçısında…
İşte böylesine bir tatil isteyenler içindir Assos. Ve Assos’ta yapılacak çok şey vardır:
Nereleri görmeli?
Akropol
Akropoller, bir kralın kalesine bağlı olarak halkın yaşadığı şehirlerdir. Surlarla çevrilmiş olan bu alanlar yüksek noktalara kurulurlar ve ekilebilir topraklar barındırırlar. Behramkale köyü bu Akropol’ün sınırları içerisinde yer almaktadır. Mimari üslubu ve çeşitli kapıları ile ziyaretçilerini adeta büyüleyen Akropol’de ayrıca Athena Tapınağı, agora, gymnasium, stoalar, meclis binası, tiyatro ve nekropoller bulunur.
Athena Tapınağı
Assos’un koruyucusu, adaletin ve üretici zekânın temsilcisi olan savaş tanrıçası Athena olmuştur. Şehri korumakla beraber Athena; verimli topraklardan yoksun olan bölgenin hayvancılık, zeytincilik, şarap, limancılık gibi alternatif geçim kaynaklarına yeni birisini eklemiştir: dokumacılık. Bölgedeki dokumacılığın gelişmiş olması Athena’nın bölgedeki kadınlara halı, kilim işlemeyi öğretmiş olmasıyla ilişkilendirilir.
Hâl böyleyken bölge halkının Athena ile ilişkileri kuvvetlenmiş ve ona olan şükranlarını belirtmek üzere M.Ö. 530’lu yıllarda inşa edildiği bilinen Athena Tapınağı ortaya çıkmıştır.
Akropol’ün en yüksek yerine kurulmuş olan Athena Tapınağı, gün batımında elinde kadehleri ve şarapları ile manzaranın keyfine varmak isteyenlerle buluşur. Sade ve güçlü görünümlü dorik stilde inşa edilmiş yapıların son kalan örneklerinden olan tapınak, aynı zamanda iyon üslubundan izler de taşır.
Agora (Şehir Merkezi - Çarşı)
Assos’un tam ortasında, Akropol’ün güney yamacında bulunan Agora; siyasi, dini, ticari faaliyetlerin gerçekleştirildiği, kamu binalarının etrafını sardığı, seçimlerin yapıldığı şehir merkezidir. M.Ö. II. yüzyıldan kalmış kısımlarını görebileceğiniz Agora’nın sizlere fısıldayacağı tarihe tanıklık etmek için buraya uğramalısınız.
Bouleuteiron (Meclis Binası)
Assos’un şehir meclisi olan ve şehir hakkındaki önemli kararların alındığı toplantıların yapıldığı Bouleuterion binası, Agora’nın hemen doğusunda yer alır. Tek katlı ve ahşap çatılı bu binanın kalıntılarından dor üslubunda yapıldığı anlaşılmaktadır. Binadaki oturma düzeni günümüze kadar ayakta kalabilmiştir.
Gymnasium
Gymnasium için bir nevi spor akademisi diyebiliriz. Amacın kuvvetli, estetik görünümlü ve aynı zamanda bilgili öğrenciler yetiştirmek olduğu bu okullarda gençler spor eğitiminin yanı sıra toplumsal ve entelektüel dersler de alıyorlardı.
Assos’ta Gymnasium, Agora ile batı kapısı arasında yer almaktadır. Kalıntılar arasında dolaşırken sizlere geçmişin gelenek ve göreneklerini hatırlatacak Gymnasium, dorik üslupta sütunlarla çevrilidir ve 32 x 40 ölçülerindedir.
Tiyatro
Doğal bir oyuk içine inşa edilmiş ve cephesi denize bakan tiyatro, M.Ö. II. yüzyılda Agora’nın yakınında kurulmuştur. Grek tiyatro mimarisini yansıtır ve at nalı biçimindedir. Günümüzde Assos’ta yapılan bazı etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.
Stoa
Stoalar; dinsel, kültürel, siyasal ve felsefi toplantıların yapıldığı, önü sütunlu ve üstü örtülü galerilerdir. Agora’nın kuzeyinde ve güneyinde bulunan iki stoa, dor stilinde yapılmıştır. Kuzey stoa iki katlı iken güney stoa ise üç katlıdır.
Nekropol
Nekro kelimesi ölüler anlamındadır, polis ise şehir. Nekropolis; Helenistik ve Roma dönemlerinden kabir ve anıtların yer aldığı batı ve doğuda iki mezarlıktan oluşmaktadır. Nekropollerde; tek odalı veya çift odalı olabilen anıtlar, yontulmuş panteon şeklindeki mermerler, küp ya da amohora tarz mezarlar görülebilir.
Behramkale Köprüsü
Tuzla Çayı üzerinde 14. yüzyılda inşa edilmiş olan Behramkale Köprüsü, Behramkale köyüne 1 km uzaklıktadır ve sadece yayalar tarafından kullanılabilir. Bölge taşlarından yapılan ve kemerlerden oluşan köprü, Selçuklu ve Osmanlı dönemi köprülerinin mimari özelliklerini taşımaktadır.
Hüdavendigâr Cami
Bizans ve Roma kalıntılarının üzerine kurulmuş olan Hüdavendigâr Cami, 14. yüzyılda I. Murat döneminde inşa edilmiştir. Mihrap, yapraklarla ve yaprakların içi kabartma rumilerle kaplıdır. Dörtgen bir plan ile yapılmış yapıda kubbe, sekizgen bir kasnak üzerine oturtulmuştur. Dışarıdan baktığınızda Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden izler taşıdığını ve bölge taşlarının toplanarak yapılmış olduğunu fark edeceğiniz cami, iç mekânda restorasyonlara ihtiyaç duymaktadır. Cuma, 14 Ağustos 2009 23:21 Kaynak: Maximiles
ButikOtellerRehberi.com, Assos otel, assos oteller, assos otelleri, assos butik otelleri, assos konukevleri, assos hotelleri fiyatları ve assos otel rezervasyonu hakkında bilgi vermek üzere hazırlanmış bir küçük assos tatil rehberidir. ButikOtellerRehberi.com editörleri sizlerin assos tatil ve konaklama programınızı en keyifli şekilde yapmanıza yardımcı olmak için beldeleri ve otelleri teker teker gezmektedir.
Sitemizde bulunan Butik otellere ve küçük otellere son yıllarda çok yoğun ilgi olmaktadır.
assos butik otel, assos otel ve assos otelleri tanıtımı, assos hakkında bilgiler ve assos tatil yerleri, assos resimleri, assos fotoğrafları ve assos rezervasyon bilgileri sitemizde yer almaktadır.
Rehberimizdeki Konu Başlıkları:
Assos Otelleri, assos Butik Otelleri, assos Tatil, assos Butik Otel, assos Otel Fiyatları, assos Otel, assos Nerede Kalınır, assos Otel Rezervasyonu, assos Konaklama, assos Küçük Otelleri, assos Tatil Yerleri, assos Yol Haritası, assos Telefonları, assos Görülecek Yerler, assos Gezilecek Yerler, assos Aktiviteler, assos Restoranlar, assos Barlar, assos Ne Yapılır, assos Alışveriş
assos assos otel assos oteller assos otelleri assos butik otelleri assos küçük otelleri çanakkale assos Küçük Oteller - Küçük Oteller Sitesi
Ayrıca Pansiyon Rehberi.com adresine göz atabilirsiniz; http://www.pansiyonrehberi.com/
Assos civarlarında ve deniz kenarında şirin bir küçük motel. Küçükkuyu Assos sahil yolunun tam orta noktasında Midilli’nin karşısında; zeytin ağaçları ve Ege denizinin berrak sularının tam arasında 150 yıllık bir zeytinyağı fabrikası. 12 ay boyunca dört mevsimin en güzel anlarını eşsiz yemekler ve şaraplar eşliğinde yaşayabileceğiniz huzur ve sessizlik krallığı.
HIP’s TIPs
Tekneler damağınızda eşsiz ege akşamları gibi unutulmaz bir tat bırakacak ahtapotları yakalamak için Kuzey Ege’nin berrak sularına sabah erkenden çıkıyorlar. Getirilen ahtapotlar yumuşatılıp Sazlı Sardunya’nın mutfağında maharetli ellerle baharatlar ve özel soslarla harmanlanarak bademli ahtapot olarak geliyor sofranıza.
Konaklama Fiyatlarımız
Sazlı köyü altı / Ayvacık / Assos / Çanakkale - Assos Otel
İçinde "kurban" kelimesi geçen bir bayramda kan görmekten ciddi olarak üzüldüğüm için bayram kutlamaktan sıyrılıp geldiğim bir ruh arındırma yeri oldu bana Sardunya...
Bir arkadaşın tavsiyesi ile geldim ve gelmeden önce de internette bu butik otel hakkında yazılanları okudum..Bir çift öylesine şeyler yazmıştı ki, inanamadım..Onca "iyi" yoruma bir uçuk yorum beni pek etkilemedi.Ego savaşında OLAN insanların yazdıklarıdır dedim kendi kendime..Öyle ya, onca huzur bulmuş insanın yanında bir tek memnuniyetsiz insan anca bu olabilir dedim ve altıncı hissimle seçip sardunya'ya geldim...
Tek dileğim, sakin sessiz, doğanın temiz olanıyla beraber rahatsız edilmeden geçireceğim birkaç gündü...
Yaşam enerjimi bir trafodan depolayıp İıstanbul'un kaosuna bir dev gibi dönmemi sağlayan tüm personeler şükranlarımı sunuyorum..Keşke böyle bir evim olsa deyip dururdum, artık var!
Tapusu benim değil ama içindeki tüm enerjiler sevgi dolu ve gerçekten "evim"e gider gibi tekrar konaklamaya gideceğim bir yer var artık...
Herkese sonsuz teşekkürler..(Özellikle Şebnem hanıma. Siz ne şeker, ne sevgi dolu insanlarsınız...)
Merhaba.16-19 Mayıs tarihleri arasında eşim ve ben Sazlı Sardunyada çok keyifli zamanlar geçirdik.Güleryüzlü ve dost personel (gerçi onlara personel bile dememek lazım, bizden biri gibi oldular) bizi evimizde hissettirdiler.Ya manzaraya ne demeli?Sardunyalarla bezenmiş bahçede, Kaz Dağlarının yamacında, keyifle Midilli Adasına bakıyorken içkinizi yudumlumaktan daha güzeli var mı? Ya yemeklere ne demeli?Günlük yapılan leziz sazlı sardunya mutfağının tadına doyum olmuyordu. odaya girdiğinizde ise denize 1 metre uzakta olduğunuzu farketmek, dalga seslerini işitmek müthiş bir duyguydu. beklentilerimizin üzerinde bir memnuniyetle bu doğa içinde gizlenmiş butik otelden ayrılmak gerçekten zordu. Başta Şebnem Hanım olmak üzere, değerli çalışanlar ve Rıdvan'a çok teşekkür ederiz. tekrar buralara gelmek dileğiyle....
16-19 mayıs tarihleri arasında ben eşim canan kızım cansu oğlum berk ile birlikte bu küçük sıcak şirin otelde kendi evimizi aratmayacak rahatlıkta huzurlu stresten uzak sakin denizin ve muhteşem temiz havanın ortasında taze egenin deniz balıklarını nefiz taze mezeler eşliğinde şarabımızla birlikte yiyerek 3 çok harika gün geçirdik umduğumuzundanda güzel beklentilerimizin üzerinde memnun kalarak ayrıldık şebnem hanım olsun süper eleman rıdvan olsun ve diğer çalışanların güler yüzlülüğü sıcaklığı çok değerliydi tekrar görüşmek dileklerimizle
girişten itibaren başlıyayım...
1)odaya girdik...wc çöp kutusunda hala bir önceki misafirlerden kalma çocuk bezleri ve kağıt parçaları vardı..ilk izlenim oda temizlenmemişmiydi.??..neyse tatile geldik buraya 2gün rezervasyonumuz var hiç canımızı sıkmayalım dedik...ne de olsa manzara çok güzel camı açıyorsunuz odanızdan.. karşınızda ege..
2) birşeyler yiyelim dedik yoldan gelmiştik ...ne var diye sorduğumuzda 3 seçenek sigara böreği patates kızartma ve sosis...ha birde yumurta yapabilirlermiş..şoktayım insan neler neler hayal ediyor böyle egenin kıyısında...neyse tatile devam akşama yeriz dedik güzel birşeyler
3)duş almak istedik şampuan yoktu banyoda...sorduk ...yaza inşallah dediler..
4)akşam yemeği tam hayal kırıklığı,,,3-5gün önce hazırlanmış şakşuka....sonra haydari....ya allaha aşkına ne haydarisi...biri bana açıklasın...hiç bir şeyden haberin yoksa 1saatlik yolda Cunda adası var gitte öğren o bölgede neler yiyip içer bu insanlar...balık yedik ÇİFTLİK levrek...isyanlarım üzerine dolapta ahtapot varmış bedeli karşılığı bademli ahtoppot yedik ama bir kere tadımız kaçmıştı...ha demeden geçmiyeyim 2 parçada jumbo karides yapıp ikram ettiler...(şarap marap demiş ya birileri delirecem..bizim ali amcanın gariban bakkalında daha çok çeşit vardır)
5)sabah uyandım ...dedimki kahvaltıyı yapıp hemen kaçalım ayvalığa...midemizi bayram ettirelim...ama daha bitmedi kahvaltıda önceden doğrandığı belli domates salatalık artık kırışmış,suyu kaybolmuş...değiştirttik son noktaydı..2kişi 180ytl para verdik oda+khvlt+akşam yemeği...bu paraya daha iyisini her yerde gördüm..hemen hesabı kestik ayrıldık otelden...
sonuç:doğayı insanlar mahvediyor nasıl mı işte böyle...harika bir güzellik temiz bir deniz,temiz bir hava...ama mahvedilmiş bir işletmecilik..kusura bakmayın şebnem hanım ama siz bu işi bırakın
Eşimle binbir hevesle burayı da bir deneyelim diye gittik ama inanılmazdı özensiz ,bakımsız ,zevksiz en basit köşebaşı motelinden bile felaket durumdaydı. Rezervasyon yaptırdığımız halde sanki haberleri yokmuş gibiydi .
Hava yağmurluydu oda kapılarının önüne biriken sulardan dolayı en içine girilebilir bir odaya yerleştirildik bir önceki misafirden kalan çocuk bezli tuvaletle karşılaştık duvara monteli el sabunlarından vardı sabah kahvaltıda servis yapan hanıma şampuan sorduğumda şaka gibi yazın koyacağız dedi .
Yemekler zaten tam deniz kenarına yakışan türden di kaç gün önce yapıldığı belli olmayan rezalet şakşukayı önümüze meze diye koydular ,Çiflik levrek vardı ,kalamar sorduk o da dondurulmuş bir markaymış hiç istemedik eşim işlerme müdüresine biraz mızıyınca sağolsunlar bize ikram olarak bademli ahtapot yapmışlar .Aşçı beyin emeğine saygıdan onada ses etmedik ikramdır dedik.Sabah kahvaltıysı da evlere şenlik.
E be kardeşim sana geliyoruz demişiz önden paramızı yollamışız çık iki alışveriş yap zaten kaç kişilik yer iki kişiden aldığın parayla oraya tüm hafta sonu gelecek misafirleri ağırlarsın ...
Sayın editör ben daha ne diyeyim hani butik hani otel ? Güzel bir yere konuşlandırılmış yazık edilmiş bir mekan .
Hak verirsiniz ki butik otelleri tercih etmemizin en önemli sebebi aile ortamının yaşanabilmesi ki küçük bir otelde 4.5 ay kaldığınızda kendinizi o aileden hissetmeniz için çok fazla sebep bulabiliyorsunuz.
Bu otelde ilk dikkat ettiğim, mutfağın saklanmayarak herkesin gözünün önünde olmasıydı. Dolayısıyla yemek saatine yaklaşırken mutfaktaki özenli çalışmayı yakınen takip edebiliyordunuz. Kaldığım sezon kendi deyimleriyle düşük sezon olmasına rağmen ne temizlik ne de yiyecek konusunda kaliteden ödün verdiklerine rastlamadım. Yarım pansiyon bir işletmede deniz balığı veren bir butik otelle karşılaşırsanız benide bilgilendirirmenizi rica ederim.
Servis elemanlarından tutun işletme müdürüne kadar çok sıcak bir grupla tatilinizi geçirmek için gözü kapalı tercih edeceğiniz çok sevimli bir butik otel.
Benim gibi zor beğenen birine 4.5 ay gibi uzun zaman diliminde tahammül eden ve buraya gerçekten yakışan işletmeci Şebnem hanıma, serviste ve yemeklerde benim nazımı fazlasıyla çeken Serdar cığıma çok teşekkür ederim.
Sanırım biz farklı bir Sazlı Sardunyada kaldık.Mükemmel bir tatildi.Sazlı Sardunya ekibine teşekkürler.Lütfen unutmayın ki meyve veren ağaç taşlanır.Hayallerinizi ertelemeyin.Herkesin tereddüt etmeden gitmesi gereken nadir işletmelerden birisiniz.Hepinize tekrar teşekkürler.Bademli ahtapotumuzu hazır tutun bir anda kapınızı aniden çalabiliriz...




















