Otel Arama

Otel Adı :
Şehir :
Mevkii :

Butik Oteller Rehberi

Ev sahipleriyle kişiye özel, küçük, otantik, tarihi oteller

MasterCard

Otelleri ve özel avantajları
 

Üye Otel Girişi

Kullanıcı Adı :

Şifre :

Favorilere Ekleyiniz

Facebook grubumuza üye olun gelişmelerden haberdar olun !

ButikOtellerRehberi.com'u yahoo'ya ekle ButikOtellerRehberi.com'u NewsVine'a ekle ButikOtellerRehberi.com'u Reddit'e ekle ButikOtellerRehberi.com'u Shadows'a ekle ButikOtellerRehberi.com'u Spurl'e ekle ButikOtellerRehberi.com'u TailRank'e ekle ButikOtellerRehberi.com'u Facebook'ta ekle

Haberler ve Duyurular

Denizkabuğu Otel Alaçatı Ramazan Indirimi

Denizkabuğu Otel Alaçatı dan tekrar merhabalar,

Güzelim yaz mevsiminin sonuna gelirken, büyük şehirlerin kavuran sıcaklarından kaçıp, Alaçatı nın püfür püfür serinliğinde yaz çiçeklerinin aromasını içinize çekmek isterseniz, Ramazan Ayının tenha günleri sizleri bekliyor. Eşiniz, dostlarınız ve arkadaşlarınızla ev sıcaklığında bir tatil yaşamak, huzur, neşe, kahkaha dolu bir dinlence geçirmek isterseniz, bayrama kadar geçerli olan %20 lik indirimimizden yararlanabilirsiniz. Ev yapımı limonatanız buzdolabında soğurken, mis kokulu sakızlı kurabiyelerin kokusu bahçeye yayıldı bile... Yemyeşil çimlerin üzerine atılmış pufuduk yastıklar da cabası :)

Denizkabuğu Otel Alaçatı, samimi ortamı ve güler yüzlü çalışanları ile sizleri bekliyor...

2010-09-01 13:20:04

Denizkabuğu Otel Alaçatı dan tekrar merhabalar,

Güzelim yaz mevsiminin sonuna gelirken, büyük şehirlerin kavuran sıcaklarından kaçıp, Alaçatı nın püfür püfür serinliğinde yaz çiçeklerinin aromasını içinize çekmek isterseniz, Ramazan Ayının tenha günleri sizleri bekliyor. Eşiniz, dostlarınız ve arkadaşlarınızla ev sıcaklığında bir tatil yaşamak, huzur, neşe, kahkaha dolu bir dinlence geçirmek isterseniz, bayrama kadar geçerli olan %20 lik indirimimizden yararlanabilirsiniz. Ev yapımı limonatanız buzdolabında soğurken, mis kokulu sakızlı kurabiyelerin kokusu bahçeye yayıldı bile... Yemyeşil çimlerin üzerine atılmış pufuduk yastıklar da cabası :)

Denizkabuğu Otel Alaçatı, samimi ortamı ve güler yüzlü çalışanları ile sizleri bekliyor...

devamını okumak için tıklayınız.

Denizkabuğu Otel Alaçatı dan tekrar merhabalar,

Güzelim yaz mevsiminin sonuna gelirken, büyük şehirlerin kavuran sıcaklarından kaçıp, Alaçatı nın püfür püfür serinliğinde yaz çiçeklerinin aromasını içinize çekmek isterseniz, Ramazan Ayının tenha günleri sizleri bekliyor. Eşiniz, dostlarınız ve arkadaşlarınızla ev sıcaklığında bir tatil yaşamak, huzur, neşe, kahkaha dolu bir dinlence geçirmek isterseniz, bayrama kadar geçerli olan %20 lik indirimimizden yararlanabilirsiniz. Ev yapımı limonatanız buzdolabında soğurken, mis kokulu sakızlı kurabiyelerin kokusu bahçeye yayıldı bile... Yemyeşil çimlerin üzerine atılmış pufuduk yastıklar da cabası :)

Denizkabuğu Otel Alaçatı, samimi ortamı ve güler yüzlü çalışanları ile sizleri bekliyor...

Yalancı bahar kimseyi yanıltmasın

"Biz Çeşme yi tanıtamıyoruz. Buradaki 2 aylık doluluk kimseyi yanıltmasın. Önemli olan 1 Mayıs- 30 Ekim arası bu doluluğu yakalamak. Çeşme nin en büyük avantajı olan termali de kış boyunca sürdürebilmek için uluslararası bir kür merkezi yapmamız lazım"

GÜLENGÜL USLU

Bu haftaki konuğumuz bir koltukta üç karpuzu birden taşıyan genç bir girişimci.. Destination İzmir sözcüsü, İzmir CVB ve ETİK Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda büyük bir Çeşme aşığı Bülent Tercan. Yaz kış demeden ilçenin gelişimi için çırpınan Tercan la Türkiye nin parlayan yıldızı Çeşme hakkında görüştük. 
Çeşme nin en romantik otelinin ortaklarındansınız. Bir Çeşme aşığı olarak ilçeyle ilgili neler söylemek istersiniz?
Çeşme ye olan aşkımız bizi burada bir tesis açmaya yöneltti. Ortaklarımızla birlikte Sisus Oteli 2004 yılında açtık. Çeşme butik bir destinasyondur. Bu özelliğine zarar vermeyecek bir otel yaptık. Başarılı mimarlardan Başar Bahadır la çalıştık. Proje bizi Aşk Oteli konseptine doğru götürdü ve Great Hotel Soft The Word zincirinin romantik bölümüne kabul gördük. Balayı Oteli unvanını aldık.
Alaçatı da evini butik otele çeviren birçok insan var. Butik otel kavramını ben hala çözemedim!
Butik otel ister 5 odalı, ister 10 odalı olsun ön şartı kişiye özel hizmet vermektir. Bizim otel 51 odalı, 31 odası suit.. Genelde her otelde 3- 4 suit olur bizde otelin yüzde 60 suit. Mesela bizde elektronik kart yok, klasik anahtar var. 
Yurtdışında sürekli fuarlara katılıyorsunuz..
Dünyanın en önemli tatil bölgelerinden bir olan Cannes de 5 yıl boyunca fuarlara katıldık. Fakat neticede tek başına mucizeler yaratmanız mümkün değil. İlçe olarak beraber olmamız gerekiyor. Çok kritik bir dönemden geçiyoruz. Çeşme kaliteyi seçip yukarıya mı sıçrayacak? Yoksa, Antalya nın yaptığı hataları yapıp; elinde bulunan değerleri kullanmayıp en kolaycı yol olan Her şey dahil sistemine geçip Avrupa çanağındaki sıradan bir destinasyona mı dönüşecek? Çeşme nin artık bu kararı vermesi lazım. Maalesef Her şey dahil sistem Çeşme de ki otelleri sarmağa başladı. Şimdi Avrupa da söz sahibi muhteşem bir marina yapıldı. Alaçatı nın konseptini yaşatan, otellere gelip birkaç hafta kalan müşteri buralarda yiyip içiyor ve alışveriş yapıyor. Çeşme de yazlık evi olanlar burayı sürekli kullanmıyor. O yüzden esnafın yaşayabilmesi için otellere gelen müşteri çok önemli. 
Bence de Çeşme butik bir destinasyon olmalı..
Aynen öyle.. Bunun için masanın etrafında toplanmalı ve bir Çeşme Turizm Taahhütname si yazmalıyız. Yapılacak görevler ve hedef kitle, pazarlama yöntemleri vs. burada yer almalı. 
Çeşme Marina için de önerileriniz olduğunu biliyorum..
Fransa TV 5 Kanlında Marina belgeseli yapılıyor. Afrika gibi bizden çok daha geri ülkeler o programın yapımcılarını davet ediyorlar, çok daha alt seviyede marinaların belgesel tarzında çekimini yaptırıyorlar. Ve bu çekimler Fransız televizyonlarında yayınlanıyor. O şehir ve marina patlıyor. En kısa zamanda bu tarz belgeseller yaptırılmalı. Turizmde tanıtım bisiklet çevirmek gibidir..Pedalı çevirmediğiniz zaman düşersiniz. 
Yoksa bir modadır gelir geçer diyorsunuz..
Sürekli sahnede kalmalısınız. Bu bir kişinin işi değil. Hem fikir ve bir bütün olmalıyız. Biz Destinasyon İzmir olarak geçen sene; İsviçre tv yapımcısı ve aynı zamanda profesyonel bir dalgıç olan Otto Honnoger i burada ağırladık. Çeşme Dalış Turizmi hakkında belgesel yaptırdık. Kendisi burada Çeşme Su altı Milli Parkı yapılmasını önerdi. Sonra, Zürih te tur operatörlerine bir work- shop yaptık ve Honnoger orada Çeşme yi anlattı. Yurt dışında fuarlara katılmanın yanı sıra yerinde tanıtım yapmak çok önemli. 
Bunun yanı sıra Çeşme de yaşanan büyük bir sağlık problemi var..
Burada bizim belediyemiz ve kaymakamlığımız var. Biz haddimiz olmayan işlere giremeyiz ama belediye bu konuda çok daha duyarlı olmak zorunda. Ben de bir Belediye Meclis Üyesiyim ama Bana ne deme şansımız yok. Bu sağlık problemlerinin yanı sıra restoranlar işlemiyorsa, park sorunu varsa bunların hepsinden belediye sorumludur. Burada biraz vizyonları genişletmemiz lazım. Ortak akla katkı koyalım derken elbette belediyenin üstüne çıkamayız ama belediyeyi bu konuda elini taşın altına koymaya davet ediyoruz. Basında hastane sorunlarının yazılmasına ben nasıl üzülüyorsam diğer yetkililer de üzülmeli ki çare bulalım.
Gerçekten Çeşme de herkes diken üstünde oturuyor..
Bu işi Sağlık Bakanlığı çözecekse, gidelim Bakanlığın kapısında yatalım. Dosyaları verelim, bu işi bitirmeden Çeşme ye dönmeyelim.

Sarışın mavi gözlü birkaç turist var!
Çeşme ye hiç turist çekemiyoruz değil mi?
Gerçekten turist fakiriyiz.. Allahtan İzmir e gelen gemiler sayesinde sarışın mavi gözlü birkaç turist görüyoruz. Biz Çeşme yi layıkıyla tanıtamıyoruz. Burada ki 2 aylık doluluk ve yalancı bahar kimseyi yanıltmasın. Önemli olan 1 Mayıs- 30 Ekim arası bu doluluğu yakalamak. Çeşme nin en büyük avantajı olan termali de kış boyunca sürdürebilmek için uluslararası bir kür merkezi yapmamız lazım. Ilıca daki otobüs garajının karşısı termal merkezi olacak. Biz Çeşme Belediyesi nden bu tesisin biran önce yapılmasını istiyoruz. Kurulacak tesisin ortak akılla ve bu işi bilen profesyonellerle yapılmasını rica ediyoruz. Çeşme bize dünya mirası bir yer. 

Programlı çalışalım
Bu ortak akılı toplamak için bir girişiminiz oldu mu?
Ben buradan gazeteniz vasıtasıyla ısrar ve rica ile herkesi toplantıya çağırıyorum. Şimdi cıvıl cıvıl olan şu marina Eylül-Ekim ayında bomboş kalacak. Buraya gelebilecek turiste yönelmemiz lazım. Plan yaparak çalışırsak bunu başarabiliriz. Çeşme Marina ile Çeşme muhteşem bir rüzgar yakaladı. Bu rüzgar dinmeden burayı yaşatalım. Biz bu girdaptan hep beraber çıkacağız. Herkesi bir masanın etrafında görmek istiyoruz. Yoksa bunun vebalini kimse taşıyamaz. Önümüzdeki günlerde derhal otelimin toplantı salonlarını açıyorum. Kaç gün sürecekse oturalım konuşalım ve bir müşterekte anlaşalım. İsterlerse 15 Ağustos ta toplanabiliriz.
Bu sene Çeşme de 86 tane mekan açılmış. Çeşme nin sezonu ise 45 gün..Bu gidişata ne diyorsun?
Yeni açılacak yerlerde Avrupa da olduğu gibi bir standart koymak gerekir. Önüne gelen mekan açmasın. Yaşayacaksa açılsın, batacaksa açılmasın. Herkes kafasına göre yer açmamalı. Oluşturulacak Stratejik Kurulu buna da karar vermeli. Ben inanıyorum ki Çeşme henüz fırsatı kaçırmadı. Bizler bu işin peşini bırakmayacağız. Bir zamanlar İTO Başkanı Ekrem Demirtaş ın Kemeraltı Çarşısı ile ilgili ürettiği sloganlar vardı. Bizde onun gibi 12 ay açığım , Her şey dahil yapmıyorum , Çeşme yi seviyorum gibi sloganlar bulalım ve Çeşme ye sahip çıkalım
Yeni Asır Giriş tarihi : 07.08.2010, Cumartesi 16:02 Güncelleme : 16:39

2010-08-19 16:21:06

"Biz Çeşme yi tanıtamıyoruz. Buradaki 2 aylık doluluk kimseyi yanıltmasın. Önemli olan 1 Mayıs- 30 Ekim arası bu doluluğu yakalamak. Çeşme nin en büyük avantajı olan termali de kış boyunca sürdürebilmek için uluslararası bir kür merkezi yapmamız lazım"

GÜLENGÜL USLU

Bu haftaki konuğumuz bir koltukta üç karpuzu birden taşıyan genç bir girişimci.. Destination İzmir sözcüsü, İzmir CVB ve ETİK Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda büyük bir Çeşme aşığı Bülent Tercan. Yaz kış demeden ilçenin gelişimi için çırpınan Tercan la Türkiye nin parlayan yıldızı Çeşme hakkında görüştük. 
Çeşme nin en romantik otelinin ortaklarındansınız. Bir Çeşme aşığı olarak ilçeyle ilgili neler söylemek istersiniz?
Çeşme ye olan aşkımız bizi burada bir tesis açmaya yöneltti. Ortaklarımızla birlikte Sisus Oteli 2004 yılında açtık. Çeşme butik bir destinasyondur. Bu özelliğine zarar vermeyecek bir otel yaptık. Başarılı mimarlardan Başar Bahadır la çalıştık. Proje bizi Aşk Oteli konseptine doğru götürdü ve Great Hotel Soft The Word zincirinin romantik bölümüne kabul gördük. Balayı Oteli unvanını aldık.
Alaçatı da evini butik otele çeviren birçok insan var. Butik otel kavramını ben hala çözemedim!
Butik otel ister 5 odalı, ister 10 odalı olsun ön şartı kişiye özel hizmet vermektir. Bizim otel 51 odalı, 31 odası suit.. Genelde her otelde 3- 4 suit olur bizde otelin yüzde 60 suit. Mesela bizde elektronik kart yok, klasik anahtar var. 
Yurtdışında sürekli fuarlara katılıyorsunuz..
Dünyanın en önemli tatil bölgelerinden bir olan Cannes de 5 yıl boyunca fuarlara katıldık. Fakat neticede tek başına mucizeler yaratmanız mümkün değil. İlçe olarak beraber olmamız gerekiyor. Çok kritik bir dönemden geçiyoruz. Çeşme kaliteyi seçip yukarıya mı sıçrayacak? Yoksa, Antalya nın yaptığı hataları yapıp; elinde bulunan değerleri kullanmayıp en kolaycı yol olan Her şey dahil sistemine geçip Avrupa çanağındaki sıradan bir destinasyona mı dönüşecek? Çeşme nin artık bu kararı vermesi lazım. Maalesef Her şey dahil sistem Çeşme de ki otelleri sarmağa başladı. Şimdi Avrupa da söz sahibi muhteşem bir marina yapıldı. Alaçatı nın konseptini yaşatan, otellere gelip birkaç hafta kalan müşteri buralarda yiyip içiyor ve alışveriş yapıyor. Çeşme de yazlık evi olanlar burayı sürekli kullanmıyor. O yüzden esnafın yaşayabilmesi için otellere gelen müşteri çok önemli. 
Bence de Çeşme butik bir destinasyon olmalı..
Aynen öyle.. Bunun için masanın etrafında toplanmalı ve bir Çeşme Turizm Taahhütname si yazmalıyız. Yapılacak görevler ve hedef kitle, pazarlama yöntemleri vs. burada yer almalı. 
Çeşme Marina için de önerileriniz olduğunu biliyorum..
Fransa TV 5 Kanlında Marina belgeseli yapılıyor. Afrika gibi bizden çok daha geri ülkeler o programın yapımcılarını davet ediyorlar, çok daha alt seviyede marinaların belgesel tarzında çekimini yaptırıyorlar. Ve bu çekimler Fransız televizyonlarında yayınlanıyor. O şehir ve marina patlıyor. En kısa zamanda bu tarz belgeseller yaptırılmalı. Turizmde tanıtım bisiklet çevirmek gibidir..Pedalı çevirmediğiniz zaman düşersiniz. 
Yoksa bir modadır gelir geçer diyorsunuz..
Sürekli sahnede kalmalısınız. Bu bir kişinin işi değil. Hem fikir ve bir bütün olmalıyız. Biz Destinasyon İzmir olarak geçen sene; İsviçre tv yapımcısı ve aynı zamanda profesyonel bir dalgıç olan Otto Honnoger i burada ağırladık. Çeşme Dalış Turizmi hakkında belgesel yaptırdık. Kendisi burada Çeşme Su altı Milli Parkı yapılmasını önerdi. Sonra, Zürih te tur operatörlerine bir work- shop yaptık ve Honnoger orada Çeşme yi anlattı. Yurt dışında fuarlara katılmanın yanı sıra yerinde tanıtım yapmak çok önemli. 
Bunun yanı sıra Çeşme de yaşanan büyük bir sağlık problemi var..
Burada bizim belediyemiz ve kaymakamlığımız var. Biz haddimiz olmayan işlere giremeyiz ama belediye bu konuda çok daha duyarlı olmak zorunda. Ben de bir Belediye Meclis Üyesiyim ama Bana ne deme şansımız yok. Bu sağlık problemlerinin yanı sıra restoranlar işlemiyorsa, park sorunu varsa bunların hepsinden belediye sorumludur. Burada biraz vizyonları genişletmemiz lazım. Ortak akla katkı koyalım derken elbette belediyenin üstüne çıkamayız ama belediyeyi bu konuda elini taşın altına koymaya davet ediyoruz. Basında hastane sorunlarının yazılmasına ben nasıl üzülüyorsam diğer yetkililer de üzülmeli ki çare bulalım.
Gerçekten Çeşme de herkes diken üstünde oturuyor..
Bu işi Sağlık Bakanlığı çözecekse, gidelim Bakanlığın kapısında yatalım. Dosyaları verelim, bu işi bitirmeden Çeşme ye dönmeyelim.

Sarışın mavi gözlü birkaç turist var!
Çeşme ye hiç turist çekemiyoruz değil mi?
Gerçekten turist fakiriyiz.. Allahtan İzmir e gelen gemiler sayesinde sarışın mavi gözlü birkaç turist görüyoruz. Biz Çeşme yi layıkıyla tanıtamıyoruz. Burada ki 2 aylık doluluk ve yalancı bahar kimseyi yanıltmasın. Önemli olan 1 Mayıs- 30 Ekim arası bu doluluğu yakalamak. Çeşme nin en büyük avantajı olan termali de kış boyunca sürdürebilmek için uluslararası bir kür merkezi yapmamız lazım. Ilıca daki otobüs garajının karşısı termal merkezi olacak. Biz Çeşme Belediyesi nden bu tesisin biran önce yapılmasını istiyoruz. Kurulacak tesisin ortak akılla ve bu işi bilen profesyonellerle yapılmasını rica ediyoruz. Çeşme bize dünya mirası bir yer. 

Programlı çalışalım
Bu ortak akılı toplamak için bir girişiminiz oldu mu?
Ben buradan gazeteniz vasıtasıyla ısrar ve rica ile herkesi toplantıya çağırıyorum. Şimdi cıvıl cıvıl olan şu marina Eylül-Ekim ayında bomboş kalacak. Buraya gelebilecek turiste yönelmemiz lazım. Plan yaparak çalışırsak bunu başarabiliriz. Çeşme Marina ile Çeşme muhteşem bir rüzgar yakaladı. Bu rüzgar dinmeden burayı yaşatalım. Biz bu girdaptan hep beraber çıkacağız. Herkesi bir masanın etrafında görmek istiyoruz. Yoksa bunun vebalini kimse taşıyamaz. Önümüzdeki günlerde derhal otelimin toplantı salonlarını açıyorum. Kaç gün sürecekse oturalım konuşalım ve bir müşterekte anlaşalım. İsterlerse 15 Ağustos ta toplanabiliriz.
Bu sene Çeşme de 86 tane mekan açılmış. Çeşme nin sezonu ise 45 gün..Bu gidişata ne diyorsun?
Yeni açılacak yerlerde Avrupa da olduğu gibi bir standart koymak gerekir. Önüne gelen mekan açmasın. Yaşayacaksa açılsın, batacaksa açılmasın. Herkes kafasına göre yer açmamalı. Oluşturulacak Stratejik Kurulu buna da karar vermeli. Ben inanıyorum ki Çeşme henüz fırsatı kaçırmadı. Bizler bu işin peşini bırakmayacağız. Bir zamanlar İTO Başkanı Ekrem Demirtaş ın Kemeraltı Çarşısı ile ilgili ürettiği sloganlar vardı. Bizde onun gibi 12 ay açığım , Her şey dahil yapmıyorum , Çeşme yi seviyorum gibi sloganlar bulalım ve Çeşme ye sahip çıkalım
Yeni Asır Giriş tarihi : 07.08.2010, Cumartesi 16:02 Güncelleme : 16:39

devamını okumak için tıklayınız.

"Biz Çeşme yi tanıtamıyoruz. Buradaki 2 aylık doluluk kimseyi yanıltmasın. Önemli olan 1 Mayıs- 30 Ekim arası bu doluluğu yakalamak. Çeşme nin en büyük avantajı olan termali de kış boyunca sürdürebilmek için uluslararası bir kür merkezi yapmamız lazım"

GÜLENGÜL USLU

Bu haftaki konuğumuz bir koltukta üç karpuzu birden taşıyan genç bir girişimci.. Destination İzmir sözcüsü, İzmir CVB ve ETİK Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda büyük bir Çeşme aşığı Bülent Tercan. Yaz kış demeden ilçenin gelişimi için çırpınan Tercan la Türkiye nin parlayan yıldızı Çeşme hakkında görüştük. 
Çeşme nin en romantik otelinin ortaklarındansınız. Bir Çeşme aşığı olarak ilçeyle ilgili neler söylemek istersiniz?
Çeşme ye olan aşkımız bizi burada bir tesis açmaya yöneltti. Ortaklarımızla birlikte Sisus Oteli 2004 yılında açtık. Çeşme butik bir destinasyondur. Bu özelliğine zarar vermeyecek bir otel yaptık. Başarılı mimarlardan Başar Bahadır la çalıştık. Proje bizi Aşk Oteli konseptine doğru götürdü ve Great Hotel Soft The Word zincirinin romantik bölümüne kabul gördük. Balayı Oteli unvanını aldık.
Alaçatı da evini butik otele çeviren birçok insan var. Butik otel kavramını ben hala çözemedim!
Butik otel ister 5 odalı, ister 10 odalı olsun ön şartı kişiye özel hizmet vermektir. Bizim otel 51 odalı, 31 odası suit.. Genelde her otelde 3- 4 suit olur bizde otelin yüzde 60 suit. Mesela bizde elektronik kart yok, klasik anahtar var. 
Yurtdışında sürekli fuarlara katılıyorsunuz..
Dünyanın en önemli tatil bölgelerinden bir olan Cannes de 5 yıl boyunca fuarlara katıldık. Fakat neticede tek başına mucizeler yaratmanız mümkün değil. İlçe olarak beraber olmamız gerekiyor. Çok kritik bir dönemden geçiyoruz. Çeşme kaliteyi seçip yukarıya mı sıçrayacak? Yoksa, Antalya nın yaptığı hataları yapıp; elinde bulunan değerleri kullanmayıp en kolaycı yol olan Her şey dahil sistemine geçip Avrupa çanağındaki sıradan bir destinasyona mı dönüşecek? Çeşme nin artık bu kararı vermesi lazım. Maalesef Her şey dahil sistem Çeşme de ki otelleri sarmağa başladı. Şimdi Avrupa da söz sahibi muhteşem bir marina yapıldı. Alaçatı nın konseptini yaşatan, otellere gelip birkaç hafta kalan müşteri buralarda yiyip içiyor ve alışveriş yapıyor. Çeşme de yazlık evi olanlar burayı sürekli kullanmıyor. O yüzden esnafın yaşayabilmesi için otellere gelen müşteri çok önemli. 
Bence de Çeşme butik bir destinasyon olmalı..
Aynen öyle.. Bunun için masanın etrafında toplanmalı ve bir Çeşme Turizm Taahhütname si yazmalıyız. Yapılacak görevler ve hedef kitle, pazarlama yöntemleri vs. burada yer almalı. 
Çeşme Marina için de önerileriniz olduğunu biliyorum..
Fransa TV 5 Kanlında Marina belgeseli yapılıyor. Afrika gibi bizden çok daha geri ülkeler o programın yapımcılarını davet ediyorlar, çok daha alt seviyede marinaların belgesel tarzında çekimini yaptırıyorlar. Ve bu çekimler Fransız televizyonlarında yayınlanıyor. O şehir ve marina patlıyor. En kısa zamanda bu tarz belgeseller yaptırılmalı. Turizmde tanıtım bisiklet çevirmek gibidir..Pedalı çevirmediğiniz zaman düşersiniz. 
Yoksa bir modadır gelir geçer diyorsunuz..
Sürekli sahnede kalmalısınız. Bu bir kişinin işi değil. Hem fikir ve bir bütün olmalıyız. Biz Destinasyon İzmir olarak geçen sene; İsviçre tv yapımcısı ve aynı zamanda profesyonel bir dalgıç olan Otto Honnoger i burada ağırladık. Çeşme Dalış Turizmi hakkında belgesel yaptırdık. Kendisi burada Çeşme Su altı Milli Parkı yapılmasını önerdi. Sonra, Zürih te tur operatörlerine bir work- shop yaptık ve Honnoger orada Çeşme yi anlattı. Yurt dışında fuarlara katılmanın yanı sıra yerinde tanıtım yapmak çok önemli. 
Bunun yanı sıra Çeşme de yaşanan büyük bir sağlık problemi var..
Burada bizim belediyemiz ve kaymakamlığımız var. Biz haddimiz olmayan işlere giremeyiz ama belediye bu konuda çok daha duyarlı olmak zorunda. Ben de bir Belediye Meclis Üyesiyim ama Bana ne deme şansımız yok. Bu sağlık problemlerinin yanı sıra restoranlar işlemiyorsa, park sorunu varsa bunların hepsinden belediye sorumludur. Burada biraz vizyonları genişletmemiz lazım. Ortak akla katkı koyalım derken elbette belediyenin üstüne çıkamayız ama belediyeyi bu konuda elini taşın altına koymaya davet ediyoruz. Basında hastane sorunlarının yazılmasına ben nasıl üzülüyorsam diğer yetkililer de üzülmeli ki çare bulalım.
Gerçekten Çeşme de herkes diken üstünde oturuyor..
Bu işi Sağlık Bakanlığı çözecekse, gidelim Bakanlığın kapısında yatalım. Dosyaları verelim, bu işi bitirmeden Çeşme ye dönmeyelim.

Sarışın mavi gözlü birkaç turist var!
Çeşme ye hiç turist çekemiyoruz değil mi?
Gerçekten turist fakiriyiz.. Allahtan İzmir e gelen gemiler sayesinde sarışın mavi gözlü birkaç turist görüyoruz. Biz Çeşme yi layıkıyla tanıtamıyoruz. Burada ki 2 aylık doluluk ve yalancı bahar kimseyi yanıltmasın. Önemli olan 1 Mayıs- 30 Ekim arası bu doluluğu yakalamak. Çeşme nin en büyük avantajı olan termali de kış boyunca sürdürebilmek için uluslararası bir kür merkezi yapmamız lazım. Ilıca daki otobüs garajının karşısı termal merkezi olacak. Biz Çeşme Belediyesi nden bu tesisin biran önce yapılmasını istiyoruz. Kurulacak tesisin ortak akılla ve bu işi bilen profesyonellerle yapılmasını rica ediyoruz. Çeşme bize dünya mirası bir yer. 

Programlı çalışalım
Bu ortak akılı toplamak için bir girişiminiz oldu mu?
Ben buradan gazeteniz vasıtasıyla ısrar ve rica ile herkesi toplantıya çağırıyorum. Şimdi cıvıl cıvıl olan şu marina Eylül-Ekim ayında bomboş kalacak. Buraya gelebilecek turiste yönelmemiz lazım. Plan yaparak çalışırsak bunu başarabiliriz. Çeşme Marina ile Çeşme muhteşem bir rüzgar yakaladı. Bu rüzgar dinmeden burayı yaşatalım. Biz bu girdaptan hep beraber çıkacağız. Herkesi bir masanın etrafında görmek istiyoruz. Yoksa bunun vebalini kimse taşıyamaz. Önümüzdeki günlerde derhal otelimin toplantı salonlarını açıyorum. Kaç gün sürecekse oturalım konuşalım ve bir müşterekte anlaşalım. İsterlerse 15 Ağustos ta toplanabiliriz.
Bu sene Çeşme de 86 tane mekan açılmış. Çeşme nin sezonu ise 45 gün..Bu gidişata ne diyorsun?
Yeni açılacak yerlerde Avrupa da olduğu gibi bir standart koymak gerekir. Önüne gelen mekan açmasın. Yaşayacaksa açılsın, batacaksa açılmasın. Herkes kafasına göre yer açmamalı. Oluşturulacak Stratejik Kurulu buna da karar vermeli. Ben inanıyorum ki Çeşme henüz fırsatı kaçırmadı. Bizler bu işin peşini bırakmayacağız. Bir zamanlar İTO Başkanı Ekrem Demirtaş ın Kemeraltı Çarşısı ile ilgili ürettiği sloganlar vardı. Bizde onun gibi 12 ay açığım , Her şey dahil yapmıyorum , Çeşme yi seviyorum gibi sloganlar bulalım ve Çeşme ye sahip çıkalım
Yeni Asır Giriş tarihi : 07.08.2010, Cumartesi 16:02 Güncelleme : 16:39

Aral Tatil Çiftliği Turizmde en Başarılı Oteller Kategorisinde Ödül Aldı

Eurobank, Tekfen, Ekonomist ve Capital işbirliği ile bu yıl ilki gerçekleştirilen “Türkiye’nin En başarılı Turizm Yatırımları Araştırması 2010’un sonuçları, 10 Haziran 2010 Perşembe günü İstanbul Esma Sultan Yalısı’nda düzenlenen görkemli bir törenle açıklandı.
“Doğa Turizmi Yatırımında” En başarılı Otel Kategorisinde Bozcaada ARAL Tatil Çiftliği İkincilik ödülüne layık görüldü
Butik Oteller Rehberi.com olarak Aral Tatil Çiftliğini kutlar Başarılarının devamını dileriz.

2010-08-18 12:04:44

Eurobank, Tekfen, Ekonomist ve Capital işbirliği ile bu yıl ilki gerçekleştirilen “Türkiye’nin En başarılı Turizm Yatırımları Araştırması 2010’un sonuçları, 10 Haziran 2010 Perşembe günü İstanbul Esma Sultan Yalısı’nda düzenlenen görkemli bir törenle açıklandı.
“Doğa Turizmi Yatırımında” En başarılı Otel Kategorisinde Bozcaada ARAL Tatil Çiftliği İkincilik ödülüne layık görüldü
Butik Oteller Rehberi.com olarak Aral Tatil Çiftliğini kutlar Başarılarının devamını dileriz.

devamını okumak için tıklayınız.

Eurobank, Tekfen, Ekonomist ve Capital işbirliği ile bu yıl ilki gerçekleştirilen “Türkiye’nin En başarılı Turizm Yatırımları Araştırması 2010’un sonuçları, 10 Haziran 2010 Perşembe günü İstanbul Esma Sultan Yalısı’nda düzenlenen görkemli bir törenle açıklandı.
“Doğa Turizmi Yatırımında” En başarılı Otel Kategorisinde Bozcaada ARAL Tatil Çiftliği İkincilik ödülüne layık görüldü
Butik Oteller Rehberi.com olarak Aral Tatil Çiftliğini kutlar Başarılarının devamını dileriz.

Argos In Cappadocia En iyi 45 otel arasında

En iyi 45 otel arasında

Argos in Cappadocia, Travel and Leisure Dergisi’nce “45 en yeni ve iyi otel” arasında gösterildi. Uçhisar’da bulunuyor. Otel, birbirinden bağımsız 4 konak ve geniş peyzaj alanlarından oluşuyor. Toplam oda - süit ve splendid süit sayısı 33. Oda büyüklükleri 20 ile 50, süit büyüklükleri 40 ile 120 metrekare arasında değişiyor. Standart odada çift kişilik konaklamanın fiyatı kahvaltı dahil 130 Euro. (Tel: 0384 219 31 30)

2010-08-18 09:53:27

En iyi 45 otel arasında

Argos in Cappadocia, Travel and Leisure Dergisi’nce “45 en yeni ve iyi otel” arasında gösterildi. Uçhisar’da bulunuyor. Otel, birbirinden bağımsız 4 konak ve geniş peyzaj alanlarından oluşuyor. Toplam oda - süit ve splendid süit sayısı 33. Oda büyüklükleri 20 ile 50, süit büyüklükleri 40 ile 120 metrekare arasında değişiyor. Standart odada çift kişilik konaklamanın fiyatı kahvaltı dahil 130 Euro. (Tel: 0384 219 31 30)

devamını okumak için tıklayınız.

En iyi 45 otel arasında

Argos in Cappadocia, Travel and Leisure Dergisi’nce “45 en yeni ve iyi otel” arasında gösterildi. Uçhisar’da bulunuyor. Otel, birbirinden bağımsız 4 konak ve geniş peyzaj alanlarından oluşuyor. Toplam oda - süit ve splendid süit sayısı 33. Oda büyüklükleri 20 ile 50, süit büyüklükleri 40 ile 120 metrekare arasında değişiyor. Standart odada çift kişilik konaklamanın fiyatı kahvaltı dahil 130 Euro. (Tel: 0384 219 31 30)

7800 Çeşme de pilates flex ile yarım saatte forma girin

7800 Çeşme ’de pilates flex ile yarım saatte forma girin

7800 Çeşme Residences & Hotel’de pilates hocaları Pelin & Çetin Cin çifti eşliğinde body flex çubukları ile yapılan ve “pilates flex” olarak adlandırılan grup pilates dersleri başladı. 7800 Çeşme Beach Club’ın çimlerinde grupça yapılan plates flex dersleri ile yarım saatte forma girmek mümkün. Hergün sabah saatlerinde çimlerde grup olarak yapılan dersler, günboyu hem zindelik hem de esneklik kazandırıyor. Pilates flex için tatilde bile olsanız yarım saatinizi ayırmanız yeterli. (Tel: 0232 712 00 87)

2010-08-18 09:49:22

7800 Çeşme ’de pilates flex ile yarım saatte forma girin

7800 Çeşme Residences & Hotel’de pilates hocaları Pelin & Çetin Cin çifti eşliğinde body flex çubukları ile yapılan ve “pilates flex” olarak adlandırılan grup pilates dersleri başladı. 7800 Çeşme Beach Club’ın çimlerinde grupça yapılan plates flex dersleri ile yarım saatte forma girmek mümkün. Hergün sabah saatlerinde çimlerde grup olarak yapılan dersler, günboyu hem zindelik hem de esneklik kazandırıyor. Pilates flex için tatilde bile olsanız yarım saatinizi ayırmanız yeterli. (Tel: 0232 712 00 87)

devamını okumak için tıklayınız.

7800 Çeşme ’de pilates flex ile yarım saatte forma girin

7800 Çeşme Residences & Hotel’de pilates hocaları Pelin & Çetin Cin çifti eşliğinde body flex çubukları ile yapılan ve “pilates flex” olarak adlandırılan grup pilates dersleri başladı. 7800 Çeşme Beach Club’ın çimlerinde grupça yapılan plates flex dersleri ile yarım saatte forma girmek mümkün. Hergün sabah saatlerinde çimlerde grup olarak yapılan dersler, günboyu hem zindelik hem de esneklik kazandırıyor. Pilates flex için tatilde bile olsanız yarım saatinizi ayırmanız yeterli. (Tel: 0232 712 00 87)

Haber Arşivi

Haberler ve Duyurular

Denizkabuğu Otel Alaçatı Ramazan Indirimi

Denizkabuğu Otel Alaçatı dan tekrar merhabalar,

Güzelim yaz mevsiminin sonuna gelirken, büyük şehirlerin kavuran sıcaklarından kaçıp, Alaçatı nın püfür püfür serinliğinde yaz çiçeklerinin aromasını içinize çekmek isterseniz, Ramazan Ayının tenha günleri sizleri bekliyor. Eşiniz, dostlarınız ve arkadaşlarınızla ev sıcaklığında bir tatil yaşamak, huzur, neşe, kahkaha dolu bir dinlence geçirmek isterseniz, bayrama kadar geçerli olan %20 lik indirimimizden yararlanabilirsiniz. Ev yapımı limonatanız buzdolabında soğurken, mis kokulu sakızlı kurabiyelerin kokusu bahçeye yayıldı bile... Yemyeşil çimlerin üzerine atılmış pufuduk yastıklar da cabası :)

Denizkabuğu Otel Alaçatı, samimi ortamı ve güler yüzlü çalışanları ile sizleri bekliyor...

2010-09-01 13:20:04
Denizkabuğu Otel Alaçatı dan tekrar merhabalar, Güzelim yaz mevsiminin sonuna gelirken, büyük şehirlerin kavuran sıcaklarından kaçıp, Alaçatı nın püfür püfür serinliğinde yaz çiçeklerinin aromasını
devamını okumak için tıklayınız.

Denizkabuğu Otel Alaçatı dan tekrar merhabalar,

Güzelim yaz mevsiminin sonuna gelirken, büyük şehirlerin kavuran sıcaklarından kaçıp, Alaçatı nın püfür püfür serinliğinde yaz çiçeklerinin aromasını içinize çekmek isterseniz, Ramazan Ayının tenha günleri sizleri bekliyor. Eşiniz, dostlarınız ve arkadaşlarınızla ev sıcaklığında bir tatil yaşamak, huzur, neşe, kahkaha dolu bir dinlence geçirmek isterseniz, bayrama kadar geçerli olan %20 lik indirimimizden yararlanabilirsiniz. Ev yapımı limonatanız buzdolabında soğurken, mis kokulu sakızlı kurabiyelerin kokusu bahçeye yayıldı bile... Yemyeşil çimlerin üzerine atılmış pufuduk yastıklar da cabası :)

Denizkabuğu Otel Alaçatı, samimi ortamı ve güler yüzlü çalışanları ile sizleri bekliyor...

Yalancı bahar kimseyi yanıltmasın

"Biz Çeşme yi tanıtamıyoruz. Buradaki 2 aylık doluluk kimseyi yanıltmasın. Önemli olan 1 Mayıs- 30 Ekim arası bu doluluğu yakalamak. Çeşme nin en büyük avantajı olan termali de kış boyunca sürdürebilmek için uluslararası bir kür merkezi yapmamız lazım"

GÜLENGÜL USLU

Bu haftaki konuğumuz bir koltukta üç karpuzu birden taşıyan genç bir girişimci.. Destination İzmir sözcüsü, İzmir CVB ve ETİK Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda büyük bir Çeşme aşığı Bülent Tercan. Yaz kış demeden ilçenin gelişimi için çırpınan Tercan la Türkiye nin parlayan yıldızı Çeşme hakkında görüştük. 
Çeşme nin en romantik otelinin ortaklarındansınız. Bir Çeşme aşığı olarak ilçeyle ilgili neler söylemek istersiniz?
Çeşme ye olan aşkımız bizi burada bir tesis açmaya yöneltti. Ortaklarımızla birlikte Sisus Oteli 2004 yılında açtık. Çeşme butik bir destinasyondur. Bu özelliğine zarar vermeyecek bir otel yaptık. Başarılı mimarlardan Başar Bahadır la çalıştık. Proje bizi Aşk Oteli konseptine doğru götürdü ve Great Hotel Soft The Word zincirinin romantik bölümüne kabul gördük. Balayı Oteli unvanını aldık.
Alaçatı da evini butik otele çeviren birçok insan var. Butik otel kavramını ben hala çözemedim!
Butik otel ister 5 odalı, ister 10 odalı olsun ön şartı kişiye özel hizmet vermektir. Bizim otel 51 odalı, 31 odası suit.. Genelde her otelde 3- 4 suit olur bizde otelin yüzde 60 suit. Mesela bizde elektronik kart yok, klasik anahtar var. 
Yurtdışında sürekli fuarlara katılıyorsunuz..
Dünyanın en önemli tatil bölgelerinden bir olan Cannes de 5 yıl boyunca fuarlara katıldık. Fakat neticede tek başına mucizeler yaratmanız mümkün değil. İlçe olarak beraber olmamız gerekiyor. Çok kritik bir dönemden geçiyoruz. Çeşme kaliteyi seçip yukarıya mı sıçrayacak? Yoksa, Antalya nın yaptığı hataları yapıp; elinde bulunan değerleri kullanmayıp en kolaycı yol olan Her şey dahil sistemine geçip Avrupa çanağındaki sıradan bir destinasyona mı dönüşecek? Çeşme nin artık bu kararı vermesi lazım. Maalesef Her şey dahil sistem Çeşme de ki otelleri sarmağa başladı. Şimdi Avrupa da söz sahibi muhteşem bir marina yapıldı. Alaçatı nın konseptini yaşatan, otellere gelip birkaç hafta kalan müşteri buralarda yiyip içiyor ve alışveriş yapıyor. Çeşme de yazlık evi olanlar burayı sürekli kullanmıyor. O yüzden esnafın yaşayabilmesi için otellere gelen müşteri çok önemli. 
Bence de Çeşme butik bir destinasyon olmalı..
Aynen öyle.. Bunun için masanın etrafında toplanmalı ve bir Çeşme Turizm Taahhütname si yazmalıyız. Yapılacak görevler ve hedef kitle, pazarlama yöntemleri vs. burada yer almalı. 
Çeşme Marina için de önerileriniz olduğunu biliyorum..
Fransa TV 5 Kanlında Marina belgeseli yapılıyor. Afrika gibi bizden çok daha geri ülkeler o programın yapımcılarını davet ediyorlar, çok daha alt seviyede marinaların belgesel tarzında çekimini yaptırıyorlar. Ve bu çekimler Fransız televizyonlarında yayınlanıyor. O şehir ve marina patlıyor. En kısa zamanda bu tarz belgeseller yaptırılmalı. Turizmde tanıtım bisiklet çevirmek gibidir..Pedalı çevirmediğiniz zaman düşersiniz. 
Yoksa bir modadır gelir geçer diyorsunuz..
Sürekli sahnede kalmalısınız. Bu bir kişinin işi değil. Hem fikir ve bir bütün olmalıyız. Biz Destinasyon İzmir olarak geçen sene; İsviçre tv yapımcısı ve aynı zamanda profesyonel bir dalgıç olan Otto Honnoger i burada ağırladık. Çeşme Dalış Turizmi hakkında belgesel yaptırdık. Kendisi burada Çeşme Su altı Milli Parkı yapılmasını önerdi. Sonra, Zürih te tur operatörlerine bir work- shop yaptık ve Honnoger orada Çeşme yi anlattı. Yurt dışında fuarlara katılmanın yanı sıra yerinde tanıtım yapmak çok önemli. 
Bunun yanı sıra Çeşme de yaşanan büyük bir sağlık problemi var..
Burada bizim belediyemiz ve kaymakamlığımız var. Biz haddimiz olmayan işlere giremeyiz ama belediye bu konuda çok daha duyarlı olmak zorunda. Ben de bir Belediye Meclis Üyesiyim ama Bana ne deme şansımız yok. Bu sağlık problemlerinin yanı sıra restoranlar işlemiyorsa, park sorunu varsa bunların hepsinden belediye sorumludur. Burada biraz vizyonları genişletmemiz lazım. Ortak akla katkı koyalım derken elbette belediyenin üstüne çıkamayız ama belediyeyi bu konuda elini taşın altına koymaya davet ediyoruz. Basında hastane sorunlarının yazılmasına ben nasıl üzülüyorsam diğer yetkililer de üzülmeli ki çare bulalım.
Gerçekten Çeşme de herkes diken üstünde oturuyor..
Bu işi Sağlık Bakanlığı çözecekse, gidelim Bakanlığın kapısında yatalım. Dosyaları verelim, bu işi bitirmeden Çeşme ye dönmeyelim.

Sarışın mavi gözlü birkaç turist var!
Çeşme ye hiç turist çekemiyoruz değil mi?
Gerçekten turist fakiriyiz.. Allahtan İzmir e gelen gemiler sayesinde sarışın mavi gözlü birkaç turist görüyoruz. Biz Çeşme yi layıkıyla tanıtamıyoruz. Burada ki 2 aylık doluluk ve yalancı bahar kimseyi yanıltmasın. Önemli olan 1 Mayıs- 30 Ekim arası bu doluluğu yakalamak. Çeşme nin en büyük avantajı olan termali de kış boyunca sürdürebilmek için uluslararası bir kür merkezi yapmamız lazım. Ilıca daki otobüs garajının karşısı termal merkezi olacak. Biz Çeşme Belediyesi nden bu tesisin biran önce yapılmasını istiyoruz. Kurulacak tesisin ortak akılla ve bu işi bilen profesyonellerle yapılmasını rica ediyoruz. Çeşme bize dünya mirası bir yer. 

Programlı çalışalım
Bu ortak akılı toplamak için bir girişiminiz oldu mu?
Ben buradan gazeteniz vasıtasıyla ısrar ve rica ile herkesi toplantıya çağırıyorum. Şimdi cıvıl cıvıl olan şu marina Eylül-Ekim ayında bomboş kalacak. Buraya gelebilecek turiste yönelmemiz lazım. Plan yaparak çalışırsak bunu başarabiliriz. Çeşme Marina ile Çeşme muhteşem bir rüzgar yakaladı. Bu rüzgar dinmeden burayı yaşatalım. Biz bu girdaptan hep beraber çıkacağız. Herkesi bir masanın etrafında görmek istiyoruz. Yoksa bunun vebalini kimse taşıyamaz. Önümüzdeki günlerde derhal otelimin toplantı salonlarını açıyorum. Kaç gün sürecekse oturalım konuşalım ve bir müşterekte anlaşalım. İsterlerse 15 Ağustos ta toplanabiliriz.
Bu sene Çeşme de 86 tane mekan açılmış. Çeşme nin sezonu ise 45 gün..Bu gidişata ne diyorsun?
Yeni açılacak yerlerde Avrupa da olduğu gibi bir standart koymak gerekir. Önüne gelen mekan açmasın. Yaşayacaksa açılsın, batacaksa açılmasın. Herkes kafasına göre yer açmamalı. Oluşturulacak Stratejik Kurulu buna da karar vermeli. Ben inanıyorum ki Çeşme henüz fırsatı kaçırmadı. Bizler bu işin peşini bırakmayacağız. Bir zamanlar İTO Başkanı Ekrem Demirtaş ın Kemeraltı Çarşısı ile ilgili ürettiği sloganlar vardı. Bizde onun gibi 12 ay açığım , Her şey dahil yapmıyorum , Çeşme yi seviyorum gibi sloganlar bulalım ve Çeşme ye sahip çıkalım
Yeni Asır Giriş tarihi : 07.08.2010, Cumartesi 16:02 Güncelleme : 16:39

2010-08-19 16:21:06
"Biz Çeşme yi tanıtamıyoruz. Buradaki 2 aylık doluluk kimseyi yanıltmasın. Önemli olan 1 Mayıs- 30 Ekim arası bu doluluğu yakalamak. Çeşme nin en büyük avantajı olan termali de kış boyunca sürdür
devamını okumak için tıklayınız.

"Biz Çeşme yi tanıtamıyoruz. Buradaki 2 aylık doluluk kimseyi yanıltmasın. Önemli olan 1 Mayıs- 30 Ekim arası bu doluluğu yakalamak. Çeşme nin en büyük avantajı olan termali de kış boyunca sürdürebilmek için uluslararası bir kür merkezi yapmamız lazım"

GÜLENGÜL USLU

Bu haftaki konuğumuz bir koltukta üç karpuzu birden taşıyan genç bir girişimci.. Destination İzmir sözcüsü, İzmir CVB ve ETİK Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda büyük bir Çeşme aşığı Bülent Tercan. Yaz kış demeden ilçenin gelişimi için çırpınan Tercan la Türkiye nin parlayan yıldızı Çeşme hakkında görüştük. 
Çeşme nin en romantik otelinin ortaklarındansınız. Bir Çeşme aşığı olarak ilçeyle ilgili neler söylemek istersiniz?
Çeşme ye olan aşkımız bizi burada bir tesis açmaya yöneltti. Ortaklarımızla birlikte Sisus Oteli 2004 yılında açtık. Çeşme butik bir destinasyondur. Bu özelliğine zarar vermeyecek bir otel yaptık. Başarılı mimarlardan Başar Bahadır la çalıştık. Proje bizi Aşk Oteli konseptine doğru götürdü ve Great Hotel Soft The Word zincirinin romantik bölümüne kabul gördük. Balayı Oteli unvanını aldık.
Alaçatı da evini butik otele çeviren birçok insan var. Butik otel kavramını ben hala çözemedim!
Butik otel ister 5 odalı, ister 10 odalı olsun ön şartı kişiye özel hizmet vermektir. Bizim otel 51 odalı, 31 odası suit.. Genelde her otelde 3- 4 suit olur bizde otelin yüzde 60 suit. Mesela bizde elektronik kart yok, klasik anahtar var. 
Yurtdışında sürekli fuarlara katılıyorsunuz..
Dünyanın en önemli tatil bölgelerinden bir olan Cannes de 5 yıl boyunca fuarlara katıldık. Fakat neticede tek başına mucizeler yaratmanız mümkün değil. İlçe olarak beraber olmamız gerekiyor. Çok kritik bir dönemden geçiyoruz. Çeşme kaliteyi seçip yukarıya mı sıçrayacak? Yoksa, Antalya nın yaptığı hataları yapıp; elinde bulunan değerleri kullanmayıp en kolaycı yol olan Her şey dahil sistemine geçip Avrupa çanağındaki sıradan bir destinasyona mı dönüşecek? Çeşme nin artık bu kararı vermesi lazım. Maalesef Her şey dahil sistem Çeşme de ki otelleri sarmağa başladı. Şimdi Avrupa da söz sahibi muhteşem bir marina yapıldı. Alaçatı nın konseptini yaşatan, otellere gelip birkaç hafta kalan müşteri buralarda yiyip içiyor ve alışveriş yapıyor. Çeşme de yazlık evi olanlar burayı sürekli kullanmıyor. O yüzden esnafın yaşayabilmesi için otellere gelen müşteri çok önemli. 
Bence de Çeşme butik bir destinasyon olmalı..
Aynen öyle.. Bunun için masanın etrafında toplanmalı ve bir Çeşme Turizm Taahhütname si yazmalıyız. Yapılacak görevler ve hedef kitle, pazarlama yöntemleri vs. burada yer almalı. 
Çeşme Marina için de önerileriniz olduğunu biliyorum..
Fransa TV 5 Kanlında Marina belgeseli yapılıyor. Afrika gibi bizden çok daha geri ülkeler o programın yapımcılarını davet ediyorlar, çok daha alt seviyede marinaların belgesel tarzında çekimini yaptırıyorlar. Ve bu çekimler Fransız televizyonlarında yayınlanıyor. O şehir ve marina patlıyor. En kısa zamanda bu tarz belgeseller yaptırılmalı. Turizmde tanıtım bisiklet çevirmek gibidir..Pedalı çevirmediğiniz zaman düşersiniz. 
Yoksa bir modadır gelir geçer diyorsunuz..
Sürekli sahnede kalmalısınız. Bu bir kişinin işi değil. Hem fikir ve bir bütün olmalıyız. Biz Destinasyon İzmir olarak geçen sene; İsviçre tv yapımcısı ve aynı zamanda profesyonel bir dalgıç olan Otto Honnoger i burada ağırladık. Çeşme Dalış Turizmi hakkında belgesel yaptırdık. Kendisi burada Çeşme Su altı Milli Parkı yapılmasını önerdi. Sonra, Zürih te tur operatörlerine bir work- shop yaptık ve Honnoger orada Çeşme yi anlattı. Yurt dışında fuarlara katılmanın yanı sıra yerinde tanıtım yapmak çok önemli. 
Bunun yanı sıra Çeşme de yaşanan büyük bir sağlık problemi var..
Burada bizim belediyemiz ve kaymakamlığımız var. Biz haddimiz olmayan işlere giremeyiz ama belediye bu konuda çok daha duyarlı olmak zorunda. Ben de bir Belediye Meclis Üyesiyim ama Bana ne deme şansımız yok. Bu sağlık problemlerinin yanı sıra restoranlar işlemiyorsa, park sorunu varsa bunların hepsinden belediye sorumludur. Burada biraz vizyonları genişletmemiz lazım. Ortak akla katkı koyalım derken elbette belediyenin üstüne çıkamayız ama belediyeyi bu konuda elini taşın altına koymaya davet ediyoruz. Basında hastane sorunlarının yazılmasına ben nasıl üzülüyorsam diğer yetkililer de üzülmeli ki çare bulalım.
Gerçekten Çeşme de herkes diken üstünde oturuyor..
Bu işi Sağlık Bakanlığı çözecekse, gidelim Bakanlığın kapısında yatalım. Dosyaları verelim, bu işi bitirmeden Çeşme ye dönmeyelim.

Sarışın mavi gözlü birkaç turist var!
Çeşme ye hiç turist çekemiyoruz değil mi?
Gerçekten turist fakiriyiz.. Allahtan İzmir e gelen gemiler sayesinde sarışın mavi gözlü birkaç turist görüyoruz. Biz Çeşme yi layıkıyla tanıtamıyoruz. Burada ki 2 aylık doluluk ve yalancı bahar kimseyi yanıltmasın. Önemli olan 1 Mayıs- 30 Ekim arası bu doluluğu yakalamak. Çeşme nin en büyük avantajı olan termali de kış boyunca sürdürebilmek için uluslararası bir kür merkezi yapmamız lazım. Ilıca daki otobüs garajının karşısı termal merkezi olacak. Biz Çeşme Belediyesi nden bu tesisin biran önce yapılmasını istiyoruz. Kurulacak tesisin ortak akılla ve bu işi bilen profesyonellerle yapılmasını rica ediyoruz. Çeşme bize dünya mirası bir yer. 

Programlı çalışalım
Bu ortak akılı toplamak için bir girişiminiz oldu mu?
Ben buradan gazeteniz vasıtasıyla ısrar ve rica ile herkesi toplantıya çağırıyorum. Şimdi cıvıl cıvıl olan şu marina Eylül-Ekim ayında bomboş kalacak. Buraya gelebilecek turiste yönelmemiz lazım. Plan yaparak çalışırsak bunu başarabiliriz. Çeşme Marina ile Çeşme muhteşem bir rüzgar yakaladı. Bu rüzgar dinmeden burayı yaşatalım. Biz bu girdaptan hep beraber çıkacağız. Herkesi bir masanın etrafında görmek istiyoruz. Yoksa bunun vebalini kimse taşıyamaz. Önümüzdeki günlerde derhal otelimin toplantı salonlarını açıyorum. Kaç gün sürecekse oturalım konuşalım ve bir müşterekte anlaşalım. İsterlerse 15 Ağustos ta toplanabiliriz.
Bu sene Çeşme de 86 tane mekan açılmış. Çeşme nin sezonu ise 45 gün..Bu gidişata ne diyorsun?
Yeni açılacak yerlerde Avrupa da olduğu gibi bir standart koymak gerekir. Önüne gelen mekan açmasın. Yaşayacaksa açılsın, batacaksa açılmasın. Herkes kafasına göre yer açmamalı. Oluşturulacak Stratejik Kurulu buna da karar vermeli. Ben inanıyorum ki Çeşme henüz fırsatı kaçırmadı. Bizler bu işin peşini bırakmayacağız. Bir zamanlar İTO Başkanı Ekrem Demirtaş ın Kemeraltı Çarşısı ile ilgili ürettiği sloganlar vardı. Bizde onun gibi 12 ay açığım , Her şey dahil yapmıyorum , Çeşme yi seviyorum gibi sloganlar bulalım ve Çeşme ye sahip çıkalım
Yeni Asır Giriş tarihi : 07.08.2010, Cumartesi 16:02 Güncelleme : 16:39

Aral Tatil Çiftliği Turizmde en Başarılı Oteller Kategorisinde Ödül Aldı

Eurobank, Tekfen, Ekonomist ve Capital işbirliği ile bu yıl ilki gerçekleştirilen “Türkiye’nin En başarılı Turizm Yatırımları Araştırması 2010’un sonuçları, 10 Haziran 2010 Perşembe günü İstanbul Esma Sultan Yalısı’nda düzenlenen görkemli bir törenle açıklandı.
“Doğa Turizmi Yatırımında” En başarılı Otel Kategorisinde Bozcaada ARAL Tatil Çiftliği İkincilik ödülüne layık görüldü
Butik Oteller Rehberi.com olarak Aral Tatil Çiftliğini kutlar Başarılarının devamını dileriz.

2010-08-18 12:04:44
Eurobank, Tekfen, Ekonomist ve Capital işbirliği ile bu yıl ilki gerçekleştirilen “Türkiye’nin En başarılı Turizm Yatırımları Araştırması 2010’un sonuçları, 10 Haz
devamını okumak için tıklayınız.

Eurobank, Tekfen, Ekonomist ve Capital işbirliği ile bu yıl ilki gerçekleştirilen “Türkiye’nin En başarılı Turizm Yatırımları Araştırması 2010’un sonuçları, 10 Haziran 2010 Perşembe günü İstanbul Esma Sultan Yalısı’nda düzenlenen görkemli bir törenle açıklandı.
“Doğa Turizmi Yatırımında” En başarılı Otel Kategorisinde Bozcaada ARAL Tatil Çiftliği İkincilik ödülüne layık görüldü
Butik Oteller Rehberi.com olarak Aral Tatil Çiftliğini kutlar Başarılarının devamını dileriz.

Argos In Cappadocia En iyi 45 otel arasında

En iyi 45 otel arasında

Argos in Cappadocia, Travel and Leisure Dergisi’nce “45 en yeni ve iyi otel” arasında gösterildi. Uçhisar’da bulunuyor. Otel, birbirinden bağımsız 4 konak ve geniş peyzaj alanlarından oluşuyor. Toplam oda - süit ve splendid süit sayısı 33. Oda büyüklükleri 20 ile 50, süit büyüklükleri 40 ile 120 metrekare arasında değişiyor. Standart odada çift kişilik konaklamanın fiyatı kahvaltı dahil 130 Euro. (Tel: 0384 219 31 30)

2010-08-18 09:53:27
En iyi 45 otel arasında Argos in Cappadocia, Travel and Leisure Dergisi’nce “45 en yeni ve iyi otel” arasında gösterildi. Uçhisar’da bulunuyor. Otel, birbirinden
devamını okumak için tıklayınız.

En iyi 45 otel arasında

Argos in Cappadocia, Travel and Leisure Dergisi’nce “45 en yeni ve iyi otel” arasında gösterildi. Uçhisar’da bulunuyor. Otel, birbirinden bağımsız 4 konak ve geniş peyzaj alanlarından oluşuyor. Toplam oda - süit ve splendid süit sayısı 33. Oda büyüklükleri 20 ile 50, süit büyüklükleri 40 ile 120 metrekare arasında değişiyor. Standart odada çift kişilik konaklamanın fiyatı kahvaltı dahil 130 Euro. (Tel: 0384 219 31 30)

7800 Çeşme de pilates flex ile yarım saatte forma girin

7800 Çeşme ’de pilates flex ile yarım saatte forma girin

7800 Çeşme Residences & Hotel’de pilates hocaları Pelin & Çetin Cin çifti eşliğinde body flex çubukları ile yapılan ve “pilates flex” olarak adlandırılan grup pilates dersleri başladı. 7800 Çeşme Beach Club’ın çimlerinde grupça yapılan plates flex dersleri ile yarım saatte forma girmek mümkün. Hergün sabah saatlerinde çimlerde grup olarak yapılan dersler, günboyu hem zindelik hem de esneklik kazandırıyor. Pilates flex için tatilde bile olsanız yarım saatinizi ayırmanız yeterli. (Tel: 0232 712 00 87)

2010-08-18 09:49:22
7800 Çeşme ’de pilates flex ile yarım saatte forma girin 7800 Çeşme Residences & Hotel’de pilates hocaları Pelin & Çetin Cin çifti eşliğinde body fle
devamını okumak için tıklayınız.

7800 Çeşme ’de pilates flex ile yarım saatte forma girin

7800 Çeşme Residences & Hotel’de pilates hocaları Pelin & Çetin Cin çifti eşliğinde body flex çubukları ile yapılan ve “pilates flex” olarak adlandırılan grup pilates dersleri başladı. 7800 Çeşme Beach Club’ın çimlerinde grupça yapılan plates flex dersleri ile yarım saatte forma girmek mümkün. Hergün sabah saatlerinde çimlerde grup olarak yapılan dersler, günboyu hem zindelik hem de esneklik kazandırıyor. Pilates flex için tatilde bile olsanız yarım saatinizi ayırmanız yeterli. (Tel: 0232 712 00 87)

Assosta dağ aldı, İnka ve Maya medeniyetlerini turizmle yaşatacak

Turizmde doğayla iç içe ve butik alternatifler sunan işletmeciler arasına katılan Tarık Ulusoy, Assos’ta aldığı dağ ile İnka ve Maya uygarlıklarını turizme taşıyacak.

Çanakkale Kazdağları’ndaki Çetmihan ve Manici Kasrı’yla, Şanlıurfa’daki Manici Şanlıurfa’nın da ortağı olan Ulusoy’un planı, bu dağda kendi köyünü kurup, doğal ortam sevenlere yeni bir yaşam alanı oluşturmak. Assos’a 35 kilometre uzaklıkta bulunan bir bölgede köylülerin 200 yıldır üzerinde hayvancılık yaptığı bir dağı satın alan Ulusoy, 10 milyon dolarlık yatırımla buraya 135 haneli bir köy kuracak. Köyün evleri İnka ve Maya medeniyetlerinin kullandığı teknikle kerpiç ve samanla inşa edilecek. Bunun için Meksikalı bir firmadan danışmanlık hizmeti almak için anlaşan Ulusoy, önce dağın eteklerinde bağ, nar ve elma bahçeleri oluşturacak.
11 milyon $’lık proje
Bu projenin yüzde 40’ına da Amsterdam’dan bir yatırımcının ortak olduğunu belirten Kazdağı Ltd. şirketinin ortaklarından Tarık Ulusoy, dağ için 1 milyon dolar, bu dağa yapılacak yatırıma da 10 milyon dolarlık bütçe ayırdıklarını açıkladı. Ulusoy, ayrıca şu bilgileri verdi:
“Dağ, 200 yıldır hayvancılık için kullanıldığı ve bugüne kadar hiç ekip biçilmemiş olduğu için organik tarıma çok uygun. Dağda kuracağımız köyde evlerin hepsi birbirinden farklı olacak ve otomobil girmeyecek. Köy içinden geçişler merdivenle olacak. Köyde ayrıca bir otel ve restoran olacak. Bağ bozumu, spor ve sanat aktivitelere, diyetisten grupları gibi özel aktivitelerle yılın 365 günü burası yaşayacak. Bu evleri ortalama 300 bin dolardan satmayı planlıyoruz.”
Tarkan da çok seviyor
Ünlü pop yıldızı Tarkan’ın da gözde tatil mekanı olarak bilinen Yeşilyurt Köyü’ndeki Manici Kasrı’nın sayısı artacak. Çetmihan Oteli’nin yanı sıra Manici Kasrı için de yeni yatırım planları bulunduğunu açıklayan Tarık Ulusoy, “Manici Kasrı’ndan geçen yıl Şanlıurfa’da açtık. İstanbul’da da bir otel planlıyoruz. Karaköy’de Uğurlu Han’ı, Manici Karaköy olarak hayata geçireceğiz.”
Yeşilyurt’ta evler turizme açılıyor
YEŞİLYURT Köyü’nde halen 5 butik otel bulunurken, Kazdağları’nın potansiyeline de dikkat çekiliyor. Bölgede eski evlerin satın alınarak butik otele dönüştürüldüğünü belirten Tarık Ulusoy,  “Köydeki yatak kapasitesi 120,  yakında 300’e çıkacak. Ayrıca yeni evler de işletmeye açılıyor. Öncülüğünü de biz yapıyoruz.” Hürriyet Ekonomi

2010-08-18 09:47:59
Turizmde doğayla iç içe ve butik alternatifler sunan işletmeciler arasına katılan Tarık Ulusoy, Assos’ta aldığı dağ ile İnka ve Maya uygarlıklarını turizme taşıyacak. Çan
devamını okumak için tıklayınız.

Turizmde doğayla iç içe ve butik alternatifler sunan işletmeciler arasına katılan Tarık Ulusoy, Assos’ta aldığı dağ ile İnka ve Maya uygarlıklarını turizme taşıyacak.

Çanakkale Kazdağları’ndaki Çetmihan ve Manici Kasrı’yla, Şanlıurfa’daki Manici Şanlıurfa’nın da ortağı olan Ulusoy’un planı, bu dağda kendi köyünü kurup, doğal ortam sevenlere yeni bir yaşam alanı oluşturmak. Assos’a 35 kilometre uzaklıkta bulunan bir bölgede köylülerin 200 yıldır üzerinde hayvancılık yaptığı bir dağı satın alan Ulusoy, 10 milyon dolarlık yatırımla buraya 135 haneli bir köy kuracak. Köyün evleri İnka ve Maya medeniyetlerinin kullandığı teknikle kerpiç ve samanla inşa edilecek. Bunun için Meksikalı bir firmadan danışmanlık hizmeti almak için anlaşan Ulusoy, önce dağın eteklerinde bağ, nar ve elma bahçeleri oluşturacak.
11 milyon $’lık proje
Bu projenin yüzde 40’ına da Amsterdam’dan bir yatırımcının ortak olduğunu belirten Kazdağı Ltd. şirketinin ortaklarından Tarık Ulusoy, dağ için 1 milyon dolar, bu dağa yapılacak yatırıma da 10 milyon dolarlık bütçe ayırdıklarını açıkladı. Ulusoy, ayrıca şu bilgileri verdi:
“Dağ, 200 yıldır hayvancılık için kullanıldığı ve bugüne kadar hiç ekip biçilmemiş olduğu için organik tarıma çok uygun. Dağda kuracağımız köyde evlerin hepsi birbirinden farklı olacak ve otomobil girmeyecek. Köy içinden geçişler merdivenle olacak. Köyde ayrıca bir otel ve restoran olacak. Bağ bozumu, spor ve sanat aktivitelere, diyetisten grupları gibi özel aktivitelerle yılın 365 günü burası yaşayacak. Bu evleri ortalama 300 bin dolardan satmayı planlıyoruz.”
Tarkan da çok seviyor
Ünlü pop yıldızı Tarkan’ın da gözde tatil mekanı olarak bilinen Yeşilyurt Köyü’ndeki Manici Kasrı’nın sayısı artacak. Çetmihan Oteli’nin yanı sıra Manici Kasrı için de yeni yatırım planları bulunduğunu açıklayan Tarık Ulusoy, “Manici Kasrı’ndan geçen yıl Şanlıurfa’da açtık. İstanbul’da da bir otel planlıyoruz. Karaköy’de Uğurlu Han’ı, Manici Karaköy olarak hayata geçireceğiz.”
Yeşilyurt’ta evler turizme açılıyor
YEŞİLYURT Köyü’nde halen 5 butik otel bulunurken, Kazdağları’nın potansiyeline de dikkat çekiliyor. Bölgede eski evlerin satın alınarak butik otele dönüştürüldüğünü belirten Tarık Ulusoy,  “Köydeki yatak kapasitesi 120,  yakında 300’e çıkacak. Ayrıca yeni evler de işletmeye açılıyor. Öncülüğünü de biz yapıyoruz.” Hürriyet Ekonomi

Bakan Günay: Turizm Doğu Karadeniz e kayacak

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye ye gelen yabancı turistlerin daha çok sıcak iklimi tercih ettiklerini söyleyerek, önümüzdeki 5 yıl içerisinde yabancı turistleri Karadeniz e yönlendirmeye başlıyacaklarını söyledi.
İki gün devam eden Ordu ili ziyaretleri kapsamında İHA nın sorularını cevaplandıran Bakan Günay, Ege ve Akdeniz deki gibi Mavi Tur yerine Karadeniz de Yeşil Tur başlatacaklarını söyledi. Türkiye ye gelenlerin çoğunun sıcak iklime, Akdeniz e geldiğini, ancak son dönemde yeşil turizmin daha çok önem kazandığına dikkat çeken Bakan Günay, "Peki bu yeşil, yaylalar, denizle yeşilin iç içe geçtiği bu bölgenin alıcısı yok mu? Var. Şimdi Dünya da yeni bir gelişme başladı bizim bölgemizde. Sadece kuzey ülkeleri değil, arap ülkeleri, körfez ülkeleri, Suriye buralardan da gelmeye başladılar ve onlar sıcak deniz kenarı değil, yeşil dağ başı, ağaç gölgesi arıyorlar. Şimdi ben Vali Bey söylüyor, arkadaşlarımdan öğreniyorum. 

Akkuş a kendiliğinden körfez ülkelerinden kendiliğinden gelip o kötü evleri tutup yerleşen turistler olmaya başladı. Trabzon a, Artvin e kendiliğinden körfez ülkelerinden insanlar gelmeye başladılar" dedi.

"KARADENİZ KALKINACAK"

Kabinede görevli 4 bakanlıkla birlikte Karadeniz için kolları sıvadıklarını söyleyen Bakan Günay, "Karadeniz Bölgesi nde turizmle ilgili bir mastır planı yapmaya çalışıyoruz. Yaylalarımızı sahile inmek zorunda kalmadan nasıl birbirine bağlarız, tabiatı bozmadan, doğayı bozmadan yeşili tahrip etmeden nasıl bir yayla güzergahı oluştururuz. Nasıl gençler bilecekler, Akdeniz deki mavi tur gibi, nasıl Karadeniz e bir yeşil tur, yeşil yolculuk yapabiliriz. Şimdi bu konuda İstanbul ve Ankara da çeşitli ön çalışmalar yaptık. İkizdere de bir toplantı yapacağız Doğu Karadeniz Turizm Odaklı Kalkınma Projesi. Akdeniz de oteller yapılırken insanlar gülüyorlardı bunlarda kim kalacak diye. Şimdi yaptıklarımızın meyvesi 5-10 yıl sonra görülecek. Çocuklarımız gurbete gitmeden bu yaylalarda lokanta, butik otel gibi çalışmalar yapsınlar ve ekmek yesinler. Sadece Antalya ya 9 milyon turist geliyor. Mısır a gelen turist kadar turist geliyor. Şimdi Karadeniz Bölgesi nde de bunu yapmaya çalışıyoruz. Anadolu içlerindeki yaylamızı, doğamızı, ağacımızı, yemişimizi, balımızı öğretmeye ve turizmin oluşturacağı bereketten Anadolu işçimizi de yararlandırmaya çalışıyoruz. Antalya ya, sadece Antalya ya 9 milyon turist geliyor. Mısır a gelen turist kadar sadece Antalya ya geliyor. Antalya ya 15 sene önce 1 milyon geliyordu. Şimdi Karadeniz i buna getirmeye çalışacağız" diye konuştu.
Kaynak : IHA

2010-08-18 09:38:30
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye ye gelen yabancı turistlerin daha çok sıcak iklimi tercih ettiklerini söyleyerek, önümüzdeki 5 yıl i&cced
devamını okumak için tıklayınız.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye ye gelen yabancı turistlerin daha çok sıcak iklimi tercih ettiklerini söyleyerek, önümüzdeki 5 yıl içerisinde yabancı turistleri Karadeniz e yönlendirmeye başlıyacaklarını söyledi.
İki gün devam eden Ordu ili ziyaretleri kapsamında İHA nın sorularını cevaplandıran Bakan Günay, Ege ve Akdeniz deki gibi Mavi Tur yerine Karadeniz de Yeşil Tur başlatacaklarını söyledi. Türkiye ye gelenlerin çoğunun sıcak iklime, Akdeniz e geldiğini, ancak son dönemde yeşil turizmin daha çok önem kazandığına dikkat çeken Bakan Günay, "Peki bu yeşil, yaylalar, denizle yeşilin iç içe geçtiği bu bölgenin alıcısı yok mu? Var. Şimdi Dünya da yeni bir gelişme başladı bizim bölgemizde. Sadece kuzey ülkeleri değil, arap ülkeleri, körfez ülkeleri, Suriye buralardan da gelmeye başladılar ve onlar sıcak deniz kenarı değil, yeşil dağ başı, ağaç gölgesi arıyorlar. Şimdi ben Vali Bey söylüyor, arkadaşlarımdan öğreniyorum. 

Akkuş a kendiliğinden körfez ülkelerinden kendiliğinden gelip o kötü evleri tutup yerleşen turistler olmaya başladı. Trabzon a, Artvin e kendiliğinden körfez ülkelerinden insanlar gelmeye başladılar" dedi.

"KARADENİZ KALKINACAK"

Kabinede görevli 4 bakanlıkla birlikte Karadeniz için kolları sıvadıklarını söyleyen Bakan Günay, "Karadeniz Bölgesi nde turizmle ilgili bir mastır planı yapmaya çalışıyoruz. Yaylalarımızı sahile inmek zorunda kalmadan nasıl birbirine bağlarız, tabiatı bozmadan, doğayı bozmadan yeşili tahrip etmeden nasıl bir yayla güzergahı oluştururuz. Nasıl gençler bilecekler, Akdeniz deki mavi tur gibi, nasıl Karadeniz e bir yeşil tur, yeşil yolculuk yapabiliriz. Şimdi bu konuda İstanbul ve Ankara da çeşitli ön çalışmalar yaptık. İkizdere de bir toplantı yapacağız Doğu Karadeniz Turizm Odaklı Kalkınma Projesi. Akdeniz de oteller yapılırken insanlar gülüyorlardı bunlarda kim kalacak diye. Şimdi yaptıklarımızın meyvesi 5-10 yıl sonra görülecek. Çocuklarımız gurbete gitmeden bu yaylalarda lokanta, butik otel gibi çalışmalar yapsınlar ve ekmek yesinler. Sadece Antalya ya 9 milyon turist geliyor. Mısır a gelen turist kadar turist geliyor. Şimdi Karadeniz Bölgesi nde de bunu yapmaya çalışıyoruz. Anadolu içlerindeki yaylamızı, doğamızı, ağacımızı, yemişimizi, balımızı öğretmeye ve turizmin oluşturacağı bereketten Anadolu işçimizi de yararlandırmaya çalışıyoruz. Antalya ya, sadece Antalya ya 9 milyon turist geliyor. Mısır a gelen turist kadar sadece Antalya ya geliyor. Antalya ya 15 sene önce 1 milyon geliyordu. Şimdi Karadeniz i buna getirmeye çalışacağız" diye konuştu.
Kaynak : IHA

Bodrum Yeme İçme Adresleri

Balıkçısından İtalyan ına, Bitez bahçelerinden Gümüşlük kıyılarına Bodrum un tuzlu, ıslak ve güneş yorgunu ruhuna en çok yakışan beş bohem yeme&içme adresini Travel+Leisure sayfalarından huzurlarınıza taşıdık.
Palavra Balık
Bodrum merkeze 10 dakika uzaklıkta, Ortakent’te denizin sahille birleştiği noktaya atılan masalar üzerinde, ağaçların altında, arka bahçede yetişen organik sebzelerden yapılmış bir salata yediğinizi düşünün. Buna bir de Abbas Üstün’ün elinden çıkma muhteşem mezeleri, yöresel otları, hem daim taze bulundurulan balık çeşitlerini ve dinginliğin keyfini ekleyin. 
Ortakent Yahşi Beldesi
(0252) 35862 90
www.palavrabalik.com
Bağarası
Bitez’in mandalina bahçeleri arasında gizli ve İstanbul sosyetesinin sübyeli spagettisine pek rağbet ettiği bu kır lokantasının otoparkında lüks otomobilleri gördüğünüzde şaşırmayın. Mekan sahibi İsmail Girgin ile eşi Ümmühan Hanım, yerli Bodrum mutfağından yezzetleri, bağ evlerinin bahçesindeki 5-6 masada servis ediyor.
Pınarlı Caddesi 83, Bitez
(0252) 363 76 93
Tel Dolap
Gümüşlük’te Eski Karakaya köyü yolunda yaklaşık 1 km ilerledikten sonra sola toprak bir yol ayrılır. Bu yol üzerindeki Adalar Sitesi’nin hemen arkasında ise taş bir bina görürsünüz: Tel Dolap. Bilmeyenlerin pek uğramadığı Tel Dolap’ta, Gümüşlük koyundaki adalara karşı bir kadeh şarap içmek, yüksek sezonda Bodrum’un keşmekeşinden yorulanların yüreğine, en azından Bodrum merkezine geri adım atana dek, bir parça su serper. Güneşin batışını izler, içkinizi içer, ekolojik ve vejetaryen beslenme alışkanlıklarına uygun hazırlanmış menünün keyfini çıkarırsınız. Et ve balık düşkünlerini de mağdur etmeyen bu butik otelde birkaç gece geçirmeye niyetlenmeden önce, rezervasyon yaptırmayı ihmal etmeyin.

Eski Karakaya Köyü Yolu, Gümüşlük
(0252) 394 37 29
Keramos Sanat Evi
Türkan ve Yüksel Güner çifti emekli olup Bodrum’a yerleştikten sonra, öğrencilik yıllarından beri haşır neşir oldukları seramik atölyelerini Gümüşlük e taşımışlar. Keramos Sanat Evi, en alt kattaki atölyesi ve üst iki kattaki sergi salonlarıyla 500’den fazla eserin görülebileceği bir müze havasında. Üretkenliklerinden hiçbir şey kaybetmeyen çift, bugünlerde eylül ayında açacakları yeni serginin hazırlıkları içerisinde. Bodrum’a yolu düşen seramikseverler, önceden telefon ederek rengârenk çiçekler arasına gizlenmiş bu şirin atölyeyi ziyaret edebilir ve kapıları ziyaretçilere sonuna kadar açık atölyede üretim sürecine şahit olabilir.
Mindos Evleri (27 Evler) 20, Çukurbük, Gümüşlük
(0252) 388 69 36
Komodor Meze Evi
Manolya Komutan ve Ahmet Kunduz’un 34 yıldır beraber işlettiği Komodor Meze Evi, kış aylarında Bodrumluların ikinci adresi. 20 masası ve 60-70 kişilik kapasitesiyle yaz aylarında da konuklarını ağırlamaya devam eden restoranın menüsünü iki ortak hazırlıyor. Menüde taze balık çeşitleri ve yerel Bodrum yemeklerinin yanında, sarı mercimeği andıran özel bir bakla türü olan gambille ile yapılan ve üzerine kavrulmuş soğan, kırmızı biber ve pekmez dökülerek servis edilen fava; bir tür yabani sarımsak olan keçi körmen kullanılarak yapılan çingene salatası, kavurma ve ahtapot ızgaranın yanında; tarama, lakerda, çiroz ve yaprak ciğer de bulunuyor. Mekânın en belirleyici özelliği, her şeyin denizci usulü pişirilip sunulması ve uygun fiyatları.
Umurça Mahallesi Derviş Görgün Caddesi 23/c, Bodrum Merkez
(0252) 313 75 55
Deniz Aytekin
Temmuz 2010 Time Out Istanbul
Bu içerik Travel + Leisure dergisi Haziran 2010 sayısı Bodrum ekinden alınmıştır.

2010-08-16 15:54:07
Balıkçısından İtalyan ına, Bitez bahçelerinden Gümüşlük kıyılarına Bodrum un tuzlu, ıslak ve güneş yorgunu ruhuna en çok yakışan beş bohem yeme&içme
devamını okumak için tıklayınız.

Balıkçısından İtalyan ına, Bitez bahçelerinden Gümüşlük kıyılarına Bodrum un tuzlu, ıslak ve güneş yorgunu ruhuna en çok yakışan beş bohem yeme&içme adresini Travel+Leisure sayfalarından huzurlarınıza taşıdık.
Palavra Balık
Bodrum merkeze 10 dakika uzaklıkta, Ortakent’te denizin sahille birleştiği noktaya atılan masalar üzerinde, ağaçların altında, arka bahçede yetişen organik sebzelerden yapılmış bir salata yediğinizi düşünün. Buna bir de Abbas Üstün’ün elinden çıkma muhteşem mezeleri, yöresel otları, hem daim taze bulundurulan balık çeşitlerini ve dinginliğin keyfini ekleyin. 
Ortakent Yahşi Beldesi
(0252) 35862 90
www.palavrabalik.com
Bağarası
Bitez’in mandalina bahçeleri arasında gizli ve İstanbul sosyetesinin sübyeli spagettisine pek rağbet ettiği bu kır lokantasının otoparkında lüks otomobilleri gördüğünüzde şaşırmayın. Mekan sahibi İsmail Girgin ile eşi Ümmühan Hanım, yerli Bodrum mutfağından yezzetleri, bağ evlerinin bahçesindeki 5-6 masada servis ediyor.
Pınarlı Caddesi 83, Bitez
(0252) 363 76 93
Tel Dolap
Gümüşlük’te Eski Karakaya köyü yolunda yaklaşık 1 km ilerledikten sonra sola toprak bir yol ayrılır. Bu yol üzerindeki Adalar Sitesi’nin hemen arkasında ise taş bir bina görürsünüz: Tel Dolap. Bilmeyenlerin pek uğramadığı Tel Dolap’ta, Gümüşlük koyundaki adalara karşı bir kadeh şarap içmek, yüksek sezonda Bodrum’un keşmekeşinden yorulanların yüreğine, en azından Bodrum merkezine geri adım atana dek, bir parça su serper. Güneşin batışını izler, içkinizi içer, ekolojik ve vejetaryen beslenme alışkanlıklarına uygun hazırlanmış menünün keyfini çıkarırsınız. Et ve balık düşkünlerini de mağdur etmeyen bu butik otelde birkaç gece geçirmeye niyetlenmeden önce, rezervasyon yaptırmayı ihmal etmeyin.

Eski Karakaya Köyü Yolu, Gümüşlük
(0252) 394 37 29
Keramos Sanat Evi
Türkan ve Yüksel Güner çifti emekli olup Bodrum’a yerleştikten sonra, öğrencilik yıllarından beri haşır neşir oldukları seramik atölyelerini Gümüşlük e taşımışlar. Keramos Sanat Evi, en alt kattaki atölyesi ve üst iki kattaki sergi salonlarıyla 500’den fazla eserin görülebileceği bir müze havasında. Üretkenliklerinden hiçbir şey kaybetmeyen çift, bugünlerde eylül ayında açacakları yeni serginin hazırlıkları içerisinde. Bodrum’a yolu düşen seramikseverler, önceden telefon ederek rengârenk çiçekler arasına gizlenmiş bu şirin atölyeyi ziyaret edebilir ve kapıları ziyaretçilere sonuna kadar açık atölyede üretim sürecine şahit olabilir.
Mindos Evleri (27 Evler) 20, Çukurbük, Gümüşlük
(0252) 388 69 36
Komodor Meze Evi
Manolya Komutan ve Ahmet Kunduz’un 34 yıldır beraber işlettiği Komodor Meze Evi, kış aylarında Bodrumluların ikinci adresi. 20 masası ve 60-70 kişilik kapasitesiyle yaz aylarında da konuklarını ağırlamaya devam eden restoranın menüsünü iki ortak hazırlıyor. Menüde taze balık çeşitleri ve yerel Bodrum yemeklerinin yanında, sarı mercimeği andıran özel bir bakla türü olan gambille ile yapılan ve üzerine kavrulmuş soğan, kırmızı biber ve pekmez dökülerek servis edilen fava; bir tür yabani sarımsak olan keçi körmen kullanılarak yapılan çingene salatası, kavurma ve ahtapot ızgaranın yanında; tarama, lakerda, çiroz ve yaprak ciğer de bulunuyor. Mekânın en belirleyici özelliği, her şeyin denizci usulü pişirilip sunulması ve uygun fiyatları.
Umurça Mahallesi Derviş Görgün Caddesi 23/c, Bodrum Merkez
(0252) 313 75 55
Deniz Aytekin
Temmuz 2010 Time Out Istanbul
Bu içerik Travel + Leisure dergisi Haziran 2010 sayısı Bodrum ekinden alınmıştır.

Akdeniz Antalya Açık Hava Müzeleri

Akdeniz konumu ve sunduklarıyla yüzyıllar boyu pek çok medeniyetin evi olmuş. Likya, Roma, Bizans gibi antik kültürlerin zengin izleri Antalya yı dev bir açık hava müzesine dönüştürüyor.

Aspendos
Aspendos’un sıradışı akusitiğiyle ünlü antik tiyatrosu, Yunan geleneğine uygun olarak bir tepede kurulu. Böylece sahnedeki sesler en üst sıralardan bile rahatça duyulabiliyor. Tiyatrodaki bir yazıtta, buranın İmparator Marcus Aurelius döneminde Aspendoslu mimar Zeno tarafından yapıldığı yazıyor. Zeno, seyircilerin güçlük çekmeden yerlerine oturabilmesi için merdivenleri giderek yayılan biçimde konumlandırmış. En alta orkestra seviyesinden başlayan merdiven sayısı on iken, bu sayı yukarıda diazomanın üst başlangıcında 21’e ulaşıyor. Tiyatroda ilk sıra senatörlere, yargıçlara ve büyükelçilere, ikinci sıra ise şehrin diğer ileri gelenlerine ayrılmış. Diğer kısımlar ise tüm vatandaşlara açıkmış. Antik kentin diğer kalıntıları, tiyatronun arkasında, akropolisin yukarısında kalıyor. Bu kalıntılar arasında bir bazilika, üç yanı evlerle çevrili agora, dükkanlar ve su kemerleri var.

(0242) 735 73 37
Belkıs Beldesi Serik
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30-17.00 arasında açık.
Perge
Perge’de kutsal sayılan tanrı ve tanrıçalar arasında Artemis’in yeri ayrı. Kazılarda bulunan birçok heykel ve rölyefin konusu Artemis. Antik kente gelenleri karşılayan ilk bina, Yunan-Roma geleneklerine uygun inşa edilmiş tiyatro. Tiyatronun en belirleyici özelliği, konusunu mitolojiden alan rölyefler. Rölyeflerin bir kısmı şarap tanrısı Dionysos’un  hayatını anlatıyor. Tiyatroyu kente bağlayan asfalt yolun sağında, eski çağlardan günümüze en iyi korunmuş stadyumlardan biri var. Perge’nin büyük bir kısmı surlarla çevrili. Surların dışında kalan gösterişli lahit, devrin varlıklı kadınlarından Plancia Magna ya ait. Kentin kuzeyinden güneyine uzanan sütunlu yolun iki yakasında, arkalarında sıra sıra dükkanlar bulunan geniş portico’lar dizili. Yol, akropolisin ayağındaki anıt çeşme ile son buluyor. Şehir plancılığındaki titizliğiyle göz kamaştıran Perge de kazılar 1946 dan beri sürüyor.

(0242) 426 27 48
Aksu
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Phaselis
Üç limanı, merkezi konumu ve orman bölgelerine yakınlığı nedeniyle M.Ö 690 da Rodos kolonisi olarak kurulan Phaselis in esas kalıntıları askeri liman ile güney limanı birbirine bağlayan ana caddenin iki yanında bulunuyor. Geniş ana caddenin her iki yanında üçer basamakla çıkılan kaldırımlar var. Cadde ortalarda bir meydan oluşturduktan sonra güney limanına ulaşıyor. Düzgün taşla döşenen bu caddenin altında kanalizasyon ve drenaj sistemi var. Erken dönemlerde önemli bir liman kenti olan Phaselis, Selçuklular döneminde Alanya Limanı na öncelik verilmesi nedeniyle önemini yitirmiş. Kalıntılara karşı deniz keyfi yapmak ve yeşillikler içinde bir antik kent gezisi yapmak için ideal.
(0242) 824 45 06
Tekirova Kemer 
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Olympos   
Hellenistik dönemde kurulan Olympos, Likya birliğinin önde gelen altı şehrinden biri. Ufak bir derenin iki yanına yayılan antik kent kumsaldan da görülen bir akropole sahip. Tepedeki akropolün üzerindeki yapı kalıntıları Ortaçağ da bir kale şekline sokulan surlardan kalma. Kentin girişindeki pencereli yapı ise hamam kalıntıları. Nehrin karlı yakasında tipik bir Roma mimarisi olan Olympos tiyatrosu yer alıyor. Tiyatrodan denize giden yolda bir Bizans bazilikası ve suruna rastlanıyor.

(0242) 892 13 25
Kumluca 
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Patara
Apollon un doğduğu yer olarak bilinen Patara, Likya nın en önemli ve en eski şehirlerinden biri. Xanthos vadisinde denize açılan tek yer olması nedeniyle tarih boyunca önemini korumuş. Montesquieu nun ‘mükemmel bir konfederasyon cumhuriyeti’ olarak tanımladığı Patara nın yönetim biçiminin Amerika Birleşik Devletleri anayasasının temelini oluşturduğuna inanılıyor. Bu yüzden önümüzdeki yıllarda anayasanın yıldönümü kutlamalarının Likya Demokratik Parlamento Binası kalıntıları önünde yapılması söz konusu.

(0242) 843 50 18
Kalkan  
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Xanthos
Xanthos u ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş, bu kişi bütün rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek, Patara ya yanaşan harp gemisiyle Londra ya taşımış. Bugün Patara dan götürülmüş birçok eser British Museum un Likya salonunda sergileniyor. Harabelerin bir kısmı hâlâ gezilebilecek durumda.

(0242) 845 47 99
Kınık Beldesi, Kaş
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Myra
Önemli bir Likya kenti olan Myra kaya mezarlarıyla ünlü. Myra içinden geçen Demre Çayı deniz ticaretini geliştirmiş, kenti Likya Birliği nin metropolisi haline getirmiş. Arap akınlarının verdiği tahribat sonrası Myra terk edilmiş ve eski çağlardaki niteliğini yitirmiş. Akropolde küçük taşlardan başka bir şey kalmamış. Roma Devri nden şehir surları ve Hellenistik Devir’den kalma duvar yıkıntıları ayakta kalmış nadir kalıntılar. Neyse ki Myra nın görkemli tiyatrosu oldukça sağlam bir biçimde günümüze kadar gelebilmiş. 

(0242) 871 68 21
Demre 
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Termessos
Termessos, Türkiye’nin en iyi korunmuş antik şehirlerinden. Güllük Dağı’nın tepesinde doğal bir platform üzerine kurulduğundan yağmadan kurtulmuş belli ki. Kente ulaşan zorlu yolda Termessosluların Kral Caddesi olarak isimlendirdikleri eski yolun yanı sıra Helenistik dönem istihkam duvarlarının, sarnıçların ve diğer birçok kalıntının bulunduğu meşhur Yenice Geçiti görülebiliyor. Agoranın hemen doğusundaki tiyatro, Helenistik ve Roma dönemlerinden izler taşıyor. Termessos’ta değişik büyüklüklerde ve çeşitlerde altı tapınak var. Şehrin güneybatısında sık ağaçların arasında saklanan lahit, Termessosluların ölülerini kıyafetleri, mücevherleri ve diğer aksesuarlarıyla birlikte gömdüğünün göstergesi.
(0242) 423 74 16
Döşemealtı Beldesi
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Aperlai
Aperlai ye Kaş tan ya da Üçağız dan tekneyle ulaşmak en makul yol. Deniz kenarından başlayan görkemli surlar, Roma dönemindeki alanı çevreliyor. Surun dışındaki kalıntılar Bizans ve sonrası dönemlerden kalma.
(0242) 861 21 69
Finike 
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Elif Eren
Temmuz 2010 Time Out Istanbul dan alınmıştır. 2010

2010-07-29 18:04:24
Akdeniz konumu ve sunduklarıyla yüzyıllar boyu pek çok medeniyetin evi olmuş. Likya, Roma, Bizans gibi antik kültürlerin zengin izleri Antalya yı dev bir açık hava mü
devamını okumak için tıklayınız.

Akdeniz konumu ve sunduklarıyla yüzyıllar boyu pek çok medeniyetin evi olmuş. Likya, Roma, Bizans gibi antik kültürlerin zengin izleri Antalya yı dev bir açık hava müzesine dönüştürüyor.

Aspendos
Aspendos’un sıradışı akusitiğiyle ünlü antik tiyatrosu, Yunan geleneğine uygun olarak bir tepede kurulu. Böylece sahnedeki sesler en üst sıralardan bile rahatça duyulabiliyor. Tiyatrodaki bir yazıtta, buranın İmparator Marcus Aurelius döneminde Aspendoslu mimar Zeno tarafından yapıldığı yazıyor. Zeno, seyircilerin güçlük çekmeden yerlerine oturabilmesi için merdivenleri giderek yayılan biçimde konumlandırmış. En alta orkestra seviyesinden başlayan merdiven sayısı on iken, bu sayı yukarıda diazomanın üst başlangıcında 21’e ulaşıyor. Tiyatroda ilk sıra senatörlere, yargıçlara ve büyükelçilere, ikinci sıra ise şehrin diğer ileri gelenlerine ayrılmış. Diğer kısımlar ise tüm vatandaşlara açıkmış. Antik kentin diğer kalıntıları, tiyatronun arkasında, akropolisin yukarısında kalıyor. Bu kalıntılar arasında bir bazilika, üç yanı evlerle çevrili agora, dükkanlar ve su kemerleri var.

(0242) 735 73 37
Belkıs Beldesi Serik
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30-17.00 arasında açık.
Perge
Perge’de kutsal sayılan tanrı ve tanrıçalar arasında Artemis’in yeri ayrı. Kazılarda bulunan birçok heykel ve rölyefin konusu Artemis. Antik kente gelenleri karşılayan ilk bina, Yunan-Roma geleneklerine uygun inşa edilmiş tiyatro. Tiyatronun en belirleyici özelliği, konusunu mitolojiden alan rölyefler. Rölyeflerin bir kısmı şarap tanrısı Dionysos’un  hayatını anlatıyor. Tiyatroyu kente bağlayan asfalt yolun sağında, eski çağlardan günümüze en iyi korunmuş stadyumlardan biri var. Perge’nin büyük bir kısmı surlarla çevrili. Surların dışında kalan gösterişli lahit, devrin varlıklı kadınlarından Plancia Magna ya ait. Kentin kuzeyinden güneyine uzanan sütunlu yolun iki yakasında, arkalarında sıra sıra dükkanlar bulunan geniş portico’lar dizili. Yol, akropolisin ayağındaki anıt çeşme ile son buluyor. Şehir plancılığındaki titizliğiyle göz kamaştıran Perge de kazılar 1946 dan beri sürüyor.

(0242) 426 27 48
Aksu
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Phaselis
Üç limanı, merkezi konumu ve orman bölgelerine yakınlığı nedeniyle M.Ö 690 da Rodos kolonisi olarak kurulan Phaselis in esas kalıntıları askeri liman ile güney limanı birbirine bağlayan ana caddenin iki yanında bulunuyor. Geniş ana caddenin her iki yanında üçer basamakla çıkılan kaldırımlar var. Cadde ortalarda bir meydan oluşturduktan sonra güney limanına ulaşıyor. Düzgün taşla döşenen bu caddenin altında kanalizasyon ve drenaj sistemi var. Erken dönemlerde önemli bir liman kenti olan Phaselis, Selçuklular döneminde Alanya Limanı na öncelik verilmesi nedeniyle önemini yitirmiş. Kalıntılara karşı deniz keyfi yapmak ve yeşillikler içinde bir antik kent gezisi yapmak için ideal.
(0242) 824 45 06
Tekirova Kemer 
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Olympos   
Hellenistik dönemde kurulan Olympos, Likya birliğinin önde gelen altı şehrinden biri. Ufak bir derenin iki yanına yayılan antik kent kumsaldan da görülen bir akropole sahip. Tepedeki akropolün üzerindeki yapı kalıntıları Ortaçağ da bir kale şekline sokulan surlardan kalma. Kentin girişindeki pencereli yapı ise hamam kalıntıları. Nehrin karlı yakasında tipik bir Roma mimarisi olan Olympos tiyatrosu yer alıyor. Tiyatrodan denize giden yolda bir Bizans bazilikası ve suruna rastlanıyor.

(0242) 892 13 25
Kumluca 
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Patara
Apollon un doğduğu yer olarak bilinen Patara, Likya nın en önemli ve en eski şehirlerinden biri. Xanthos vadisinde denize açılan tek yer olması nedeniyle tarih boyunca önemini korumuş. Montesquieu nun ‘mükemmel bir konfederasyon cumhuriyeti’ olarak tanımladığı Patara nın yönetim biçiminin Amerika Birleşik Devletleri anayasasının temelini oluşturduğuna inanılıyor. Bu yüzden önümüzdeki yıllarda anayasanın yıldönümü kutlamalarının Likya Demokratik Parlamento Binası kalıntıları önünde yapılması söz konusu.

(0242) 843 50 18
Kalkan  
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Xanthos
Xanthos u ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş, bu kişi bütün rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek, Patara ya yanaşan harp gemisiyle Londra ya taşımış. Bugün Patara dan götürülmüş birçok eser British Museum un Likya salonunda sergileniyor. Harabelerin bir kısmı hâlâ gezilebilecek durumda.

(0242) 845 47 99
Kınık Beldesi, Kaş
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Myra
Önemli bir Likya kenti olan Myra kaya mezarlarıyla ünlü. Myra içinden geçen Demre Çayı deniz ticaretini geliştirmiş, kenti Likya Birliği nin metropolisi haline getirmiş. Arap akınlarının verdiği tahribat sonrası Myra terk edilmiş ve eski çağlardaki niteliğini yitirmiş. Akropolde küçük taşlardan başka bir şey kalmamış. Roma Devri nden şehir surları ve Hellenistik Devir’den kalma duvar yıkıntıları ayakta kalmış nadir kalıntılar. Neyse ki Myra nın görkemli tiyatrosu oldukça sağlam bir biçimde günümüze kadar gelebilmiş. 

(0242) 871 68 21
Demre 
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Termessos
Termessos, Türkiye’nin en iyi korunmuş antik şehirlerinden. Güllük Dağı’nın tepesinde doğal bir platform üzerine kurulduğundan yağmadan kurtulmuş belli ki. Kente ulaşan zorlu yolda Termessosluların Kral Caddesi olarak isimlendirdikleri eski yolun yanı sıra Helenistik dönem istihkam duvarlarının, sarnıçların ve diğer birçok kalıntının bulunduğu meşhur Yenice Geçiti görülebiliyor. Agoranın hemen doğusundaki tiyatro, Helenistik ve Roma dönemlerinden izler taşıyor. Termessos’ta değişik büyüklüklerde ve çeşitlerde altı tapınak var. Şehrin güneybatısında sık ağaçların arasında saklanan lahit, Termessosluların ölülerini kıyafetleri, mücevherleri ve diğer aksesuarlarıyla birlikte gömdüğünün göstergesi.
(0242) 423 74 16
Döşemealtı Beldesi
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Aperlai
Aperlai ye Kaş tan ya da Üçağız dan tekneyle ulaşmak en makul yol. Deniz kenarından başlayan görkemli surlar, Roma dönemindeki alanı çevreliyor. Surun dışındaki kalıntılar Bizans ve sonrası dönemlerden kalma.
(0242) 861 21 69
Finike 
Nisan-ekim aylarında 09.00-19.30, kasım-mart aylarında 08.30.17.00 arasında açık.
Elif Eren
Temmuz 2010 Time Out Istanbul dan alınmıştır. 2010

Beypazarı Çarşısı Ankara

Pusulalar kıyı kentlerini gösterirken Ankara nın batısında 700 metre yükselikteki Beypazarı na uğramayı ve 600 yıllık Beypazarı Çarşısı nın atmosferini solumayı ihmal etmeyin.

Hititlerden bu yana pek çok uygarlığa yerleşim yeri olan Beypazarı, tarih boyunca Luwi, Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar’ın egemenliğinde kalmış köklü bir yerleşim yeri. Selçuklular döneminde, Bağdat - İstanbul yolu üzerindeki önemli merkezlerden biri olan kasaba, Germiyanoğlu Beyliği dönemde ise bügünkü Beytepe Mahallesi nde kurulmakta olan büyük bir pazar nedeniyle Beypazarı olarak anılmaya başlamış. Bir dönem iç göçler nedeniyle eski hareketliliğini yitirse de, geçirdiği restorasyonlardan sonra bugün Orta ve Batı Anadolu nun yeniden en renkli pazarı haline gelen Beypazarı Çarşısı, 6 asırdır varlığını koruyor. İpek Yolu üzerindeki konumu, doğal güzellikleri ve esintili yüksek rakımıyla sayfiye yeri olma özelliğini taşıyan Beypazarı’nın çarşısında özellikle el sanatlarına düşkün olanlar aradığını buluyor. 1884 deki büyük yangında kül olan çarşı, aslına uygun taş binalarıyla yeniden inşa edildi ve telkari işlemeciliği, bakırcılık, kalaycılık, demircilik, dericilik, kunduracılık, dokumacılık, yorgancılık, terzilik, marangozluk, saraçlık ve semercilik bu tarihi çarşıdaki faaliyet alanlarına devam etmeye başladı. Zaten çarşıdaki Dikiciler Sokağı, Demirciler Sokağı, Kuyumcular Sokağı, Şadırvan Sokağı, Bedesten Sokak, Hanlar Önü gibi sokak isimlerine dikkat edildiğinde burada her tür el işciliğinin uzmanlarının tezgah açtığı gözlerden kaçmıyor.

Almadan dönme 
Beypazarı ndaki fırın ve pastanelerde göze çarpan ilk şey yöreye özgü, peksimet benzeri bir tür galeta olan ve kısaca kuru diye adlandırılan ‘Beypazarı Kurusu’. Gezginler, çay saati gelenler, ilaç öncesi ağzına bir şey atmak isteyenler için lezzetli bir atıştırmalık olan ‘kuru’nun dayanıklılığı bir yılı buluyor. Eskiden Beypazarı nda hemen her evde yapılan ve misafirlere ikram edilen Beypazarı Kurusu’nun tadına bir de burada bakmayı ve bavula birkaç paket atmayı ihmal etmeyin.
Buraya kadar gelmişken çarşının dikkat çeken telkâri işlerinin göz kırptığı tezgahlara sırtınızı dönmeyin; keza buradaki örnekler, işinin ehli ustaların elinden çıkıyor. Osmanlı döneminden bu yana usta - çırak ilişkisiyle günümüze kadar gelen yöreye özgü zanaatlardan biri olan telkâri, her ne kadar Mardin, Diyarbakır gibi kentlerle özdeşleşse de Beypazarı nda asırlardır sürdürülüyor. Tel haline getirilmiş altın ve gümüşü bükerek biçim verme sanatı olan telkâri, yaklaşık üç asır önce ahilik yoluyla yöreye gelmiş ve yerel ustaların elinde farklı bir biçim kazanmış.
Buraya kadar gelmişken
Bu kadar köklü ve hanlarla bezeli bir yerleşim yerinde mutfak kültürünün köklü olmasına şaşmamalı. Saray mutfağından örneklerin halen yaşatıldığı Beypazarı’nda, 600 yıldır aynı şekilde üretilen tarhana, havuç lokumu ve cevizli sucuğun tadına bakın. Tamamı tescilli olan 80 katlı baklava, etli güveç, mumbar dolması, tatlı sucuk, havuç lokumu, damarsız ve ince kara üzüm yaprağına sarılan etli dolmasıyla Beypazarı’nın yöresel mutfağı oldukça meşhur. Menüde göreceğiniz ‘yalkı’, ‘bici’, ‘göce’, ‘perçem’, ‘yarımca’, ‘kartalaç’, ‘bazlama ekmeği’, ‘oğmaç’, ‘tohma’, ‘yarımca’, ‘uruş kapaması’, ‘ebesüt’ gibi bir kısmı Türk Patent Enstitüsü ne kayıtlı yemekler arasında seçim yaparken zorlanabilirsiniz.Time Out Istanbul Ağustos 2010

2010-07-29 17:58:37
Pusulalar kıyı kentlerini gösterirken Ankara nın batısında 700 metre yükselikteki Beypazarı na uğramayı ve 600 yıllık Beypazarı Çarşısı nın atmosferini solumayı ihmal etmeyin. Hiti
devamını okumak için tıklayınız.

Pusulalar kıyı kentlerini gösterirken Ankara nın batısında 700 metre yükselikteki Beypazarı na uğramayı ve 600 yıllık Beypazarı Çarşısı nın atmosferini solumayı ihmal etmeyin.

Hititlerden bu yana pek çok uygarlığa yerleşim yeri olan Beypazarı, tarih boyunca Luwi, Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar’ın egemenliğinde kalmış köklü bir yerleşim yeri. Selçuklular döneminde, Bağdat - İstanbul yolu üzerindeki önemli merkezlerden biri olan kasaba, Germiyanoğlu Beyliği dönemde ise bügünkü Beytepe Mahallesi nde kurulmakta olan büyük bir pazar nedeniyle Beypazarı olarak anılmaya başlamış. Bir dönem iç göçler nedeniyle eski hareketliliğini yitirse de, geçirdiği restorasyonlardan sonra bugün Orta ve Batı Anadolu nun yeniden en renkli pazarı haline gelen Beypazarı Çarşısı, 6 asırdır varlığını koruyor. İpek Yolu üzerindeki konumu, doğal güzellikleri ve esintili yüksek rakımıyla sayfiye yeri olma özelliğini taşıyan Beypazarı’nın çarşısında özellikle el sanatlarına düşkün olanlar aradığını buluyor. 1884 deki büyük yangında kül olan çarşı, aslına uygun taş binalarıyla yeniden inşa edildi ve telkari işlemeciliği, bakırcılık, kalaycılık, demircilik, dericilik, kunduracılık, dokumacılık, yorgancılık, terzilik, marangozluk, saraçlık ve semercilik bu tarihi çarşıdaki faaliyet alanlarına devam etmeye başladı. Zaten çarşıdaki Dikiciler Sokağı, Demirciler Sokağı, Kuyumcular Sokağı, Şadırvan Sokağı, Bedesten Sokak, Hanlar Önü gibi sokak isimlerine dikkat edildiğinde burada her tür el işciliğinin uzmanlarının tezgah açtığı gözlerden kaçmıyor.

Almadan dönme 
Beypazarı ndaki fırın ve pastanelerde göze çarpan ilk şey yöreye özgü, peksimet benzeri bir tür galeta olan ve kısaca kuru diye adlandırılan ‘Beypazarı Kurusu’. Gezginler, çay saati gelenler, ilaç öncesi ağzına bir şey atmak isteyenler için lezzetli bir atıştırmalık olan ‘kuru’nun dayanıklılığı bir yılı buluyor. Eskiden Beypazarı nda hemen her evde yapılan ve misafirlere ikram edilen Beypazarı Kurusu’nun tadına bir de burada bakmayı ve bavula birkaç paket atmayı ihmal etmeyin.
Buraya kadar gelmişken çarşının dikkat çeken telkâri işlerinin göz kırptığı tezgahlara sırtınızı dönmeyin; keza buradaki örnekler, işinin ehli ustaların elinden çıkıyor. Osmanlı döneminden bu yana usta - çırak ilişkisiyle günümüze kadar gelen yöreye özgü zanaatlardan biri olan telkâri, her ne kadar Mardin, Diyarbakır gibi kentlerle özdeşleşse de Beypazarı nda asırlardır sürdürülüyor. Tel haline getirilmiş altın ve gümüşü bükerek biçim verme sanatı olan telkâri, yaklaşık üç asır önce ahilik yoluyla yöreye gelmiş ve yerel ustaların elinde farklı bir biçim kazanmış.
Buraya kadar gelmişken
Bu kadar köklü ve hanlarla bezeli bir yerleşim yerinde mutfak kültürünün köklü olmasına şaşmamalı. Saray mutfağından örneklerin halen yaşatıldığı Beypazarı’nda, 600 yıldır aynı şekilde üretilen tarhana, havuç lokumu ve cevizli sucuğun tadına bakın. Tamamı tescilli olan 80 katlı baklava, etli güveç, mumbar dolması, tatlı sucuk, havuç lokumu, damarsız ve ince kara üzüm yaprağına sarılan etli dolmasıyla Beypazarı’nın yöresel mutfağı oldukça meşhur. Menüde göreceğiniz ‘yalkı’, ‘bici’, ‘göce’, ‘perçem’, ‘yarımca’, ‘kartalaç’, ‘bazlama ekmeği’, ‘oğmaç’, ‘tohma’, ‘yarımca’, ‘uruş kapaması’, ‘ebesüt’ gibi bir kısmı Türk Patent Enstitüsü ne kayıtlı yemekler arasında seçim yaparken zorlanabilirsiniz.Time Out Istanbul Ağustos 2010

Alaçatının öne çıkan mekânları 2010

Alaçatı nın öne çıkan mekânları
Temmuz 2010 - Time Out Istanbul
Rüzgarın gücünü arkasına alan Alaçatı, hızla yazın gözde tatil beldelerinden biri oldu. Sörfçülere kucak açan denizinin yanı sıra şık otelleri ve stil sahibi yeme-içme mekânlarıyla da Alaçatı, gezginleri Ege nin çekiciliğine yakışır biçimde ağırlıyor.
Agrilia
Agrilia, Alaçatı bugünkü şöhretine kavuşmadan evvel de vardı. 1998 de eski bir tütün deposunda kurulduğu günden itibaren bir klasiğe dönüştü, Alaçatı yı da bambaşka bir yere dönüştürdü. Safranlı tulum, reçelli lor peyniri  gibi sıradışı tatlarla bezeli kahvaltısı çok meşhur.
(0232) 716 85 94
Kemalpaşa Caddesi 75, Alaçatı
Su dan Restoran
130 yıllık taş binasının asırlık asma ağaçlarıyla gölgelenen bahçesinde beş yıldır hizmet veriyor Su dan Restoran. Menü, Ege mutfak alışkanlıklarıyla farklı kültürlerin mutfaklarının deneysel bir harmanı. Deniz mahsülleri ile Ege otlarının bir arada kullanıldığı yemekler özel ilgiyi hak ediyor.

(0232) 716 77 97
Hacımemiş Mahallesi 2012 Sokak 22, Alaçatı
Yaya
Meyve ağaçlarıyla dolu kocaman bahçesiyle Yaya nın, Alaçatı nın en gözde mekânları arasına girmesi zor olmadı. İyi yemek ve kaliteli müzik de işin içine dahil olunca Yaya nın  hatırısayılır bir müdavim kitlesi oluştu. Bu sene menüye odun fırınında pişmiş pizzalar ve ekmekler eklendi.
(0232) 716 76 53
Kemalpaşa Caddesi 86/A, Alaçatı
Orta Kahve
Sailors Otel Meydan ın kaldırım kahvesi modundaki Orta Kahve si dut ağaçlarının altında hoş bir ambiyans sunuyor. Orta Kahve, ayva yaprağı, gülfatma, karabaş otu gibi bitkilerden oluşan özel çayları, zeytinyağlı zengini kahvaltıları, limonatası ve sakızlı muhallebisiyle kendine has bir tarz oluşturmuş durumda.
(0232) 716 87 65
Kemalpaşa Caddesi 66, Alaçatı 

Şarabi
İstanbul da ünlenen Şarabi, Alaçatı ya yelken açtı. Menüsünde restoranın adına ilham kaynağı olan renkli şarap kavının yanında Akdeniz mutfağından hafif esintiler var. Beslenme uzmanlarınca hazırlanmış İnce Menü formunu korurken damak tadından vazgeçmek istemeyenlere hitap ediyor.
(0232) 716 96 59
Yeni Mecidiye Mahallesi, Kemal Paşa Caddesi 107, Alaçatı 

Köşe Kahve
Damla sakızlı kahvesi, lavantalı limonatası, taptaze adaçayı, sır tarifli nefis tartları ile Alaçatı da hoş ve özgün bir köşe sunuyor Köşe Kahve. Güleryüzlü çalışanları konukların da yüzünü güldürüyor. Denizden sonra yorgunluk atmak için bire bir.
(0232) 716 04 13
Kemalpaşa Caddesi 41/A, Alaçatı
Sefahathane
İstanbul gece hayatının uğraklarından Sefahathane yaz gelince bavulunu toplayıp Atlas Pasajı ndan Alaçatı ya göçüyor. Burası İstanbul daki gibi ufak tefek bir mekân değil. Kocaman bir bahçesi, havuzu, bir de restoranı var. Akşam 16.00 dan sonra havuz başında kokteyl saati başlıyor.

(0232) 716 60 25
Yeni Mecidiye Mahallesi Kemalpaşa Caddesi 110, Alaçatı

15 Eylül Kıraathanesi
Adı öyle olsa da kıraathanelik günleri mazide kaldı. Artık 15 Eylül Kıraathanesi burgerleri ve makarnalarıyla nam salmış bir Alaçatı kafesi. Geç saatlere kadar eğlencelerin favorisi Yasak Elma isimli kokteyl.
(0232) 716 03 28
Kemalpaşa Caddesi 47/A, Alaçatı
El Beso Restaurant & Bar
Alaçatı nın taze mekânlarından El Beso, tek sezonda epey sükse yaptı. Öyle ki Alaçatı dan İstanbul a transfer olarak alışkanlıkları terse çevirdi. Akdeniz mutfağından oluşan geniş menüsü ve ev yapımı İtalyan dondurması gelato ların bu başarıda payı büyük. Yemek saatleri bitince DJ performanslarıyla hareketlenen ortam da etkili tabii.
(0232) 716 85 90
Yenimecidiye Mahallesi Çamlıkuyu Sokak 2, Alaçatı
Maria’nın Bahçesi
Maria nın Bahçesi, İstanbul’dan sonra 150 yıllık eski bir Rum evinde kapılarını açtı. Maria nın Alaçatı daki bahçesi portakal, limon ve nar ağaçlarıyla çevrili. Menü Alaçatı ruhuna uygun Ege lezzetleri ve dünya mutfağından seçkin yemeklerle dolu.

(0232) 716 05 75
Kemalpaşa Caddesi 1, Alaçatı

2010-07-29 17:56:35
Alaçatı nın öne çıkan mekânları Temmuz 2010 - Time Out Istanbul Rüzgarın gücünü arkasına alan Alaçatı, hızla yazın gözde tatil beldelerinden
devamını okumak için tıklayınız.

Alaçatı nın öne çıkan mekânları
Temmuz 2010 - Time Out Istanbul
Rüzgarın gücünü arkasına alan Alaçatı, hızla yazın gözde tatil beldelerinden biri oldu. Sörfçülere kucak açan denizinin yanı sıra şık otelleri ve stil sahibi yeme-içme mekânlarıyla da Alaçatı, gezginleri Ege nin çekiciliğine yakışır biçimde ağırlıyor.
Agrilia
Agrilia, Alaçatı bugünkü şöhretine kavuşmadan evvel de vardı. 1998 de eski bir tütün deposunda kurulduğu günden itibaren bir klasiğe dönüştü, Alaçatı yı da bambaşka bir yere dönüştürdü. Safranlı tulum, reçelli lor peyniri  gibi sıradışı tatlarla bezeli kahvaltısı çok meşhur.
(0232) 716 85 94
Kemalpaşa Caddesi 75, Alaçatı
Su dan Restoran
130 yıllık taş binasının asırlık asma ağaçlarıyla gölgelenen bahçesinde beş yıldır hizmet veriyor Su dan Restoran. Menü, Ege mutfak alışkanlıklarıyla farklı kültürlerin mutfaklarının deneysel bir harmanı. Deniz mahsülleri ile Ege otlarının bir arada kullanıldığı yemekler özel ilgiyi hak ediyor.

(0232) 716 77 97
Hacımemiş Mahallesi 2012 Sokak 22, Alaçatı
Yaya
Meyve ağaçlarıyla dolu kocaman bahçesiyle Yaya nın, Alaçatı nın en gözde mekânları arasına girmesi zor olmadı. İyi yemek ve kaliteli müzik de işin içine dahil olunca Yaya nın  hatırısayılır bir müdavim kitlesi oluştu. Bu sene menüye odun fırınında pişmiş pizzalar ve ekmekler eklendi.
(0232) 716 76 53
Kemalpaşa Caddesi 86/A, Alaçatı
Orta Kahve
Sailors Otel Meydan ın kaldırım kahvesi modundaki Orta Kahve si dut ağaçlarının altında hoş bir ambiyans sunuyor. Orta Kahve, ayva yaprağı, gülfatma, karabaş otu gibi bitkilerden oluşan özel çayları, zeytinyağlı zengini kahvaltıları, limonatası ve sakızlı muhallebisiyle kendine has bir tarz oluşturmuş durumda.
(0232) 716 87 65
Kemalpaşa Caddesi 66, Alaçatı 

Şarabi
İstanbul da ünlenen Şarabi, Alaçatı ya yelken açtı. Menüsünde restoranın adına ilham kaynağı olan renkli şarap kavının yanında Akdeniz mutfağından hafif esintiler var. Beslenme uzmanlarınca hazırlanmış İnce Menü formunu korurken damak tadından vazgeçmek istemeyenlere hitap ediyor.
(0232) 716 96 59
Yeni Mecidiye Mahallesi, Kemal Paşa Caddesi 107, Alaçatı 

Köşe Kahve
Damla sakızlı kahvesi, lavantalı limonatası, taptaze adaçayı, sır tarifli nefis tartları ile Alaçatı da hoş ve özgün bir köşe sunuyor Köşe Kahve. Güleryüzlü çalışanları konukların da yüzünü güldürüyor. Denizden sonra yorgunluk atmak için bire bir.
(0232) 716 04 13
Kemalpaşa Caddesi 41/A, Alaçatı
Sefahathane
İstanbul gece hayatının uğraklarından Sefahathane yaz gelince bavulunu toplayıp Atlas Pasajı ndan Alaçatı ya göçüyor. Burası İstanbul daki gibi ufak tefek bir mekân değil. Kocaman bir bahçesi, havuzu, bir de restoranı var. Akşam 16.00 dan sonra havuz başında kokteyl saati başlıyor.

(0232) 716 60 25
Yeni Mecidiye Mahallesi Kemalpaşa Caddesi 110, Alaçatı

15 Eylül Kıraathanesi
Adı öyle olsa da kıraathanelik günleri mazide kaldı. Artık 15 Eylül Kıraathanesi burgerleri ve makarnalarıyla nam salmış bir Alaçatı kafesi. Geç saatlere kadar eğlencelerin favorisi Yasak Elma isimli kokteyl.
(0232) 716 03 28
Kemalpaşa Caddesi 47/A, Alaçatı
El Beso Restaurant & Bar
Alaçatı nın taze mekânlarından El Beso, tek sezonda epey sükse yaptı. Öyle ki Alaçatı dan İstanbul a transfer olarak alışkanlıkları terse çevirdi. Akdeniz mutfağından oluşan geniş menüsü ve ev yapımı İtalyan dondurması gelato ların bu başarıda payı büyük. Yemek saatleri bitince DJ performanslarıyla hareketlenen ortam da etkili tabii.
(0232) 716 85 90
Yenimecidiye Mahallesi Çamlıkuyu Sokak 2, Alaçatı
Maria’nın Bahçesi
Maria nın Bahçesi, İstanbul’dan sonra 150 yıllık eski bir Rum evinde kapılarını açtı. Maria nın Alaçatı daki bahçesi portakal, limon ve nar ağaçlarıyla çevrili. Menü Alaçatı ruhuna uygun Ege lezzetleri ve dünya mutfağından seçkin yemeklerle dolu.

(0232) 716 05 75
Kemalpaşa Caddesi 1, Alaçatı

Kapadokya Dünya Kültür Mirası Listesinde

Geçmişten günümüze 10 farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış Kapadokya, 429 tescilli yapısı ve 64 SİT alanıyla Dünya Kültür Mirası listesinde.
DEVAMI

Yılın dört mevsimi, Kapadokya mevsimi. Bembeyaz karla örtülüyken de bağbozumunu müjdeleyen sonbaharda da güzel Kapadokya. Bu güzelliğin zirvesi Uçhisar. Sadece mecazi anlamda değil, Kapadokya yı en tepeden görmek için tırmanılacak yegane yer, Hititler döneminde dev bir kayaya oyulmuş Uçhisar Kalesi. Tırmanış yorucu da olsa manzaraya değer. Uçhisar ın Güvencinlik Vadisi nde sabah yürüyüşlerine güvercinler rehberlik ediyor. Şansı olanlar ağaçkakanlara da rastlıyor.
Günleri değerlendirmek için alternatifler çok olsa da Uçhisar da asla kaçırılmaması gereken bir macera var. O da balonla Kapadokya turu. Rüzgar, Kapadokya yı dünyanın balonla seyahate en uygun yerlerinden biri olmayı bahşetmiş. Bir ila bir buçuk saat arası süren balon turlarına her yıl, çoğunluğu yabancı, 70 ile 80 bin arası turist katılıyor. Gündoğumunda göğe yükselen rengarenk balonlarla Güzel Atlar Ülkesi ni boydan boya geçtikten sonra şampanyalar patlıyor.

Kapadokya nın ismini Pers dilinde Güzel Atlar Ülkesi anlamına gelen bir sözcükten aldığı söylenir, bazıları ise bu fikre şiddetle karşı çıkar. Varsın olsun, bu şairane varsayım Kapadokya ya çok yakışıyor.
Göreme, Anadolu nun en eski yerleşim yerlerinden. Bugünse peribacalarının içine kurulmuş evlerden oluşan, ikibin kişilik bir kasaba. Meşhur Göreme halı ve kilimlerini yöresel dükkanlarda görenlerin bu el yapımı halılara aşık olmaması ne mümkün?
Göreme Açık Hava Müzesi, Hristiyanlar için tarihi öneme sahip kutsal bir din merkezi. Kiliseleri ve manastırlarıyla yedinci yüzyıldan onbirinci yüzyıla kadar olan dönemin Hristiyan mimarisini özetliyor. Peribacalarının en yoğun olduğu Zelve ise dokuzuncu ve onüçüncü yüzyıllar arasında Hristiyanların önemli yerleşim merkezlerinden biri olmuş. Üç vadili Zelve deki Direkli Kilise buradaki manastır hayatının ilk yıllarından kalma.

Kızılırmak kenarına kurulu Avanos, Kapadokya gezilerinin olmazsa olmaz durağı. Avanos u meşhur kılan Kızılırmak ın kırmızı çamurundan yapılma çanak çömlekleri. Bu sanatın 7000 yıllık bir mazisi var, ucu ta Hitit uygarlığına dayanıyor. Kasabanın ara sokakları çanak çömlek atölyeleriyle dolu. Atölyeler ise içlerinde gizli sanatçıyı ortaya çıkarmak için tezgaha oturup, ellerini kırmızı çamura bulamış gezginlerle...
Ürgüp, zihinlerdeki Kapadokya nın en popüler imgesi, şapkalı peribacalarının memleketi. Kiliseden kervansaraya bolca tarihi eser ve kayalara oyulmuş evleri Ürgüp ü daha da zenginleştiriyor. Tabi bir de enfes şarabı. Kapadokya nın meşhur şaraplarının çoğu Ürgüp ten çıkma. Eylül ayında başlayıp Ekim sonlarına dek süren bağbozumu, yörenin en çok ziyaretçi ağırladığı dönem. Bağbozumu dışında da Kapadokya nın tüflü topraklarının üzüme verdiği ayrıcalığı, tadıyla ve kokusuyla taşıyan şarapların tadına bakmadan bu toprakları terk etmek büyük kayıp olur.

Kapadokya nın dozunda bir tedirginlikle beraber sonsuz bir zevk veren bir diğer aktivitesi yeraltı şehirlerini gezmek. Hristiyanların Roma ve Arap zulmünden korunmak için yumuşak tüf kayalara oydukları yeraltı şehirlerinin en meşhuru Nevşehir in 19 kilometre batısındaki Kaymaklı. Antik adıyla Enegüb. Kaymaklı Kalesi nin altına oyulmuş sekiz katlı yeraltı şehrinin dört katı ziyarete açık. Bu yeraltı şehrinin kasabadaki bütün evlere gizli tünellerle bağlandığını bilmek dehşet verici. Kaymaklı ya adını veren meşhur kurutulmuş kaymağı. Balla, şerbetle tatlandırılan kuru kaymak kahvaltıların baş tacı. Kaymaklı ya dokuz kilometre uzaklıktaki Derinkuyu bir başka yeraltı şehri. Sekizinci kata kadar inen dar koridorları her an nefessiz kalacak gibi hissettiriyor. Ama yuvarlak taştan kapılar aslında özel ve kusursuz işleyen bir havalandırma sistem. Kısacası endişeye mahal yok. Yoğun aksiyondan sonra hâlâ enerjisi olanlar Derinkuyu dan sonra Ihlara Vadisi ne; olmayanlar güç toplamak üzere Kapadokya nın dillere destan zenginlikteki mutfağını keşfetmeye buyursunlar. Testi kebabı, çömlekte pişmiş kurufasülye, söğürme, sac kavurma, güveç... Ne yenirse yiyin, yanında tandır ekmeği ve buz gibi yayık ayranı istemeyi ihmal etmeyin. Time Out Istanbul - Elif Eren

2010-07-29 17:32:33
Geçmişten günümüze 10 farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış Kapadokya, 429 tescilli yapısı ve 64 SİT alanıyla Dünya Kültür Mirası listesinde. DEVAMI Yılın d&oum
devamını okumak için tıklayınız.

Geçmişten günümüze 10 farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış Kapadokya, 429 tescilli yapısı ve 64 SİT alanıyla Dünya Kültür Mirası listesinde.
DEVAMI

Yılın dört mevsimi, Kapadokya mevsimi. Bembeyaz karla örtülüyken de bağbozumunu müjdeleyen sonbaharda da güzel Kapadokya. Bu güzelliğin zirvesi Uçhisar. Sadece mecazi anlamda değil, Kapadokya yı en tepeden görmek için tırmanılacak yegane yer, Hititler döneminde dev bir kayaya oyulmuş Uçhisar Kalesi. Tırmanış yorucu da olsa manzaraya değer. Uçhisar ın Güvencinlik Vadisi nde sabah yürüyüşlerine güvercinler rehberlik ediyor. Şansı olanlar ağaçkakanlara da rastlıyor.
Günleri değerlendirmek için alternatifler çok olsa da Uçhisar da asla kaçırılmaması gereken bir macera var. O da balonla Kapadokya turu. Rüzgar, Kapadokya yı dünyanın balonla seyahate en uygun yerlerinden biri olmayı bahşetmiş. Bir ila bir buçuk saat arası süren balon turlarına her yıl, çoğunluğu yabancı, 70 ile 80 bin arası turist katılıyor. Gündoğumunda göğe yükselen rengarenk balonlarla Güzel Atlar Ülkesi ni boydan boya geçtikten sonra şampanyalar patlıyor.

Kapadokya nın ismini Pers dilinde Güzel Atlar Ülkesi anlamına gelen bir sözcükten aldığı söylenir, bazıları ise bu fikre şiddetle karşı çıkar. Varsın olsun, bu şairane varsayım Kapadokya ya çok yakışıyor.
Göreme, Anadolu nun en eski yerleşim yerlerinden. Bugünse peribacalarının içine kurulmuş evlerden oluşan, ikibin kişilik bir kasaba. Meşhur Göreme halı ve kilimlerini yöresel dükkanlarda görenlerin bu el yapımı halılara aşık olmaması ne mümkün?
Göreme Açık Hava Müzesi, Hristiyanlar için tarihi öneme sahip kutsal bir din merkezi. Kiliseleri ve manastırlarıyla yedinci yüzyıldan onbirinci yüzyıla kadar olan dönemin Hristiyan mimarisini özetliyor. Peribacalarının en yoğun olduğu Zelve ise dokuzuncu ve onüçüncü yüzyıllar arasında Hristiyanların önemli yerleşim merkezlerinden biri olmuş. Üç vadili Zelve deki Direkli Kilise buradaki manastır hayatının ilk yıllarından kalma.

Kızılırmak kenarına kurulu Avanos, Kapadokya gezilerinin olmazsa olmaz durağı. Avanos u meşhur kılan Kızılırmak ın kırmızı çamurundan yapılma çanak çömlekleri. Bu sanatın 7000 yıllık bir mazisi var, ucu ta Hitit uygarlığına dayanıyor. Kasabanın ara sokakları çanak çömlek atölyeleriyle dolu. Atölyeler ise içlerinde gizli sanatçıyı ortaya çıkarmak için tezgaha oturup, ellerini kırmızı çamura bulamış gezginlerle...
Ürgüp, zihinlerdeki Kapadokya nın en popüler imgesi, şapkalı peribacalarının memleketi. Kiliseden kervansaraya bolca tarihi eser ve kayalara oyulmuş evleri Ürgüp ü daha da zenginleştiriyor. Tabi bir de enfes şarabı. Kapadokya nın meşhur şaraplarının çoğu Ürgüp ten çıkma. Eylül ayında başlayıp Ekim sonlarına dek süren bağbozumu, yörenin en çok ziyaretçi ağırladığı dönem. Bağbozumu dışında da Kapadokya nın tüflü topraklarının üzüme verdiği ayrıcalığı, tadıyla ve kokusuyla taşıyan şarapların tadına bakmadan bu toprakları terk etmek büyük kayıp olur.

Kapadokya nın dozunda bir tedirginlikle beraber sonsuz bir zevk veren bir diğer aktivitesi yeraltı şehirlerini gezmek. Hristiyanların Roma ve Arap zulmünden korunmak için yumuşak tüf kayalara oydukları yeraltı şehirlerinin en meşhuru Nevşehir in 19 kilometre batısındaki Kaymaklı. Antik adıyla Enegüb. Kaymaklı Kalesi nin altına oyulmuş sekiz katlı yeraltı şehrinin dört katı ziyarete açık. Bu yeraltı şehrinin kasabadaki bütün evlere gizli tünellerle bağlandığını bilmek dehşet verici. Kaymaklı ya adını veren meşhur kurutulmuş kaymağı. Balla, şerbetle tatlandırılan kuru kaymak kahvaltıların baş tacı. Kaymaklı ya dokuz kilometre uzaklıktaki Derinkuyu bir başka yeraltı şehri. Sekizinci kata kadar inen dar koridorları her an nefessiz kalacak gibi hissettiriyor. Ama yuvarlak taştan kapılar aslında özel ve kusursuz işleyen bir havalandırma sistem. Kısacası endişeye mahal yok. Yoğun aksiyondan sonra hâlâ enerjisi olanlar Derinkuyu dan sonra Ihlara Vadisi ne; olmayanlar güç toplamak üzere Kapadokya nın dillere destan zenginlikteki mutfağını keşfetmeye buyursunlar. Testi kebabı, çömlekte pişmiş kurufasülye, söğürme, sac kavurma, güveç... Ne yenirse yiyin, yanında tandır ekmeği ve buz gibi yayık ayranı istemeyi ihmal etmeyin. Time Out Istanbul - Elif Eren

Akvaryum Otel Acildi


Bozcaada, şehir merkezinden, yani limandan 7 km uzaklıkta, adanın güneydoğusunda, en güzel koylarından biri olan, akvaryum koyunun içinde bulunan, Akvaryum Otel konuklarımız için dünyada nefes alınabilecek nadir yerlerden biri.

Akvaryum Otel bulunduğu ortam itibari ile nefis bir doğanın tam ortasında yer alıyor.Yaz - kış konuklarımızı ağırlayabilmek için her türlü donanıma sahip olarak 2010 yazında yenilenerek hizmete açıldı. Oteli oluştururken doğa ile uyumu için oldukça çaba sarfederek, içine girdikçe farkedeceğiniz küçük, büyük detaylarla gerçekten çok uğraştık.

Otelimizde bulunan herşey siz konuklarımız rahat etsin diye özel olarak tasarlandı. Binalarımız herbiri el işi olan masif taş olarak gözünüze çarpacak. Her odanın önünde bulunan teraslarımızın tabanı seramik sanatçısı Şahin Paksoy tarafından özel olarak toprak pişirilerek yapıldı. Tüm ortak kullanım alanlarımız, basamaklarımız ve odalarımızın balkonu Paksoy tarafından yapılan terra cottolar ile kaplandı. Çıplak ayakla gezdiğinizde toprağa bastığınızı hissedeceksiniz.

15 adet odamız var ve en fazla 36 misafir ağırlayabiliyoruz.Her türlü toplantı, aktivite ve workshop çalışmaları için uygun alanlarımız ve ekipmanlarımız var.
Odalarımız2, 3 ve 4 kişinin rahatlıkla konaklayabileceği şekilde hazırlandı. Odalarımızdan eşine kolay rastlanamayacak bir manzara izleyebilir, güneşlenebilir ve keyifli vakit geçirebilirsiniz.

Odalarımızın hepsinde banyo, tuvalet, teras veya balkon, klima, saç kurutma makinası gibi temel ihtiyaçlar olduğu gibi kimisinde küvet, jakuzi ve şömine gibi ekstra özellikler de mevcuttur.

Evcil hayvanlarınızı, diğer konuklarımızı (seven var, sevmeyen var) rahatsız etmediği sürece, seve seve kabul ediyoruz.

Akvaryum Otelin herköşesinde ve odalarınızın terasında ada şarabı yudumlayarak gökyüzünü ve yıldızları seyretmek gerçekten görmeden anlaşılamayacak bir durum.

Koyları gördükten sonra pişman olmamak için, gelirken, palet, maske ve şnorkel getirmeyi unutmayın.Merkezde bisiklet kiralayarak veya kendi bisikletinizi getirerek bisiklet gezileri yapabilirsiniz. Harika bir bisiklet parkuru var Bozcaada da. Eğer fotoğraf ile ilgileniyorsanız burada coğrafya çok uygun. Portrelerde coğrafyadan aşağıya kalmayacak güzellikte. Ada merkezinde birşeyler içerek, güzel müzik dinleyip, dans edebileceğiniz mekanlar Bozcaada gece hayatına akmak isteyenler için her zaman var...

Genelde rezervasyon ile çalışıyoruz, kapıdan gelip yer bulabilmeniz oldukça zor; bizden söylemesi...


BOZCAADA DA ALTERNATİF BİR KONAKLAMA
Her gece yıldızların vitrine çıktığı Akvaryum Otel, cenneti, dünyanın en güzel adasında arayanlar için mükemmel bir adres olarak, Bozcaada da sizleri bekliyor.

Etrafta başka hiçbir şeyin olmadığı büsbütün ıssız bir coğrafyada, Bozcaada nın güneybatı ucunda +,- 3 km sinde başka bir yerleşim yeri olmayan, taş, kekikler ve pırnar bitkileriyle çepeçevre sarılı, özenli, nefis taşlarla ve birazcık mavi - beyaz ile harmanlanmış, medeni, sıcak ve son derece sade şıklıktaki otelimizde gerçek bir ege adası tatili yapabilirsiniz. Akvaryum Otel tüm dünyadaki örnekleri ile karşılaştırıldığında gerçekten benzersiz bir yer.Sessiz sakin tatil yapılabilecek, yalnız kalınabilecek, gerçekten dinlenilip arınılabilecek samimi bir ortam hazırladık.

Bozcaada nın en özel noktalarından birisi olan Akvaryum Koyu nda bulunan küçük otelimizde, şahane bir denizden ve harika bir trekking alanından istifade edebilirsiniz. Muhteşem manzara da cabası... Sualtı sporları ile ilgilenenler için koy, her türlü dalış açısından da mükemmel bir yer.

Gece gökyüzünün muhteşem bir şekilde gözlenebileceği bir yerdeyiz aynı zamanda.Etrafta hiçbir ışık kirliliği yok ve bir teleskobumuz var. Çoğu gece hep birlikte müthiş gökyüzünü izliyoruz. Ayrıca dolunay zamanı gece yarısı sadece ay ışığıyla gazete okumanın mümkün olduğunu görebileceğiniz dünya üzerinde bulunan ender yerlerden biri burası.

Bozcaada başka bir deyişle Tenedos, bir kaç yıl öncesine kadar temiz badanalı ve nispeten kalınabilir bir oda bulabilmek için çabalanan bir ada iken, artık otel, pansiyon kısaca konaklama açısından gün geçtikçe farklı seçeneklerin bir arada sunulduğu, bu anlamda oldukça zengin, bir ada haline geldi. Akvaryum Otel ise konuklarına medeni işletme anlayışı, bulunduğu konum, hazırladığı nefis ortam, doğası ve doğallığı ile diğer tüm tesisler içinde kuruluşundan itibaren yani 8 senedir, "gerçekten" farklı bir seçenek sunuyor. Özetle tatil anlayışınızda köklü değişikliklere yol açmayı, zaman ve mekan kavramını unutabileceğiniz bir tatili vaat ediyoruz.

Her detayıyla özel olarak ilgilenilmiş, en küçük ayrıntılara kadar müthiş sanatçılar tarafından hazırlanan malzemelerin kullanıldığı, geldiğiniz andan itibaren kendinizi rahat ve başka hissedeceğiniz bir mekan yarattık. Bu çalışma tam iki yıl sürdü ama nihayet bitti. Eski yerimizi bilen ve kullanan dostlarımızın, şimdi gördükleri mekan için hissettikleri şeyin tanımı; gerçekten tüm dünyaya örnek olacak müthiş bir değişim oldu...

Değişim...

ilk duyulduğunda ürküten bir kelime.
Bir yere gidip sevdiğimizde başkalarıyla paylaşmaktan çekiniriz.
Kalabalık olur, çok duyulur, değişir, her zamanki zevki alamayız diye endişeleniriz.
Ama değişmek zorunda olan bazı yerler vardır, özünde aynı kalacağını bildiğimiz.

Biz, Berna ve Deniz Pak 2002 yılında evlenip, adamıza yerleştik.
Akvaryum koyunda ıssızlığın, sonsuzluğun ortasında 6 odalı, elektriksiz, odası, mobilyası hayli primitif, mumlarla aydınlandığımız, sessiz, sakin ve huzurlu, küçük, mavi-beyaz pansiyonumuzu açmış ve 8 yıl boyunca sizlerle birlikte medeniyetten uzak cennetimizde çok güzel günler geçirmiştik.

Peki ne değişti?
Çok şey ve hiçbir şey...

Öncelikle, artık bir pansiyon değil, otel oldu.

15 odayla hizmet vermeye başladı.
Odaları, banyoları primitif değil, hayli rahat, geniş ve konforlu oldu.
Kimi odalarda şömine, kimisinde jakuzi, kiminde de her ikisi birden oldu.
Oda girişleri çini mozaiklerle, oda içleri parkelerle süslendi.Avlular, balkonlar ve ortak alanlar, yani tüm dış mekanlarda özel olarak hazırlanan pişmiş topraklar döşendi.

Artık elektriğimiz de var.

Deneme amaçlı başlayan güneş enerjisinden elde ettiğimiz elektriğimiz gelişti.
Artık hem kendi ürettiğimiz, hem de şebekeye bağlı bir enerjimiz oldu.
Tamamen ve hatta fazlasıyla, yenilenebilir enerji kullanıyoruz. Günümüz dünyasında bu son derece önemli bir detay bizce...
Ancak yanlış anlaşılmasın elektriğimizi asla ışıl ışıl değil, sadece yeterli miktarlarda kullanıyoruz... Hiçbir ışık kirliliğine yol açmayacak şekilde, son derece ölçülü kullanıyoruz...

Yani çok şey değişti...

Peki ne değişmedi?
Berna ve Deniz, yani biz...
Hala sizlere en iyisini sunmak için işimizin başındayız.
Bize birisi daha katıldı.Ali... İlk adımlarını bahçemizde atmaya başladı.

Akvaryum Otel, hala ıssızlığın,sessizliğin, huzurun tam ortasında. Çevresinde başka hiçbir yerleşim birimi yok.

Şimdi geriye dönüp baktığımızda geçen 8 yılda eski Akvaryum dan kazandığımız çok güzel dostlarımız olmuş.

Şimdi siz eski dostlarımızı ve tanışacağımız yeni dostlarımızı yepyeni otelimizde bekliyoruz.

Doğa, deniz, yıldız ve dolunay keyfine kaldığımız yerden devam...

Akvaryum Otel
Ali, Berna ve Deniz Pak

2010-07-29 16:51:01
Bozcaada, şehir merkezinden, yani limandan 7 km uzaklıkta, adanın güneydoğusunda, en güzel koylarından biri olan, akvaryum koyunun içinde bulunan, Akvaryum Otel konuklarımız i&ccedi
devamını okumak için tıklayınız.


Bozcaada, şehir merkezinden, yani limandan 7 km uzaklıkta, adanın güneydoğusunda, en güzel koylarından biri olan, akvaryum koyunun içinde bulunan, Akvaryum Otel konuklarımız için dünyada nefes alınabilecek nadir yerlerden biri.

Akvaryum Otel bulunduğu ortam itibari ile nefis bir doğanın tam ortasında yer alıyor.Yaz - kış konuklarımızı ağırlayabilmek için her türlü donanıma sahip olarak 2010 yazında yenilenerek hizmete açıldı. Oteli oluştururken doğa ile uyumu için oldukça çaba sarfederek, içine girdikçe farkedeceğiniz küçük, büyük detaylarla gerçekten çok uğraştık.

Otelimizde bulunan herşey siz konuklarımız rahat etsin diye özel olarak tasarlandı. Binalarımız herbiri el işi olan masif taş olarak gözünüze çarpacak. Her odanın önünde bulunan teraslarımızın tabanı seramik sanatçısı Şahin Paksoy tarafından özel olarak toprak pişirilerek yapıldı. Tüm ortak kullanım alanlarımız, basamaklarımız ve odalarımızın balkonu Paksoy tarafından yapılan terra cottolar ile kaplandı. Çıplak ayakla gezdiğinizde toprağa bastığınızı hissedeceksiniz.

15 adet odamız var ve en fazla 36 misafir ağırlayabiliyoruz.Her türlü toplantı, aktivite ve workshop çalışmaları için uygun alanlarımız ve ekipmanlarımız var.
Odalarımız2, 3 ve 4 kişinin rahatlıkla konaklayabileceği şekilde hazırlandı. Odalarımızdan eşine kolay rastlanamayacak bir manzara izleyebilir, güneşlenebilir ve keyifli vakit geçirebilirsiniz.

Odalarımızın hepsinde banyo, tuvalet, teras veya balkon, klima, saç kurutma makinası gibi temel ihtiyaçlar olduğu gibi kimisinde küvet, jakuzi ve şömine gibi ekstra özellikler de mevcuttur.

Evcil hayvanlarınızı, diğer konuklarımızı (seven var, sevmeyen var) rahatsız etmediği sürece, seve seve kabul ediyoruz.

Akvaryum Otelin herköşesinde ve odalarınızın terasında ada şarabı yudumlayarak gökyüzünü ve yıldızları seyretmek gerçekten görmeden anlaşılamayacak bir durum.

Koyları gördükten sonra pişman olmamak için, gelirken, palet, maske ve şnorkel getirmeyi unutmayın.Merkezde bisiklet kiralayarak veya kendi bisikletinizi getirerek bisiklet gezileri yapabilirsiniz. Harika bir bisiklet parkuru var Bozcaada da. Eğer fotoğraf ile ilgileniyorsanız burada coğrafya çok uygun. Portrelerde coğrafyadan aşağıya kalmayacak güzellikte. Ada merkezinde birşeyler içerek, güzel müzik dinleyip, dans edebileceğiniz mekanlar Bozcaada gece hayatına akmak isteyenler için her zaman var...

Genelde rezervasyon ile çalışıyoruz, kapıdan gelip yer bulabilmeniz oldukça zor; bizden söylemesi...


BOZCAADA DA ALTERNATİF BİR KONAKLAMA
Her gece yıldızların vitrine çıktığı Akvaryum Otel, cenneti, dünyanın en güzel adasında arayanlar için mükemmel bir adres olarak, Bozcaada da sizleri bekliyor.

Etrafta başka hiçbir şeyin olmadığı büsbütün ıssız bir coğrafyada, Bozcaada nın güneybatı ucunda +,- 3 km sinde başka bir yerleşim yeri olmayan, taş, kekikler ve pırnar bitkileriyle çepeçevre sarılı, özenli, nefis taşlarla ve birazcık mavi - beyaz ile harmanlanmış, medeni, sıcak ve son derece sade şıklıktaki otelimizde gerçek bir ege adası tatili yapabilirsiniz. Akvaryum Otel tüm dünyadaki örnekleri ile karşılaştırıldığında gerçekten benzersiz bir yer.Sessiz sakin tatil yapılabilecek, yalnız kalınabilecek, gerçekten dinlenilip arınılabilecek samimi bir ortam hazırladık.

Bozcaada nın en özel noktalarından birisi olan Akvaryum Koyu nda bulunan küçük otelimizde, şahane bir denizden ve harika bir trekking alanından istifade edebilirsiniz. Muhteşem manzara da cabası... Sualtı sporları ile ilgilenenler için koy, her türlü dalış açısından da mükemmel bir yer.

Gece gökyüzünün muhteşem bir şekilde gözlenebileceği bir yerdeyiz aynı zamanda.Etrafta hiçbir ışık kirliliği yok ve bir teleskobumuz var. Çoğu gece hep birlikte müthiş gökyüzünü izliyoruz. Ayrıca dolunay zamanı gece yarısı sadece ay ışığıyla gazete okumanın mümkün olduğunu görebileceğiniz dünya üzerinde bulunan ender yerlerden biri burası.

Bozcaada başka bir deyişle Tenedos, bir kaç yıl öncesine kadar temiz badanalı ve nispeten kalınabilir bir oda bulabilmek için çabalanan bir ada iken, artık otel, pansiyon kısaca konaklama açısından gün geçtikçe farklı seçeneklerin bir arada sunulduğu, bu anlamda oldukça zengin, bir ada haline geldi. Akvaryum Otel ise konuklarına medeni işletme anlayışı, bulunduğu konum, hazırladığı nefis ortam, doğası ve doğallığı ile diğer tüm tesisler içinde kuruluşundan itibaren yani 8 senedir, "gerçekten" farklı bir seçenek sunuyor. Özetle tatil anlayışınızda köklü değişikliklere yol açmayı, zaman ve mekan kavramını unutabileceğiniz bir tatili vaat ediyoruz.

Her detayıyla özel olarak ilgilenilmiş, en küçük ayrıntılara kadar müthiş sanatçılar tarafından hazırlanan malzemelerin kullanıldığı, geldiğiniz andan itibaren kendinizi rahat ve başka hissedeceğiniz bir mekan yarattık. Bu çalışma tam iki yıl sürdü ama nihayet bitti. Eski yerimizi bilen ve kullanan dostlarımızın, şimdi gördükleri mekan için hissettikleri şeyin tanımı; gerçekten tüm dünyaya örnek olacak müthiş bir değişim oldu...

Değişim...

ilk duyulduğunda ürküten bir kelime.
Bir yere gidip sevdiğimizde başkalarıyla paylaşmaktan çekiniriz.
Kalabalık olur, çok duyulur, değişir, her zamanki zevki alamayız diye endişeleniriz.
Ama değişmek zorunda olan bazı yerler vardır, özünde aynı kalacağını bildiğimiz.

Biz, Berna ve Deniz Pak 2002 yılında evlenip, adamıza yerleştik.
Akvaryum koyunda ıssızlığın, sonsuzluğun ortasında 6 odalı, elektriksiz, odası, mobilyası hayli primitif, mumlarla aydınlandığımız, sessiz, sakin ve huzurlu, küçük, mavi-beyaz pansiyonumuzu açmış ve 8 yıl boyunca sizlerle birlikte medeniyetten uzak cennetimizde çok güzel günler geçirmiştik.

Peki ne değişti?
Çok şey ve hiçbir şey...

Öncelikle, artık bir pansiyon değil, otel oldu.

15 odayla hizmet vermeye başladı.
Odaları, banyoları primitif değil, hayli rahat, geniş ve konforlu oldu.
Kimi odalarda şömine, kimisinde jakuzi, kiminde de her ikisi birden oldu.
Oda girişleri çini mozaiklerle, oda içleri parkelerle süslendi.Avlular, balkonlar ve ortak alanlar, yani tüm dış mekanlarda özel olarak hazırlanan pişmiş topraklar döşendi.

Artık elektriğimiz de var.

Deneme amaçlı başlayan güneş enerjisinden elde ettiğimiz elektriğimiz gelişti.
Artık hem kendi ürettiğimiz, hem de şebekeye bağlı bir enerjimiz oldu.
Tamamen ve hatta fazlasıyla, yenilenebilir enerji kullanıyoruz. Günümüz dünyasında bu son derece önemli bir detay bizce...
Ancak yanlış anlaşılmasın elektriğimizi asla ışıl ışıl değil, sadece yeterli miktarlarda kullanıyoruz... Hiçbir ışık kirliliğine yol açmayacak şekilde, son derece ölçülü kullanıyoruz...

Yani çok şey değişti...

Peki ne değişmedi?
Berna ve Deniz, yani biz...
Hala sizlere en iyisini sunmak için işimizin başındayız.
Bize birisi daha katıldı.Ali... İlk adımlarını bahçemizde atmaya başladı.

Akvaryum Otel, hala ıssızlığın,sessizliğin, huzurun tam ortasında. Çevresinde başka hiçbir yerleşim birimi yok.

Şimdi geriye dönüp baktığımızda geçen 8 yılda eski Akvaryum dan kazandığımız çok güzel dostlarımız olmuş.

Şimdi siz eski dostlarımızı ve tanışacağımız yeni dostlarımızı yepyeni otelimizde bekliyoruz.

Doğa, deniz, yıldız ve dolunay keyfine kaldığımız yerden devam...

Akvaryum Otel
Ali, Berna ve Deniz Pak

Cunda adası Ayvalık

Cunda Adası, Kuzey Ege’de, Ayvalık’ın yanı başında, Midilli Adası’nın hemen karşısında cennetten kopmuş gelmiş küçük bir Ege kasabasıdır ve çok uzaklara gitmeden de huzurlu ve doğayla içiçe bir tatil geçirilebileceğinin en güzel kanıtıdır. Ege’nin incisi, mis kokulu Cunda adasına bir kere gelen buradan bir daha kolay kolay kopamaz. Cunda, Arnavut kaldırımlı daracık sokakları, sokaklarını süsleyen cumbalı Rum evleri, evlerin cumbalarındaki rengârenk çiçekleri, mis kokulu ada otları ve tertemiz havasıyla misafirlerine unutamayacakları bir tatil imkânı sunuyor. Adanın ilk adını Rumlar koymuş; Moshinos yani Kokulu Ada. Bu adın kaynağının adadaki bitkilerin birbirinden güzel kokular yayması olduğu düşünülmektedir. Cunda, adı gibi hâlâ mis kokulu bir ada. Cunda ismi ise İtalyanca’dan gelmektedir ve “yelken açmak” anlamına sahiptir. Ada, 1922’de Ali Bey’in üstün başarılarıyla Yunan istilasindan kurtarıldığı için adaya Ali Bey Adası adı verilmiştir. Günümüzde ada her iki adı da kullanmaktadır. Nasıl gidilir? İstanbul’dan Cunda’ya gitmek için Yenikapı’dan İDO’nun feribotlarına binmek en rahat ve en kısa yoldur. Feribotla Bandırma’ya kadar gelindikten sonra Susurluk ve Balıkesir üzerinden geçilerek yaklaşık 3 saatlik bir yolculukla Cunda’ya ulaşılır. Cunda her ne kadar “ada” olarak geçse de 1964’ten beri adanın bir köprüyle karaya bağlantısı vardır. Bu köprü Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü olarak kabul edilir. Adaya geçmek için bu yolu da kullanabilirsiniz ama teknelerle geçmek çok daha keyifli olacaktır. Adaya özel aracınızla geçmeniz tavsiye edilmez çünkü yollar çok dardır ve adayı yürüyerek dolaşmak çok daha keyiflidir. Ayvalık’ta konaklamayı seçenler de günübirlik Cunda’ya gelebilirler. Cunda, Ayvalık merkezden kara yoluyla 8 km, deniz yoluyla ise 3 mil uzaklıktadır. Adaya denizden dolmuş motorlarla da geçebilirsiniz. Neler yapılır, nerelere gidilir? Taş Kahve Cunda’nın sembollerinden biri olan yüksek tavanlı Taş Kahve’de mutlaka oturup çay, kahve veya ada çayı içmelisiniz. Burada yapacağınız kahvaltının da tadı damağınızda kalacaktır. Ada halkının buluşma noktası olan bu kahve aynı zamanda turistlerden de büyük ilgi görür. Yapının inşa tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber 1900’lerin başında yapıldığı tahmin ediliyor. Eskiden ailelere hitap eden bir gazinoyken günümüzde sadece kahvehane olarak çalıştırılmaktadır. Deniz kenarında bulunan Taş Kahve’yi özellikle güneş batmaya yakın ziyaret ederseniz dünyanın en güzel günbatımlarından birine şahit olursunuz, yanında da mis gibi bir dibek kahvesi veya adaçayıyla... Taksiyarhis Kilisesi Adada çok sayıda kilise ve manastır varmış ama zamanla bu yapılar büyük tahribata uğramış ve çoğu tarihi özelliğini kaybetmiş. Bu yıkımlara ve talanlara rağmen hâlen ayakta kalabilen ve adanın en görkemli yapısı olma özelliğini koruyan kilise Taksiyarhis Kilisesi’dir. Adada inşa edilmiş en büyük kilise olan Taksiyarhis’in 1873 yılında yapılmış olduğu tahmin ediliyor. Kilisenin avlusuna üçgen alınlıklı anıtsal bir kapıdan girilir. Yapı bazilika şeklindedir ki bu mimari özellik Bizans dönemi mimarisinde sık kullanılmıştır. Kilisenin merdivenleri, pencereleri ve kemerleri bölgeye özgü sarımsak taşından yapılmıştır. Kilise 1900’lü yılların başlarında cami olarak kullanılmıştır ve bu dönemde içindeki freskler ve ikonlar büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Günümüze kadar atlattığı bunca tahribata rağmen kilisede hâlen ilgi çeken ikonlar bulunuyor. Bunlar arasında; Yunus peygamberin ve Azrail ve Cebrail meleklerinin tasvir edildiği ikonlar en ilgi çekicileri arasında yer alıyor. Kilise her ne kadar adaya gelen ziyaretçilerin ilgi odağı olsa da bakımsız bırakıldığı için son yıllarda doğa koşullarına dayanmakta zorluk çekmektedir. Ai Dimitri Ta Salina Manastırı Rumlar döneminde adada bulunan en güzel manastır, hiç kuşkusuz, Ai Dimitri Ta Salina Manastırı’dır. Bu manastır Türkler arasında Ayışığı Manastırı olarak bilinir. Manastır, adanın Pateriça bölgesinde yüksek bir tepenin denizle buluştuğu bir noktaya inşa edilmiştir. Pateriça bölgesine keyifli bir yürüyüş yoluyla ulaşabilirsiniz, böylece hem manastırı görmüş hem de Cunda manzarasına farklı bir açıdan bakma imkânı bulmuş olursunuz. Manastır uzun süre özel mülk olarak kullanılmıştır ve bu sayede yıllarca bakımlı kalabilmiştir. Manastıra bakan ve burada yaşayanların vefatından sonra manastır sahipsiz kalmış ve hazine arayanlar tarafından tahrip edilmiştir. Despot Evi Cunda’nın en güzel yapılarından bir diğeri de Despot Evi’dir ve ne yazıktır ki diğer güzel yapılar gibi bu yapı da yıkılmaya terkedilmiştir. Bakımsızlığına rağmen hâlâ görkemli ve göz alıcı olan Despot Evi, adanın görülmesi gereken yüzlerinden biridir. Despot Evi, Yunanistan’ın devlet olduğu gün toplanan büyük miktardaki bağışlarla yapılmış gösterişli bir yapıdır. Binayı inşa ettiren Despot 15 yıl burada yaşadıktan sonra, bina, Osmanlı Hükümet Sarayı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Mübadeleden sonra bina öksüzler yurdu olarak kullanılmış ama bu yurt da başka yere taşınınca Despot Evi yalnızlığına ve yıkıma terkedilmiştir. Agia Triyada Adada inşa edilmiş ilk kilisedir Agia Triyada. Rumlar adada 1922’ye kadar yaşadığı için bu zamana kadar kilise korunmuş ama Rumlar gittikten sonra kilise kendi hâline bırakılmış. O dönemin en güzel kilisesinden, ne yazık ki, günümüze çok az şey kalmış ama yine de Cunda gezinizin bir parçası olmaya değer. Deniz ve güneş... Cunda’yı yaz mevsiminde ziyaret edenler denizin ve güneşin keyfini sessiz, sakin koylarda çıkarabilirler. Cunda’da hemen her yerde denize girilebildiği gibi otellere ait olan halka açık plajları da tercih edebilirsiniz. Plajlar, denizin tadını çıkarmak için en güzel alternatiflerden biri. Ortunç Plajı, Cunda’nın mavi bayraklı plajlarından biri. Ortunç Koyu’na dilerseniz günübirlik gelip denizinden yararlanabilirsiniz, dilerseniz de plajın arkasındaki otelde konaklayabilirsiniz. Cunda’da geçirilecek yazların vazgeçilmezi tabii ki tekne turları. Günübirlik bu turlar sabah saatlerinde yelken açıyor ve akşam günbatımına yakın geri dönüyorlar. Havaya ve rüzgâra uygun bir rota seçiliyor ve Cunda’nın irili ufaklı, birbirinden güzel doğa harikası koyları bir bir geziliyor. Koylara gelindiğinde yolculuğa ara veriliyor, böylece yolcular yürüyerek ulaşamayacakları koylarda yüzme imkânı bulunuyor. Ne yenir, ne içilir? Cunda’da birbirinden leziz deniz mahsüllerini ve Girit mutfağının çeşitli lezzetlerini tadabilirsiniz. Balık lokantaları Cunda’nın sahil yolu boyunca sıralanmıştır. Hepsi hemen hemen aynı fiyata, benzer menüler sunar, size sadece hangi lokantada yemek istediğinizi seçmek kalır. Cunda’da her türlü balığı tadabilirsiniz ama Cunda’ya gitmişken özellikle yemeniz gereken balık Cunda’nın en meşhur balığı olan papalinadır. Lokantanızı seçerken Papalina olup olmadığını sorarak seçim yapmanızda fayda var, çünkü artık papalina her lokantada bulunan bir balık değil. Cunda taze, lezzetli ve çok çeşitli deniz mahsülleriyle meşhur olduğu için sadece balıkla yetinmemenizi tavsiye ederiz. Kabuklu deniz mahsülleri, balık kokoreçi ve deniz börülcesi mutlaka tatmanız gereken lezzetlerden sadece bir kaçı. Ayrıca kabak çiçeği dolması ve fener kavurma da Cunda’nın sunduğu spesiyaller arasında. Ege’ye özgü radika, hindiba, istifna gibi otlardan yapılmış mezeleri de masanızdan eksik etmeyin. Yemeğinizin üstüne bir de dibek kahvesi içmezseniz olmaz. Bu kahve, kahve çekirdeklerinin özel dibek taşlarında öğütülmesiyle hazırlanır ve Cunda dışında nadir bulunur. Kahvenizin üstüne tatlı olarak da Cunda’nın misafirlerine sunduğu taze pişmiş meşhur ada lokmasını tadabilirsiniz. Cunda’nın yemeklerinin lezzeti yağından gelir. Zeytinyağının en lezzetli ve en kalitelisini burada tadabilirsiniz. Cunda’ya gelenler genellikle tadıp beğendikleri bu yağlardan satın alırlar, hatta sevdiklerine hediye olarak zeytinyağı götürürler. Zeytinyağı satış merkezlerinden çeşit çeşit şişelerde zeytinyağı satın alabilirsiniz. Nerde kalınır? Cunda’da büyük ve konforlu 4-5 yıldızlı otellerden, küçük ve sevimli pansiyonlara kadar her tür konaklama tesisi bulunuyor. Son yıllarda butik otellerin sayısında da ciddi bir artış olmuştur. Ayrıca Cunda’nın korunan yüzü taş evlerden bazıları da restore edilerek pansiyon olarak işletilmektedir. Doğayla daha içiçe bir konaklama için özel kamp alanlarını tercih edebilirsiniz. Adanın arka tarafındaki kumsalın ormanlık alanında kurulan Ada Kamping, hem deniziyle hem de sunduğu imkânlarıyla size güzel bir kamp tatili yaşatabilir.

2010-07-29 16:38:44
Cunda Adası, Kuzey Ege’de, Ayvalık’ın yanı başında, Midilli Adası’nın hemen karşısında cennetten kopmuş gelmiş küçük bir Ege kasabasıdır ve çok uzaklara gitme
devamını okumak için tıklayınız.

Cunda Adası, Kuzey Ege’de, Ayvalık’ın yanı başında, Midilli Adası’nın hemen karşısında cennetten kopmuş gelmiş küçük bir Ege kasabasıdır ve çok uzaklara gitmeden de huzurlu ve doğayla içiçe bir tatil geçirilebileceğinin en güzel kanıtıdır. Ege’nin incisi, mis kokulu Cunda adasına bir kere gelen buradan bir daha kolay kolay kopamaz. Cunda, Arnavut kaldırımlı daracık sokakları, sokaklarını süsleyen cumbalı Rum evleri, evlerin cumbalarındaki rengârenk çiçekleri, mis kokulu ada otları ve tertemiz havasıyla misafirlerine unutamayacakları bir tatil imkânı sunuyor. Adanın ilk adını Rumlar koymuş; Moshinos yani Kokulu Ada. Bu adın kaynağının adadaki bitkilerin birbirinden güzel kokular yayması olduğu düşünülmektedir. Cunda, adı gibi hâlâ mis kokulu bir ada. Cunda ismi ise İtalyanca’dan gelmektedir ve “yelken açmak” anlamına sahiptir. Ada, 1922’de Ali Bey’in üstün başarılarıyla Yunan istilasindan kurtarıldığı için adaya Ali Bey Adası adı verilmiştir. Günümüzde ada her iki adı da kullanmaktadır. Nasıl gidilir? İstanbul’dan Cunda’ya gitmek için Yenikapı’dan İDO’nun feribotlarına binmek en rahat ve en kısa yoldur. Feribotla Bandırma’ya kadar gelindikten sonra Susurluk ve Balıkesir üzerinden geçilerek yaklaşık 3 saatlik bir yolculukla Cunda’ya ulaşılır. Cunda her ne kadar “ada” olarak geçse de 1964’ten beri adanın bir köprüyle karaya bağlantısı vardır. Bu köprü Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü olarak kabul edilir. Adaya geçmek için bu yolu da kullanabilirsiniz ama teknelerle geçmek çok daha keyifli olacaktır. Adaya özel aracınızla geçmeniz tavsiye edilmez çünkü yollar çok dardır ve adayı yürüyerek dolaşmak çok daha keyiflidir. Ayvalık’ta konaklamayı seçenler de günübirlik Cunda’ya gelebilirler. Cunda, Ayvalık merkezden kara yoluyla 8 km, deniz yoluyla ise 3 mil uzaklıktadır. Adaya denizden dolmuş motorlarla da geçebilirsiniz. Neler yapılır, nerelere gidilir? Taş Kahve Cunda’nın sembollerinden biri olan yüksek tavanlı Taş Kahve’de mutlaka oturup çay, kahve veya ada çayı içmelisiniz. Burada yapacağınız kahvaltının da tadı damağınızda kalacaktır. Ada halkının buluşma noktası olan bu kahve aynı zamanda turistlerden de büyük ilgi görür. Yapının inşa tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber 1900’lerin başında yapıldığı tahmin ediliyor. Eskiden ailelere hitap eden bir gazinoyken günümüzde sadece kahvehane olarak çalıştırılmaktadır. Deniz kenarında bulunan Taş Kahve’yi özellikle güneş batmaya yakın ziyaret ederseniz dünyanın en güzel günbatımlarından birine şahit olursunuz, yanında da mis gibi bir dibek kahvesi veya adaçayıyla... Taksiyarhis Kilisesi Adada çok sayıda kilise ve manastır varmış ama zamanla bu yapılar büyük tahribata uğramış ve çoğu tarihi özelliğini kaybetmiş. Bu yıkımlara ve talanlara rağmen hâlen ayakta kalabilen ve adanın en görkemli yapısı olma özelliğini koruyan kilise Taksiyarhis Kilisesi’dir. Adada inşa edilmiş en büyük kilise olan Taksiyarhis’in 1873 yılında yapılmış olduğu tahmin ediliyor. Kilisenin avlusuna üçgen alınlıklı anıtsal bir kapıdan girilir. Yapı bazilika şeklindedir ki bu mimari özellik Bizans dönemi mimarisinde sık kullanılmıştır. Kilisenin merdivenleri, pencereleri ve kemerleri bölgeye özgü sarımsak taşından yapılmıştır. Kilise 1900’lü yılların başlarında cami olarak kullanılmıştır ve bu dönemde içindeki freskler ve ikonlar büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Günümüze kadar atlattığı bunca tahribata rağmen kilisede hâlen ilgi çeken ikonlar bulunuyor. Bunlar arasında; Yunus peygamberin ve Azrail ve Cebrail meleklerinin tasvir edildiği ikonlar en ilgi çekicileri arasında yer alıyor. Kilise her ne kadar adaya gelen ziyaretçilerin ilgi odağı olsa da bakımsız bırakıldığı için son yıllarda doğa koşullarına dayanmakta zorluk çekmektedir. Ai Dimitri Ta Salina Manastırı Rumlar döneminde adada bulunan en güzel manastır, hiç kuşkusuz, Ai Dimitri Ta Salina Manastırı’dır. Bu manastır Türkler arasında Ayışığı Manastırı olarak bilinir. Manastır, adanın Pateriça bölgesinde yüksek bir tepenin denizle buluştuğu bir noktaya inşa edilmiştir. Pateriça bölgesine keyifli bir yürüyüş yoluyla ulaşabilirsiniz, böylece hem manastırı görmüş hem de Cunda manzarasına farklı bir açıdan bakma imkânı bulmuş olursunuz. Manastır uzun süre özel mülk olarak kullanılmıştır ve bu sayede yıllarca bakımlı kalabilmiştir. Manastıra bakan ve burada yaşayanların vefatından sonra manastır sahipsiz kalmış ve hazine arayanlar tarafından tahrip edilmiştir. Despot Evi Cunda’nın en güzel yapılarından bir diğeri de Despot Evi’dir ve ne yazıktır ki diğer güzel yapılar gibi bu yapı da yıkılmaya terkedilmiştir. Bakımsızlığına rağmen hâlâ görkemli ve göz alıcı olan Despot Evi, adanın görülmesi gereken yüzlerinden biridir. Despot Evi, Yunanistan’ın devlet olduğu gün toplanan büyük miktardaki bağışlarla yapılmış gösterişli bir yapıdır. Binayı inşa ettiren Despot 15 yıl burada yaşadıktan sonra, bina, Osmanlı Hükümet Sarayı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Mübadeleden sonra bina öksüzler yurdu olarak kullanılmış ama bu yurt da başka yere taşınınca Despot Evi yalnızlığına ve yıkıma terkedilmiştir. Agia Triyada Adada inşa edilmiş ilk kilisedir Agia Triyada. Rumlar adada 1922’ye kadar yaşadığı için bu zamana kadar kilise korunmuş ama Rumlar gittikten sonra kilise kendi hâline bırakılmış. O dönemin en güzel kilisesinden, ne yazık ki, günümüze çok az şey kalmış ama yine de Cunda gezinizin bir parçası olmaya değer. Deniz ve güneş... Cunda’yı yaz mevsiminde ziyaret edenler denizin ve güneşin keyfini sessiz, sakin koylarda çıkarabilirler. Cunda’da hemen her yerde denize girilebildiği gibi otellere ait olan halka açık plajları da tercih edebilirsiniz. Plajlar, denizin tadını çıkarmak için en güzel alternatiflerden biri. Ortunç Plajı, Cunda’nın mavi bayraklı plajlarından biri. Ortunç Koyu’na dilerseniz günübirlik gelip denizinden yararlanabilirsiniz, dilerseniz de plajın arkasındaki otelde konaklayabilirsiniz. Cunda’da geçirilecek yazların vazgeçilmezi tabii ki tekne turları. Günübirlik bu turlar sabah saatlerinde yelken açıyor ve akşam günbatımına yakın geri dönüyorlar. Havaya ve rüzgâra uygun bir rota seçiliyor ve Cunda’nın irili ufaklı, birbirinden güzel doğa harikası koyları bir bir geziliyor. Koylara gelindiğinde yolculuğa ara veriliyor, böylece yolcular yürüyerek ulaşamayacakları koylarda yüzme imkânı bulunuyor. Ne yenir, ne içilir? Cunda’da birbirinden leziz deniz mahsüllerini ve Girit mutfağının çeşitli lezzetlerini tadabilirsiniz. Balık lokantaları Cunda’nın sahil yolu boyunca sıralanmıştır. Hepsi hemen hemen aynı fiyata, benzer menüler sunar, size sadece hangi lokantada yemek istediğinizi seçmek kalır. Cunda’da her türlü balığı tadabilirsiniz ama Cunda’ya gitmişken özellikle yemeniz gereken balık Cunda’nın en meşhur balığı olan papalinadır. Lokantanızı seçerken Papalina olup olmadığını sorarak seçim yapmanızda fayda var, çünkü artık papalina her lokantada bulunan bir balık değil. Cunda taze, lezzetli ve çok çeşitli deniz mahsülleriyle meşhur olduğu için sadece balıkla yetinmemenizi tavsiye ederiz. Kabuklu deniz mahsülleri, balık kokoreçi ve deniz börülcesi mutlaka tatmanız gereken lezzetlerden sadece bir kaçı. Ayrıca kabak çiçeği dolması ve fener kavurma da Cunda’nın sunduğu spesiyaller arasında. Ege’ye özgü radika, hindiba, istifna gibi otlardan yapılmış mezeleri de masanızdan eksik etmeyin. Yemeğinizin üstüne bir de dibek kahvesi içmezseniz olmaz. Bu kahve, kahve çekirdeklerinin özel dibek taşlarında öğütülmesiyle hazırlanır ve Cunda dışında nadir bulunur. Kahvenizin üstüne tatlı olarak da Cunda’nın misafirlerine sunduğu taze pişmiş meşhur ada lokmasını tadabilirsiniz. Cunda’nın yemeklerinin lezzeti yağından gelir. Zeytinyağının en lezzetli ve en kalitelisini burada tadabilirsiniz. Cunda’ya gelenler genellikle tadıp beğendikleri bu yağlardan satın alırlar, hatta sevdiklerine hediye olarak zeytinyağı götürürler. Zeytinyağı satış merkezlerinden çeşit çeşit şişelerde zeytinyağı satın alabilirsiniz. Nerde kalınır? Cunda’da büyük ve konforlu 4-5 yıldızlı otellerden, küçük ve sevimli pansiyonlara kadar her tür konaklama tesisi bulunuyor. Son yıllarda butik otellerin sayısında da ciddi bir artış olmuştur. Ayrıca Cunda’nın korunan yüzü taş evlerden bazıları da restore edilerek pansiyon olarak işletilmektedir. Doğayla daha içiçe bir konaklama için özel kamp alanlarını tercih edebilirsiniz. Adanın arka tarafındaki kumsalın ormanlık alanında kurulan Ada Kamping, hem deniziyle hem de sunduğu imkânlarıyla size güzel bir kamp tatili yaşatabilir.

Çanakkale Assos hakkında ve Assos ta ne yapmalı
“Assos’u neden görmeliyim, oraya neden gitmeliyim?” diye içinizden soruyorsanız eğer, verilecek cevapların birden fazla olduğunu kolaylıkla görebilirsiniz: mesela turkuvaz rengi bir deniz, zeytin ağaçları, mitolojik bir tarih, deniz manzaralı dağ etekleri, billur koylar, taş evler, balıkçı tekneleri, balık, şarap, oksijen… Sakin, dinlendirici bir tatil isteyenler için Assos biçilmiş bir kaftan. Alın elinize kadehlerinizi, içkilerinizi; kurulun tarihe, doğaya bezeli bir dağ yamacına ve izleyin masmavi denizi… Ya da alın mayolarınızı, bikinilerinizi; atın kendinizi berrak sulara… Ardından öyle bir acıkın ki bulun kendinizi bir kıyı balıkçısında… İşte böylesine bir tatil isteyenler içindir Assos. Ve Assos’ta yapılacak çok şey vardır: Nereleri görmeli? Akropol Akropoller, bir kralın kalesine bağlı olarak halkın yaşadığı şehirlerdir. Surlarla çevrilmiş olan bu alanlar yüksek noktalara kurulurlar ve ekilebilir topraklar barındırırlar. Behramkale köyü bu Akropol’ün sınırları içerisinde yer almaktadır. Mimari üslubu ve çeşitli kapıları ile ziyaretçilerini adeta büyüleyen Akropol’de ayrıca Athena Tapınağı, agora, gymnasium, stoalar, meclis binası, tiyatro ve nekropoller bulunur. Athena Tapınağı Assos’un koruyucusu, adaletin ve üretici zekânın temsilcisi olan savaş tanrıçası Athena olmuştur. Şehri korumakla beraber Athena; verimli topraklardan yoksun olan bölgenin hayvancılık, zeytincilik, şarap, limancılık gibi alternatif geçim kaynaklarına yeni birisini eklemiştir: dokumacılık. Bölgedeki dokumacılığın gelişmiş olması Athena’nın bölgedeki kadınlara halı, kilim işlemeyi öğretmiş olmasıyla ilişkilendirilir. Hâl böyleyken bölge halkının Athena ile ilişkileri kuvvetlenmiş ve ona olan şükranlarını belirtmek üzere M.Ö. 530’lu yıllarda inşa edildiği bilinen Athena Tapınağı ortaya çıkmıştır. Akropol’ün en yüksek yerine kurulmuş olan Athena Tapınağı, gün batımında elinde kadehleri ve şarapları ile manzaranın keyfine varmak isteyenlerle buluşur. Sade ve güçlü görünümlü dorik stilde inşa edilmiş yapıların son kalan örneklerinden olan tapınak, aynı zamanda iyon üslubundan izler de taşır. Agora (Şehir Merkezi - Çarşı) Assos’un tam ortasında, Akropol’ün güney yamacında bulunan Agora; siyasi, dini, ticari faaliyetlerin gerçekleştirildiği, kamu binalarının etrafını sardığı, seçimlerin yapıldığı şehir merkezidir. M.Ö. II. yüzyıldan kalmış kısımlarını görebileceğiniz Agora’nın sizlere fısıldayacağı tarihe tanıklık etmek için buraya uğramalısınız. Bouleuteiron (Meclis Binası) Assos’un şehir meclisi olan ve şehir hakkındaki önemli kararların alındığı toplantıların yapıldığı Bouleuterion binası, Agora’nın hemen doğusunda yer alır. Tek katlı ve ahşap çatılı bu binanın kalıntılarından dor üslubunda yapıldığı anlaşılmaktadır. Binadaki oturma düzeni günümüze kadar ayakta kalabilmiştir. Gymnasium Gymnasium için bir nevi spor akademisi diyebiliriz. Amacın kuvvetli, estetik görünümlü ve aynı zamanda bilgili öğrenciler yetiştirmek olduğu bu okullarda gençler spor eğitiminin yanı sıra toplumsal ve entelektüel dersler de alıyorlardı. Assos’ta Gymnasium, Agora ile batı kapısı arasında yer almaktadır. Kalıntılar arasında dolaşırken sizlere geçmişin gelenek ve göreneklerini hatırlatacak Gymnasium, dorik üslupta sütunlarla çevrilidir ve 32 x 40 ölçülerindedir. Tiyatro Doğal bir oyuk içine inşa edilmiş ve cephesi denize bakan tiyatro, M.Ö. II. yüzyılda Agora’nın yakınında kurulmuştur. Grek tiyatro mimarisini yansıtır ve at nalı biçimindedir. Günümüzde Assos’ta yapılan bazı etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır. Stoa Stoalar; dinsel, kültürel, siyasal ve felsefi toplantıların yapıldığı, önü sütunlu ve üstü örtülü galerilerdir. Agora’nın kuzeyinde ve güneyinde bulunan iki stoa, dor stilinde yapılmıştır. Kuzey stoa iki katlı iken güney stoa ise üç katlıdır. Nekropol Nekro kelimesi ölüler anlamındadır, polis ise şehir. Nekropolis; Helenistik ve Roma dönemlerinden kabir ve anıtların yer aldığı batı ve doğuda iki mezarlıktan oluşmaktadır. Nekropollerde; tek odalı veya çift odalı olabilen anıtlar, yontulmuş panteon şeklindeki mermerler, küp ya da amohora tarz mezarlar görülebilir. Behramkale Köprüsü Tuzla Çayı üzerinde 14. yüzyılda inşa edilmiş olan Behramkale Köprüsü, Behramkale köyüne 1 km uzaklıktadır ve sadece yayalar tarafından kullanılabilir. Bölge taşlarından yapılan ve kemerlerden oluşan köprü, Selçuklu ve Osmanlı dönemi köprülerinin mimari özelliklerini taşımaktadır. Hüdavendigâr Cami Bizans ve Roma kalıntılarının üzerine kurulmuş olan Hüdavendigâr Cami, 14. yüzyılda I. Murat döneminde inşa edilmiştir. Mihrap, yapraklarla ve yaprakların içi kabartma rumilerle kaplıdır. Dörtgen bir plan ile yapılmış yapıda kubbe, sekizgen bir kasnak üzerine oturtulmuştur. Dışarıdan baktığınızda Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden izler taşıdığını ve bölge taşlarının toplanarak yapılmış olduğunu fark edeceğiniz cami, iç mekânda restorasyonlara ihtiyaç duymaktadır. Başka neler yapılır? * Assos denildiğinde akla tabii ki tarih, mitoloji ve mimari geliyor. Fakat bunlarla beraber bir de Kuzey Ege’nin güzel kıyıları var. İsteyenler Assos iskelesinde denize girebilirler. Bununla sınırlı kalmak istemeyenler ise Assos iskelesinden bir tekne kiralayarak koyları gezebilirler. Aracınız var ise koylara kara yolu ile de ulaşabilirsiniz. Sokakağzı koyu, Sivrice, Koruaba köyü bu koylardan bazıları. Kadırga koyu ise Assos’un en gözde plajlarını barındırır. * Assos’ta balık çeşitleri ve deniz ürünleri ile zeytinyağlılar apayrı bir lezzete sahiptir. Ayran, tereyağı, beyaz peynir benzeri süt ürünleri de akılda kalıcı lezzetler barındırır. Assos’ta gözleme yemeyi de ihmal etmeyin. * Ayrıca Çanakkale, Kaz Dağı Milli Parkı, Akçay, Altınoluk, Ezine, Edremit gibi turistik destinasyonlar da Assos’a oldukça yakındır. Gitmişken buraları görmek isteyenler buralara da zaman ayırabilir. Nasıl gidilir? İstanbul üzerinden buraya varmak isteyenler, Edirne Keşan’a kadar devam edebilirler. Keşan sapağından sola dönüp Gelibolu’dan feribotla Lapseki’ye geçilir. Buradan İzmir yolu üzerinden Ayvacık ve Behramkale levhalarına kadar devam edilir. Levhalardan sonra Assos’a varmak 20 - 25 dakika sürecektir. Edremit üzerinden Assos’a varacak yolcular ise sahil yolunu takip edebilirler.
2010-07-28 18:16:12
“Assos’u neden görmeliyim, oraya neden gitmeliyim?” diye içinizden soruyorsanız eğer, verilecek cevapların birden fazla olduğunu kolaylıkla görebilirsiniz: mesela turkuvaz rengi bir
devamını okumak için tıklayınız.

“Assos’u neden görmeliyim, oraya neden gitmeliyim?” diye içinizden soruyorsanız eğer, verilecek cevapların birden fazla olduğunu kolaylıkla görebilirsiniz: mesela turkuvaz rengi bir deniz, zeytin ağaçları, mitolojik bir tarih, deniz manzaralı dağ etekleri, billur koylar, taş evler, balıkçı tekneleri, balık, şarap, oksijen… Sakin, dinlendirici bir tatil isteyenler için Assos biçilmiş bir kaftan. Alın elinize kadehlerinizi, içkilerinizi; kurulun tarihe, doğaya bezeli bir dağ yamacına ve izleyin masmavi denizi… Ya da alın mayolarınızı, bikinilerinizi; atın kendinizi berrak sulara… Ardından öyle bir acıkın ki bulun kendinizi bir kıyı balıkçısında… İşte böylesine bir tatil isteyenler içindir Assos. Ve Assos’ta yapılacak çok şey vardır: Nereleri görmeli? Akropol Akropoller, bir kralın kalesine bağlı olarak halkın yaşadığı şehirlerdir. Surlarla çevrilmiş olan bu alanlar yüksek noktalara kurulurlar ve ekilebilir topraklar barındırırlar. Behramkale köyü bu Akropol’ün sınırları içerisinde yer almaktadır. Mimari üslubu ve çeşitli kapıları ile ziyaretçilerini adeta büyüleyen Akropol’de ayrıca Athena Tapınağı, agora, gymnasium, stoalar, meclis binası, tiyatro ve nekropoller bulunur. Athena Tapınağı Assos’un koruyucusu, adaletin ve üretici zekânın temsilcisi olan savaş tanrıçası Athena olmuştur. Şehri korumakla beraber Athena; verimli topraklardan yoksun olan bölgenin hayvancılık, zeytincilik, şarap, limancılık gibi alternatif geçim kaynaklarına yeni birisini eklemiştir: dokumacılık. Bölgedeki dokumacılığın gelişmiş olması Athena’nın bölgedeki kadınlara halı, kilim işlemeyi öğretmiş olmasıyla ilişkilendirilir. Hâl böyleyken bölge halkının Athena ile ilişkileri kuvvetlenmiş ve ona olan şükranlarını belirtmek üzere M.Ö. 530’lu yıllarda inşa edildiği bilinen Athena Tapınağı ortaya çıkmıştır. Akropol’ün en yüksek yerine kurulmuş olan Athena Tapınağı, gün batımında elinde kadehleri ve şarapları ile manzaranın keyfine varmak isteyenlerle buluşur. Sade ve güçlü görünümlü dorik stilde inşa edilmiş yapıların son kalan örneklerinden olan tapınak, aynı zamanda iyon üslubundan izler de taşır. Agora (Şehir Merkezi - Çarşı) Assos’un tam ortasında, Akropol’ün güney yamacında bulunan Agora; siyasi, dini, ticari faaliyetlerin gerçekleştirildiği, kamu binalarının etrafını sardığı, seçimlerin yapıldığı şehir merkezidir. M.Ö. II. yüzyıldan kalmış kısımlarını görebileceğiniz Agora’nın sizlere fısıldayacağı tarihe tanıklık etmek için buraya uğramalısınız. Bouleuteiron (Meclis Binası) Assos’un şehir meclisi olan ve şehir hakkındaki önemli kararların alındığı toplantıların yapıldığı Bouleuterion binası, Agora’nın hemen doğusunda yer alır. Tek katlı ve ahşap çatılı bu binanın kalıntılarından dor üslubunda yapıldığı anlaşılmaktadır. Binadaki oturma düzeni günümüze kadar ayakta kalabilmiştir. Gymnasium Gymnasium için bir nevi spor akademisi diyebiliriz. Amacın kuvvetli, estetik görünümlü ve aynı zamanda bilgili öğrenciler yetiştirmek olduğu bu okullarda gençler spor eğitiminin yanı sıra toplumsal ve entelektüel dersler de alıyorlardı. Assos’ta Gymnasium, Agora ile batı kapısı arasında yer almaktadır. Kalıntılar arasında dolaşırken sizlere geçmişin gelenek ve göreneklerini hatırlatacak Gymnasium, dorik üslupta sütunlarla çevrilidir ve 32 x 40 ölçülerindedir. Tiyatro Doğal bir oyuk içine inşa edilmiş ve cephesi denize bakan tiyatro, M.Ö. II. yüzyılda Agora’nın yakınında kurulmuştur. Grek tiyatro mimarisini yansıtır ve at nalı biçimindedir. Günümüzde Assos’ta yapılan bazı etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır. Stoa Stoalar; dinsel, kültürel, siyasal ve felsefi toplantıların yapıldığı, önü sütunlu ve üstü örtülü galerilerdir. Agora’nın kuzeyinde ve güneyinde bulunan iki stoa, dor stilinde yapılmıştır. Kuzey stoa iki katlı iken güney stoa ise üç katlıdır. Nekropol Nekro kelimesi ölüler anlamındadır, polis ise şehir. Nekropolis; Helenistik ve Roma dönemlerinden kabir ve anıtların yer aldığı batı ve doğuda iki mezarlıktan oluşmaktadır. Nekropollerde; tek odalı veya çift odalı olabilen anıtlar, yontulmuş panteon şeklindeki mermerler, küp ya da amohora tarz mezarlar görülebilir. Behramkale Köprüsü Tuzla Çayı üzerinde 14. yüzyılda inşa edilmiş olan Behramkale Köprüsü, Behramkale köyüne 1 km uzaklıktadır ve sadece yayalar tarafından kullanılabilir. Bölge taşlarından yapılan ve kemerlerden oluşan köprü, Selçuklu ve Osmanlı dönemi köprülerinin mimari özelliklerini taşımaktadır. Hüdavendigâr Cami Bizans ve Roma kalıntılarının üzerine kurulmuş olan Hüdavendigâr Cami, 14. yüzyılda I. Murat döneminde inşa edilmiştir. Mihrap, yapraklarla ve yaprakların içi kabartma rumilerle kaplıdır. Dörtgen bir plan ile yapılmış yapıda kubbe, sekizgen bir kasnak üzerine oturtulmuştur. Dışarıdan baktığınızda Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden izler taşıdığını ve bölge taşlarının toplanarak yapılmış olduğunu fark edeceğiniz cami, iç mekânda restorasyonlara ihtiyaç duymaktadır. Başka neler yapılır? * Assos denildiğinde akla tabii ki tarih, mitoloji ve mimari geliyor. Fakat bunlarla beraber bir de Kuzey Ege’nin güzel kıyıları var. İsteyenler Assos iskelesinde denize girebilirler. Bununla sınırlı kalmak istemeyenler ise Assos iskelesinden bir tekne kiralayarak koyları gezebilirler. Aracınız var ise koylara kara yolu ile de ulaşabilirsiniz. Sokakağzı koyu, Sivrice, Koruaba köyü bu koylardan bazıları. Kadırga koyu ise Assos’un en gözde plajlarını barındırır. * Assos’ta balık çeşitleri ve deniz ürünleri ile zeytinyağlılar apayrı bir lezzete sahiptir. Ayran, tereyağı, beyaz peynir benzeri süt ürünleri de akılda kalıcı lezzetler barındırır. Assos’ta gözleme yemeyi de ihmal etmeyin. * Ayrıca Çanakkale, Kaz Dağı Milli Parkı, Akçay, Altınoluk, Ezine, Edremit gibi turistik destinasyonlar da Assos’a oldukça yakındır. Gitmişken buraları görmek isteyenler buralara da zaman ayırabilir. Nasıl gidilir? İstanbul üzerinden buraya varmak isteyenler, Edirne Keşan’a kadar devam edebilirler. Keşan sapağından sola dönüp Gelibolu’dan feribotla Lapseki’ye geçilir. Buradan İzmir yolu üzerinden Ayvacık ve Behramkale levhalarına kadar devam edilir. Levhalardan sonra Assos’a varmak 20 - 25 dakika sürecektir. Edremit üzerinden Assos’a varacak yolcular ise sahil yolunu takip edebilirler.
Bilinmeyenleriyle Bozcaada ve Bozcaada Otelleri
Bozcaada, Çanakkale Boğazı’nın girişinde bir cennet adadır. Doğal güzelliklerinin yanı sıra coğrafi konumu dolayısıyla da yüzyıllardır farklı kültürlere ev sahipliği yapmıştır. Heredot’un Bozcaada için söylediği "Tanrı, insanların uzun omürlü olmaları için Bozcaada yı yarattı" sözü, Bozcaada’yı en güzel şekilde özetler. Eşsiz doğası, tertemiz havası, bağları ve farklı mimari özellikleri barındıran daracık sokaklarıyla Bozcaada; ziyaretçilerine adımlarını atar atmaz şehir hayatının stresini unutturan güzel ve huzurlu bir adadır. Nasıl gidilir? İstanbul’dan ulaşım İstanbul – Bozcaada yolculuğu (400 km) ortalama 7 saat sürer. Tekirdağ üzerinden Çanakkale Boğazı’na ulaşmak yolculuğun ilk kısmıdır. Boğazı geçmek için arabalı motor ve arabalı vapur (Gestaş) gibi seçenekleriniz var. Seçeneğiniz çok olduğu için bekleme yapmanız gerekmeyecektir. Boğazı geçtikten sonra yaklaşık 1 saatlik bir yolculuktan sonra Geyikli iskelesine ulaşacaksınız. Bu iskeleden adaya feribot seferleri yapılıyor. Seferler yazın sıklaştırılıyor. Feribot yolculuğu 45 dakika sürüyor. Geyikli’ye kadar dilerseniz özel aracınızla dilerseniz de otobüsle gelebilirsiniz. Otobüs yolculuğu Geyikli’ye kadar ortalama 7 saat sürüyor. İkinci bir seçenek olarak Yenikapı’dan feribot kullanabilirsiniz. Feribotla Bandırma’ya gelip Çanakkale üzerinden Geyikli iskelesine ulaşabilirsiniz. Ankara’dan ulaşım Ankara – Bozcaada yolculuğu (710 km) ortalama 12 saat sürer. Eskişehir ve Bursa üzerinden Geyikli iskelesine gelinir ve buradan feribotla Bozcaada’ya geçilir. Nereler gezilir, neler yapılır? Adayı gezmek için kendinize ait bir taşıtınızın olması tavsiye edilir. Bu taşıt özel otomobiliniz de olabilir, bisikletiniz motosikletiniz de, karar size kalmış. Adanın merkezini gezerken sokakların darlığı sebebiyle otomobilinizle biraz zorlanabilirsiniz. Merkez gezilerinizi yürüyerek, çevre gezileri ise aracınızla yapabilirsiniz. Adada bisiklet de kiralayabilirsiniz. Bozcaada’nın tamamı sit alanı kapsamındadır, bu sayede tarihi dokusunda ve mimarisinde bozulmaya ve çarpık yapılaşmaya izin verilmemektedir. Yerleşim olarak adanın merkezi seçilmiş ve merkez Rum mahallesi ve Türk mahallesi olmak üzere ikiye ayrılmıştır. İki mahalleyi gezerek farklı mimari özelliklere sahip yapıları görebilirsiniz. Ada merkezinden uzaklaştığınızda ise bağ evleriyle karşılaşırsınız. Bozcaada Kalesi Bozcaada’ya gelen ziyaretçileri ilk olarak Bozcaada Kalesi bütün heybetiyle karşılar. Ne zaman inşa edilmiş olduğu bilinmese de Osmanlı döneminde sık sık bakımı yapılmış olan kale bugün oldukça iyi durumdadır. Coğrafi konumu gereği pek çok kez el değiştiren adanın bu heybetli kalesinde Cenevizlilerin, Venediklilerin ve en çok da Osmanlıların izi vardır. Kalenin orjinal görünümüne ulaşması için çalışmalar günümüzde de devam etmektedir. Ayrıca kalenin içinde halkın gönüllü olarak verdiği eserlerden oluşmuş iki küçük müze de kurulmuştur. Müzelerde arkeolojik kazılardan çıkarılmış parçalar ve mimari objeler sergilenir. Ayazma Ayazma bölgesinde Bozcaada’nın en büyük doğal plajı bulunur. Yunanca “kutsal su” anlamına gelen Ayazma, adanın güney kısmında yer alır ve burada bulunan küçük bir şapel de Ayazma Şapeli olarak bilinir. Bu şapel hâlen özel günlerde kullanır. Şapelin yakınında dilek tutmak için kumaş parçalarının dallara asıldığı bir ağacın olduğu bir mağara bulunmaktadır. Ayrıca yine şapelin yakınında 25-26-27 Temmuz’da Ayazma Panayırı kurulur. Ada halkı ve ziyaretçiler, bu üç gün boyunca adaya özgü Rum ve Türk yemeklerini tadar ve düzenlenen çeşitli aktivitelerle eğlenirler. Ayazma’nın masmavi bir suya sahip doğal plajı; adalıların, günübirlik veya konaklamalı ziyaretçilerin denize girmek için öncelikli olarak tercih ettikleri yerdir. Burada duş, şezlong, şemsiye ve soyunma kabini gibi her tür ihtiyacınızı karşılayacak plaj işletmeleri vardır. Şarap fabrikaları Bozcaada için şarap ve bağcılık vazgeçilmezdir. Halkın başlıca geçim kaynaklarından biridir bağcılık. Şarap üretiminin adanın geçmişinde ve bugününde büyük bir yeri olmasının en büyük sebebi; adanın coğrafi yapı ve iklim açısından üzüm yetiştirmeye olan elverişliliğidir. Adada 4 adet şarap fabrikası vardır. Günümüzde bu fabrikalar tam kapasite üretim yapmaktadır. Fabrikalar dışında bağ evlerinde de az miktarlarda şarap üretimi yapılır. Şarap meraklıları bu fabrikaları gezebilir, üzümün fabrikaya girişinden şarap oluşuna kadarki yolculuğunu yerinde izleyebilirler. Bu fabrikaların 3’ü (Talay, Ataol ve Yunatçılar) adanın merkezindedir. Ayrıca fabrikaların tadım evlerini ziyaret ederek damak zevkinize uygun şarabı bulabilirsiniz. Sevdikleriniz için de Bozcaada’da üretilmiş bir şişe şarap oldukça güzel bir hediye olabilir. Göztepe Adaya bir de tepeden bakmak için Göztepe en güzel noktadır. Adanın en yüksek noktası olan Göztepe, 192 metre yükseklikten Bozcaada’nın güzelliğini ayaklarınızın altına serer. Göztepe’ye çıkan bir araba yolu vardır. Yürümeyi tercih edenler ise 45 dakikada tepeye çıkabilir. Özellikle günbatımında ve nem oranı azken Göztepe’den en güzel manzarayı izleyebilirsiniz. Ayrıca bu manzara şölenine genellikle bir şişe Bozcaada yapımı şarap da eşlik eder. Plajlar Adanın hemen her yerinden denize girilebilir. Rüzgâr Bozcaada’da eksik olmadığı için denize nereden girilebileceğine de rüzgârın esiş yönü karar verir. Rüzgâr nereden esiyorsa oranın diğer tarafından denize girilir. Güneydeki koylar; Ayazma Plajı, Sulu Bahçe, Habbele Plajı, Akvaryum, Beylik, kuzeydeki koylar; Çayır, Ova ve doğudaki koylar; Poyraz Limanı, Tekirbahçe ve Tuz Burnu’dur. Rüzgâra göre bu koylardan birini seçip kendinizi Bozcaada’nın masmavi sularına bırakabilirsiniz. Ada’nın özel günleri Bozcaada’nın ziyaretçi sayısının arttığı bazı özel günler vardır. Seyahat planınızı bu günleri göz önünde bulundurarak yapmanız faydalı olacaktır. * Şarap tadım günleri: 26 - 27 ve 28 Haziran * Ayazma Panayırı: 25 – 26 - 27 Temmuz * Yelken yarışları: Temmuz ayının 2. hafta sonu * Bağbozumu festivali: 15 -16 -17 Ağustos Ne yenir, ne içilir? Söz konusu bir ada olunca ne yenilir sorusunun cevabını tahmin etmek çok da zor değildir, tabii ki de birbirinden lezzetli ve taze deniz mahsülleri. Bozcaada’nın bir özelliği de balıkların göç yollarının üzerinde olmasıdır, bu sayede çok sayıda balık çeşidi sofraları süsler. Limanda sıralanmış restoranlardan birini seçip Bozcaada’nın sunduğu deniz ürünlerini ve özel üretim şarapları tadabilirsiniz. Ayrıca çeşit çeşit zeytinyağlılar ve Ege yemekleri de Bozcaada’nın ziyaretçilerine sunduğu menüde yerini alır. Üzüm Bozcaada’nın baş tacı meyvesidir. Üzüm suyu, üzüm likörü ve şarap mutlaka tadılması gereken içeceklerdir.
2010-07-28 18:10:48
Bozcaada, Çanakkale Boğazı’nın girişinde bir cennet adadır. Doğal güzelliklerinin yanı sıra coğrafi konumu dolayısıyla da yüzyıllardır farklı kültürlere ev sahipliği yapmıştır. Heredot’un
devamını okumak için tıklayınız.

Bozcaada, Çanakkale Boğazı’nın girişinde bir cennet adadır. Doğal güzelliklerinin yanı sıra coğrafi konumu dolayısıyla da yüzyıllardır farklı kültürlere ev sahipliği yapmıştır. Heredot’un Bozcaada için söylediği "Tanrı, insanların uzun omürlü olmaları için Bozcaada yı yarattı" sözü, Bozcaada’yı en güzel şekilde özetler. Eşsiz doğası, tertemiz havası, bağları ve farklı mimari özellikleri barındıran daracık sokaklarıyla Bozcaada; ziyaretçilerine adımlarını atar atmaz şehir hayatının stresini unutturan güzel ve huzurlu bir adadır. Nasıl gidilir? İstanbul’dan ulaşım İstanbul – Bozcaada yolculuğu (400 km) ortalama 7 saat sürer. Tekirdağ üzerinden Çanakkale Boğazı’na ulaşmak yolculuğun ilk kısmıdır. Boğazı geçmek için arabalı motor ve arabalı vapur (Gestaş) gibi seçenekleriniz var. Seçeneğiniz çok olduğu için bekleme yapmanız gerekmeyecektir. Boğazı geçtikten sonra yaklaşık 1 saatlik bir yolculuktan sonra Geyikli iskelesine ulaşacaksınız. Bu iskeleden adaya feribot seferleri yapılıyor. Seferler yazın sıklaştırılıyor. Feribot yolculuğu 45 dakika sürüyor. Geyikli’ye kadar dilerseniz özel aracınızla dilerseniz de otobüsle gelebilirsiniz. Otobüs yolculuğu Geyikli’ye kadar ortalama 7 saat sürüyor. İkinci bir seçenek olarak Yenikapı’dan feribot kullanabilirsiniz. Feribotla Bandırma’ya gelip Çanakkale üzerinden Geyikli iskelesine ulaşabilirsiniz. Ankara’dan ulaşım Ankara – Bozcaada yolculuğu (710 km) ortalama 12 saat sürer. Eskişehir ve Bursa üzerinden Geyikli iskelesine gelinir ve buradan feribotla Bozcaada’ya geçilir. Nereler gezilir, neler yapılır? Adayı gezmek için kendinize ait bir taşıtınızın olması tavsiye edilir. Bu taşıt özel otomobiliniz de olabilir, bisikletiniz motosikletiniz de, karar size kalmış. Adanın merkezini gezerken sokakların darlığı sebebiyle otomobilinizle biraz zorlanabilirsiniz. Merkez gezilerinizi yürüyerek, çevre gezileri ise aracınızla yapabilirsiniz. Adada bisiklet de kiralayabilirsiniz. Bozcaada’nın tamamı sit alanı kapsamındadır, bu sayede tarihi dokusunda ve mimarisinde bozulmaya ve çarpık yapılaşmaya izin verilmemektedir. Yerleşim olarak adanın merkezi seçilmiş ve merkez Rum mahallesi ve Türk mahallesi olmak üzere ikiye ayrılmıştır. İki mahalleyi gezerek farklı mimari özelliklere sahip yapıları görebilirsiniz. Ada merkezinden uzaklaştığınızda ise bağ evleriyle karşılaşırsınız. Bozcaada Kalesi Bozcaada’ya gelen ziyaretçileri ilk olarak Bozcaada Kalesi bütün heybetiyle karşılar. Ne zaman inşa edilmiş olduğu bilinmese de Osmanlı döneminde sık sık bakımı yapılmış olan kale bugün oldukça iyi durumdadır. Coğrafi konumu gereği pek çok kez el değiştiren adanın bu heybetli kalesinde Cenevizlilerin, Venediklilerin ve en çok da Osmanlıların izi vardır. Kalenin orjinal görünümüne ulaşması için çalışmalar günümüzde de devam etmektedir. Ayrıca kalenin içinde halkın gönüllü olarak verdiği eserlerden oluşmuş iki küçük müze de kurulmuştur. Müzelerde arkeolojik kazılardan çıkarılmış parçalar ve mimari objeler sergilenir. Ayazma Ayazma bölgesinde Bozcaada’nın en büyük doğal plajı bulunur. Yunanca “kutsal su” anlamına gelen Ayazma, adanın güney kısmında yer alır ve burada bulunan küçük bir şapel de Ayazma Şapeli olarak bilinir. Bu şapel hâlen özel günlerde kullanır. Şapelin yakınında dilek tutmak için kumaş parçalarının dallara asıldığı bir ağacın olduğu bir mağara bulunmaktadır. Ayrıca yine şapelin yakınında 25-26-27 Temmuz’da Ayazma Panayırı kurulur. Ada halkı ve ziyaretçiler, bu üç gün boyunca adaya özgü Rum ve Türk yemeklerini tadar ve düzenlenen çeşitli aktivitelerle eğlenirler. Ayazma’nın masmavi bir suya sahip doğal plajı; adalıların, günübirlik veya konaklamalı ziyaretçilerin denize girmek için öncelikli olarak tercih ettikleri yerdir. Burada duş, şezlong, şemsiye ve soyunma kabini gibi her tür ihtiyacınızı karşılayacak plaj işletmeleri vardır. Şarap fabrikaları Bozcaada için şarap ve bağcılık vazgeçilmezdir. Halkın başlıca geçim kaynaklarından biridir bağcılık. Şarap üretiminin adanın geçmişinde ve bugününde büyük bir yeri olmasının en büyük sebebi; adanın coğrafi yapı ve iklim açısından üzüm yetiştirmeye olan elverişliliğidir. Adada 4 adet şarap fabrikası vardır. Günümüzde bu fabrikalar tam kapasite üretim yapmaktadır. Fabrikalar dışında bağ evlerinde de az miktarlarda şarap üretimi yapılır. Şarap meraklıları bu fabrikaları gezebilir, üzümün fabrikaya girişinden şarap oluşuna kadarki yolculuğunu yerinde izleyebilirler. Bu fabrikaların 3’ü (Talay, Ataol ve Yunatçılar) adanın merkezindedir. Ayrıca fabrikaların tadım evlerini ziyaret ederek damak zevkinize uygun şarabı bulabilirsiniz. Sevdikleriniz için de Bozcaada’da üretilmiş bir şişe şarap oldukça güzel bir hediye olabilir. Göztepe Adaya bir de tepeden bakmak için Göztepe en güzel noktadır. Adanın en yüksek noktası olan Göztepe, 192 metre yükseklikten Bozcaada’nın güzelliğini ayaklarınızın altına serer. Göztepe’ye çıkan bir araba yolu vardır. Yürümeyi tercih edenler ise 45 dakikada tepeye çıkabilir. Özellikle günbatımında ve nem oranı azken Göztepe’den en güzel manzarayı izleyebilirsiniz. Ayrıca bu manzara şölenine genellikle bir şişe Bozcaada yapımı şarap da eşlik eder. Plajlar Adanın hemen her yerinden denize girilebilir. Rüzgâr Bozcaada’da eksik olmadığı için denize nereden girilebileceğine de rüzgârın esiş yönü karar verir. Rüzgâr nereden esiyorsa oranın diğer tarafından denize girilir. Güneydeki koylar; Ayazma Plajı, Sulu Bahçe, Habbele Plajı, Akvaryum, Beylik, kuzeydeki koylar; Çayır, Ova ve doğudaki koylar; Poyraz Limanı, Tekirbahçe ve Tuz Burnu’dur. Rüzgâra göre bu koylardan birini seçip kendinizi Bozcaada’nın masmavi sularına bırakabilirsiniz. Ada’nın özel günleri Bozcaada’nın ziyaretçi sayısının arttığı bazı özel günler vardır. Seyahat planınızı bu günleri göz önünde bulundurarak yapmanız faydalı olacaktır. * Şarap tadım günleri: 26 - 27 ve 28 Haziran * Ayazma Panayırı: 25 – 26 - 27 Temmuz * Yelken yarışları: Temmuz ayının 2. hafta sonu * Bağbozumu festivali: 15 -16 -17 Ağustos Ne yenir, ne içilir? Söz konusu bir ada olunca ne yenilir sorusunun cevabını tahmin etmek çok da zor değildir, tabii ki de birbirinden lezzetli ve taze deniz mahsülleri. Bozcaada’nın bir özelliği de balıkların göç yollarının üzerinde olmasıdır, bu sayede çok sayıda balık çeşidi sofraları süsler. Limanda sıralanmış restoranlardan birini seçip Bozcaada’nın sunduğu deniz ürünlerini ve özel üretim şarapları tadabilirsiniz. Ayrıca çeşit çeşit zeytinyağlılar ve Ege yemekleri de Bozcaada’nın ziyaretçilerine sunduğu menüde yerini alır. Üzüm Bozcaada’nın baş tacı meyvesidir. Üzüm suyu, üzüm likörü ve şarap mutlaka tadılması gereken içeceklerdir.
Sapanca Gölü ve çevresi
Sapanca Gölü, çevre illere, özellikle de İstanbul’a yakınlığıyla, temiz havasıyla, tertemiz doğasıyla, sunduğu pek çok aktivitelerle ve çevresinde de gezilebilecek yerlerin fazlalığıyla son yıllarda pek çok kişinin tercih ettiği bir destinasyon hâline geldi. Ziyaretçileri için her mevsim huzur ve dinginlik kaynağı olan Sapanca Gölü, özellikle hafta sonları ufak kaçamaklar yapmak isteyenler için cazip bir alternatif oluşturuyor. Gölün maviliğiyle gölü çevreleyen doğanın yeşilinin birleşmesi, adeta cennetten bir köşe oluşturmuş. Şehrin karmaşasından ve gürültüsünden sıkılanlar için göl çevresindeki turistik tesisler, çeşitli konaklama alternatifleri sunuyor. Yazları göl kenarı plaj olarak da kullanılıyor, ziyaretçiler gölün serin sularında yüzerek serinleme ve su sporları yapma imkânı buluyor. Ayrıca serin havasıyla ve dağlardan akan buz gibi dereleriyle de yaz sıcaklarında bir kaçamak olanağı sunuyor. Kışları ise bembeyaz bir örtüye bürünen dağların çevrelediği gölün çevresinde doğa yürüyüşleri yapmak ve şehrin hava kirliliğinden kaçıp tertemiz havayı solumak, Sapanca Gölü’nün tercih edilmesinin sebeplerinden birkaçı. Sapanca’nın iklim özellikleri ve toprak yapısı sayesinde bölgede zengin bir flora oluşmuş. Havadaki nem ve oksiyen miktarının uygunluğu ve toprağın az tuzlu olması, bitkilerin yetişmesinde en ideal ortamı oluşturuyor. Böylece bitkiler çok daha canlı, sağlıklı ve iri yapraklı oluyor. Başka bölgelerde de yetişebilen bir bitki Sapanca’da yetiştirildiğinde, yeşilin çok daha farklı tonlarına kavuştuğu görülür. 100’den fazla çeşit bitkiyi görebileceğiniz Sapanca, sadece bu özelliğiyle bile görülmeye değerdir. Sapanca’nın misafirlerine sunduğu derin sakinlik ve huzurda, bu bitki çeşitliliğinin de büyük rolü vardır. Kayın, gürgen, kestane, ıhlamur ve çınar gibi geniş yapraklı ağaçlar; kızılçam, karaçam, ladin ve ardıç gibi iğne yapraklı ağaçlar bu zengin floranın sadece birkaç örneği. Bu ağaçlara ek olarak irili ufaklı ve rengârenk onlarca süs bitkisi de doğanın zenginliğine katkıda bulunuyor. Göl çevresinde ve ilçe genelinde pek çok botanik bahçesi vardır. Bu botonik bahçeleri sayesinde Sapanca’ya gelen ziyaretçiler; doğada gördükleri ağaç ve süs bitkilerini daha yakından inceleme imkânı buluyor, aynı zamanda da istedikleri bitkileri buralardan satın alabiliyorlar. Sapanca Gölü ve çevresi doğal bir gezi için birebir. Ama doğayla birlikte kültürel bir gezi isteyenlerin görebileceği pek çok tarihi eser de bulunuyor. Bölgede yüzyıllar boyu yaşamış medeniyetlerden kalan eserler, yörenin tarihi ve kültürel açıdan da zengin olmasını sağlamıştır. Sapanca ve çevresinde görebileceğiniz eserler arasında; Vecihi Kapısı, Rahime Sultan Camii, Hasan Fehmi Paşa Camii ve Bizans devri Lahit ve Mezar taşları vardır. Nasıl gidilir? İstanbul dan Adapazarı na bağlı Sapanca ya özel araçlarıyla gelecekler, TEM otoyolunu kullanabilirler. Demiryolunu tercih etmek isteyenler, Haydarpaşa’dan kalkan Adapazarı treniyle bölgeye ulaşabilirler. Ayrıca özel otobüs firmalarıyla da ulaşım mümkün. İstanbul – Sapanca arası ise yaklaşık 150 km. Neler yapılır, nereler gezilir? Sapanca Gölü’nü tercih edenler için, hiçbir şey yapmadan gölün dinginliğini ve tabi güzelliğini izlemek bile huzur ve mutluluk vericidir. Doğal ortamın korunduğu alanları bulmanın giderek zorlaştığı günümüzde Sapanca Gölü, korunmaya çalışılan eşsiz güzellikte bir alan. Göl kenarında konaklayıp sakin bir hafta sonu geçirmek isteyenler için Sapanca Gölü birebir. Sapanca Gölü, sakinliğinin yanı sıra spor aktiviteleri yapmak için de uygun bir yapıya sahip. Trekking bunlar arasında en kolay ve en keyiflilerinden biri. İhtiyacınız olan tek şey rahat bir çift yürüyüş ayakkabısı ve rahat kıyafetler. Zengin bitki çeşitliliğinin eşlik edeceği yürüyüşün rotası, göl çevresi de, gölü çevreleyen orman içindeki patikalar da olabilir. Her iki rotada da mükemmel bir göl manzarası ve bol oksijen sizi bekliyor olacak. Özel araçlarıyla yolculuk yapanlar yanlarında bisikletlerini, bot ve deniz motorlarını getirebilirler. Bisikletle göl çevresinde dolaşabilir ve yakınlarda bulunan mesire yerlerine bisikletle ulaşabilirsiniz. Motor ve deniz botlarını yanında getirenler gölde keyifli geziler yapabilirler. Göl kenarında kayık ve deniz bisikleti kiralamak da eğlenceli zaman geçirmek için güzel bir seçenek. Naturel Park Botanik mutlaka görülmesi gereken botanik bir bahçe. 7000 dönüm arsa üzerine kurulu bu botanik bahçenin amacı; zor büyüyen dekoratif bitkiler yetiştirmek ve aynı zamanda konuklarını en iyi şekilde ağırlayıp bilinçli bitki yetiştirme yöntemlerini öğretmek ve peyzaj sevgisini aşılamak. Bitkiler hakkında detaylı bitki edinirken keyifli dakikalar geçirme ve stres atma imkânı sunan Naturel Park Botanik’in bahçesi yemyeşil çimlerle kaplı. Çeşitli ağaçların ve dış mekân bitkilerinin olduğu bahçede hava koşulları elverdiği ölçüde uzun kahvaltılar, yemekler yeniliyor. İster kalabalık gruplar hâlinde isterseniz tek başınıza gelin, bu parkta keyifli zaman geçirmek hiç de zor değil. Yerlerdeki geniş minderlere uzanıp dinlenmek, ağaç direkler üzerine kurulmuş kamelyalarda çay ve kahve yudumlamak, bambu sandalyelerde kitap okumak ve ağaçların gölgelerindeki masalarda arkadaşlarla ve ailenizle keyifli yemekler yemek bu parkta yapılabilecekler arasından birkaçı. İsteyenler iç ve dış mekân bitkileri ve hediyelik seramik süs eşyaları satın alabilir. Çevredeki gezilip konaklanılabilecek yerleşim birimleri de bulunmakta. Bunlardan biri Sapanca’ya 8 km uzaklıktaki Maşukiye ve onun yakınlarındaki Kartepe’dir. Maşukiye de çevresi gibi zengin bir doğaya sahiptir. Yeşilin bütün tonlarını görüp, çağlayan ve şelalerin sesiyle huzur bulacağınız yürüyüşler yapabilirsiniz. Dağ turizmi için elverişli olan Kartepe, Maşukiye’ye sadece 17 km uzaklıktadır. Son zamanlarda özellikle kar turizminde İstanbul’a yakınlığıyla tercih edilen bir merkez hâline gelen Kartepe, kayak merkezleri ve turistik tesisleriyle ziyaretçilerinin hoş vakit geçirmesi sağlıyor. Ne yenir, ne içilir? Göl kenarında ve çevresindeki yerleşim merkezlerinde çok sayıda alabalık çiftliği bulunur. İsteğe göre kiremitte, tavada veya ızgarada tereyağı eklenerek pişirilen alabalık; mutlaka tadılması gereken lezzetler arasında. Alabalığın yanı sıra bölgeye has, ağız sulandıran yöresel lezzetler de bulunuyor. Sebze ağırlıklı bu yemekler arasında; lahana sarması, mısır ekmeği, yeşil fasulye turşusu, cevizli fasulye ve cevizli pekmezli lokum mutlaka denenmesi gereken lezzetlerden. Sapanca’dan Maşukiye’de doğru giden yolun her iki yanında da alabalık üretim çiftlikleri vardır. Gölden çıkan balıkları da taze olarak tüketmek mümkündür. Yine Sapanca’ya yakın yerleşimlerden Kurtköy ve Kırkpınar da benzer yöresel yemek seçenekleri sunmakta. Kurtköy’de özel olarak ayrılmış alanlarda piknik de yapabilirsiniz. Bölge doğal kaynak suları açısından da oldukça zengin. Özellikle hafif içimiyle dikkat çeken Sırma, Mahmudiye gibi kaynak sularını tadılabilir ve bu sulardan kaplara doldurararak yanınıza alabilirsiniz.
2010-07-28 18:08:47
Sapanca Gölü, çevre illere, özellikle de İstanbul’a yakınlığıyla, temiz havasıyla, tertemiz doğasıyla, sunduğu pek çok aktivitelerle ve çevresinde de gezilebilecek yerlerin fazlalığıyla son yıll
devamını okumak için tıklayınız.

Sapanca Gölü, çevre illere, özellikle de İstanbul’a yakınlığıyla, temiz havasıyla, tertemiz doğasıyla, sunduğu pek çok aktivitelerle ve çevresinde de gezilebilecek yerlerin fazlalığıyla son yıllarda pek çok kişinin tercih ettiği bir destinasyon hâline geldi. Ziyaretçileri için her mevsim huzur ve dinginlik kaynağı olan Sapanca Gölü, özellikle hafta sonları ufak kaçamaklar yapmak isteyenler için cazip bir alternatif oluşturuyor. Gölün maviliğiyle gölü çevreleyen doğanın yeşilinin birleşmesi, adeta cennetten bir köşe oluşturmuş. Şehrin karmaşasından ve gürültüsünden sıkılanlar için göl çevresindeki turistik tesisler, çeşitli konaklama alternatifleri sunuyor. Yazları göl kenarı plaj olarak da kullanılıyor, ziyaretçiler gölün serin sularında yüzerek serinleme ve su sporları yapma imkânı buluyor. Ayrıca serin havasıyla ve dağlardan akan buz gibi dereleriyle de yaz sıcaklarında bir kaçamak olanağı sunuyor. Kışları ise bembeyaz bir örtüye bürünen dağların çevrelediği gölün çevresinde doğa yürüyüşleri yapmak ve şehrin hava kirliliğinden kaçıp tertemiz havayı solumak, Sapanca Gölü’nün tercih edilmesinin sebeplerinden birkaçı. Sapanca’nın iklim özellikleri ve toprak yapısı sayesinde bölgede zengin bir flora oluşmuş. Havadaki nem ve oksiyen miktarının uygunluğu ve toprağın az tuzlu olması, bitkilerin yetişmesinde en ideal ortamı oluşturuyor. Böylece bitkiler çok daha canlı, sağlıklı ve iri yapraklı oluyor. Başka bölgelerde de yetişebilen bir bitki Sapanca’da yetiştirildiğinde, yeşilin çok daha farklı tonlarına kavuştuğu görülür. 100’den fazla çeşit bitkiyi görebileceğiniz Sapanca, sadece bu özelliğiyle bile görülmeye değerdir. Sapanca’nın misafirlerine sunduğu derin sakinlik ve huzurda, bu bitki çeşitliliğinin de büyük rolü vardır. Kayın, gürgen, kestane, ıhlamur ve çınar gibi geniş yapraklı ağaçlar; kızılçam, karaçam, ladin ve ardıç gibi iğne yapraklı ağaçlar bu zengin floranın sadece birkaç örneği. Bu ağaçlara ek olarak irili ufaklı ve rengârenk onlarca süs bitkisi de doğanın zenginliğine katkıda bulunuyor. Göl çevresinde ve ilçe genelinde pek çok botanik bahçesi vardır. Bu botonik bahçeleri sayesinde Sapanca’ya gelen ziyaretçiler; doğada gördükleri ağaç ve süs bitkilerini daha yakından inceleme imkânı buluyor, aynı zamanda da istedikleri bitkileri buralardan satın alabiliyorlar. Sapanca Gölü ve çevresi doğal bir gezi için birebir. Ama doğayla birlikte kültürel bir gezi isteyenlerin görebileceği pek çok tarihi eser de bulunuyor. Bölgede yüzyıllar boyu yaşamış medeniyetlerden kalan eserler, yörenin tarihi ve kültürel açıdan da zengin olmasını sağlamıştır. Sapanca ve çevresinde görebileceğiniz eserler arasında; Vecihi Kapısı, Rahime Sultan Camii, Hasan Fehmi Paşa Camii ve Bizans devri Lahit ve Mezar taşları vardır. Nasıl gidilir? İstanbul dan Adapazarı na bağlı Sapanca ya özel araçlarıyla gelecekler, TEM otoyolunu kullanabilirler. Demiryolunu tercih etmek isteyenler, Haydarpaşa’dan kalkan Adapazarı treniyle bölgeye ulaşabilirler. Ayrıca özel otobüs firmalarıyla da ulaşım mümkün. İstanbul – Sapanca arası ise yaklaşık 150 km. Neler yapılır, nereler gezilir? Sapanca Gölü’nü tercih edenler için, hiçbir şey yapmadan gölün dinginliğini ve tabi güzelliğini izlemek bile huzur ve mutluluk vericidir. Doğal ortamın korunduğu alanları bulmanın giderek zorlaştığı günümüzde Sapanca Gölü, korunmaya çalışılan eşsiz güzellikte bir alan. Göl kenarında konaklayıp sakin bir hafta sonu geçirmek isteyenler için Sapanca Gölü birebir. Sapanca Gölü, sakinliğinin yanı sıra spor aktiviteleri yapmak için de uygun bir yapıya sahip. Trekking bunlar arasında en kolay ve en keyiflilerinden biri. İhtiyacınız olan tek şey rahat bir çift yürüyüş ayakkabısı ve rahat kıyafetler. Zengin bitki çeşitliliğinin eşlik edeceği yürüyüşün rotası, göl çevresi de, gölü çevreleyen orman içindeki patikalar da olabilir. Her iki rotada da mükemmel bir göl manzarası ve bol oksijen sizi bekliyor olacak. Özel araçlarıyla yolculuk yapanlar yanlarında bisikletlerini, bot ve deniz motorlarını getirebilirler. Bisikletle göl çevresinde dolaşabilir ve yakınlarda bulunan mesire yerlerine bisikletle ulaşabilirsiniz. Motor ve deniz botlarını yanında getirenler gölde keyifli geziler yapabilirler. Göl kenarında kayık ve deniz bisikleti kiralamak da eğlenceli zaman geçirmek için güzel bir seçenek. Naturel Park Botanik mutlaka görülmesi gereken botanik bir bahçe. 7000 dönüm arsa üzerine kurulu bu botanik bahçenin amacı; zor büyüyen dekoratif bitkiler yetiştirmek ve aynı zamanda konuklarını en iyi şekilde ağırlayıp bilinçli bitki yetiştirme yöntemlerini öğretmek ve peyzaj sevgisini aşılamak. Bitkiler hakkında detaylı bitki edinirken keyifli dakikalar geçirme ve stres atma imkânı sunan Naturel Park Botanik’in bahçesi yemyeşil çimlerle kaplı. Çeşitli ağaçların ve dış mekân bitkilerinin olduğu bahçede hava koşulları elverdiği ölçüde uzun kahvaltılar, yemekler yeniliyor. İster kalabalık gruplar hâlinde isterseniz tek başınıza gelin, bu parkta keyifli zaman geçirmek hiç de zor değil. Yerlerdeki geniş minderlere uzanıp dinlenmek, ağaç direkler üzerine kurulmuş kamelyalarda çay ve kahve yudumlamak, bambu sandalyelerde kitap okumak ve ağaçların gölgelerindeki masalarda arkadaşlarla ve ailenizle keyifli yemekler yemek bu parkta yapılabilecekler arasından birkaçı. İsteyenler iç ve dış mekân bitkileri ve hediyelik seramik süs eşyaları satın alabilir. Çevredeki gezilip konaklanılabilecek yerleşim birimleri de bulunmakta. Bunlardan biri Sapanca’ya 8 km uzaklıktaki Maşukiye ve onun yakınlarındaki Kartepe’dir. Maşukiye de çevresi gibi zengin bir doğaya sahiptir. Yeşilin bütün tonlarını görüp, çağlayan ve şelalerin sesiyle huzur bulacağınız yürüyüşler yapabilirsiniz. Dağ turizmi için elverişli olan Kartepe, Maşukiye’ye sadece 17 km uzaklıktadır. Son zamanlarda özellikle kar turizminde İstanbul’a yakınlığıyla tercih edilen bir merkez hâline gelen Kartepe, kayak merkezleri ve turistik tesisleriyle ziyaretçilerinin hoş vakit geçirmesi sağlıyor. Ne yenir, ne içilir? Göl kenarında ve çevresindeki yerleşim merkezlerinde çok sayıda alabalık çiftliği bulunur. İsteğe göre kiremitte, tavada veya ızgarada tereyağı eklenerek pişirilen alabalık; mutlaka tadılması gereken lezzetler arasında. Alabalığın yanı sıra bölgeye has, ağız sulandıran yöresel lezzetler de bulunuyor. Sebze ağırlıklı bu yemekler arasında; lahana sarması, mısır ekmeği, yeşil fasulye turşusu, cevizli fasulye ve cevizli pekmezli lokum mutlaka denenmesi gereken lezzetlerden. Sapanca’dan Maşukiye’de doğru giden yolun her iki yanında da alabalık üretim çiftlikleri vardır. Gölden çıkan balıkları da taze olarak tüketmek mümkündür. Yine Sapanca’ya yakın yerleşimlerden Kurtköy ve Kırkpınar da benzer yöresel yemek seçenekleri sunmakta. Kurtköy’de özel olarak ayrılmış alanlarda piknik de yapabilirsiniz. Bölge doğal kaynak suları açısından da oldukça zengin. Özellikle hafif içimiyle dikkat çeken Sırma, Mahmudiye gibi kaynak sularını tadılabilir ve bu sulardan kaplara doldurararak yanınıza alabilirsiniz.
Ramazan ayı, turizm sezonunu daraltıyor
11 Ağustos ta başlayan Ramazan ayı, turizm sezonunu daraltıyor Ramazan ayının bu yıl 11 Ağustosta başlaması turizm sezonunu daraltırken, özellikle ramazan öncesi son dönem olan ağustosun ilk haftası için fiyatlar arttı.

Ramazan ayının bu yıl 11 Ağustosta başlayıp 9 Eylülde sona erecek olması ramazan öncesi son dönem olan ağustosun ilk haftası için rezervasyon fiyatlarını şimdiden yükseltti.

Ramazan öncesi tatil yapmak isteyenlerin fazlalığı nedeniyle Akdeniz sahilindeki pek çok otel, ağustos ayının ilk 10 günlük dönemi için haziran ayındaki ücretin yüzde 50 lere varan oranlarda fazlasını talep ediyor.

Turizm acenteleri, bu yıl ramazan ayı dolayısıyla daralan sezonda uygun koşullarda tatil yapmak isteyenlerin bir an önce harekete geçmesini önerdi.

TÜRSAB Konya Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı Atilla Özdemir, yaptığı açıklamada, Ramazan ayı dolayısıyla 3 aylık turizm döneminin 2 aya sıkıştığını ifade ederek, şunları söyledi:

 Bu yıl dünyada çok yaygın olan ve ucuza tatil yapma olanağı tanıyan erken rezervasyon dönemi Türkiye de çok uzun tutuldu. Yabancı turistlerin diğer alternatif ülkelere göre Türkiye ye bu yıl yoğun ilgisi nedeniyle oteller iç talebe yataklarının ancak yüzde 20-30 unu ayırdı. Ayrılan bu yatakların da büyük kısmı bu ayın sonuna kadar dolar. Çünkü oteller, iç piyasa için ayırdıkları yatakları erken rezervasyonla bitirmek istiyorlar. Erken rezervasyonsuz kapı satışı dediğimiz otel fiyatlarının özellikle Ramazan ayı yaklaştıkça artacağı bir gerçek. Şu an erken rezervasyon için her şey bitmiş değil, önümüzdeki ayın başına kadar elini çabuk tutanlar halen devam eden erken rezervasyon kampanyalarından yararlanabilirler.
2010-07-28 18:03:10
11 Ağustos ta başlayan Ramazan ayı, turizm sezonunu daraltıyor Ramazan ayının bu yıl 11 Ağustosta başlaması turizm sezonunu daraltırken, özellikle ramazan öncesi son dönem olan ağustosun ilk haftası
devamını okumak için tıklayınız.

11 Ağustos ta başlayan Ramazan ayı, turizm sezonunu daraltıyor Ramazan ayının bu yıl 11 Ağustosta başlaması turizm sezonunu daraltırken, özellikle ramazan öncesi son dönem olan ağustosun ilk haftası için fiyatlar arttı.

Ramazan ayının bu yıl 11 Ağustosta başlayıp 9 Eylülde sona erecek olması ramazan öncesi son dönem olan ağustosun ilk haftası için rezervasyon fiyatlarını şimdiden yükseltti.

Ramazan öncesi tatil yapmak isteyenlerin fazlalığı nedeniyle Akdeniz sahilindeki pek çok otel, ağustos ayının ilk 10 günlük dönemi için haziran ayındaki ücretin yüzde 50 lere varan oranlarda fazlasını talep ediyor.

Turizm acenteleri, bu yıl ramazan ayı dolayısıyla daralan sezonda uygun koşullarda tatil yapmak isteyenlerin bir an önce harekete geçmesini önerdi.

TÜRSAB Konya Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı Atilla Özdemir, yaptığı açıklamada, Ramazan ayı dolayısıyla 3 aylık turizm döneminin 2 aya sıkıştığını ifade ederek, şunları söyledi:

 Bu yıl dünyada çok yaygın olan ve ucuza tatil yapma olanağı tanıyan erken rezervasyon dönemi Türkiye de çok uzun tutuldu. Yabancı turistlerin diğer alternatif ülkelere göre Türkiye ye bu yıl yoğun ilgisi nedeniyle oteller iç talebe yataklarının ancak yüzde 20-30 unu ayırdı. Ayrılan bu yatakların da büyük kısmı bu ayın sonuna kadar dolar. Çünkü oteller, iç piyasa için ayırdıkları yatakları erken rezervasyonla bitirmek istiyorlar. Erken rezervasyonsuz kapı satışı dediğimiz otel fiyatlarının özellikle Ramazan ayı yaklaştıkça artacağı bir gerçek. Şu an erken rezervasyon için her şey bitmiş değil, önümüzdeki ayın başına kadar elini çabuk tutanlar halen devam eden erken rezervasyon kampanyalarından yararlanabilirler.
Periler Ülkesi: Kapadokya
Önce tektonik hareketlerin, ardından rüzgâr, yağmur ve akarsuların ve en sonunda da insanoğlunun elinden geçerek bugünkü şeklini almış peri bacaları ve tarihi dokusu ile masalsı bir mirastır Kapadokya. Bugün; Aksaray, Kayseri, Kırşehir, Nevşehir ve Niğde illerinin sınırlarında olan Kapadokya; Avanos, Derinkuyu, Göreme, Ihlara, Kaymaklı, Uçhisar, Ürgüp gibi keşfedilmesi gereken çeşitli bölgeler üzerine kurulmuştur. Peri bacaları, yöresel lezzetleri, şarapları, uçan balonları ve ilginç doğal yapısı ile Kapadokya; ziyaretçileri için coğrafi bir keşfin yanı sıra ATV safarisi, binicilik benzeri macera sporlarının ve gurme lezzetlerin de bulunabildiği nadide bir destinasyondur. Bölgenin paleolitik döneme kadar uzanan tarihi, Kapadokya ve civarının beşerî ve dini tarih açısından geçirdiği evreleri bize yansıtan önemli bir unsurdur. Nereleri görmeli? Göreme Açıkhava Müzesi Hemen hemen her kayanın içinde bir kilise, şapel, yemekhane, mutfak ya da yaşam alanlarına ve bunlara ek olarak pek çok kafe, bar ve restorana rastlayabileceğiniz Göreme Açık Hava Müzesi; manastır eğitim sisteminin başladığı yer olarak bilinmektedir. Hristiyan toplumunun önemli rahiplerinden Aziz Basil’in doktrinleri bu bölgeden yayılmış; Soğanlı, Ihlara gibi bölgelerde de uygulanmaya başlanmıştır. Günlük hayattan uzak olmayan bir dini inanç seçen bu azizler ve bölge halkı, böylece taş evler ve mekânlar yaratarak önemli yerleşim merkezleri kurmuşlardır. Bunlar arasında Aziz Basil Kilisesi, Aziz Barbara Kilisesi, Çarıklı Kilise, Elmalı Kilise, Karanlık Kilise, Kızlar ve Erkekler Manastırı, Tokalı Kilise ve Yılanlı Kilise müzede keşfedilecekler arasındadır. Zelve Açıkhava Müzesi Peri bacalarına olan hayranlığınızı doyuracak olan bölge, Zelve Açıkhava Müzesi’dir. Zelve’de, ikonaklastik dönemde yapılan kilise ve manastırları keşfedebilirsiniz. 3 vadiden oluşan ve vadi duvarlarında yaşam alanlarını barındıran Zelve Açık Hava Müzesi, Kapadokya gezinizin unutulmazları arasında yer alacaktır. Çavuşin Romalı askerlerin Hristiyanlaşan halka yapmış olduğu baskılar nedeniyle önce rahiplerin ve ardından Hristiyan halkın bereketli topraklarını arkalarında bırakarak tüf kayaları oymak suretiyle buralara yerleşmesiyle Çavuşin’de bir yerleşim merkezi oluşmuştur. Halk; evlerini buralara oymuş, verimsiz topraklardan verim alabilmek için güvercinlikler oluşturup güvercin gübrelerinden faydalanmış, rahatlıkla ibadetlerini sürdürebilmek amacıyla evlerine şapeller yapmıştır. Bizans döneminde Hristiyanlığın resmi din kabul edilmesi ile bölgede rahat dolaşım başlar ve bu rahat dönemde Kapadokya’nın en geniş kilisesi olan Vaftizci Yahya Kilisesi inşa edilir. Bölgede pek çok manastır, kilise ve şapel bulunmaktadır. Selçuklu döneminde Müslümanlar tarafından yönetilen Kapadokya bölgesi hiçbir dini ayrımcılığa maruz kalmamıştır. Bunun en güzel örneği Vaftizci Yahya Kilisesi yakınında bulunan camidir. Bölgede, Selçuklu döneminde inşa edilmiş kiliseler bile bulunur. Paşabağ Vadisi Mantar şeklindeki peri bacalarına ev sahipliği yapan Paşabağ, aynı zamanda ziyaretiniz için almak isteyeceğiniz hediyeliklerin de bulunduğu bir alandır. Yürüyüş yollarında dolaşarak peri bacalarını keşfedebileceğiniz vadide, dünyadan elini eteğini çekmiş azizler yaşar ve peri bacalarının şapka şekilli üst kısımlarında ya da içlerinde ibadetlerini sürdürürlermiş. Bir not: Dönem dönem Paşabağ Vadisi peri bacaları üzerinde ışık şovları yapılmaktadır. Bunlardan bir tanesine denk gelebilmek için Kapadokya’ya vardığınızda etkinliklerle ilgili bilgi almalısınız. Avanos Nevşehir iline bağlı bir kasaba olan Avanos, seramikleri ve şarapları ile ünlü tarihi bir bölgedir. Burada 13. yüzyıl Selçuklu Dönemi’ne ait olduğu bilinen Sarıhan Kervansarayı ile Alaaddin Cami’yi keşfedebilirsiniz. Sinasos / Mustafapaşa Ürgüp’e 5 km uzaklıkta olan Sinasos; Rumların, Ortodoks Türklerinin ve Müslüman Türklerin mübadele dönemine kadar bir arada yaşadığı ve pek çok kültür mirasını bir arada bulabileceğiniz bir bölgedir. Burada bulunan Rum evleri, freskleri ve ilginç taş işçilikleri ile dikkatleri çeker. Aios Vasilios Kilisesi, Konstantin-Heleni Kilisesi, Manastır Vadisi Kiliseleri keşfedilecekler arasındadır. Burada bulunan bir Osmanlı dönemi kervansarayı da bölgedeki taş ve ağaç işlemeciliğinin en güzel örneklerindendir. Ürgüp Kapadokya’nın en önemli alanlarından biri olan Ürgüp, Nevşehir’e 20 km uzaklıktadır. Tipik peri bacalarının doğal nedenlerle oluşan peyzajı ilgi çekici ve etkileyicidir. Bölgeye oyulmuş kaya kilise ve manastırlarının yanında, çok daha ilginç taş oymalara da rastlayabilirsiniz. Altı Kapılı Türbe, Temenni Tepesi Türbeleri, kitabeli çeşmeler, Rum Hamamı keşfedilecekler arasındadır. Turasan Şarap Fabrikası Mahzeni Şarap üretimi hakkında detaylı bilgi almak, Kapadokya bölgesi şaraplarından tatmak ve burada alışveriş yapmak isteyenler; Ürgüp’te bulunan Turasan Şarap Fabrikası Mahzeni’ne uğramalılar. Bir not: Kapadokya şaraplarının bölgedeki toprak yapısının tüflü ve killi olması nedeniyle bildiğimiz üzümlerden farklı, kısa boylu asmalardan yapıldığını ve şarapların size apayrı bir lezzet sunacağını hatırlatmak isteriz. Gülşehir Çeşitli cami, kilise ve manastır benzeri yapılara ev sahipliği yapan Gülşehir; Nevşehir’e 20 km uzaklıkta bulunuyor. Burada, Osmanlı Sadrazamı Karavezir Mehmet Seyyid Paşa’nın yaptırdığı külliyeyi ve mantar biçimindeki benzersiz peri bacalarını bünyesinde barındıran Açıksaray ören yerini keşfedebilirsiniz. Hacıbektaş İsmini ünlü Türk düşünür Hacı Bektaş-i Veli’den alan bu bölgede, bir semah gösterisi izleyebilir; Hacıbektaş Müzesi’ni, Ozanlar Anıtı’nı, Deliktaş’ı ve Çilehane Mağarası’nı ziyaret edebilirsiniz. Uçhisar Kapadokya’nın en yüksek yerleşim birimlerinden birisi olan ve Kapadokya’nın zirvesi olarak bilinen Uçhisar, sivri bir tepede bulunan Uçhisar Kalesi ismini uçurumun kenarında olması nedeniyle almıştır. Burada ilk olarak yapmanız gereken kaleye çıkmak ve bölge manzarasını seyre dalmaktır. Ihlara Vadisi Doğanın şekillendirdiği ve insanoğlunun üzerine yorumunu kattığı Kapadokya’da bulunan büyüleyici bölgelerden bir diğeri ise Ihlara Vadisi’dir. Hasandağı volkanından çıkan lavlar; Melendiz Çayı’nın aşındırmalarıyla, 15 km uzunluğunda ve yer yer 110 metrelere kadar ulaşabilen yükseklikte kanyon görünümlü Ihlara Vadisi’ni ortaya çıkarmıştır. Vadi duvarlarına oyulmuş mezarlıklar, kiliseler ve yaşam alanları dikkat çeker. Kiliselerde bulunan ve bugünlere kadar ulaşabilmiş pek çok süsleme ise görülmeye değerdir. Derinkuyu Yeraltı Şehri Yer altı şehirleri, o zamanlar dini baskılara uğrayan Hristiyanların korunabilmek için inşa ettikleri yaşam alanları sayesinde oluşmuşlardır. Yumuşak kayaların oyulması ile oluşturulan Derinkuyu da şehir planlaması, dar geçitleri, havalandırma sistemi, şapeli ve kuyuları ile insanların zor şartlarda bulabileceği çözüm yollarının en canlı örneklerindendir. Nasıl gidilir? Kapadokya bölgesi, varış noktasını Nevşehir olarak ele alacak olursak; İstanbul’a 730, Ankara’ya 275 ve İzmir’e 765 km uzaklıkta bulunuyor. Otoyoldan Gerede-Ankara çevre yoluna kadar devam edin. Kırşehir’den sonra Mucur’u geçin. Hacıbektaş, Gülşehir ve Avanos üzerinden Ürgüp ve Göreme ye ulaşabilirsiniz.
2010-07-27 17:35:31
Önce tektonik hareketlerin, ardından rüzgâr, yağmur ve akarsuların ve en sonunda da insanoğlunun elinden geçerek bugünkü şeklini almış peri bacaları ve tarihi dokusu ile masalsı bir mirastır Kapadokya
devamını okumak için tıklayınız.

Önce tektonik hareketlerin, ardından rüzgâr, yağmur ve akarsuların ve en sonunda da insanoğlunun elinden geçerek bugünkü şeklini almış peri bacaları ve tarihi dokusu ile masalsı bir mirastır Kapadokya. Bugün; Aksaray, Kayseri, Kırşehir, Nevşehir ve Niğde illerinin sınırlarında olan Kapadokya; Avanos, Derinkuyu, Göreme, Ihlara, Kaymaklı, Uçhisar, Ürgüp gibi keşfedilmesi gereken çeşitli bölgeler üzerine kurulmuştur. Peri bacaları, yöresel lezzetleri, şarapları, uçan balonları ve ilginç doğal yapısı ile Kapadokya; ziyaretçileri için coğrafi bir keşfin yanı sıra ATV safarisi, binicilik benzeri macera sporlarının ve gurme lezzetlerin de bulunabildiği nadide bir destinasyondur. Bölgenin paleolitik döneme kadar uzanan tarihi, Kapadokya ve civarının beşerî ve dini tarih açısından geçirdiği evreleri bize yansıtan önemli bir unsurdur. Nereleri görmeli? Göreme Açıkhava Müzesi Hemen hemen her kayanın içinde bir kilise, şapel, yemekhane, mutfak ya da yaşam alanlarına ve bunlara ek olarak pek çok kafe, bar ve restorana rastlayabileceğiniz Göreme Açık Hava Müzesi; manastır eğitim sisteminin başladığı yer olarak bilinmektedir. Hristiyan toplumunun önemli rahiplerinden Aziz Basil’in doktrinleri bu bölgeden yayılmış; Soğanlı, Ihlara gibi bölgelerde de uygulanmaya başlanmıştır. Günlük hayattan uzak olmayan bir dini inanç seçen bu azizler ve bölge halkı, böylece taş evler ve mekânlar yaratarak önemli yerleşim merkezleri kurmuşlardır. Bunlar arasında Aziz Basil Kilisesi, Aziz Barbara Kilisesi, Çarıklı Kilise, Elmalı Kilise, Karanlık Kilise, Kızlar ve Erkekler Manastırı, Tokalı Kilise ve Yılanlı Kilise müzede keşfedilecekler arasındadır. Zelve Açıkhava Müzesi Peri bacalarına olan hayranlığınızı doyuracak olan bölge, Zelve Açıkhava Müzesi’dir. Zelve’de, ikonaklastik dönemde yapılan kilise ve manastırları keşfedebilirsiniz. 3 vadiden oluşan ve vadi duvarlarında yaşam alanlarını barındıran Zelve Açık Hava Müzesi, Kapadokya gezinizin unutulmazları arasında yer alacaktır. Çavuşin Romalı askerlerin Hristiyanlaşan halka yapmış olduğu baskılar nedeniyle önce rahiplerin ve ardından Hristiyan halkın bereketli topraklarını arkalarında bırakarak tüf kayaları oymak suretiyle buralara yerleşmesiyle Çavuşin’de bir yerleşim merkezi oluşmuştur. Halk; evlerini buralara oymuş, verimsiz topraklardan verim alabilmek için güvercinlikler oluşturup güvercin gübrelerinden faydalanmış, rahatlıkla ibadetlerini sürdürebilmek amacıyla evlerine şapeller yapmıştır. Bizans döneminde Hristiyanlığın resmi din kabul edilmesi ile bölgede rahat dolaşım başlar ve bu rahat dönemde Kapadokya’nın en geniş kilisesi olan Vaftizci Yahya Kilisesi inşa edilir. Bölgede pek çok manastır, kilise ve şapel bulunmaktadır. Selçuklu döneminde Müslümanlar tarafından yönetilen Kapadokya bölgesi hiçbir dini ayrımcılığa maruz kalmamıştır. Bunun en güzel örneği Vaftizci Yahya Kilisesi yakınında bulunan camidir. Bölgede, Selçuklu döneminde inşa edilmiş kiliseler bile bulunur. Paşabağ Vadisi Mantar şeklindeki peri bacalarına ev sahipliği yapan Paşabağ, aynı zamanda ziyaretiniz için almak isteyeceğiniz hediyeliklerin de bulunduğu bir alandır. Yürüyüş yollarında dolaşarak peri bacalarını keşfedebileceğiniz vadide, dünyadan elini eteğini çekmiş azizler yaşar ve peri bacalarının şapka şekilli üst kısımlarında ya da içlerinde ibadetlerini sürdürürlermiş. Bir not: Dönem dönem Paşabağ Vadisi peri bacaları üzerinde ışık şovları yapılmaktadır. Bunlardan bir tanesine denk gelebilmek için Kapadokya’ya vardığınızda etkinliklerle ilgili bilgi almalısınız. Avanos Nevşehir iline bağlı bir kasaba olan Avanos, seramikleri ve şarapları ile ünlü tarihi bir bölgedir. Burada 13. yüzyıl Selçuklu Dönemi’ne ait olduğu bilinen Sarıhan Kervansarayı ile Alaaddin Cami’yi keşfedebilirsiniz. Sinasos / Mustafapaşa Ürgüp’e 5 km uzaklıkta olan Sinasos; Rumların, Ortodoks Türklerinin ve Müslüman Türklerin mübadele dönemine kadar bir arada yaşadığı ve pek çok kültür mirasını bir arada bulabileceğiniz bir bölgedir. Burada bulunan Rum evleri, freskleri ve ilginç taş işçilikleri ile dikkatleri çeker. Aios Vasilios Kilisesi, Konstantin-Heleni Kilisesi, Manastır Vadisi Kiliseleri keşfedilecekler arasındadır. Burada bulunan bir Osmanlı dönemi kervansarayı da bölgedeki taş ve ağaç işlemeciliğinin en güzel örneklerindendir. Ürgüp Kapadokya’nın en önemli alanlarından biri olan Ürgüp, Nevşehir’e 20 km uzaklıktadır. Tipik peri bacalarının doğal nedenlerle oluşan peyzajı ilgi çekici ve etkileyicidir. Bölgeye oyulmuş kaya kilise ve manastırlarının yanında, çok daha ilginç taş oymalara da rastlayabilirsiniz. Altı Kapılı Türbe, Temenni Tepesi Türbeleri, kitabeli çeşmeler, Rum Hamamı keşfedilecekler arasındadır. Turasan Şarap Fabrikası Mahzeni Şarap üretimi hakkında detaylı bilgi almak, Kapadokya bölgesi şaraplarından tatmak ve burada alışveriş yapmak isteyenler; Ürgüp’te bulunan Turasan Şarap Fabrikası Mahzeni’ne uğramalılar. Bir not: Kapadokya şaraplarının bölgedeki toprak yapısının tüflü ve killi olması nedeniyle bildiğimiz üzümlerden farklı, kısa boylu asmalardan yapıldığını ve şarapların size apayrı bir lezzet sunacağını hatırlatmak isteriz. Gülşehir Çeşitli cami, kilise ve manastır benzeri yapılara ev sahipliği yapan Gülşehir; Nevşehir’e 20 km uzaklıkta bulunuyor. Burada, Osmanlı Sadrazamı Karavezir Mehmet Seyyid Paşa’nın yaptırdığı külliyeyi ve mantar biçimindeki benzersiz peri bacalarını bünyesinde barındıran Açıksaray ören yerini keşfedebilirsiniz. Hacıbektaş İsmini ünlü Türk düşünür Hacı Bektaş-i Veli’den alan bu bölgede, bir semah gösterisi izleyebilir; Hacıbektaş Müzesi’ni, Ozanlar Anıtı’nı, Deliktaş’ı ve Çilehane Mağarası’nı ziyaret edebilirsiniz. Uçhisar Kapadokya’nın en yüksek yerleşim birimlerinden birisi olan ve Kapadokya’nın zirvesi olarak bilinen Uçhisar, sivri bir tepede bulunan Uçhisar Kalesi ismini uçurumun kenarında olması nedeniyle almıştır. Burada ilk olarak yapmanız gereken kaleye çıkmak ve bölge manzarasını seyre dalmaktır. Ihlara Vadisi Doğanın şekillendirdiği ve insanoğlunun üzerine yorumunu kattığı Kapadokya’da bulunan büyüleyici bölgelerden bir diğeri ise Ihlara Vadisi’dir. Hasandağı volkanından çıkan lavlar; Melendiz Çayı’nın aşındırmalarıyla, 15 km uzunluğunda ve yer yer 110 metrelere kadar ulaşabilen yükseklikte kanyon görünümlü Ihlara Vadisi’ni ortaya çıkarmıştır. Vadi duvarlarına oyulmuş mezarlıklar, kiliseler ve yaşam alanları dikkat çeker. Kiliselerde bulunan ve bugünlere kadar ulaşabilmiş pek çok süsleme ise görülmeye değerdir. Derinkuyu Yeraltı Şehri Yer altı şehirleri, o zamanlar dini baskılara uğrayan Hristiyanların korunabilmek için inşa ettikleri yaşam alanları sayesinde oluşmuşlardır. Yumuşak kayaların oyulması ile oluşturulan Derinkuyu da şehir planlaması, dar geçitleri, havalandırma sistemi, şapeli ve kuyuları ile insanların zor şartlarda bulabileceği çözüm yollarının en canlı örneklerindendir. Nasıl gidilir? Kapadokya bölgesi, varış noktasını Nevşehir olarak ele alacak olursak; İstanbul’a 730, Ankara’ya 275 ve İzmir’e 765 km uzaklıkta bulunuyor. Otoyoldan Gerede-Ankara çevre yoluna kadar devam edin. Kırşehir’den sonra Mucur’u geçin. Hacıbektaş, Gülşehir ve Avanos üzerinden Ürgüp ve Göreme ye ulaşabilirsiniz.
Bilinmeyenleriyle Safranbolu
Lokumu ve evleriyle tanınan Safranbolu’nun tanınmayan yönleri, yerleri ve efsaneleri vardır. Türkiye’deki koruma altında tutulan 40000 eserin 1200 tanesi Safranbolu’da bulunmaktadır. UNESCO Dünya mirası listesine alınmış olan “müze kent” birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış ve dünden bugüne sapasağlam ayakta kalmayı başarmıştır. Karabük ilinin en büyük ilçesi olan Safranbolu’nun, Homeros’un İlyada destanında bahsettiği Paflagonya bölgesi olduğu düşünülmektedir. Safranbolu’nun bilinen tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanır. Safranbolu Kalesi, hanlar, hamamlar, köprüler, çeşitli meslek gruplarına ait çarşılar ve saat kulesini içeren tarihi doku, gezginleri karşılamayı beklemektedir. Masal dünyasında olduğunuzu hissettirecek birbirinden güzel evler ve sanat eserleri sizi büyüleyecektir. Maket ya da oyuncak hissi veren bu evler, inanılmaz bir görsel şölen sunar. Safranbolu evleri, hiçbir ev diğerinin güneşini ve manzarasını kapatmayacak şekilde yapılmıştır. Evlerin bazıları pansiyon ya da otel olarak kullanılmaktadır. Kenti uzaktan, panoramik açıdan görmek isterseniz Hıdırlık Tepesi’ne gidebilirsiniz. Buradan şehrin genelini görebilirsiniz. Safranbolu’da tarihi güzelliklerin yanı sıra, doğal güzellikler de sizi çok etkileyecektir. Yaylalar, mağaralar, kanyonlar ve göller keşfedilmeyi beklemektedir. Safranbolu’da görülmeye değer birçok yer bulunmaktadır. Safranbolu’da gezilecek yerler Manzara seyretmek isteyenler; Hıdırlık Tepesi, Kale, Hasandede Kayası, Şahbalı Tepesi, Gümüş Tepesi, Şelale, Küpçü Tepesi Arkeoloji meraklıları; Kaya Mezarları, Hacılarobası Köyü, Karakoyunlu Köyü, Üçbölük Köyü, Akören köyü, Gümüş Tepesi Höyüğü Orman ve yaylalarda temiz hava almak isteyenler; Harmanlar Meşeliği, Kirkille Çamlığı, Güleryik, Sarıçiçek Yaylası, Göl yaylası, Uluyayla Trekking severler; Düzce Köyü Kanyonu, Tokatlı-Gümüş Deresi Boyu, Aşağı Tabakhane- Dereköy Değirmeni, Yukarı Tabakhane-Akpınar Sokak, Dere sokak- Akçasu Kaçak Camisi-Uzunkır, Gümüş-Dibanoz- Dışkale Altı, Misaki Milli-Kanlıkaya-Topçu Köprüsü- Akseki yolları Farklı yerler arayanlar; Konarı Gölü, İncekaya Su kemerleri, Konarı Taşköprü Su Değirmeni, Bulak Mağarası rotalarını ziyaret ederek özlemini duydukları isteklerini gerçekleştirebilirler. Aşağıda en çok ilgi çeken yerler arasında bulunan Konarı Gölü hakkında değişik bilgiler bulabilirsiniz. Konarı Gölü Safranbolu’ya 8 km uzaklığındaki Konarı Gölü, tam anlamıyla bir dinlence mekânıdır. Şehir gürültüsünden uzakta, çamların arasında mücevher gibi parlayan turkuvaz renkli göl, cennetten bir parça gibidir. Akşam güneş batarken, gölde rengârenk süs balıkları oynaşırken siz elinize çayınızı alarak keyfinize ve müthiş manzaraya bakabilir, tertemiz havayı içinize çekebilirsiniz. Konarı mucizeleri Konarı Gölü’ne dair anlatılan mistik olaylar vardır. 1317 yılında Konarı Köyü’ne yerleşen Horasan evliyalarından İbrahim Gavsi’nin türbesi Konarı Köyü’nde bulunmaktadır. Evliyanın orduya katılan askerler için etmiş olduğu dua, mucize olarak kabul edilir. Çünkü asırlar boyunca bu köy bir tek şehit vermemiştir ama gazileri vardır. Köyün gençleri askere gitmeden önce mutlaka türbeyi ziyaret ederek dua etmektedirler. Biri sıcak, biri soğuk olmak üzere iki kaynak suyu ile beslenen, yaz kış 23 derece sıcaklığında olan Konarı gölü, Konarı köyünün bahçe ve tarlalarının suyunu sağlar. Bahçe ve tarlalara çekirge, köstebek geldiğinde, tarlalarda verimsizlik olduğunda, köylüler İbrahim Gavsi türbesine gidip dua etmektedir. Köylüler; türbeden bir parça toprak alarak bahçelerine, tarlalarına serptiklerinde, sorunlarının mucizevî bir şekilde çözümlendiğine inanırlar Bir efsane: Yörük kızı ve Konarı beyi İki gizemli ördek, her hıdrellez günü farklı saatlerde gelip göle dalar ve gider. Ne nereden geldikleri ne de nereye gittikleri bilinmektedir. Bilinen ise bu gölün imkânsız bir aşka şahitlik ettiğidir. Yıllar öncesinde, Konarı Beyi, bir Yörük kızına âşık olmuştur. Konarı Beyi, Yörük beyinden kızını ister. Yörük Beyi orada kalıcı olmadıklarını, er geç gideceklerini söyler. Bu nedenle biricik kızına hasret kalamayacağından kızını veremeyeceğini anlatır. İki âşık kaçmaya karar verir. Konarı Beyi ve Yörük kızı gece yarısı gölde buluşacakladır. Konarı beyi gelir, gün ışıyana kadar bekler. Sonunda umudunu kaybeder. O esnada kız gelmeye çalışmaktadır. Konarı Beyi kızın gelmek, onla beraber olmak istemediğini düşünür. Yörük kızı olmadan bir hayat düşünemez ve kendini göle atar. Yörük kızı sonunda göle gelmenin bir fırsatını bulur ve gelir ama artık çok geçtir. Sevdiği olmadan yaşanacak bir hayatın anlamsız olduğunu düşünür ve genç kız da kendini göle atar. Bu acıklı hikâye, kavuşamayan iki aşığı anlatır. Onlar aşklarını yaşayamamış olsa da, onların anısını bu iki gizemli ördek yaşatır. Siz de sevdiklerinizle beraber bu göle gittiğinizde, belki o ördekleri ya da başka mistik şeyleri görme şansı bulabiliriniz. Safranbolu’ya nasıl gidilir? İstanbul dan yola çıkanlar Bolu yu geçtikten sonra, Ankara-İstanbul karayolunun Gerede kesiminden ayrılarak Karabük e gelen 82 km lik yolu 8 km daha devam ederek Safranbolu ya ulaşabilirler. İlçenin kuzeye doğru Bartın ili ve doğuya doğru Kastamonu bağlantıları, yine asfalt yollarla sağlanıyor. Tarihi kent içinde bulunan iki otoparka aracınızı bırakarak gezinizi yürüyerek yapabilirsiniz. Hemen başvurun, Maximiles ın ayrıcalıklı dünyasında yerinizi alın. Dünyada izinizi bırakacak yeni rotalar seçmek için tıklayınız.
2010-07-27 17:34:37
Lokumu ve evleriyle tanınan Safranbolu’nun tanınmayan yönleri, yerleri ve efsaneleri vardır. Türkiye’deki koruma altında tutulan 40000 eserin 1200 tanesi Safranbolu’da bulunmaktadır.
devamını okumak için tıklayınız.

Lokumu ve evleriyle tanınan Safranbolu’nun tanınmayan yönleri, yerleri ve efsaneleri vardır. Türkiye’deki koruma altında tutulan 40000 eserin 1200 tanesi Safranbolu’da bulunmaktadır. UNESCO Dünya mirası listesine alınmış olan “müze kent” birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış ve dünden bugüne sapasağlam ayakta kalmayı başarmıştır. Karabük ilinin en büyük ilçesi olan Safranbolu’nun, Homeros’un İlyada destanında bahsettiği Paflagonya bölgesi olduğu düşünülmektedir. Safranbolu’nun bilinen tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanır. Safranbolu Kalesi, hanlar, hamamlar, köprüler, çeşitli meslek gruplarına ait çarşılar ve saat kulesini içeren tarihi doku, gezginleri karşılamayı beklemektedir. Masal dünyasında olduğunuzu hissettirecek birbirinden güzel evler ve sanat eserleri sizi büyüleyecektir. Maket ya da oyuncak hissi veren bu evler, inanılmaz bir görsel şölen sunar. Safranbolu evleri, hiçbir ev diğerinin güneşini ve manzarasını kapatmayacak şekilde yapılmıştır. Evlerin bazıları pansiyon ya da otel olarak kullanılmaktadır. Kenti uzaktan, panoramik açıdan görmek isterseniz Hıdırlık Tepesi’ne gidebilirsiniz. Buradan şehrin genelini görebilirsiniz. Safranbolu’da tarihi güzelliklerin yanı sıra, doğal güzellikler de sizi çok etkileyecektir. Yaylalar, mağaralar, kanyonlar ve göller keşfedilmeyi beklemektedir. Safranbolu’da görülmeye değer birçok yer bulunmaktadır. Safranbolu’da gezilecek yerler Manzara seyretmek isteyenler; Hıdırlık Tepesi, Kale, Hasandede Kayası, Şahbalı Tepesi, Gümüş Tepesi, Şelale, Küpçü Tepesi Arkeoloji meraklıları; Kaya Mezarları, Hacılarobası Köyü, Karakoyunlu Köyü, Üçbölük Köyü, Akören köyü, Gümüş Tepesi Höyüğü Orman ve yaylalarda temiz hava almak isteyenler; Harmanlar Meşeliği, Kirkille Çamlığı, Güleryik, Sarıçiçek Yaylası, Göl yaylası, Uluyayla Trekking severler; Düzce Köyü Kanyonu, Tokatlı-Gümüş Deresi Boyu, Aşağı Tabakhane- Dereköy Değirmeni, Yukarı Tabakhane-Akpınar Sokak, Dere sokak- Akçasu Kaçak Camisi-Uzunkır, Gümüş-Dibanoz- Dışkale Altı, Misaki Milli-Kanlıkaya-Topçu Köprüsü- Akseki yolları Farklı yerler arayanlar; Konarı Gölü, İncekaya Su kemerleri, Konarı Taşköprü Su Değirmeni, Bulak Mağarası rotalarını ziyaret ederek özlemini duydukları isteklerini gerçekleştirebilirler. Aşağıda en çok ilgi çeken yerler arasında bulunan Konarı Gölü hakkında değişik bilgiler bulabilirsiniz. Konarı Gölü Safranbolu’ya 8 km uzaklığındaki Konarı Gölü, tam anlamıyla bir dinlence mekânıdır. Şehir gürültüsünden uzakta, çamların arasında mücevher gibi parlayan turkuvaz renkli göl, cennetten bir parça gibidir. Akşam güneş batarken, gölde rengârenk süs balıkları oynaşırken siz elinize çayınızı alarak keyfinize ve müthiş manzaraya bakabilir, tertemiz havayı içinize çekebilirsiniz. Konarı mucizeleri Konarı Gölü’ne dair anlatılan mistik olaylar vardır. 1317 yılında Konarı Köyü’ne yerleşen Horasan evliyalarından İbrahim Gavsi’nin türbesi Konarı Köyü’nde bulunmaktadır. Evliyanın orduya katılan askerler için etmiş olduğu dua, mucize olarak kabul edilir. Çünkü asırlar boyunca bu köy bir tek şehit vermemiştir ama gazileri vardır. Köyün gençleri askere gitmeden önce mutlaka türbeyi ziyaret ederek dua etmektedirler. Biri sıcak, biri soğuk olmak üzere iki kaynak suyu ile beslenen, yaz kış 23 derece sıcaklığında olan Konarı gölü, Konarı köyünün bahçe ve tarlalarının suyunu sağlar. Bahçe ve tarlalara çekirge, köstebek geldiğinde, tarlalarda verimsizlik olduğunda, köylüler İbrahim Gavsi türbesine gidip dua etmektedir. Köylüler; türbeden bir parça toprak alarak bahçelerine, tarlalarına serptiklerinde, sorunlarının mucizevî bir şekilde çözümlendiğine inanırlar Bir efsane: Yörük kızı ve Konarı beyi İki gizemli ördek, her hıdrellez günü farklı saatlerde gelip göle dalar ve gider. Ne nereden geldikleri ne de nereye gittikleri bilinmektedir. Bilinen ise bu gölün imkânsız bir aşka şahitlik ettiğidir. Yıllar öncesinde, Konarı Beyi, bir Yörük kızına âşık olmuştur. Konarı Beyi, Yörük beyinden kızını ister. Yörük Beyi orada kalıcı olmadıklarını, er geç gideceklerini söyler. Bu nedenle biricik kızına hasret kalamayacağından kızını veremeyeceğini anlatır. İki âşık kaçmaya karar verir. Konarı Beyi ve Yörük kızı gece yarısı gölde buluşacakladır. Konarı beyi gelir, gün ışıyana kadar bekler. Sonunda umudunu kaybeder. O esnada kız gelmeye çalışmaktadır. Konarı Beyi kızın gelmek, onla beraber olmak istemediğini düşünür. Yörük kızı olmadan bir hayat düşünemez ve kendini göle atar. Yörük kızı sonunda göle gelmenin bir fırsatını bulur ve gelir ama artık çok geçtir. Sevdiği olmadan yaşanacak bir hayatın anlamsız olduğunu düşünür ve genç kız da kendini göle atar. Bu acıklı hikâye, kavuşamayan iki aşığı anlatır. Onlar aşklarını yaşayamamış olsa da, onların anısını bu iki gizemli ördek yaşatır. Siz de sevdiklerinizle beraber bu göle gittiğinizde, belki o ördekleri ya da başka mistik şeyleri görme şansı bulabiliriniz. Safranbolu’ya nasıl gidilir? İstanbul dan yola çıkanlar Bolu yu geçtikten sonra, Ankara-İstanbul karayolunun Gerede kesiminden ayrılarak Karabük e gelen 82 km lik yolu 8 km daha devam ederek Safranbolu ya ulaşabilirler. İlçenin kuzeye doğru Bartın ili ve doğuya doğru Kastamonu bağlantıları, yine asfalt yollarla sağlanıyor. Tarihi kent içinde bulunan iki otoparka aracınızı bırakarak gezinizi yürüyerek yapabilirsiniz. Hemen başvurun, Maximiles ın ayrıcalıklı dünyasında yerinizi alın. Dünyada izinizi bırakacak yeni rotalar seçmek için tıklayınız.
İstanbula yakın yerler - Ağva
İki dere arasında kurulmuş, bir yüzünü dağlara ve bir yüzünü Karadeniz’e yaslamış bir tatil beldesidir Ağva. Hititler, Frigler, Romalılar ve Osmanlılar gibi pek çok uygarlığın izlerini barındıran ve zamanında Venedik ve Ceneviz Cumhuriyetleri’nin kolonisi olmuş; tarihi ve kültürel bir mirastır bizlere. Ağva’da ve civar köylerde, tarihten birtakım kalıntılarla geçmişin izini sürmek; doğa ile baş başa kalıp şehir stresinden uzaklaşmak; kâh gürleyip kıyıları döven kâh sakinleşip duru bir güzelliğe kavuşan denizi ile plajların ve koyların tadını çıkarmak isteyenler; soluğu burada alabilirler. Doğanın güzellikleri, sizi henüz yoldayken kucaklıyor… Henüz Ağva-Şile yolu üzerinde başlar doğa ile maceranız. * İstanbul’dan Şile’ye kadar gelip Ağva sahil yolunu kullanarak Kabakoz, İmrenli, Akçakese ve Kurfallı güzergâhı üzerinden, * Şile’ye gelmeden önce Pot Deresi geçilip sağa dönen yol üzerinden Ovacık ve İmrendere güzergâhı ile * Şile’den sonra karşılaşacağınız Ağva’ya giden dağ yolu üzerinden, Ağva’ya ulaşabilirsiniz. Takip edeceğiniz bu yolların hepsi, her mevsim ayrı güzellikler sunuyor gelip geçenlere: İlkbaharda çiçeklerle bezenmiş yemyeşil bir doğa, yazları ağaçların arasından yüzünüze vuran güneş, sonbaharda sizi adeta üç boyutlu bir filmin içindeymiş gibi hissettirecek dökülen yapraklar, kışları ise zaman zaman karla kaplanan ve yapraklarını dökmeyen ağaçlar… Siz de güzehgâhınızı belirleyin ve Ağva maceranıza henüz yol üzerindeyken başlayın. Doğa ile baş başa kalmak isteyenlere… Göksu Deresi Göksu Deresi kıyısında, sessizliğin ve doğanın tadına varmak isteyenler için çeşitli otel, motel, butik otel, restoran ve kafeler sıralanmıştır. Dere kenarında sallanan bir sandalyeye kurulmak, hamakta tembellik yapmak ya da krallara layık bir masa kurdurup balık ızgara ve şarap keyfi yaşamak isteyenler içindir Göksu Deresi kıyıları. Yazları maviliği ile görenleri büyüleyen ve kışları yeşile çalan suları ile aheste aheste akarak Karadeniz ile buluşan Göksu Deresi, gündüzleri sazlıkları ve yemyeşil kıyısı ile size keyifli bir manzara sunar. Geceleri ise bir yakamoz, sizi romantik bir akşama davet edebilir ya da sonbaharda dere üzerinde oluşabilecek sisli bir hava, sizi gotik bir masalın tam ortasına sürükleyebilir. Buradaki bir otelde konaklıyorsanız ücretsiz olarak ya da buraya günübirlik geldiyseniz dilediğiniz bir yerden kiralayarak faydalanabileceğiniz kanolar ya da deniz bisikletleri; Göksu Deresi’ni keşfetmeniz için düşünülmüştür. Burada da adeta filmlerden çıkıp sizler ile kucaklaşmaya gelmiş sahneler ile karşılaşırsınız: Kıyıdan dere üzerine uzanmış ve dallarını üzerinize sarkıtmış ağaçlar; ara sıra size selam veren ördek, kaplumbağa ve kurbağalar bu unutulmaz görüntüler arasındadır. Şömineli, jakuzili veya standart odaları ile kıyı şeridinde bulunan otellerde, sadece derenin değil; özenle dekore edilmiş, dere ve doğa manzaralı odanızın da keyfini sürebilirsiniz. Bir sonbahar gününde Göksu Deresi kıyısında mutlaka kalın. Akşam yemeğine oturun ve garsondan şöminenizi hazırlamasını isteyin. Şarap kadehlerinizi alıp odanıza geçerek şömine başında keyif yapın. Yeşilçay Göksu Deresi ile Yeşilçay arasında kurulmuş olan Ağva’nın liman görevi üstlenmiş çayıdır Yeşilçay. Mendirekleri ve rıhtımı sayesinde balıkçı teknelerini korur. Burada sıralanmış restoranlar, Karadeniz lezzetleri sunmakla beraber, sessizlikleri ile ziyaretçileri adeta büyülemektedir. Burada bir balık keyfi yaşayın, çayın etrafındaki yeşilliklere dalarak doğa ile baş başa kalın, ardından çay ya da kahvelerinizi yudumlayarak kendinizi yenileyebilmenin keyfini yaşayın. Saklı Göl Gökyüzü renklerinin göl ile buluştuğu ve yemyeşil ormanların etrafını sardığı Saklı Göl, pek az Ağva ziyaretçisi tarafından bilinir. Sakinliği, sessizliği ile sizleri büyüleyecek ve gerçekten de saklı olan bu göle; Ağva yı geçtikten sonra, Kadıköy ve Pınarlı gibi köylere varıp, buradan biraz daha devam ettikten sonra 5 dakika kadar yürüyerek ulaşabilirsiniz. Pınarlı köyünde Saklı Göl’e ulaşabilmek için köy sakinlerinden bilgi alabilirsiniz. Burada yapacağınız bir yürüyüş; sizi bambaşka dünyalara taşıyacak, dinlendirecek ve yenileyecektir. Gelin Kayası Ağva’nın açık hava müzesi olarak adlandırılır Gelin Kayası halk arasında. Denizden bakıldığında bembeyaz duvaklı bir gelini andırır, karadan bakınca ise bir ördeğe benzer. Geçtiğimiz günlerde gelinin başı gibi duran kısmı hırçın dalgalara yenik düşmüş olsa da Norveç Fiyortlarını aratmayan Gelin Kayası bölgesini bir tekne kiralayarak keşfedebilirsiniz. Deniz ile kucaklaşmak isteyenlere… Kışları mütevazı nüfusu ve doğanın tadını çıkarmak isteyen birkaç misafiri ile sakin bir hayat geçiren Ağva, yazları deniz ve doğa tutkunlarının akınına uğrayarak kalabalıklaşır ve daha hareketli bir tatil yöresine dönüşür. Ağva Plajı Ağva’nın liman ve fener bölgesinin hemen solunda bulunan incecik kumları ile ünlü plajı, denizin tadını çıkarmak isteyenleri selamlayıverir. Kilimli Koyu Ağva’ya 10 dakika mesafede bulunan Kilimli Koyu, dalış ve yüzme için uygun olmakla beraber; yürüyüş, off-road sporları veya piknik yapabileceğiniz; arkasında yeşilin her tonunu, kıyısında dalgaların çarpa çarpa şekillendirdiği farklı farklı kayaları ve hemen önünde sonsuza doğru giden masmavi denizi barındıran bir koydur. Kadırga Koyu Etrafındaki orman ve dalgaların oynaştığı kayalıkları ile dikkat çeken ve Ağva’dan 10-15 dakikada ulaşabileceğiniz koylardan birisi de Kadırga koyudur. Görselliği ile sizi büyüleyecek bu koyu görmeden Ağva’dan ayrılmamalısınız. Bir not: Koylara karayolu üzerinden ulaşabileceğiniz gibi Ağva Liman’dan kalkan tekne turları ile bu koyları keşfetmeniz mümkündür. Bu tekne turları sizi ayrıca karadan ulaşamayacağınız birbirinden güzel koylara da götürecektir. Spor ve macera meraklılarına… Bisiklet Ağva’da hemen herkesin bisikleti vardır. Şehir içi ulaşım genellikle ya bisikletler ya da motosikletler ile yapılır. Yanınıza bisikletlerinizi alıp Ağva’yı pedal çevirerek keşfedebilir ya da kalacağınız otelin ücretsiz sunduğu bisikletleri kullanabilirsiniz Bir not: Otelinizden bu bilgiyi almayı unutmayın. ATV Safari ve paintball Yağmurda, çamurda, kumda, düz yolda ya da karda… Ağva’da çeşitli rotalarda ve her mevsim ATV turları düzenlenir. Ağva’ya geldiğinizde bu turlar hakkında bilgi alabilirsiniz. Liman’da göreceğiniz ATV sürüş alanında da bir parkurdaki heyecanı vermeyecek olsa da bu keyfi yaşayabilirsiniz. Paintball da Ağva’da yapabileceğiniz aktiviteler arasındadır. Takımlarınızı kurun ve boyalarla doldurduğunuz şarjörünüz ile düşmanlarınızla savaşın! Ağva’da eğlencenin her hâli düşünülmüştür. Avcılık ve balıkçılık Lezzetli mevsim balıklarından tutmak isteyen olta balıkçıları için Karadeniz sahilleri bir cennet niteliğindedir. Buradaki koylarda balık tutma keyfi yaşayabilirsiniz. Avcılık meraklıları ise; mevsimine göre ceylan, çakal, yaban domuzu, bıldırcın, ördek, çulluk ve tavşan avı yapabilirler. Damak zevkine düşkünlere… Balık türleri, deniz ürünleri, salatalar, mezeler İstanbul’un balık ihtiyacının hemen hemen tamamını karşılayan Ağva’nın balıkları, kendine has bir lezzet ile harmanlanmıştır: Karadeniz balıkları, iki dere arasında kalan Ağva’da tatlı su banyosuna gelirler ve böylece ayrı bir lezzete kavuşurlar. Lüfer, palamut, çinekop, tekir, hamsi, sardalye, istavrit gibi balıklar son derece lezzetlidir. Izgara, fırın ya da tavada pişirilen ve kimi zaman defne yaprakları ile tatlandırılıp hazırlanan ve mevsim salataları, midye, kalamar gibi çeşitli deniz ürünleri veya zeytinyağlı mezeler ile sunulan balıklar; iştah kabartıcı niteliktedir. Bu lezzetleri, Ağva Liman bölgesinde ya da Göksu Deresi kıyı otel ve restoranlarında bulabilirsiniz. Kebaplar, pideler, lahmacunlar Balığın yanı sıra kebap çeşitleri ile de midesine düşkün olanlara hitap eder Ağva. Liman’da göreceğiniz kebap restoran, Adana’dan Urfa’ya, ızgaralardan şişe, köfteden mezelere ve lahmacundan pideye her lezzetin hakkını vermektedir. Yine dere kenarındaki tesislerde bu lezzetleri bulmanız mümkündür. Kır restoranları Avcılık ile elde edilen bıldırcın, sülün, tavuk ve ördek gibi lezzetleri ise Ağva yolu üzerindeki kır restoranlarında tadabilirsiniz. Alışveriş tutkunlarına… Ağva’ya kadar geldiğinizde yanınızda buraya özgü bir şeyler olsun isterseniz, Şile bezinden yapılmış pek çok kıyafet ya da tekstil ürünü arasından zevkinize göre bir şeyler bulabilirsiniz. Organik meyve ve sebzeler, taze et, süt ve yumurtalar satan pazarları ya da küçük tezgâhları da keşfetmeden Ağva’dan dönmeyin. Kaynak: Maximiles
2010-07-27 17:33:27
İki dere arasında kurulmuş, bir yüzünü dağlara ve bir yüzünü Karadeniz’e yaslamış bir tatil beldesidir Ağva. Hititler, Frigler, Romalılar ve Osmanlılar gibi pek çok uygarlığın izlerini barınd
devamını okumak için tıklayınız.

İki dere arasında kurulmuş, bir yüzünü dağlara ve bir yüzünü Karadeniz’e yaslamış bir tatil beldesidir Ağva. Hititler, Frigler, Romalılar ve Osmanlılar gibi pek çok uygarlığın izlerini barındıran ve zamanında Venedik ve Ceneviz Cumhuriyetleri’nin kolonisi olmuş; tarihi ve kültürel bir mirastır bizlere. Ağva’da ve civar köylerde, tarihten birtakım kalıntılarla geçmişin izini sürmek; doğa ile baş başa kalıp şehir stresinden uzaklaşmak; kâh gürleyip kıyıları döven kâh sakinleşip duru bir güzelliğe kavuşan denizi ile plajların ve koyların tadını çıkarmak isteyenler; soluğu burada alabilirler. Doğanın güzellikleri, sizi henüz yoldayken kucaklıyor… Henüz Ağva-Şile yolu üzerinde başlar doğa ile maceranız. * İstanbul’dan Şile’ye kadar gelip Ağva sahil yolunu kullanarak Kabakoz, İmrenli, Akçakese ve Kurfallı güzergâhı üzerinden, * Şile’ye gelmeden önce Pot Deresi geçilip sağa dönen yol üzerinden Ovacık ve İmrendere güzergâhı ile * Şile’den sonra karşılaşacağınız Ağva’ya giden dağ yolu üzerinden, Ağva’ya ulaşabilirsiniz. Takip edeceğiniz bu yolların hepsi, her mevsim ayrı güzellikler sunuyor gelip geçenlere: İlkbaharda çiçeklerle bezenmiş yemyeşil bir doğa, yazları ağaçların arasından yüzünüze vuran güneş, sonbaharda sizi adeta üç boyutlu bir filmin içindeymiş gibi hissettirecek dökülen yapraklar, kışları ise zaman zaman karla kaplanan ve yapraklarını dökmeyen ağaçlar… Siz de güzehgâhınızı belirleyin ve Ağva maceranıza henüz yol üzerindeyken başlayın. Doğa ile baş başa kalmak isteyenlere… Göksu Deresi Göksu Deresi kıyısında, sessizliğin ve doğanın tadına varmak isteyenler için çeşitli otel, motel, butik otel, restoran ve kafeler sıralanmıştır. Dere kenarında sallanan bir sandalyeye kurulmak, hamakta tembellik yapmak ya da krallara layık bir masa kurdurup balık ızgara ve şarap keyfi yaşamak isteyenler içindir Göksu Deresi kıyıları. Yazları maviliği ile görenleri büyüleyen ve kışları yeşile çalan suları ile aheste aheste akarak Karadeniz ile buluşan Göksu Deresi, gündüzleri sazlıkları ve yemyeşil kıyısı ile size keyifli bir manzara sunar. Geceleri ise bir yakamoz, sizi romantik bir akşama davet edebilir ya da sonbaharda dere üzerinde oluşabilecek sisli bir hava, sizi gotik bir masalın tam ortasına sürükleyebilir. Buradaki bir otelde konaklıyorsanız ücretsiz olarak ya da buraya günübirlik geldiyseniz dilediğiniz bir yerden kiralayarak faydalanabileceğiniz kanolar ya da deniz bisikletleri; Göksu Deresi’ni keşfetmeniz için düşünülmüştür. Burada da adeta filmlerden çıkıp sizler ile kucaklaşmaya gelmiş sahneler ile karşılaşırsınız: Kıyıdan dere üzerine uzanmış ve dallarını üzerinize sarkıtmış ağaçlar; ara sıra size selam veren ördek, kaplumbağa ve kurbağalar bu unutulmaz görüntüler arasındadır. Şömineli, jakuzili veya standart odaları ile kıyı şeridinde bulunan otellerde, sadece derenin değil; özenle dekore edilmiş, dere ve doğa manzaralı odanızın da keyfini sürebilirsiniz. Bir sonbahar gününde Göksu Deresi kıyısında mutlaka kalın. Akşam yemeğine oturun ve garsondan şöminenizi hazırlamasını isteyin. Şarap kadehlerinizi alıp odanıza geçerek şömine başında keyif yapın. Yeşilçay Göksu Deresi ile Yeşilçay arasında kurulmuş olan Ağva’nın liman görevi üstlenmiş çayıdır Yeşilçay. Mendirekleri ve rıhtımı sayesinde balıkçı teknelerini korur. Burada sıralanmış restoranlar, Karadeniz lezzetleri sunmakla beraber, sessizlikleri ile ziyaretçileri adeta büyülemektedir. Burada bir balık keyfi yaşayın, çayın etrafındaki yeşilliklere dalarak doğa ile baş başa kalın, ardından çay ya da kahvelerinizi yudumlayarak kendinizi yenileyebilmenin keyfini yaşayın. Saklı Göl Gökyüzü renklerinin göl ile buluştuğu ve yemyeşil ormanların etrafını sardığı Saklı Göl, pek az Ağva ziyaretçisi tarafından bilinir. Sakinliği, sessizliği ile sizleri büyüleyecek ve gerçekten de saklı olan bu göle; Ağva yı geçtikten sonra, Kadıköy ve Pınarlı gibi köylere varıp, buradan biraz daha devam ettikten sonra 5 dakika kadar yürüyerek ulaşabilirsiniz. Pınarlı köyünde Saklı Göl’e ulaşabilmek için köy sakinlerinden bilgi alabilirsiniz. Burada yapacağınız bir yürüyüş; sizi bambaşka dünyalara taşıyacak, dinlendirecek ve yenileyecektir. Gelin Kayası Ağva’nın açık hava müzesi olarak adlandırılır Gelin Kayası halk arasında. Denizden bakıldığında bembeyaz duvaklı bir gelini andırır, karadan bakınca ise bir ördeğe benzer. Geçtiğimiz günlerde gelinin başı gibi duran kısmı hırçın dalgalara yenik düşmüş olsa da Norveç Fiyortlarını aratmayan Gelin Kayası bölgesini bir tekne kiralayarak keşfedebilirsiniz. Deniz ile kucaklaşmak isteyenlere… Kışları mütevazı nüfusu ve doğanın tadını çıkarmak isteyen birkaç misafiri ile sakin bir hayat geçiren Ağva, yazları deniz ve doğa tutkunlarının akınına uğrayarak kalabalıklaşır ve daha hareketli bir tatil yöresine dönüşür. Ağva Plajı Ağva’nın liman ve fener bölgesinin hemen solunda bulunan incecik kumları ile ünlü plajı, denizin tadını çıkarmak isteyenleri selamlayıverir. Kilimli Koyu Ağva’ya 10 dakika mesafede bulunan Kilimli Koyu, dalış ve yüzme için uygun olmakla beraber; yürüyüş, off-road sporları veya piknik yapabileceğiniz; arkasında yeşilin her tonunu, kıyısında dalgaların çarpa çarpa şekillendirdiği farklı farklı kayaları ve hemen önünde sonsuza doğru giden masmavi denizi barındıran bir koydur. Kadırga Koyu Etrafındaki orman ve dalgaların oynaştığı kayalıkları ile dikkat çeken ve Ağva’dan 10-15 dakikada ulaşabileceğiniz koylardan birisi de Kadırga koyudur. Görselliği ile sizi büyüleyecek bu koyu görmeden Ağva’dan ayrılmamalısınız. Bir not: Koylara karayolu üzerinden ulaşabileceğiniz gibi Ağva Liman’dan kalkan tekne turları ile bu koyları keşfetmeniz mümkündür. Bu tekne turları sizi ayrıca karadan ulaşamayacağınız birbirinden güzel koylara da götürecektir. Spor ve macera meraklılarına… Bisiklet Ağva’da hemen herkesin bisikleti vardır. Şehir içi ulaşım genellikle ya bisikletler ya da motosikletler ile yapılır. Yanınıza bisikletlerinizi alıp Ağva’yı pedal çevirerek keşfedebilir ya da kalacağınız otelin ücretsiz sunduğu bisikletleri kullanabilirsiniz Bir not: Otelinizden bu bilgiyi almayı unutmayın. ATV Safari ve paintball Yağmurda, çamurda, kumda, düz yolda ya da karda… Ağva’da çeşitli rotalarda ve her mevsim ATV turları düzenlenir. Ağva’ya geldiğinizde bu turlar hakkında bilgi alabilirsiniz. Liman’da göreceğiniz ATV sürüş alanında da bir parkurdaki heyecanı vermeyecek olsa da bu keyfi yaşayabilirsiniz. Paintball da Ağva’da yapabileceğiniz aktiviteler arasındadır. Takımlarınızı kurun ve boyalarla doldurduğunuz şarjörünüz ile düşmanlarınızla savaşın! Ağva’da eğlencenin her hâli düşünülmüştür. Avcılık ve balıkçılık Lezzetli mevsim balıklarından tutmak isteyen olta balıkçıları için Karadeniz sahilleri bir cennet niteliğindedir. Buradaki koylarda balık tutma keyfi yaşayabilirsiniz. Avcılık meraklıları ise; mevsimine göre ceylan, çakal, yaban domuzu, bıldırcın, ördek, çulluk ve tavşan avı yapabilirler. Damak zevkine düşkünlere… Balık türleri, deniz ürünleri, salatalar, mezeler İstanbul’un balık ihtiyacının hemen hemen tamamını karşılayan Ağva’nın balıkları, kendine has bir lezzet ile harmanlanmıştır: Karadeniz balıkları, iki dere arasında kalan Ağva’da tatlı su banyosuna gelirler ve böylece ayrı bir lezzete kavuşurlar. Lüfer, palamut, çinekop, tekir, hamsi, sardalye, istavrit gibi balıklar son derece lezzetlidir. Izgara, fırın ya da tavada pişirilen ve kimi zaman defne yaprakları ile tatlandırılıp hazırlanan ve mevsim salataları, midye, kalamar gibi çeşitli deniz ürünleri veya zeytinyağlı mezeler ile sunulan balıklar; iştah kabartıcı niteliktedir. Bu lezzetleri, Ağva Liman bölgesinde ya da Göksu Deresi kıyı otel ve restoranlarında bulabilirsiniz. Kebaplar, pideler, lahmacunlar Balığın yanı sıra kebap çeşitleri ile de midesine düşkün olanlara hitap eder Ağva. Liman’da göreceğiniz kebap restoran, Adana’dan Urfa’ya, ızgaralardan şişe, köfteden mezelere ve lahmacundan pideye her lezzetin hakkını vermektedir. Yine dere kenarındaki tesislerde bu lezzetleri bulmanız mümkündür. Kır restoranları Avcılık ile elde edilen bıldırcın, sülün, tavuk ve ördek gibi lezzetleri ise Ağva yolu üzerindeki kır restoranlarında tadabilirsiniz. Alışveriş tutkunlarına… Ağva’ya kadar geldiğinizde yanınızda buraya özgü bir şeyler olsun isterseniz, Şile bezinden yapılmış pek çok kıyafet ya da tekstil ürünü arasından zevkinize göre bir şeyler bulabilirsiniz. Organik meyve ve sebzeler, taze et, süt ve yumurtalar satan pazarları ya da küçük tezgâhları da keşfetmeden Ağva’dan dönmeyin. Kaynak: Maximiles
Doğayla baş başa - Polonezköy
Doğayla baş başa, şehir gürültüsünden uzak, yeşillikler içinde bir kahvaltı... Sonrasında doğada bir yürüyüş... Ve büyük gri gökdelenlere inat küçük, şirin bir köy... Anadolu yakasındaki bu doğayla iç içe mekân, Beykoz’a 25 km mesafedeki Polonezköy. Tesisleri, konaklama merkezleri, mimari yapısı, lokantaları ve aktiviteleriyle bir köyden çok daha fazlasını sunan bu yeşil cennetin kuruluşu 1800’lü yıllara dayanır. Abdülmecit’in izniyle gelen göçmenler, bu köye yerleşir ve bir daha da ülkelerine dönmez. 1900’lerden itibaren ise Polonyalılar; burada pansiyon, restoran işletmeye başlar ve zamanla Polonezköy, bugünkü modern hâlini alır. İstanbul’un gizli bahçesi Polonezköy’e ağaçlarla kaplı, yeşillikler içindeki bir yoldan gidilir. Gözlerinizin yeşille buluştuğu, çam ağaçlarının keskin kokusunu alabildiğiniz bu yol, bu şirin köyde nasıl bir gün geçireceğinizin ipuçlarını adeta fısıldar. Köye girişte hemen kilise ve mezarlık karşılar sizi, sonrasında ise kiralanmayı bekleyen atlar... Polonezköy’de zengin köy kahvaltısıyla güne başlamak kendiniz için yapabileceğiniz en güzel şeylerden biridir. Şehir hayatı içinde pek bulamayacağınız ev reçeli, odun ekmeği, köy peyniri ve köy yumurtasıyla özlemini çektiğiniz “organik kahvaltıyı” burada yapabilirsiniz. Köy kahvaltısının ardından, hamaklarda ve minderlerde biraz dinlenip yeşillikler arasında doğa yürüyüşüne çıkabilirsiniz. Polonezköy’de bunun için özel olarak tasarlanmış beş kilometrelik bir yürüyüş parkı bulunuyor. Zaman zaman yemyeşil tünellerden geçeceğiniz bu parkta, eğer mevsimine denk gelirseniz yaban böğürtleni de bulabilirsiniz. Yürüyüşten sonra köy medyanındaki çay bahçesinde mola verip yorgunluk kahvenizin üzerine, hediyelik eşya dükkânlarını ve stantlarını dolaşabilir, buralardan ev yapımı likör ve reçeller alabilirsiniz. Ne yenir? Polonezköy’de yemek için birçok alternatif mevcut. İsterseniz piknik alanlarında, evden getirdiğiniz yiyecekleri tüketebilir ya da “kendin pişir kendin ye” restoranlarında mangal yapabilirsiniz. Bunların dışında her türlü lezzeti tadabileceğiniz gurme restoranlar da bulunuyor. Tereyağı, peyniri ve adına festivaller düzenlenen kirazlarıyla ünlü köyde, Polonya mutfağının en özgün yemeklerini gerçek sahiplerinin sunumuyla tadabilirsiniz. Özellikle kekik, kestane, çiçek balı ve polen; köylülerin sunduğu en güzel lezzetlerden. Bir not: Eğer yolunuz haziran ayında Polonezköy’e düşerse, köyün en ünlü lezzeti olan kirazlardan almadan dönmemenizi tavsiye ediyoruz. Gezilecek yerler Zofia Teyze’nin Hatıra Evi 1881-1883 yılları arasında inşa edilen, Polonezköy’ün en eski evlerinden biri olan bu mekân, halkın ziyaretine açık bir müze konumundadır. Tipik Polonya köy evi mimarisi özelliklerine sahip olan bu ev, orijinalliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Evin içinde Zofia Ryzy ve köyle ilgili fotoğraf ve dokümanlar bulunur. Czestochowalı Meryem Ana Klisesi 1845-1846 yıllarında Saint Francois Boşnak rahipleri tarafından ahşap olarak inşa edilen kilise, 1914 yılındaki bir deprem sırasında yıkılmış ve yerine bugünkü Czestochowalı Meryem Ana Kilisesi yapılmıştır. I. Dünya Savaşı sırasında Türk Ordusu tarafından karargâh olarak kullanılan kilise, 1918 yılında Polonyalılar tarafından yenilenmiştir. Polonezköy Hayvan Parkı Polonezköy Country Club bünyesinde bulunan hayvan parkı; 1995 senesinde hobi olarak başlamış ve zamanla kangurudan lamaya kadar geniş bir koleksiyona sahip büyük bir hayvan parkı hâline gelmiştir. Hayvanların kafes içinde değil, kendi doğal ortamlarında görülmesini amaçlayan bu parkta; dilerseniz hayvanları sevebilir, onlarla fotoğraf çektirebilirsiniz. Arıcılık Müzesi Polonezköy meydanında bulunan bu müze, bal sevenler için paha biçilmez bir mekân. Kestane, kekik gibi her çeşitten ballarla ilgili bilgi almak ya da bu ballardan satın almak istiyorsanız, bu müzeyi mutlaka ziyaret edin. Konaklama Polonezköy’e günübirlik gelebileceğiniz gibi, burada konaklamanız da mümkündür. Konaklama için pansiyonlardan, geniş tesislere ve otellere kadar birçok alternatif mevcuttur. Ulaşım Avrupa yakasından yaklaşık bir saatte, Anadolu yakasından ise yarım saatte ulaşabileceğiniz Polonezköy’e üç farklı yoldan gidebilirsiniz. Kavacık tan gelirken, Kavacık mevkiini geçtikten 1 km sonra sola dönüp Acarlar sitesinden sağa dönerek ulaşabilirsiniz. Beykoz üzerinden Toygar a, oradan Mahmut Şevket Paşa ya, oradan da Üçpınarlar mevkiinde güneye yönelerek ulaşabilirsiniz. TEM in "Ümraniye - Sarıgazi" çıkısından Eski Şile yolu istikametine yönelip, Alemdağ a gelindiğinde Cumhuriyet köyü doğrultusunda ilerleyip, Cumhuriyet Köyü’ne gelindiğinde de sola dönerek ulaşabilirsiniz. Bir not: Polonezköy’e giden toplu taşıma aracı bulunmamaktadır. Kaynak: Maximiles
2010-07-27 17:32:23
Doğayla baş başa, şehir gürültüsünden uzak, yeşillikler içinde bir kahvaltı... Sonrasında doğada bir yürüyüş... Ve büyük gri gökdelenlere inat küçük, şirin bir köy... Anadolu yakasındaki bu doğayla iç
devamını okumak için tıklayınız.

Doğayla baş başa, şehir gürültüsünden uzak, yeşillikler içinde bir kahvaltı... Sonrasında doğada bir yürüyüş... Ve büyük gri gökdelenlere inat küçük, şirin bir köy... Anadolu yakasındaki bu doğayla iç içe mekân, Beykoz’a 25 km mesafedeki Polonezköy. Tesisleri, konaklama merkezleri, mimari yapısı, lokantaları ve aktiviteleriyle bir köyden çok daha fazlasını sunan bu yeşil cennetin kuruluşu 1800’lü yıllara dayanır. Abdülmecit’in izniyle gelen göçmenler, bu köye yerleşir ve bir daha da ülkelerine dönmez. 1900’lerden itibaren ise Polonyalılar; burada pansiyon, restoran işletmeye başlar ve zamanla Polonezköy, bugünkü modern hâlini alır. İstanbul’un gizli bahçesi Polonezköy’e ağaçlarla kaplı, yeşillikler içindeki bir yoldan gidilir. Gözlerinizin yeşille buluştuğu, çam ağaçlarının keskin kokusunu alabildiğiniz bu yol, bu şirin köyde nasıl bir gün geçireceğinizin ipuçlarını adeta fısıldar. Köye girişte hemen kilise ve mezarlık karşılar sizi, sonrasında ise kiralanmayı bekleyen atlar... Polonezköy’de zengin köy kahvaltısıyla güne başlamak kendiniz için yapabileceğiniz en güzel şeylerden biridir. Şehir hayatı içinde pek bulamayacağınız ev reçeli, odun ekmeği, köy peyniri ve köy yumurtasıyla özlemini çektiğiniz “organik kahvaltıyı” burada yapabilirsiniz. Köy kahvaltısının ardından, hamaklarda ve minderlerde biraz dinlenip yeşillikler arasında doğa yürüyüşüne çıkabilirsiniz. Polonezköy’de bunun için özel olarak tasarlanmış beş kilometrelik bir yürüyüş parkı bulunuyor. Zaman zaman yemyeşil tünellerden geçeceğiniz bu parkta, eğer mevsimine denk gelirseniz yaban böğürtleni de bulabilirsiniz. Yürüyüşten sonra köy medyanındaki çay bahçesinde mola verip yorgunluk kahvenizin üzerine, hediyelik eşya dükkânlarını ve stantlarını dolaşabilir, buralardan ev yapımı likör ve reçeller alabilirsiniz. Ne yenir? Polonezköy’de yemek için birçok alternatif mevcut. İsterseniz piknik alanlarında, evden getirdiğiniz yiyecekleri tüketebilir ya da “kendin pişir kendin ye” restoranlarında mangal yapabilirsiniz. Bunların dışında her türlü lezzeti tadabileceğiniz gurme restoranlar da bulunuyor. Tereyağı, peyniri ve adına festivaller düzenlenen kirazlarıyla ünlü köyde, Polonya mutfağının en özgün yemeklerini gerçek sahiplerinin sunumuyla tadabilirsiniz. Özellikle kekik, kestane, çiçek balı ve polen; köylülerin sunduğu en güzel lezzetlerden. Bir not: Eğer yolunuz haziran ayında Polonezköy’e düşerse, köyün en ünlü lezzeti olan kirazlardan almadan dönmemenizi tavsiye ediyoruz. Gezilecek yerler Zofia Teyze’nin Hatıra Evi 1881-1883 yılları arasında inşa edilen, Polonezköy’ün en eski evlerinden biri olan bu mekân, halkın ziyaretine açık bir müze konumundadır. Tipik Polonya köy evi mimarisi özelliklerine sahip olan bu ev, orijinalliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Evin içinde Zofia Ryzy ve köyle ilgili fotoğraf ve dokümanlar bulunur. Czestochowalı Meryem Ana Klisesi 1845-1846 yıllarında Saint Francois Boşnak rahipleri tarafından ahşap olarak inşa edilen kilise, 1914 yılındaki bir deprem sırasında yıkılmış ve yerine bugünkü Czestochowalı Meryem Ana Kilisesi yapılmıştır. I. Dünya Savaşı sırasında Türk Ordusu tarafından karargâh olarak kullanılan kilise, 1918 yılında Polonyalılar tarafından yenilenmiştir. Polonezköy Hayvan Parkı Polonezköy Country Club bünyesinde bulunan hayvan parkı; 1995 senesinde hobi olarak başlamış ve zamanla kangurudan lamaya kadar geniş bir koleksiyona sahip büyük bir hayvan parkı hâline gelmiştir. Hayvanların kafes içinde değil, kendi doğal ortamlarında görülmesini amaçlayan bu parkta; dilerseniz hayvanları sevebilir, onlarla fotoğraf çektirebilirsiniz. Arıcılık Müzesi Polonezköy meydanında bulunan bu müze, bal sevenler için paha biçilmez bir mekân. Kestane, kekik gibi her çeşitten ballarla ilgili bilgi almak ya da bu ballardan satın almak istiyorsanız, bu müzeyi mutlaka ziyaret edin. Konaklama Polonezköy’e günübirlik gelebileceğiniz gibi, burada konaklamanız da mümkündür. Konaklama için pansiyonlardan, geniş tesislere ve otellere kadar birçok alternatif mevcuttur. Ulaşım Avrupa yakasından yaklaşık bir saatte, Anadolu yakasından ise yarım saatte ulaşabileceğiniz Polonezköy’e üç farklı yoldan gidebilirsiniz. Kavacık tan gelirken, Kavacık mevkiini geçtikten 1 km sonra sola dönüp Acarlar sitesinden sağa dönerek ulaşabilirsiniz. Beykoz üzerinden Toygar a, oradan Mahmut Şevket Paşa ya, oradan da Üçpınarlar mevkiinde güneye yönelerek ulaşabilirsiniz. TEM in "Ümraniye - Sarıgazi" çıkısından Eski Şile yolu istikametine yönelip, Alemdağ a gelindiğinde Cumhuriyet köyü doğrultusunda ilerleyip, Cumhuriyet Köyü’ne gelindiğinde de sola dönerek ulaşabilirsiniz. Bir not: Polonezköy’e giden toplu taşıma aracı bulunmamaktadır. Kaynak: Maximiles
Kazdağları Bölgesinde Neler Yapılır...
Balıkesir ile Çanakkale illeri arasında yer alan Kaz Dağları, masmavi suları, yemyeşil ormanları, pırıl pırıl şelaleri ve ırmaklarıyla; doğa hayranları ve hafta sonu kaçamağı isteyenler için ideal bir mekân. Dünyanın en temiz havaya ve bol oksijene sahip sayılı yerlerinden biri olan bu dağda, yine dünyada çok nadir bulunanan endemik bitkiler de yetişiyor. Tarihinde çokça efsaneyle anılan Kaz Dağları, Truva’dan İlyada Destanı’na, Afrodit’ten Sarıkız hikâyelerine kadar birçok söylenceye ev sahipliği yapıyor. Sadece doğal güzellikleriyle değil, tarihsel ve kültürel mirasıyla da ziyaretçilerine hitap eden bu yerde, en ünlü hikâyelerden biri de Sarıkız: Rivayete göre annesini kaybeden Sarıkız babasıyla birlikte Kavurmacılar Köyü’ne taşınır. Sarıkız’ın babası hacca gitmek istediğini söyleyince, Sarıkız kendini tek başına idare edebileceğini söyleyip babasını hacca gönderir. Ancak Sarıkız’ın babası aylar sonra hactan geldiğinde kızıyla ilgili kötü şeyler duyar. Namusunu temizlemek için kızını öldüremeyeceğini fark edince, Sarıkızı yanına aldığı birkaç kazla, Kaz Dağı’nın zirvesine bırakır ve terk eder. Aradan yıllar geçer ve Bayramiç tarafından gelen köylüler dağın tepesinde kendilerine bir kızın yol gösterdiğini hatta bu kızın, kazları olduğunu söyler. Bu hikâyeleri duyan baba dağın yolunu tutar ve zirveye vardığında kızıyla karşılaşır. O sırada siyah kara bir bulut gökyüzünü kaplar ve Sarıkız kaybolur. Kızının erdiğini fark eden baba, ona yaptığı haksızlıktan dolayı vicdan azabı çeker; kendini dağlara, tepelere vurur ve günün birinde bugün Baba Tepesi olarak bilinen yerde ölür. Bugün hâlâ Sarıkız, Türkmenler, Yörükler ve çevre halkı tarafından ermiş bir kişi olarak kabul edilir. Hayatta iken sahip olduğuna inanılan insanüstü güçlerinin devam ettiğine inanılmaktadır. Bu yüzden sıkıntıya düşen çevre halkı, dertlerine çare olması için Sarıkız Tepesi’ne gelir; küçük taşları kaldırarak uğur böceği ararlar. Çünkü uğur böceği bulanların dileklerinin kabul edileceği inancı vardır. Bu taşı yanlarında götürürler, dilekleri kabul olunca da getirip yerine bırakırlar. Gezi yerleri Kaz Dağları’nda hem günübirlik hem çadır konaklamalı birçok trekking parkuru var. Her bir parkurun güçlük dereceleri de birbirinden farklı. Sarıkız ve Şahin Deresi güzergâhları yürüyüş için en çok tercih edilen parkurlar. Bölgede eskiden yapılan bitki toplama turları artık yapılmıyor. Bunun nedeni dünyada sadece Kaz Dağları’nda bulunan endemik bitkilerin bilerek ya da bilmeyerek toplanması. Dolayısıyla turlarda sadece bitkilerin fotoğraflarını çekmenize izin var, o da rehber eşliğinde. Kaz Dağları’nda her şey tepelerde saklı değil, dağın etekleri de doğal güzelliklerini koruyan köylere ve akarsulara ev sahipliği yapıyor. Büyük Çetmi Köyü Yeşilyurt köyü, yöreye özgü Nusratlı Taşı ile yapılmış mimarisi ile göz dolduruyor. Çok güzel ve iyi durumda taş konakların bulunduğu köyde betonarme yapı neredeyse yok. Köyün çevresinde yine mimari yapıyla uyumlu konaklayabileceğiniz küçük moteller bulunuyor. Küçük Çetmi Köyü Köyün en önemli özelliği, antik çağdan bu yana bilinen Afrodit Kaplıcaları’na ev sahipliği yapması. Kaplıcalar, bu adı bir efsaneden almış. Rivayete göre, Tanrıça Afrodit, burada yıkandıktan sonra güzellik kraliçesi olmuş. 42 derecelik suya girmek, sizi güzellik kraliçesi yapar mı bilemeyiz ama suların birçok hastalığa iyi gelebileceği söyleniyor. Adatepe Köyü Kaz Dağları’nın eteklerindeki en ünlü köy olarak sayılabilecek olan Adatepe Köyü’nün popülerliği bir grup entellektüelin köyden ev alıp buraya yerleşmeleriyle başlar. Köyün Taş Mektep diye anılan eski okulu restore edilir; yazları felsefe, sanat ve mitoloji konularında burada ders verilmeye başlanır. Bir süre sonra bu dersleri özel olarak dinlemek için gelenlerin sayısı artar. (Son yıllarda bu yaz okulunda derslere devam edilmiyor.) Eskiden Rumların ve Türklerin birlikte yaşadığı bu köy, şimdilerde koruma altında. Ayrıca köyün evleri taş ve hiçbiri diğerinin manzarasını kapatmıyor. Mıhlıçay Ege Denizi’ne dökülen Mıhlıçay, Kaz Dağları’nda hem piknik alanı hem de trekking parkuru olarak değerlendiriliyor. Trekking alanında yürürken yolda karşınıza Rumlardan kalma bir değirmen çıkıyor bir de Troia’ya tek geçiş noktası olan kemerli bir köprü. Değirmenden yukarı giden yol yok. Bu nedenle derenin kıyısından, hatta bazen de içinden ilerlemek durumunda kalıyorsunuz. Bu sırada karşınıza irili ufaklı şelaler çıkıyor ve en sonunda yüzülebilir bir göletle karşılaşıyorsunuz. Gölün derinliği yaklaşık 30 metre. Yaz günlerinde dâhi su buz gibi... Kavurucu sıcaklardan kızgın sulara misali gençler 15-20 metre yükseklikteki kayalardan göle atlıyorlar. Asıl güzellik ise başka bir yerde saklı. 15-20 metre ilerledikten sonra dik kayalarla çevrili bir odaya girmiş gibi oluyorsunuz ve şelale tam karşınızda gürleye gürleye akıyor. Zeytinyağı Müzesi Müze’de zeytinyağı teknojisinin Romalılardan bu yana geçirdiği evreleri ve zeytinyağı üretimini görmeniz mümkün. Türkiye zeytincilik tarihine ilişkin pek çok şey bulunan müzede eski zeytinyağı şişeleri, etiketleri, üretimde kullanılan çeşitli aletler görülebilir. Dilerseniz müzenin bahçesinde geleneksel usulle zeytinyağı sabunun nasıl yapıldığını uygulamalı olarak da görebilirsiniz. Kaz Dağları, şehrin gürültüsünden ve koşuşturmasından kaçmak için mükemmel bir yer. Hava temiz, oksijen bol; öyle ki burada tepelere çıkarken kimse yorulmuyor. Sakin ve dinlendirici bir hafta sonu için buraya günübirlik gelebilir ya da köylerde bulunan pansiyonlarda ve motellerde konaklayabilirsiniz. Ulaşım Kaz Dağları’na gelmek için İstanbul’dan Bandırma deniz seferlerini kullanıp önce Bandırma’ya oradan da Kaz Dağları’na ulaşabilirsiniz. Bandırma’dan, Balıkesir’den ve Çanakkale’den yaklaşık 200 km uzaklıktaki bu temiz hava cennetine bir hafta sonu mutlaka uğrayın.
2010-07-27 17:31:09
Balıkesir ile Çanakkale illeri arasında yer alan Kaz Dağları, masmavi suları, yemyeşil ormanları, pırıl pırıl şelaleri ve ırmaklarıyla; doğa hayranları ve hafta sonu kaçamağı isteyenler için ideal bir
devamını okumak için tıklayınız.

Balıkesir ile Çanakkale illeri arasında yer alan Kaz Dağları, masmavi suları, yemyeşil ormanları, pırıl pırıl şelaleri ve ırmaklarıyla; doğa hayranları ve hafta sonu kaçamağı isteyenler için ideal bir mekân. Dünyanın en temiz havaya ve bol oksijene sahip sayılı yerlerinden biri olan bu dağda, yine dünyada çok nadir bulunanan endemik bitkiler de yetişiyor. Tarihinde çokça efsaneyle anılan Kaz Dağları, Truva’dan İlyada Destanı’na, Afrodit’ten Sarıkız hikâyelerine kadar birçok söylenceye ev sahipliği yapıyor. Sadece doğal güzellikleriyle değil, tarihsel ve kültürel mirasıyla da ziyaretçilerine hitap eden bu yerde, en ünlü hikâyelerden biri de Sarıkız: Rivayete göre annesini kaybeden Sarıkız babasıyla birlikte Kavurmacılar Köyü’ne taşınır. Sarıkız’ın babası hacca gitmek istediğini söyleyince, Sarıkız kendini tek başına idare edebileceğini söyleyip babasını hacca gönderir. Ancak Sarıkız’ın babası aylar sonra hactan geldiğinde kızıyla ilgili kötü şeyler duyar. Namusunu temizlemek için kızını öldüremeyeceğini fark edince, Sarıkızı yanına aldığı birkaç kazla, Kaz Dağı’nın zirvesine bırakır ve terk eder. Aradan yıllar geçer ve Bayramiç tarafından gelen köylüler dağın tepesinde kendilerine bir kızın yol gösterdiğini hatta bu kızın, kazları olduğunu söyler. Bu hikâyeleri duyan baba dağın yolunu tutar ve zirveye vardığında kızıyla karşılaşır. O sırada siyah kara bir bulut gökyüzünü kaplar ve Sarıkız kaybolur. Kızının erdiğini fark eden baba, ona yaptığı haksızlıktan dolayı vicdan azabı çeker; kendini dağlara, tepelere vurur ve günün birinde bugün Baba Tepesi olarak bilinen yerde ölür. Bugün hâlâ Sarıkız, Türkmenler, Yörükler ve çevre halkı tarafından ermiş bir kişi olarak kabul edilir. Hayatta iken sahip olduğuna inanılan insanüstü güçlerinin devam ettiğine inanılmaktadır. Bu yüzden sıkıntıya düşen çevre halkı, dertlerine çare olması için Sarıkız Tepesi’ne gelir; küçük taşları kaldırarak uğur böceği ararlar. Çünkü uğur böceği bulanların dileklerinin kabul edileceği inancı vardır. Bu taşı yanlarında götürürler, dilekleri kabul olunca da getirip yerine bırakırlar. Gezi yerleri Kaz Dağları’nda hem günübirlik hem çadır konaklamalı birçok trekking parkuru var. Her bir parkurun güçlük dereceleri de birbirinden farklı. Sarıkız ve Şahin Deresi güzergâhları yürüyüş için en çok tercih edilen parkurlar. Bölgede eskiden yapılan bitki toplama turları artık yapılmıyor. Bunun nedeni dünyada sadece Kaz Dağları’nda bulunan endemik bitkilerin bilerek ya da bilmeyerek toplanması. Dolayısıyla turlarda sadece bitkilerin fotoğraflarını çekmenize izin var, o da rehber eşliğinde. Kaz Dağları’nda her şey tepelerde saklı değil, dağın etekleri de doğal güzelliklerini koruyan köylere ve akarsulara ev sahipliği yapıyor. Büyük Çetmi Köyü Yeşilyurt köyü, yöreye özgü Nusratlı Taşı ile yapılmış mimarisi ile göz dolduruyor. Çok güzel ve iyi durumda taş konakların bulunduğu köyde betonarme yapı neredeyse yok. Köyün çevresinde yine mimari yapıyla uyumlu konaklayabileceğiniz küçük moteller bulunuyor. Küçük Çetmi Köyü Köyün en önemli özelliği, antik çağdan bu yana bilinen Afrodit Kaplıcaları’na ev sahipliği yapması. Kaplıcalar, bu adı bir efsaneden almış. Rivayete göre, Tanrıça Afrodit, burada yıkandıktan sonra güzellik kraliçesi olmuş. 42 derecelik suya girmek, sizi güzellik kraliçesi yapar mı bilemeyiz ama suların birçok hastalığa iyi gelebileceği söyleniyor. Adatepe Köyü Kaz Dağları’nın eteklerindeki en ünlü köy olarak sayılabilecek olan Adatepe Köyü’nün popülerliği bir grup entellektüelin köyden ev alıp buraya yerleşmeleriyle başlar. Köyün Taş Mektep diye anılan eski okulu restore edilir; yazları felsefe, sanat ve mitoloji konularında burada ders verilmeye başlanır. Bir süre sonra bu dersleri özel olarak dinlemek için gelenlerin sayısı artar. (Son yıllarda bu yaz okulunda derslere devam edilmiyor.) Eskiden Rumların ve Türklerin birlikte yaşadığı bu köy, şimdilerde koruma altında. Ayrıca köyün evleri taş ve hiçbiri diğerinin manzarasını kapatmıyor. Mıhlıçay Ege Denizi’ne dökülen Mıhlıçay, Kaz Dağları’nda hem piknik alanı hem de trekking parkuru olarak değerlendiriliyor. Trekking alanında yürürken yolda karşınıza Rumlardan kalma bir değirmen çıkıyor bir de Troia’ya tek geçiş noktası olan kemerli bir köprü. Değirmenden yukarı giden yol yok. Bu nedenle derenin kıyısından, hatta bazen de içinden ilerlemek durumunda kalıyorsunuz. Bu sırada karşınıza irili ufaklı şelaler çıkıyor ve en sonunda yüzülebilir bir göletle karşılaşıyorsunuz. Gölün derinliği yaklaşık 30 metre. Yaz günlerinde dâhi su buz gibi... Kavurucu sıcaklardan kızgın sulara misali gençler 15-20 metre yükseklikteki kayalardan göle atlıyorlar. Asıl güzellik ise başka bir yerde saklı. 15-20 metre ilerledikten sonra dik kayalarla çevrili bir odaya girmiş gibi oluyorsunuz ve şelale tam karşınızda gürleye gürleye akıyor. Zeytinyağı Müzesi Müze’de zeytinyağı teknojisinin Romalılardan bu yana geçirdiği evreleri ve zeytinyağı üretimini görmeniz mümkün. Türkiye zeytincilik tarihine ilişkin pek çok şey bulunan müzede eski zeytinyağı şişeleri, etiketleri, üretimde kullanılan çeşitli aletler görülebilir. Dilerseniz müzenin bahçesinde geleneksel usulle zeytinyağı sabunun nasıl yapıldığını uygulamalı olarak da görebilirsiniz. Kaz Dağları, şehrin gürültüsünden ve koşuşturmasından kaçmak için mükemmel bir yer. Hava temiz, oksijen bol; öyle ki burada tepelere çıkarken kimse yorulmuyor. Sakin ve dinlendirici bir hafta sonu için buraya günübirlik gelebilir ya da köylerde bulunan pansiyonlarda ve motellerde konaklayabilirsiniz. Ulaşım Kaz Dağları’na gelmek için İstanbul’dan Bandırma deniz seferlerini kullanıp önce Bandırma’ya oradan da Kaz Dağları’na ulaşabilirsiniz. Bandırma’dan, Balıkesir’den ve Çanakkale’den yaklaşık 200 km uzaklıktaki bu temiz hava cennetine bir hafta sonu mutlaka uğrayın.
Kaş Bölgesinde neler yapılır...
Kaş - Likya şehirlerinden biri olan Kaş, adını taşlık yer anlamına gelen Phellos’tan alır. Kaş limanından bakılınca görülen ve Uyuyan Dev olarak adlandırılan büyük kayanın arkasındaki düzlükte artık hemen hemen hiç iz kalmamış olsa da Phellos uzanır. Antik çağlarda Kaş ise kayanın karşısındaki anlamı taşıyan Antiphellos ya da yerli halkın deyişiyle Andifli olarak adlandırılır. --- Akdeniz’in mavi sularıyla sıcacık güneşini buluşturan Kaş, antik çağlardan bugüne gelen tiyatrosu, mezarları ve kendine has Akdeniz evleriyle görülmeye değer bir belde. --- Nereleri görmeli? --- Bu kentte, tarih ve günlük yaşam iç içe; tıpkı eski Kaş evlerinin arasından geçilerek gezilen Uzunçarşı gibi. Bir yanda renk renk, çeşit çeşit halıların satıldığı dükkânlar, takıcılar, irili ufaklı balık lokantaları, diğer yanda Uzunçarşı’nın sonunda karşınıza çıkan Likyalılara ait bir lahit... --- Turistlerin gözdesi olan ve halk arasında Kral Mezarı olarak da anılan Uzunçarşı’daki bu lahit, şehri süsleyen bir eser gibi; Likyalıların ruhun ölümsüzlüğüne inandığının apaçık bir delili. Tek bir bloktan oluşan ve M.Ö. 4. yüzyıla ait olan bu lahitin alt kısmında boncuk motifleri ve sekiz satırlık Likçe bir kitabe görebilirsiniz. Lahit kapağının kuzeybatı tarafında; bir erkek ve sopasına dayanmış, bacak bacak üstüne atmış üzgün görünümlü bir kadın figürü; lahitin güneydoğu tarafında uzun bir manto giymiş ayakta bir kadın figürü, lahit kapağının her iki yanında ise aslan kabartmaları bulunmaktadır. --- Kentin batısında, Çukurbağ Yarımadası’na giden yolun üzerinde ise sizi antik tiyatro karşılar. Helenistik dönemde yapılan ve 26 oturma sıralı olan tiyatronun 4 bin kişilik bir kapasitesi olduğu tahmin edilmektedir. --- Tiyatronun üstünde Dansözler Mezarı olarak adlandırılan doğal kayadan oyularak yapılmış ev tipi bir mezar anıtı yer alır. 4,5 metrekare boyutundaki bu kare mezarın içinde, 21 adet figür işlenmiştir. --- Kaş’a gelmişken görmeniz gereken yerlerden biri de Limanağzı’dır. Kaş’tan tekneyle ulaşılabilen bu koya 45 dakikalık dağ yürüyüşü yaparak ulaşmak da mümkün. Burada limanın doğu kıyısında yükselen kayalıklara oyulmuş çok sayıda Likya mezarı görebilirsiniz. Eğer gezinti için tekneyi tercih ederseniz, koylarda dolaşıp kendinizi Akdeniz’in ılık sularına da bırakabilirsiniz. --- Neler yapılır? --- Kaş, kayalık bir arazi üzerinde kurulu olduğundan bünyesinde kumsal barındırmıyor. Çakıl plajları, Kaş çevresinde denize girmek isteyenlerin ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte. Ancak Akdeniz’in tadını almak istiyorsanız, tekne turlarını tercih etmenizi öneririz. Tekne turlarında genel olarak Kaleköy’e ardından da Kekova Adası’na uğranıyor. Yüzmek için ise favori yer, Tersane Koyu. --- Kaş’ta Akdeniz’in tadını, hem gezerek hem yüzerek hem de eğlenerek çıkarmak istiyorsanız; bu beldede sizin için kültür turları, sualtı dalışları, yamaç paraşütü gibi pek çok alternatif mevcut. --- Kültür turları --- Bu şirin Akdeniz beldesinde neredeyse üzerinden geçtiğiniz her yer tarihi bir dokuya sahip. Günlük tur içinde yer alan Kekova, Letoon, Sdyma, Pınara, Myra, Lmyra, Patara, Xhantos, Arykanda, Tlos, Apollonia gibi Likya kentlerini kültür turları kapsamında bir rehber eşliğinde gezebilir, anıt mezarları ve eski yapıtları görebilirsiniz. --- Yürüyüş parkurları --- Mavinin bittiği yerde yeşilin başladığı Kaş beldesi, size yürüyüş için farklı rotalar sunar. Herkesin kolaylıkla yürüyebileceği patikalardan vadilere, yeşil tepelerden kanyonlara pek çok yürüyüş parkurunda doğanın tadına varabilir; antik kentleri ve gizli saklı köyleri keşfetme imkânı da yakalayabilirsiniz. --- Likya Yolu, Limanağzı, Gedife Tepesi, Phellos, Gökçeören, Gömbe Yaylası ve Asaz Dağı yürüyüş yapabileceğiniz yerlerden bazıları. --- Bir not: Kaş’ta yapılan bu yürüyüşler; bölgeyi iyi tanıyan, tecrübeli ve tüm iletişim emniyet donanımına sahip kişiler eşliğinde yapılır. --- Yamaç paraşütü --- Yamaçtan koşarak hızlanın ve kendinizi gökyüzünün boşluğuna bırakın... Bu heyecan ve adrenalin dolu deneyim, Kaş beldesinde yapılabilecek en güzel alternatif sporlardan. Usta bir pilot eşliğinde yapılan yaklaşık 45 dakika süren bu yolculuk, kısa bir hazırlığın ve eğitimin ardından Kırdavlı Tepesi’nde başlıyor ve Kaş Limanı’nda sona eriyor. Size ise yolculuk sırasında 650 metre yükseklikten Yunanistan’ın Meis Adası’nı, masmavi Akdeniz sularını izlemek kalıyor. --- Kano turları --- Çevrede bulunan koyları merak ediyor ve bir grupla hareket etmek istemiyorsanız, Kaş’ta yapılan kano turları tam size göre. Tercihinize göre iki veya tek kişilik kanolarla yapılan bu turlarda yapmanız gereken tek şey kürek çekmek ve rehberinizin uyarılarını dikkate almak. --- Kano turlarını günübirlik olarak yapabileceğiniz gibi, dilerseniz birçok güne yayılı bir şekilde çadır konaklamalı olarak da yapabilirsiniz. --- Mavi yolculuk --- Mavi yolculuk içerisinde Akdeniz ve Ege’nin koylarını, Kekova’yı, Kaş-Kalkan’ı, Kelebekler Vadisi’ni, Fethiye ve yemyeşil Göcek Koyları’nı ve Kleopatra’nın Hamamı’nı görebilirsiniz. --- Deniz âşıkları için unutulmaz bir deneyim olacak mavi yolculuk, gulet tipi yelkenli ahşap yatlarla yapılıyor. Yolculuk boyunca tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz bu yatlarda kamaradan mutfağa kadar her şey bulmanız mümkün. Yat turlarına ister arkadaşlarınızla isterseniz ailenizle birlikte bir yat kiralayarak ya da standart turlardan kabin kiralayarak katılabilirsiniz. --- Gözlerinizin maviye doyacağı bu turda, tüm stresinizi ve sıkıntılarınızı atabileceğinize emin olabilirsiniz. --- Nasıl gidilir? --- Kaş’a ulaşmak için karayolunu tercih edecekseniz, Fethiye’den, Kalkan’dan, Demre ya da Finike üzerinden gidebilirsiniz. Eğer Ankara yönünden Kaş’a gitmeyi düşünüyorsanız, Bucak ilçesini geçtikten sonra Korkuteli ayrımından dönmeniz gerekmektedir. --- Eğer havayolunu tercih edecekseniz Kaş, Dalaman Havaalanı’na 160, Antalya Havaalanı’na ise 192 km uzaklıktadır. Kaş’a havaalanından araba ile yaklaşık 2-2,5 saatte varabilirsiniz. --- Kaynak: Maximiles
2010-07-27 17:30:11
Kaş - Likya şehirlerinden biri olan Kaş, adını taşlık yer anlamına gelen Phellos’tan alır. Kaş limanından bakılınca görülen ve Uyuyan Dev olarak adlandırılan büyük kayanın arkasındaki düzlük
devamını okumak için tıklayınız.

Kaş - Likya şehirlerinden biri olan Kaş, adını taşlık yer anlamına gelen Phellos’tan alır. Kaş limanından bakılınca görülen ve Uyuyan Dev olarak adlandırılan büyük kayanın arkasındaki düzlükte artık hemen hemen hiç iz kalmamış olsa da Phellos uzanır. Antik çağlarda Kaş ise kayanın karşısındaki anlamı taşıyan Antiphellos ya da yerli halkın deyişiyle Andifli olarak adlandırılır. --- Akdeniz’in mavi sularıyla sıcacık güneşini buluşturan Kaş, antik çağlardan bugüne gelen tiyatrosu, mezarları ve kendine has Akdeniz evleriyle görülmeye değer bir belde. --- Nereleri görmeli? --- Bu kentte, tarih ve günlük yaşam iç içe; tıpkı eski Kaş evlerinin arasından geçilerek gezilen Uzunçarşı gibi. Bir yanda renk renk, çeşit çeşit halıların satıldığı dükkânlar, takıcılar, irili ufaklı balık lokantaları, diğer yanda Uzunçarşı’nın sonunda karşınıza çıkan Likyalılara ait bir lahit... --- Turistlerin gözdesi olan ve halk arasında Kral Mezarı olarak da anılan Uzunçarşı’daki bu lahit, şehri süsleyen bir eser gibi; Likyalıların ruhun ölümsüzlüğüne inandığının apaçık bir delili. Tek bir bloktan oluşan ve M.Ö. 4. yüzyıla ait olan bu lahitin alt kısmında boncuk motifleri ve sekiz satırlık Likçe bir kitabe görebilirsiniz. Lahit kapağının kuzeybatı tarafında; bir erkek ve sopasına dayanmış, bacak bacak üstüne atmış üzgün görünümlü bir kadın figürü; lahitin güneydoğu tarafında uzun bir manto giymiş ayakta bir kadın figürü, lahit kapağının her iki yanında ise aslan kabartmaları bulunmaktadır. --- Kentin batısında, Çukurbağ Yarımadası’na giden yolun üzerinde ise sizi antik tiyatro karşılar. Helenistik dönemde yapılan ve 26 oturma sıralı olan tiyatronun 4 bin kişilik bir kapasitesi olduğu tahmin edilmektedir. --- Tiyatronun üstünde Dansözler Mezarı olarak adlandırılan doğal kayadan oyularak yapılmış ev tipi bir mezar anıtı yer alır. 4,5 metrekare boyutundaki bu kare mezarın içinde, 21 adet figür işlenmiştir. --- Kaş’a gelmişken görmeniz gereken yerlerden biri de Limanağzı’dır. Kaş’tan tekneyle ulaşılabilen bu koya 45 dakikalık dağ yürüyüşü yaparak ulaşmak da mümkün. Burada limanın doğu kıyısında yükselen kayalıklara oyulmuş çok sayıda Likya mezarı görebilirsiniz. Eğer gezinti için tekneyi tercih ederseniz, koylarda dolaşıp kendinizi Akdeniz’in ılık sularına da bırakabilirsiniz. --- Neler yapılır? --- Kaş, kayalık bir arazi üzerinde kurulu olduğundan bünyesinde kumsal barındırmıyor. Çakıl plajları, Kaş çevresinde denize girmek isteyenlerin ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte. Ancak Akdeniz’in tadını almak istiyorsanız, tekne turlarını tercih etmenizi öneririz. Tekne turlarında genel olarak Kaleköy’e ardından da Kekova Adası’na uğranıyor. Yüzmek için ise favori yer, Tersane Koyu. --- Kaş’ta Akdeniz’in tadını, hem gezerek hem yüzerek hem de eğlenerek çıkarmak istiyorsanız; bu beldede sizin için kültür turları, sualtı dalışları, yamaç paraşütü gibi pek çok alternatif mevcut. --- Kültür turları --- Bu şirin Akdeniz beldesinde neredeyse üzerinden geçtiğiniz her yer tarihi bir dokuya sahip. Günlük tur içinde yer alan Kekova, Letoon, Sdyma, Pınara, Myra, Lmyra, Patara, Xhantos, Arykanda, Tlos, Apollonia gibi Likya kentlerini kültür turları kapsamında bir rehber eşliğinde gezebilir, anıt mezarları ve eski yapıtları görebilirsiniz. --- Yürüyüş parkurları --- Mavinin bittiği yerde yeşilin başladığı Kaş beldesi, size yürüyüş için farklı rotalar sunar. Herkesin kolaylıkla yürüyebileceği patikalardan vadilere, yeşil tepelerden kanyonlara pek çok yürüyüş parkurunda doğanın tadına varabilir; antik kentleri ve gizli saklı köyleri keşfetme imkânı da yakalayabilirsiniz. --- Likya Yolu, Limanağzı, Gedife Tepesi, Phellos, Gökçeören, Gömbe Yaylası ve Asaz Dağı yürüyüş yapabileceğiniz yerlerden bazıları. --- Bir not: Kaş’ta yapılan bu yürüyüşler; bölgeyi iyi tanıyan, tecrübeli ve tüm iletişim emniyet donanımına sahip kişiler eşliğinde yapılır. --- Yamaç paraşütü --- Yamaçtan koşarak hızlanın ve kendinizi gökyüzünün boşluğuna bırakın... Bu heyecan ve adrenalin dolu deneyim, Kaş beldesinde yapılabilecek en güzel alternatif sporlardan. Usta bir pilot eşliğinde yapılan yaklaşık 45 dakika süren bu yolculuk, kısa bir hazırlığın ve eğitimin ardından Kırdavlı Tepesi’nde başlıyor ve Kaş Limanı’nda sona eriyor. Size ise yolculuk sırasında 650 metre yükseklikten Yunanistan’ın Meis Adası’nı, masmavi Akdeniz sularını izlemek kalıyor. --- Kano turları --- Çevrede bulunan koyları merak ediyor ve bir grupla hareket etmek istemiyorsanız, Kaş’ta yapılan kano turları tam size göre. Tercihinize göre iki veya tek kişilik kanolarla yapılan bu turlarda yapmanız gereken tek şey kürek çekmek ve rehberinizin uyarılarını dikkate almak. --- Kano turlarını günübirlik olarak yapabileceğiniz gibi, dilerseniz birçok güne yayılı bir şekilde çadır konaklamalı olarak da yapabilirsiniz. --- Mavi yolculuk --- Mavi yolculuk içerisinde Akdeniz ve Ege’nin koylarını, Kekova’yı, Kaş-Kalkan’ı, Kelebekler Vadisi’ni, Fethiye ve yemyeşil Göcek Koyları’nı ve Kleopatra’nın Hamamı’nı görebilirsiniz. --- Deniz âşıkları için unutulmaz bir deneyim olacak mavi yolculuk, gulet tipi yelkenli ahşap yatlarla yapılıyor. Yolculuk boyunca tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz bu yatlarda kamaradan mutfağa kadar her şey bulmanız mümkün. Yat turlarına ister arkadaşlarınızla isterseniz ailenizle birlikte bir yat kiralayarak ya da standart turlardan kabin kiralayarak katılabilirsiniz. --- Gözlerinizin maviye doyacağı bu turda, tüm stresinizi ve sıkıntılarınızı atabileceğinize emin olabilirsiniz. --- Nasıl gidilir? --- Kaş’a ulaşmak için karayolunu tercih edecekseniz, Fethiye’den, Kalkan’dan, Demre ya da Finike üzerinden gidebilirsiniz. Eğer Ankara yönünden Kaş’a gitmeyi düşünüyorsanız, Bucak ilçesini geçtikten sonra Korkuteli ayrımından dönmeniz gerekmektedir. --- Eğer havayolunu tercih edecekseniz Kaş, Dalaman Havaalanı’na 160, Antalya Havaalanı’na ise 192 km uzaklıktadır. Kaş’a havaalanından araba ile yaklaşık 2-2,5 saatte varabilirsiniz. --- Kaynak: Maximiles
Ekonomi sınıfı ikramında dünyanın en iyisi
Ödüller, Skytrax tarafından 100 ün üzerinde değişik uyruktan 17,9 milyon yolcu arasında, Temmuz 2009 ve Nisan 2010 tarihlerinde düzenlenen anketler ve habersiz yapılan denetimlerle belirlendi. AA İSTANBUL - Skytrax şirketi tarafından yapılan 2010 yılı değerlendirmesinde Türk Hava Yolları, Ekonomi sınıfında dünyanın en iyi ikram veren hava yolu seçilirken, Güney Avrupa nın en iyi hava yolu ödülüne de ikinci kez değer bulundu.         Hava yolu şirketleri ve havalimanlarını, verdikleri hizmet ve kalite standartları yönünden 750 parametrede değerlendiren Skytrax şirketinin havacılık endüstrisinin Oscarları olarak adlandırılan 2010 yılı değerlendirmesinde, THY ilk kez 2007 yılında elde ettiği 4 yıldızlı hava yolu şirketi unvanını 2010 yılında da korudu. Ödüller, Skytrax tarafından 100 ün üzerinde değişik uyruktan 17,9 milyon yolcu arasında, Temmuz 2009 ve Nisan 2010 tarihlerinde düzenlenen anketler ve habersiz yapılan denetimlerle belirlendi.     Yapılan değerlendirmede THY; Portekiz, İspanya, İtalya, Arnavutluk, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Yunanistan, Karadağ, Makedonya, Sırbistan, Kıbrıs Rum kesimi, Malta, Romanya ve Slovenya nın hava yolu şirketlerini geride bırakarak, Güney Avrupa nın En İyi Hava Yolu ödülünü aldı. THY, ekonomi sınıfı uçak ikramında ise Dünya nın En İyi Hava Yolu unvanını alarak hizmet ve kalite yolundaki ilerleyişini tescillendirdi.         Öte yandan, uzun hatlarda first, business, ekonomi, kısa hatlarda business, ekonomi sınıfında yapılan değerlendirmelerin tümünde THY, Avrupa nın tüm sınıflarında 4 yıldızlı olan tek hava yolu oldu.
         
MÜŞTERİ BİZİM PATRONUMUZ         
THY Genel Müdürü Temel Kotil, 2007 yılını kalite yılı ilan eden THY nin bunun sonuçlarını almaya başladığını söyledi.         Kaliteye yönelik projeler kapsamında, 2007 yılında, Avusturya kökenli ikram şirketi Do&Co ile hisselerinin yarısı THY ye ait olan Turkish Do&Co şirketinin kurulduğunu ve Skytrax tarafından değer görülen Ekonomi Sınıfında En İyi İkram ödülü sürecinin temellerinin atıldığını belirten Kotil, 2006 yılında yüzde 50 seviyelerinde bulunan kabin içi ikram memnuniyet seviyesinin bugün yüzde 95 in üzerine çıktığını kaydetti.        Yolcu odaklı bir politika izlediklerini ifade eden Kotil, Ürün kalitesi bizim için çok önemli. Müşterimiz aynı zamanda bizim patronumuz dedi.         Avrupa daki hava yolu şirketlerinin düşük maliyetli hava yolu şirketi Ryanair ile rekabet edebilmek için servis kalitesine önem vermediğini ifade eden Kotil, kaliteyi ön planda tutan THY nin, Avrupa ya kaliteyi götürdüğüne, bu yıl taşıyacakları 16 milyon yurt dışı yolcunun yüzde 67 sini Avrupalı yolcuların oluşturacağına dikkat çekti.         THY nin kabin içi eğlence sistemlerinde (IFE) Avrupa nın en iyi 3. hava yolu olduğunu belirten Kotil, IFE sistemlerinin sadece geniş gövdeli uçaklarda hizmet vermekle kalmayıp, 2011 yılından itibaren filoya katılacak A321 ve B737-800 uçaklarının tüm yolcu koltuklarına yerleştirileceğini, LCD ekranı ile dar gövdeli uçaklardaki yolcuların da diledikleri film, müzik, dizi veya programı izleme imkanını bulacağını söyledi.        Kotil, kayıp bagaj konusunda 2006 yılından bu yana daima Avrupa Hava Yolları Birliği içerisinde bagaj kayıp oranı en düşük üç hava yolu arasında yer alan THY nin, yürütülen projelerle kayıp oranını daha da aşağıya çekmeyi hedeflediğini belirtti.
2010-07-26 16:12:18
Ödüller, Skytrax tarafından 100 ün üzerinde değişik uyruktan 17,9 milyon yolcu arasında, Temmuz 2009 ve Nisan 2010 tarihlerinde düzenlenen anketler ve habersiz yapılan denetimlerle belirlendi. AA İS
devamını okumak için tıklayınız.

Ödüller, Skytrax tarafından 100 ün üzerinde değişik uyruktan 17,9 milyon yolcu arasında, Temmuz 2009 ve Nisan 2010 tarihlerinde düzenlenen anketler ve habersiz yapılan denetimlerle belirlendi. AA İSTANBUL - Skytrax şirketi tarafından yapılan 2010 yılı değerlendirmesinde Türk Hava Yolları, Ekonomi sınıfında dünyanın en iyi ikram veren hava yolu seçilirken, Güney Avrupa nın en iyi hava yolu ödülüne de ikinci kez değer bulundu.         Hava yolu şirketleri ve havalimanlarını, verdikleri hizmet ve kalite standartları yönünden 750 parametrede değerlendiren Skytrax şirketinin havacılık endüstrisinin Oscarları olarak adlandırılan 2010 yılı değerlendirmesinde, THY ilk kez 2007 yılında elde ettiği 4 yıldızlı hava yolu şirketi unvanını 2010 yılında da korudu. Ödüller, Skytrax tarafından 100 ün üzerinde değişik uyruktan 17,9 milyon yolcu arasında, Temmuz 2009 ve Nisan 2010 tarihlerinde düzenlenen anketler ve habersiz yapılan denetimlerle belirlendi.     Yapılan değerlendirmede THY; Portekiz, İspanya, İtalya, Arnavutluk, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Yunanistan, Karadağ, Makedonya, Sırbistan, Kıbrıs Rum kesimi, Malta, Romanya ve Slovenya nın hava yolu şirketlerini geride bırakarak, Güney Avrupa nın En İyi Hava Yolu ödülünü aldı. THY, ekonomi sınıfı uçak ikramında ise Dünya nın En İyi Hava Yolu unvanını alarak hizmet ve kalite yolundaki ilerleyişini tescillendirdi.         Öte yandan, uzun hatlarda first, business, ekonomi, kısa hatlarda business, ekonomi sınıfında yapılan değerlendirmelerin tümünde THY, Avrupa nın tüm sınıflarında 4 yıldızlı olan tek hava yolu oldu.
         
MÜŞTERİ BİZİM PATRONUMUZ         
THY Genel Müdürü Temel Kotil, 2007 yılını kalite yılı ilan eden THY nin bunun sonuçlarını almaya başladığını söyledi.         Kaliteye yönelik projeler kapsamında, 2007 yılında, Avusturya kökenli ikram şirketi Do&Co ile hisselerinin yarısı THY ye ait olan Turkish Do&Co şirketinin kurulduğunu ve Skytrax tarafından değer görülen Ekonomi Sınıfında En İyi İkram ödülü sürecinin temellerinin atıldığını belirten Kotil, 2006 yılında yüzde 50 seviyelerinde bulunan kabin içi ikram memnuniyet seviyesinin bugün yüzde 95 in üzerine çıktığını kaydetti.        Yolcu odaklı bir politika izlediklerini ifade eden Kotil, Ürün kalitesi bizim için çok önemli. Müşterimiz aynı zamanda bizim patronumuz dedi.         Avrupa daki hava yolu şirketlerinin düşük maliyetli hava yolu şirketi Ryanair ile rekabet edebilmek için servis kalitesine önem vermediğini ifade eden Kotil, kaliteyi ön planda tutan THY nin, Avrupa ya kaliteyi götürdüğüne, bu yıl taşıyacakları 16 milyon yurt dışı yolcunun yüzde 67 sini Avrupalı yolcuların oluşturacağına dikkat çekti.         THY nin kabin içi eğlence sistemlerinde (IFE) Avrupa nın en iyi 3. hava yolu olduğunu belirten Kotil, IFE sistemlerinin sadece geniş gövdeli uçaklarda hizmet vermekle kalmayıp, 2011 yılından itibaren filoya katılacak A321 ve B737-800 uçaklarının tüm yolcu koltuklarına yerleştirileceğini, LCD ekranı ile dar gövdeli uçaklardaki yolcuların da diledikleri film, müzik, dizi veya programı izleme imkanını bulacağını söyledi.        Kotil, kayıp bagaj konusunda 2006 yılından bu yana daima Avrupa Hava Yolları Birliği içerisinde bagaj kayıp oranı en düşük üç hava yolu arasında yer alan THY nin, yürütülen projelerle kayıp oranını daha da aşağıya çekmeyi hedeflediğini belirtti.
İşte Türklerin tatil alışkanlıkları
Dünyanın en büyük 4. araştırma grubu olan GfK Grubu tarafından 16 ülkede gerçekleştirilen Seyahat Araştırması nın sonuçları kamuoyuna açıklandı. 16 ilde yapılan araştırma sonuçları şöyle... ntvmsnbc ve Ajanslar Güncelleme: 12:56 TSİ 20 Haziran. 2010 Pazar ANKARA - 16 ülkenin ortalamasına bakıldığında tatil yapmayı planlamayanların oranı yüzde 39 olarak gerçekleşirken Avrupa ortalaması yüzde 42.         Tatile ayrılan bütçe açısından Türkiye de her 3 kişiden biri 0-1.000TL arasında harcama yapmayı planlıyor. Avrupa ve dünyada tatile daha fazla bütçe ayrıldığı görülüyor. Dünyada İsveç, Belçika ve Hollandalılar tatile en fazla para harcayan ülkeler arasında yer alıyor.        Tatile ayrılan süreye bakıldığında ise Türkiye de, Avrupa ülkelerinde ve dünyada tatile 1 veya 2 hafta ayıranların ağırlıkta olduğu görülüyor. Hollanda, tatile en fazla zaman ayıran ülke olarak öne çıkıyor. Hollanda da her 3 kişiden biri en az 4 hafta tatil yapacağını belirtiyor. Bir haftadan az tatil yapacağını belirten en fazla olduğu ülkeler ise; ABD de yüzde 19, İtalya da yüzde 18 düzeyinde.
        
TÜRKİYE DE AİLEYLE TATİL YAPMA ALIŞKANLIĞI YAYGIN
Tatile daha çok aile üyeleriyle çıkıldığı görülüyor. Her 10 kişiden biri tek başına tatile çıktığını belirtiyor. Yaş gruplarına göre tatile çıkılan kişilerin değiştiği görülüyor. Türkiye de 14-29 yaş grubunda aile büyükleri ve diğer aile üyeleri ile tatil yapanların oranı yüzde 43 iken, bu oranın dünyada yüzde 15, Avrupa da ise yüzde 11 e düşüyor.         Türkiye de genel olarak bakıldığında aile üyeleriyle tatil yapma davranışının Avrupa ve dünyaya göre çok daha yaygın olduğu görülüyor.        Türkiye de araştırmaya katılanların yüzde 95 i tatil için Türkiye de kalmayı tercih ediyor.         Tatillerini kendi ülkelerinde geçirenlerin fazla olduğu diğer bir ülke ise yüzde 80 ile ABD. Yurt dışına çıkmayı en fazla tercih ülkelerin başında ise yüzde 78 oranı ile Belçika, yüzde 75 ile Hollanda ve yüzde 57 ile Almanya geliyor. Dünya ortalamasına bakıldığında yüzde 11 lik bir kesim Güney Avrupa ve Akdeniz ülkelerini tercih ederken bu oran Avrupa da yüzde 19 a yükseliyor.
         
TATİL DENİNCE AKLA YÜZMEK GELİYOR
Türkiye de tatil dendiğinde yüzmek, bisiklete binmek, yürüyüş yapmak gibi aktiviteler daha fazla kişi tarafından tercih edilirken, arkadaş/akraba ziyaretleri ikinci sırada yer alıyor.         Arkadaş/akraba ziyaretleri de tercih ettiğini belirtenlerin oranı ABD de yüzde 25. Arkadaş ve akraba ziyaretlerinin en az tercih edildiği ülkeler yüzde 2 ile İtalya ve yüzde 8 ile Belçika.
2010-07-26 16:10:22
Dünyanın en büyük 4. araştırma grubu olan GfK Grubu tarafından 16 ülkede gerçekleştirilen Seyahat Araştırması nın sonuçları kamuoyuna açıklandı. 16 ilde yapılan araştırma sonuçları şöyle... ntvmsnbc
devamını okumak için tıklayınız.

Dünyanın en büyük 4. araştırma grubu olan GfK Grubu tarafından 16 ülkede gerçekleştirilen Seyahat Araştırması nın sonuçları kamuoyuna açıklandı. 16 ilde yapılan araştırma sonuçları şöyle... ntvmsnbc ve Ajanslar Güncelleme: 12:56 TSİ 20 Haziran. 2010 Pazar ANKARA - 16 ülkenin ortalamasına bakıldığında tatil yapmayı planlamayanların oranı yüzde 39 olarak gerçekleşirken Avrupa ortalaması yüzde 42.         Tatile ayrılan bütçe açısından Türkiye de her 3 kişiden biri 0-1.000TL arasında harcama yapmayı planlıyor. Avrupa ve dünyada tatile daha fazla bütçe ayrıldığı görülüyor. Dünyada İsveç, Belçika ve Hollandalılar tatile en fazla para harcayan ülkeler arasında yer alıyor.        Tatile ayrılan süreye bakıldığında ise Türkiye de, Avrupa ülkelerinde ve dünyada tatile 1 veya 2 hafta ayıranların ağırlıkta olduğu görülüyor. Hollanda, tatile en fazla zaman ayıran ülke olarak öne çıkıyor. Hollanda da her 3 kişiden biri en az 4 hafta tatil yapacağını belirtiyor. Bir haftadan az tatil yapacağını belirten en fazla olduğu ülkeler ise; ABD de yüzde 19, İtalya da yüzde 18 düzeyinde.
        
TÜRKİYE DE AİLEYLE TATİL YAPMA ALIŞKANLIĞI YAYGIN
Tatile daha çok aile üyeleriyle çıkıldığı görülüyor. Her 10 kişiden biri tek başına tatile çıktığını belirtiyor. Yaş gruplarına göre tatile çıkılan kişilerin değiştiği görülüyor. Türkiye de 14-29 yaş grubunda aile büyükleri ve diğer aile üyeleri ile tatil yapanların oranı yüzde 43 iken, bu oranın dünyada yüzde 15, Avrupa da ise yüzde 11 e düşüyor.         Türkiye de genel olarak bakıldığında aile üyeleriyle tatil yapma davranışının Avrupa ve dünyaya göre çok daha yaygın olduğu görülüyor.        Türkiye de araştırmaya katılanların yüzde 95 i tatil için Türkiye de kalmayı tercih ediyor.         Tatillerini kendi ülkelerinde geçirenlerin fazla olduğu diğer bir ülke ise yüzde 80 ile ABD. Yurt dışına çıkmayı en fazla tercih ülkelerin başında ise yüzde 78 oranı ile Belçika, yüzde 75 ile Hollanda ve yüzde 57 ile Almanya geliyor. Dünya ortalamasına bakıldığında yüzde 11 lik bir kesim Güney Avrupa ve Akdeniz ülkelerini tercih ederken bu oran Avrupa da yüzde 19 a yükseliyor.
         
TATİL DENİNCE AKLA YÜZMEK GELİYOR
Türkiye de tatil dendiğinde yüzmek, bisiklete binmek, yürüyüş yapmak gibi aktiviteler daha fazla kişi tarafından tercih edilirken, arkadaş/akraba ziyaretleri ikinci sırada yer alıyor.         Arkadaş/akraba ziyaretleri de tercih ettiğini belirtenlerin oranı ABD de yüzde 25. Arkadaş ve akraba ziyaretlerinin en az tercih edildiği ülkeler yüzde 2 ile İtalya ve yüzde 8 ile Belçika.
Türk halkının yarısı tatile gidiyor
MasterCard tarafından Haziran ayında gerçekleştirilen MasterIndex Araştırması na göre Türkiye halkının yüzde 53 ü bu yaz tatili yaptı veya yapmayı planlıyor. İşte araştırmadan çarpıcı sonuçlar... İSTANBUL - MasterCard tarafından Türkiye nin kentsel nüfusunu temsil eden 11 il merkezinde bin kişi üzerinde yapılan araştırmanın Haziran ayı verilerine göre, yüzde 47 lik kesimin yaz tatili planı bulunmuyor. Tatil için ortalama 2,1 hafta ayrılırken, süre gençlerde ve 45 yaş üstünde artıyor, Marmara ve Ege Bölgeleri nde diğer bölgelere oranla düşüyor.         Tatil yapma oranı, gelir seviyesi düştükçe azalıyor. Yüksek gelir grubunun yüzde 23 ünün yaz tatili planı bulunmazken, bu oran düşük gelir grubunda yüzde 53 e çıkıyor. Bölgesel olarak tatile en uzak duran bölgenin Karadeniz Bölgesi olduğu gözleniyor.         Tatil için ortalama 802 liralık bütçe ayrılırken, yüksek gelir grubunda ortalama bütçe 968 liraya çıkıyor, düşük gelir gruplarında 705 liraya kadar iniyor. Kadınlar, yaz tatilleri için ortalama 776 lira ayırırken, erkeklerde ortalama bütçe 834 liraya kadar yükseliyor.         Yaz tatili için en fazla bütçe ayıran bölge halkı, ortalama 940 lira ile İç Anadolu Bölgesi iken, ortalama 667 lira ile Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi en düşük bütçeyi ayıran kesim oldu. Geçen yıl aynı dönem yapılan araştırmada tatile çıkan veya çıkma planı yapanların oranı yüzde 64, tatil süresi 1,7 hafta, ortalama bütçe 656 lira idi.
        
YURT DIŞINA ÇIKACAKLARIN ORANI YÜZDE 1
Katılımcıların yüzde 29 u tatilde evde oturacağını, yüzde 22 si yurt içinde tatil köyüne veya otele gideceğini, yüzde 21 i akrabalarının/tanıdıklarının yanına gideceğini belirtti. Yüzde 9 luk kesim, kendi yazlığını tercih edeceğini, yüzde 8 lik kesim çalışacağını ifade etti. Kampa gideceklerin oranı yüzde 4, yurt dışına çıkacakların oranı yüzde 1 oldu.         Kadın katılımcıların yüzde 33 ü, erkeklerin yüzde 26 sı tatillerini evde geçireceğini kaydetti. Kadınların yüzde 23 ü akrabalarını ziyarete gideceğini belirtirken, erkeklerde akraba ziyareti oranı yüzde 20 de kaldı.        Tatil köyüne gitmeyi planlayanların yüzde 25 lik kesimini erkekler, yüzde 20 lik kesimini kadınlar oluşturdu. Yaz tatili planlarında, akraba yanına gitme oranı 45 - 64 yaş aralığında artış gösterdi.
         
DENİZ, GÜNEŞ, KUMLA EN AZ İLGİLENENLER KARADENİZ BÖLGESİNDE
Yüzde 40 oranıyla Karadeniz Bölgesi nde yaşayanların yaz tatilinde evde oturmayı en fazla planlayan kısım olurken, Karadeniz Bölgesini, yüzde 35 oranıyla Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri izledi. Evde oturmayan Karadenizliler köyüne veya akrabalarının yanına gideceğini söyledi.         Ege Bölgesi halkının tatilde kamp yapmaya tüm diğer bölgelerden daha meraklı olduğu görüldü. Yaz tatilimde kamp yapacağım diyenlerin ortalaması 3,8 iken, bu oran Ege Bölgesi nde 8,1 e çıktı.  
Yaz tatilini yurt içi tatil köyü/otelde geçirme tercihi yüzde 33 ile en fazla İç Anadolu Bölgesi halkından geldi. Yurt dışı tatilini en çok tercih eden bölgeler, Doğu ve Güney Doğu Anadolu ve Akdeniz Bölgeleri oldu.         Katılımcıların yüzde 32 si yaz tatilinin, deniz, güneş ve kumsal , yüzde 25 i akraba ziyareti/köye gitmek , yüzde 6 sı dinlenmek , yüzde 5 i dağ, yayla, serinlik , yüzde 4 ü yaşadığı şehrin sakinleşmesiyle şehrin tadını çıkarmak anlamına geldiğini belirtti.         Gelir seviyesi düştükçe, tatilin ifade ettiği kavram, deniz, güneş, kumdan akraba ziyaretine dönüyor. Karadeniz Bölgesi deniz, güneş, kumla en az ilgilenen, Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi akraba ziyaretinden en fazla hoşlanan kesim oldu.
        
TATİLCİLERİN YÜZDE 33 Ü TATİLE OTOBÜSLE GİTMEYİ TERCİH EDİYOR
Yaz tatili planı yapanların, tatil alışverişi için yüzde 60 oranıyla giyecek satın alırken, giyeceği yüzde 7 ile kozmetik, yüzde 5 ile seyahat harcamaları, spor malzemesi, kitap/dergi alışverişi, yüzde 4 ile yiyecek, yüzde 3 ile elektronik alışverişi izliyor.        Tatilciler alışverişlerini sırasıyla alışveriş merkezlerinden, büyük mağaza/butiklerden, semt pazarlarından, outlet merkezleri ve mahalle mağazalarından yapıyor. Kadınların yüzde 20 si, erkeklerin yüzde 10 u semt pazarını tercih ettiğini kaydetti.         Tatilcilerin yüzde 33 ü tatile otobüsle, yüzde 28 i kendi arabasıyla, yüzde 3 ü uçakla, yüzde 2 si araba kiralayarak gideceğini söyledi. Yüksek gelir seviyesindeki katılımcılar daha çok kendi araçlarıyla gitmeyi, düşük gelir seviyesindekiler araba kiralamayı tercih ediyor. ntvmsnbc ve Ajanslar
2010-07-26 16:08:50
MasterCard tarafından Haziran ayında gerçekleştirilen MasterIndex Araştırması na göre Türkiye halkının yüzde 53 ü bu yaz tatili yaptı veya yapmayı planlıyor. İşte araştırmadan çarpıcı sonuçlar... İST
devamını okumak için tıklayınız.

MasterCard tarafından Haziran ayında gerçekleştirilen MasterIndex Araştırması na göre Türkiye halkının yüzde 53 ü bu yaz tatili yaptı veya yapmayı planlıyor. İşte araştırmadan çarpıcı sonuçlar... İSTANBUL - MasterCard tarafından Türkiye nin kentsel nüfusunu temsil eden 11 il merkezinde bin kişi üzerinde yapılan araştırmanın Haziran ayı verilerine göre, yüzde 47 lik kesimin yaz tatili planı bulunmuyor. Tatil için ortalama 2,1 hafta ayrılırken, süre gençlerde ve 45 yaş üstünde artıyor, Marmara ve Ege Bölgeleri nde diğer bölgelere oranla düşüyor.         Tatil yapma oranı, gelir seviyesi düştükçe azalıyor. Yüksek gelir grubunun yüzde 23 ünün yaz tatili planı bulunmazken, bu oran düşük gelir grubunda yüzde 53 e çıkıyor. Bölgesel olarak tatile en uzak duran bölgenin Karadeniz Bölgesi olduğu gözleniyor.         Tatil için ortalama 802 liralık bütçe ayrılırken, yüksek gelir grubunda ortalama bütçe 968 liraya çıkıyor, düşük gelir gruplarında 705 liraya kadar iniyor. Kadınlar, yaz tatilleri için ortalama 776 lira ayırırken, erkeklerde ortalama bütçe 834 liraya kadar yükseliyor.         Yaz tatili için en fazla bütçe ayıran bölge halkı, ortalama 940 lira ile İç Anadolu Bölgesi iken, ortalama 667 lira ile Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi en düşük bütçeyi ayıran kesim oldu. Geçen yıl aynı dönem yapılan araştırmada tatile çıkan veya çıkma planı yapanların oranı yüzde 64, tatil süresi 1,7 hafta, ortalama bütçe 656 lira idi.
        
YURT DIŞINA ÇIKACAKLARIN ORANI YÜZDE 1
Katılımcıların yüzde 29 u tatilde evde oturacağını, yüzde 22 si yurt içinde tatil köyüne veya otele gideceğini, yüzde 21 i akrabalarının/tanıdıklarının yanına gideceğini belirtti. Yüzde 9 luk kesim, kendi yazlığını tercih edeceğini, yüzde 8 lik kesim çalışacağını ifade etti. Kampa gideceklerin oranı yüzde 4, yurt dışına çıkacakların oranı yüzde 1 oldu.         Kadın katılımcıların yüzde 33 ü, erkeklerin yüzde 26 sı tatillerini evde geçireceğini kaydetti. Kadınların yüzde 23 ü akrabalarını ziyarete gideceğini belirtirken, erkeklerde akraba ziyareti oranı yüzde 20 de kaldı.        Tatil köyüne gitmeyi planlayanların yüzde 25 lik kesimini erkekler, yüzde 20 lik kesimini kadınlar oluşturdu. Yaz tatili planlarında, akraba yanına gitme oranı 45 - 64 yaş aralığında artış gösterdi.
         
DENİZ, GÜNEŞ, KUMLA EN AZ İLGİLENENLER KARADENİZ BÖLGESİNDE
Yüzde 40 oranıyla Karadeniz Bölgesi nde yaşayanların yaz tatilinde evde oturmayı en fazla planlayan kısım olurken, Karadeniz Bölgesini, yüzde 35 oranıyla Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri izledi. Evde oturmayan Karadenizliler köyüne veya akrabalarının yanına gideceğini söyledi.         Ege Bölgesi halkının tatilde kamp yapmaya tüm diğer bölgelerden daha meraklı olduğu görüldü. Yaz tatilimde kamp yapacağım diyenlerin ortalaması 3,8 iken, bu oran Ege Bölgesi nde 8,1 e çıktı.  
Yaz tatilini yurt içi tatil köyü/otelde geçirme tercihi yüzde 33 ile en fazla İç Anadolu Bölgesi halkından geldi. Yurt dışı tatilini en çok tercih eden bölgeler, Doğu ve Güney Doğu Anadolu ve Akdeniz Bölgeleri oldu.         Katılımcıların yüzde 32 si yaz tatilinin, deniz, güneş ve kumsal , yüzde 25 i akraba ziyareti/köye gitmek , yüzde 6 sı dinlenmek , yüzde 5 i dağ, yayla, serinlik , yüzde 4 ü yaşadığı şehrin sakinleşmesiyle şehrin tadını çıkarmak anlamına geldiğini belirtti.         Gelir seviyesi düştükçe, tatilin ifade ettiği kavram, deniz, güneş, kumdan akraba ziyaretine dönüyor. Karadeniz Bölgesi deniz, güneş, kumla en az ilgilenen, Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi akraba ziyaretinden en fazla hoşlanan kesim oldu.
        
TATİLCİLERİN YÜZDE 33 Ü TATİLE OTOBÜSLE GİTMEYİ TERCİH EDİYOR
Yaz tatili planı yapanların, tatil alışverişi için yüzde 60 oranıyla giyecek satın alırken, giyeceği yüzde 7 ile kozmetik, yüzde 5 ile seyahat harcamaları, spor malzemesi, kitap/dergi alışverişi, yüzde 4 ile yiyecek, yüzde 3 ile elektronik alışverişi izliyor.        Tatilciler alışverişlerini sırasıyla alışveriş merkezlerinden, büyük mağaza/butiklerden, semt pazarlarından, outlet merkezleri ve mahalle mağazalarından yapıyor. Kadınların yüzde 20 si, erkeklerin yüzde 10 u semt pazarını tercih ettiğini kaydetti.         Tatilcilerin yüzde 33 ü tatile otobüsle, yüzde 28 i kendi arabasıyla, yüzde 3 ü uçakla, yüzde 2 si araba kiralayarak gideceğini söyledi. Yüksek gelir seviyesindeki katılımcılar daha çok kendi araçlarıyla gitmeyi, düşük gelir seviyesindekiler araba kiralamayı tercih ediyor. ntvmsnbc ve Ajanslar
Turizmde gözler önümüzdeki yılda
Seyahat Acenteleri Yöneticileri Derneği (SAYD) Başkanı Rafioğlu, 2011 yılının turizmde düze çıkış yılı olacağını söyledi.         ANTALYA - SAYD Başkanı Rafi Rafioğlu, bu turizm yılının çok iyi seyrettiğini ve hedeflere ulaşılacağını belirtti. Bu yılki turizm sezonunun geçen yıla göre de iyi olduğunu vurgulayan Rafioğlu, turizmcinin asıl rahatlayacağı yılın ise 2011 olacağını kaydetti. Rafioğlu, Bu yıl Antalya ya gelecek turist sayısı 10 milyonu bulur. Ancak 2011 yılında Antalya ya gelecek turist sayısı 11 milyonu aşar. 2011 yılı turizmcinin düze çıkış yılı olacak dedi.         2011 yılının, turizmin gerçek potansiyeline ulaşacağı yıl olacağına işaret eden Rafioğlu, Türk turizminin artık rayına oturduğunu, her geçen yıl bir önceki yıla göre artış yaşadığını bildirdi. Rafioğlu, 2011 yılının bugüne kadar kırılan rekorların üstünde bir sonuçla kapanacağını tahmin ettiklerini vurguladı.
        
 ANTALYA BÖLGESİNDE OTELLERDE BOŞ YER YOK 
Bu turizm sezonunda özellikle Antalya bölgesindeki otellerde yer kalmadığına da dikkati çeken Rafioğlu, 2010 yılının yaz aylarında otellerde yer bulmak çok zor hale geldi. Turizmdeki bu ilgi Kasım ayına kadar sürer. Tur operatörleri 2011 anlaşmalarını yapıyorlar. 2011 yılının rezervasyonları şimdiden yapılmaya başlandı. Alınan rezervasyonlara bakıldığında 2011 yılının yeni bir rekor yılı olacağını görebiliyoruz diye konuştu.
         
 TÜM PAZARLARDA ARTIŞ OLACAK 
Türk turizminin her geçen gün daha da geliştiğini ifade eden Rafioğlu, sözlerini şöyle tamamladı:         Türk turizmi her yıl daha da büyüyor. Avrupa, Rusya, Bağımsız Devletler Topluluğu gibi mevcut pazarlarımızdan gelen turist sayısındaki artışı sürüyor. Mevcut pazarların yanı sıra Doğu Asya ve Orta Doğu ülkelerinden gelecek turist sayısı da artacak. Özellikle Orta Doğu ülkelerinden beklenti çok yüksek. İran ın yanı sıra Suriye, Katar, Dubai, Lübnan ve Ürdün gibi ülkelerden gelecek turist sayısının önemli oranlarda artması bekleniyor. Bu yıl kaybedilen İsrail pazarının ise yılın sonuna doğru yeniden eski haline gelmesi bekleniyor. 2011 yılında İsrail den de gelecek turist sayısında da iyileşme olacak. Kaynak: NTV
2010-07-26 16:07:09
Seyahat Acenteleri Yöneticileri Derneği (SAYD) Başkanı Rafioğlu, 2011 yılının turizmde düze çıkış yılı olacağını söyledi.         ANTALYA - SAYD Başkanı Rafi Rafioğlu, bu turizm yılının çok iyi seyre
devamını okumak için tıklayınız.

Seyahat Acenteleri Yöneticileri Derneği (SAYD) Başkanı Rafioğlu, 2011 yılının turizmde düze çıkış yılı olacağını söyledi.         ANTALYA - SAYD Başkanı Rafi Rafioğlu, bu turizm yılının çok iyi seyrettiğini ve hedeflere ulaşılacağını belirtti. Bu yılki turizm sezonunun geçen yıla göre de iyi olduğunu vurgulayan Rafioğlu, turizmcinin asıl rahatlayacağı yılın ise 2011 olacağını kaydetti. Rafioğlu, Bu yıl Antalya ya gelecek turist sayısı 10 milyonu bulur. Ancak 2011 yılında Antalya ya gelecek turist sayısı 11 milyonu aşar. 2011 yılı turizmcinin düze çıkış yılı olacak dedi.         2011 yılının, turizmin gerçek potansiyeline ulaşacağı yıl olacağına işaret eden Rafioğlu, Türk turizminin artık rayına oturduğunu, her geçen yıl bir önceki yıla göre artış yaşadığını bildirdi. Rafioğlu, 2011 yılının bugüne kadar kırılan rekorların üstünde bir sonuçla kapanacağını tahmin ettiklerini vurguladı.
        
 ANTALYA BÖLGESİNDE OTELLERDE BOŞ YER YOK 
Bu turizm sezonunda özellikle Antalya bölgesindeki otellerde yer kalmadığına da dikkati çeken Rafioğlu, 2010 yılının yaz aylarında otellerde yer bulmak çok zor hale geldi. Turizmdeki bu ilgi Kasım ayına kadar sürer. Tur operatörleri 2011 anlaşmalarını yapıyorlar. 2011 yılının rezervasyonları şimdiden yapılmaya başlandı. Alınan rezervasyonlara bakıldığında 2011 yılının yeni bir rekor yılı olacağını görebiliyoruz diye konuştu.
         
 TÜM PAZARLARDA ARTIŞ OLACAK 
Türk turizminin her geçen gün daha da geliştiğini ifade eden Rafioğlu, sözlerini şöyle tamamladı:         Türk turizmi her yıl daha da büyüyor. Avrupa, Rusya, Bağımsız Devletler Topluluğu gibi mevcut pazarlarımızdan gelen turist sayısındaki artışı sürüyor. Mevcut pazarların yanı sıra Doğu Asya ve Orta Doğu ülkelerinden gelecek turist sayısı da artacak. Özellikle Orta Doğu ülkelerinden beklenti çok yüksek. İran ın yanı sıra Suriye, Katar, Dubai, Lübnan ve Ürdün gibi ülkelerden gelecek turist sayısının önemli oranlarda artması bekleniyor. Bu yıl kaybedilen İsrail pazarının ise yılın sonuna doğru yeniden eski haline gelmesi bekleniyor. 2011 yılında İsrail den de gelecek turist sayısında da iyileşme olacak. Kaynak: NTV
AB, online seyahat satışlarını mercek altına aldı
Seyahat ve tatil ile ilgili yeni düzenlemelere gitmeyi planlayan Avrupa Birliği (AB) daha çok internetten online olarak pazarlanan dinamik paketlerde ve havayolu şirketlerinin internetten yaptıkları bilet satışlarında tüketici/tatilciyi koruma altına almak istiyor. AB’nin bu tutumunun online seyahat acentelerini kızdırdığı belirtiliyor.   1990’da paket turlar ile ilgili olarak yaptığı hukuksal düzenlemeyi teknolojik gelişmeleri göz önünde bulundurarak bir kez daha mercek altına alma gereksinimi duyan AB yöneticileri, özellikle internetten pazarlanan dinamik seyahat paketleri ve havayolu şirketlerinin internet üzerinden yaptıkları bilet satışları için düzenlemeye gitmeyi planlıyor. AB’nin mevcut yasal düzenlemelerinde yalnızca tur operatörlerinin klasik seyahat acentesi büroları üzerinden sattıkları paket turlara yönelik tatilci/tüketiciyi koruyucu maddelerin bulunduğunu gören AB’nin ilgili organlarının, özellikle son yıllarda çoğalan havayolu şirketi iflasları yüzünden mağdur yolcu sayısının da artması üzerine harekete geçtiği belirtiliyor. Online seyahat acenteleri ve havayolu şirketlerinin internette kendi sitelerinden yaptıkları satışları mercek altına alan AB’nin tüketici haklarından sorumlu komiseri Meglena Kuneva’nın bu mecralardan yapılan satışlar için de “seyahat acentesi güvencesi” getirilmesi yönünde yeni düzenlemeye gidilmesine ilişkin planlarının özellikle online acenteleri kızdırdığı ifade ediliyor. Bu durumda online olarak pazarlanan seyahat ürünlerinin ancak klasik acenteler üzerinden pazarlanabilmesi gibi bir durumun doğabileceği söyleniyor.   AB ve Kuneva’nın planlarına en büyük tepkinin ise Avrupa’nın seyahatte lokomotif ülkesi konumundaki Almanya’daki İnternet Seyahat Satış İşletmeleri Birliği VIR’den geldiği bildirildi. Satınalma aşamasında bir seyahat ürününün internetten alınmış olmasının hiçbir fark yaratmadığını savunan VIR Yönetim Kurulu Başkanı Michael Buller, AB’nin her kesime eşit yaklaşması gerektiğini ve online acenteleri mağdur etmesinin kabul edilemeyeceğini belirtti. Seyahat ürünlerinin satışı ile ilgili düzenlemeler için gerekli incelemelerini 7 Şubat 2010’a kadar sürdürecek olan AB’nin, bu süre içerisinde sektörün ilgili kesimlerinin de görüşlerine başvuracağı bildirildi.
2010-07-26 16:01:23
Seyahat ve tatil ile ilgili yeni düzenlemelere gitmeyi planlayan Avrupa Birliği (AB) daha çok internetten online olarak pazarlanan dinamik paketlerde ve havayolu şirketlerinin internetten yaptıkları b
devamını okumak için tıklayınız.

Seyahat ve tatil ile ilgili yeni düzenlemelere gitmeyi planlayan Avrupa Birliği (AB) daha çok internetten online olarak pazarlanan dinamik paketlerde ve havayolu şirketlerinin internetten yaptıkları bilet satışlarında tüketici/tatilciyi koruma altına almak istiyor. AB’nin bu tutumunun online seyahat acentelerini kızdırdığı belirtiliyor.   1990’da paket turlar ile ilgili olarak yaptığı hukuksal düzenlemeyi teknolojik gelişmeleri göz önünde bulundurarak bir kez daha mercek altına alma gereksinimi duyan AB yöneticileri, özellikle internetten pazarlanan dinamik seyahat paketleri ve havayolu şirketlerinin internet üzerinden yaptıkları bilet satışları için düzenlemeye gitmeyi planlıyor. AB’nin mevcut yasal düzenlemelerinde yalnızca tur operatörlerinin klasik seyahat acentesi büroları üzerinden sattıkları paket turlara yönelik tatilci/tüketiciyi koruyucu maddelerin bulunduğunu gören AB’nin ilgili organlarının, özellikle son yıllarda çoğalan havayolu şirketi iflasları yüzünden mağdur yolcu sayısının da artması üzerine harekete geçtiği belirtiliyor. Online seyahat acenteleri ve havayolu şirketlerinin internette kendi sitelerinden yaptıkları satışları mercek altına alan AB’nin tüketici haklarından sorumlu komiseri Meglena Kuneva’nın bu mecralardan yapılan satışlar için de “seyahat acentesi güvencesi” getirilmesi yönünde yeni düzenlemeye gidilmesine ilişkin planlarının özellikle online acenteleri kızdırdığı ifade ediliyor. Bu durumda online olarak pazarlanan seyahat ürünlerinin ancak klasik acenteler üzerinden pazarlanabilmesi gibi bir durumun doğabileceği söyleniyor.   AB ve Kuneva’nın planlarına en büyük tepkinin ise Avrupa’nın seyahatte lokomotif ülkesi konumundaki Almanya’daki İnternet Seyahat Satış İşletmeleri Birliği VIR’den geldiği bildirildi. Satınalma aşamasında bir seyahat ürününün internetten alınmış olmasının hiçbir fark yaratmadığını savunan VIR Yönetim Kurulu Başkanı Michael Buller, AB’nin her kesime eşit yaklaşması gerektiğini ve online acenteleri mağdur etmesinin kabul edilemeyeceğini belirtti. Seyahat ürünlerinin satışı ile ilgili düzenlemeler için gerekli incelemelerini 7 Şubat 2010’a kadar sürdürecek olan AB’nin, bu süre içerisinde sektörün ilgili kesimlerinin de görüşlerine başvuracağı bildirildi.
Selçuk a Kardeş Şehir
Fatima şehri Selçuk ile kardeş şehir oluyor, turist sayısı artabilir. Vatikan ve Hristiyan dünyası için çok önemli yere sahip olan ve Meryem Ana nın 1917 de bir çobanın 3 çocuğuna görünerek Mehmet Ali Ağca nın Papa suikasti de dahil olmak üzere 3 sır verdiğine inanılan Portekiz in Fatima kasabası ile Meryemana Evi nin bulunduğu Selçuk, kardeş şehir oluyor. Valiliği nin de ortakları arasında bulunduğu İzmir Kongre Turizm ve Tanıtım A.Ş, Katolikler için kutsal değere sahip iki kenti kardeş kent yapmak üzere çalşma başlattı. Söz konusu projeyle Fatima ya yılda gelen 6 milyon hristiyanın bir bölümünün Selçuk a çekilmesi ve Selçuk a gelen turist sayısının 2 milyondan 3.5-4 milyonlara çıkarılması hedefleniyor. Portekiz in İzmir Fahri Konsolosluğu aracılığıyla Fatima Belediyesi ile yazışma gerçekleştirdiklerini belirten Vali Yardımcısı Haluk Tunçsu, büyük bir heyecan içinde olduklarını söyledi. İnanç turizmi açısından Fatima ile işbirliği yaparak bir kültür köprüsü oluşturmayı amaçladıklarını belirten Tunçsu, Selçuk a gelen ziyaretçi sayısının da bu sayede artacağını dile getirdi. Fatima ile kardeş şehir olmak için sabırsızlandıklarını belirten Selçuk Belediye Başkanı Vefa Ülgür de, "Çok doğru bir projenin içindeyiz. Bu konuda üzerimize düşen neyse yapmaya hazırız" dedi. HAC GÖREVİ GİBİ Fatima ya geçen yıl Türk-Portekiz İşadamları Derneği üyeleriyle birlikte gittiklerini belirten Portekiz Fahri Konsolosu Fahri Gökyayla, iki ilçenin kardeş kent ilan edilmesi için çaba içinde olduklarını söyledi. Fatima yı ziyaret etmenin Hristiyan dünyası için Hac görevi gibi görüldüğünü belirten Gökyayla, "Fatima, inanç turizminden büyük gelir elde ediyor. Dünyadaki tüm katolikler Fatima yı ziyaret ediyor. Biz de buradan yola çıkarak Fatima ya gelenlerin Selçuk u da tanımalarını istedik. Hem Meryem Ana Evi ni, hem de Efes i ziyaret edenlerin sayısını artırmak için bu yöntemi seçtik. Selçuk Belediyesi nin de onayını alarak Fatima Belediyesi ile yazışmaları başlattık. Bundan sonraki amacımız iki belediye başkanını buluşturmak ve kardeş kent anlaşmasını imzalamalarını sağlamak. Fatima nın yılda 6 milyon hristiyana evsahipliği yapıyor, bunların önemli bir bölümü Selçuk a çekilebilir. Böylece Selçuk a gelen turist sayısı da uzun vadede 2 den 3.5-4 milyonlara çıkarılabilir" diye konuştu. Meryem Ana nın göründüğüne ve pek çok mucizeye ev sahipliği yaptığına inanılan Fatima ile kardeş şehir olma konusunda büyük heyecan duyduklarını belirten Selçuk Belediye Başkanı Vefa Ülgür ise, "Selçuk Belediyesi olarak Fatima ile yapacağız kardeş şehir anlaşmasını, dünyada Hristiyan alemi için önemli olan diğer kentlerle de sürdürmeyi istiyoruz. Meryem Ana nın iz bıraktığı kentlerle olan işbirliğimiz bize çok şey kazandıracaktır" diye konuştu. BÜYÜK FIRSAT Meryem Ana nın göründüğüne inanılan olaydan bu yana geçen 93 yıllık sürede çorak Fatima kasabası, inanç turizmin dünyadaki merkezlerinden biri haline geldi. Meryem Ana nın göründüğü noktada dev bir katedral yaptırıldı. Katedralin önüne yaptırılan 3 futbol sahası büyüklüğündeki meydanda her ayın 13 ünde törenler gerçekleştiriliyor. Katedralin yakınında 3 bin dükkan yer alıyor ve bu dükkanlarda her renk ve boyda mum, Fatima ve Meryem Ana yazılı, resimli, madalyon, kolye, yüzük, haç, tabak, heykel, eşarp, t-shirt gibi çeşitli hediyeler satılıyor. Ayrıca bölge çok sayıda butik otel, restoran ve kafelerle dolu. Turizmciler, bir bir efsane üzerine dev bir ekonomik imparatorluğun kurulduğunu ve hristiyan dini dünyada yaşadıkça bu gelirin artarak devam edeceği belirtiyor. Fatima, özellikle 13 Mayıs ve 13 Ekim de ziyaretçi akınına uğruyor. "Kardeş sayısı 6 ya çıkabilir" İki kentin kardeş kent olması yönündeki projeyi ilk ortaya atan isimlerden biri olan İzmirli Turizmci Dilek Araç da, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği nin inanç turizmi üzerine 4 yıl önce hazırladığı "Globalleşmede Meryem Ana ve Türkiye, 7 şehir, 7 ülke" adlı bir proje bulunduğunu belirten bu proje ile İzmir e gelen turist sayısını artırmayı amaçladıklarını söyledi. Projede Selçuk un, Fatima başta olmak üzere Meryem Ana nın izlerinin bulunduğu Almanya nın Dülmen, Fransa nın Lourdes, Meksika nın Guadolup, Bosna Hersek in Medjugorje ve İsrail in Kudüs kentleri ile kardeş şehir anlaşması yapmasını amaçladıklarını belirten Araç, inanç turizmi anlamında ülkemize gelen turist sayısını artırmak istediklerini söyledi. İzmir in inanç turizminden hak ettiği payı alamadığını belirten Araç, "İzmir doğal güzelliklerinin yanısıra inanç turizmi açısından da önemli miraslara sahip. Ancak bu miraslar bugüne kadar yeterince iyi pazarlanamadı. Meryem Ana ve Efes başta olmak üzere iyi bir pazarlama ile dünyanın ilgisini İzmir e çekmeliyiz" diye konuştu. Fatima efsanesi nasıl oldu? 3 çocuk 3 sır Portekiz in Estremadura eyaleti Fatima ilçesinde 3 çoban çocuğu olan Jacinta Martos, Francesco ve Lucia Santos un, 13 Mayıs 1917 günü öğleden sonra koyunlarını otlatırken bir mucize olduğuna ve Hz. Meryem in görüntüsüyle karşılaştıklarına inanılıyor. Bu görüntünün çocuklara sürekli olarak orada bir kilise yaptırmalarını tekrarladığı ve 3 sır verdiği belirtiliyor. Çocukların gördüklerini hristiyan din yetkililerine anlatmaları sonrasında olayın büyüdüğü ve Vatikan a iletildiği ifade ediliyor. Vatikan da ise sırların zarflara konduğu ve çocukların kimseye anlatmamaları konusunda uyarıldığı belirtiliyor. 3 kardeşin Meryem Ana dan aldıklarına inanılan 3 sır Vatikan tarafından Papa nın izni ile açıklandı. Sırlardan birincisi, ikinci dünya savaşı ve ikincisi kominizmin çöküşü ile Soyyetler Birliği nin dağılması, Vatikan tarafından açıklandı. Ancak, üçüncü sır 2000 yılına kadar açıklanmadı. Papa suikasti Vatikan Başbakanı Kardinal Angelo Sodano, 13 Mayıs 2000 de Papa nın Fatima nın üçüncü sırrını açıklayacağını duyurdu. Kardinal Joseph Ratzinger, 26 Haziran 2000 de üçüncü sırrın, Mehmet Ali Ağca tarafından 1981 de Papa ya yapılan suikast olduğunu açıkladı. Sırda ayrıca Papa II.Jan Paul ün suikastten Tanrı nın yardımıyla kurtulduğu belirtildi. Ancak, 3. sır böyle açıklansa da Katolik dünyasında buna inanan veya bu açıklamadan yeterince tatmin olmayanlarla inanmayanlar arasında bir tartışma da doğdu. "Katkısı büyük olur" Emekli akademisyen Prof. Dr. Salih Özbaran ise, "Fatima yı ziyaret hıristiyan dünyası açısından hac görevi gibi görülüyor. Portekiz ve İspanya başta olmak üzere dünyadaki Katolikler Fatima yı tanıyor ve fırsat bulanlar ziyaret ediyor. Fatima ismi ise Portekiz in eski tarihlerde Arap hükümdarlığında olduğu dönemden kalma bir isim. Selçuk ve Fatima nın kardeş şehir olması ise hem Hıristiyan bağlamı, hem de ticaret ve turizmin geliştirilmesi anlamında büyük önem taşıyor. İsabetli bir yaklaşım olmuş." Kaynak : Turizm Habercisi
2010-07-26 15:46:48
Fatima şehri Selçuk ile kardeş şehir oluyor, turist sayısı artabilir. Vatikan ve Hristiyan dünyası için çok önemli yere sahip olan ve Meryem Ana nın 1917 de bir çobanın 3 çocuğuna görünerek Mehmet Al
devamını okumak için tıklayınız.

Fatima şehri Selçuk ile kardeş şehir oluyor, turist sayısı artabilir. Vatikan ve Hristiyan dünyası için çok önemli yere sahip olan ve Meryem Ana nın 1917 de bir çobanın 3 çocuğuna görünerek Mehmet Ali Ağca nın Papa suikasti de dahil olmak üzere 3 sır verdiğine inanılan Portekiz in Fatima kasabası ile Meryemana Evi nin bulunduğu Selçuk, kardeş şehir oluyor. Valiliği nin de ortakları arasında bulunduğu İzmir Kongre Turizm ve Tanıtım A.Ş, Katolikler için kutsal değere sahip iki kenti kardeş kent yapmak üzere çalşma başlattı. Söz konusu projeyle Fatima ya yılda gelen 6 milyon hristiyanın bir bölümünün Selçuk a çekilmesi ve Selçuk a gelen turist sayısının 2 milyondan 3.5-4 milyonlara çıkarılması hedefleniyor. Portekiz in İzmir Fahri Konsolosluğu aracılığıyla Fatima Belediyesi ile yazışma gerçekleştirdiklerini belirten Vali Yardımcısı Haluk Tunçsu, büyük bir heyecan içinde olduklarını söyledi. İnanç turizmi açısından Fatima ile işbirliği yaparak bir kültür köprüsü oluşturmayı amaçladıklarını belirten Tunçsu, Selçuk a gelen ziyaretçi sayısının da bu sayede artacağını dile getirdi. Fatima ile kardeş şehir olmak için sabırsızlandıklarını belirten Selçuk Belediye Başkanı Vefa Ülgür de, "Çok doğru bir projenin içindeyiz. Bu konuda üzerimize düşen neyse yapmaya hazırız" dedi. HAC GÖREVİ GİBİ Fatima ya geçen yıl Türk-Portekiz İşadamları Derneği üyeleriyle birlikte gittiklerini belirten Portekiz Fahri Konsolosu Fahri Gökyayla, iki ilçenin kardeş kent ilan edilmesi için çaba içinde olduklarını söyledi. Fatima yı ziyaret etmenin Hristiyan dünyası için Hac görevi gibi görüldüğünü belirten Gökyayla, "Fatima, inanç turizminden büyük gelir elde ediyor. Dünyadaki tüm katolikler Fatima yı ziyaret ediyor. Biz de buradan yola çıkarak Fatima ya gelenlerin Selçuk u da tanımalarını istedik. Hem Meryem Ana Evi ni, hem de Efes i ziyaret edenlerin sayısını artırmak için bu yöntemi seçtik. Selçuk Belediyesi nin de onayını alarak Fatima Belediyesi ile yazışmaları başlattık. Bundan sonraki amacımız iki belediye başkanını buluşturmak ve kardeş kent anlaşmasını imzalamalarını sağlamak. Fatima nın yılda 6 milyon hristiyana evsahipliği yapıyor, bunların önemli bir bölümü Selçuk a çekilebilir. Böylece Selçuk a gelen turist sayısı da uzun vadede 2 den 3.5-4 milyonlara çıkarılabilir" diye konuştu. Meryem Ana nın göründüğüne ve pek çok mucizeye ev sahipliği yaptığına inanılan Fatima ile kardeş şehir olma konusunda büyük heyecan duyduklarını belirten Selçuk Belediye Başkanı Vefa Ülgür ise, "Selçuk Belediyesi olarak Fatima ile yapacağız kardeş şehir anlaşmasını, dünyada Hristiyan alemi için önemli olan diğer kentlerle de sürdürmeyi istiyoruz. Meryem Ana nın iz bıraktığı kentlerle olan işbirliğimiz bize çok şey kazandıracaktır" diye konuştu. BÜYÜK FIRSAT Meryem Ana nın göründüğüne inanılan olaydan bu yana geçen 93 yıllık sürede çorak Fatima kasabası, inanç turizmin dünyadaki merkezlerinden biri haline geldi. Meryem Ana nın göründüğü noktada dev bir katedral yaptırıldı. Katedralin önüne yaptırılan 3 futbol sahası büyüklüğündeki meydanda her ayın 13 ünde törenler gerçekleştiriliyor. Katedralin yakınında 3 bin dükkan yer alıyor ve bu dükkanlarda her renk ve boyda mum, Fatima ve Meryem Ana yazılı, resimli, madalyon, kolye, yüzük, haç, tabak, heykel, eşarp, t-shirt gibi çeşitli hediyeler satılıyor. Ayrıca bölge çok sayıda butik otel, restoran ve kafelerle dolu. Turizmciler, bir bir efsane üzerine dev bir ekonomik imparatorluğun kurulduğunu ve hristiyan dini dünyada yaşadıkça bu gelirin artarak devam edeceği belirtiyor. Fatima, özellikle 13 Mayıs ve 13 Ekim de ziyaretçi akınına uğruyor. "Kardeş sayısı 6 ya çıkabilir" İki kentin kardeş kent olması yönündeki projeyi ilk ortaya atan isimlerden biri olan İzmirli Turizmci Dilek Araç da, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği nin inanç turizmi üzerine 4 yıl önce hazırladığı "Globalleşmede Meryem Ana ve Türkiye, 7 şehir, 7 ülke" adlı bir proje bulunduğunu belirten bu proje ile İzmir e gelen turist sayısını artırmayı amaçladıklarını söyledi. Projede Selçuk un, Fatima başta olmak üzere Meryem Ana nın izlerinin bulunduğu Almanya nın Dülmen, Fransa nın Lourdes, Meksika nın Guadolup, Bosna Hersek in Medjugorje ve İsrail in Kudüs kentleri ile kardeş şehir anlaşması yapmasını amaçladıklarını belirten Araç, inanç turizmi anlamında ülkemize gelen turist sayısını artırmak istediklerini söyledi. İzmir in inanç turizminden hak ettiği payı alamadığını belirten Araç, "İzmir doğal güzelliklerinin yanısıra inanç turizmi açısından da önemli miraslara sahip. Ancak bu miraslar bugüne kadar yeterince iyi pazarlanamadı. Meryem Ana ve Efes başta olmak üzere iyi bir pazarlama ile dünyanın ilgisini İzmir e çekmeliyiz" diye konuştu. Fatima efsanesi nasıl oldu? 3 çocuk 3 sır Portekiz in Estremadura eyaleti Fatima ilçesinde 3 çoban çocuğu olan Jacinta Martos, Francesco ve Lucia Santos un, 13 Mayıs 1917 günü öğleden sonra koyunlarını otlatırken bir mucize olduğuna ve Hz. Meryem in görüntüsüyle karşılaştıklarına inanılıyor. Bu görüntünün çocuklara sürekli olarak orada bir kilise yaptırmalarını tekrarladığı ve 3 sır verdiği belirtiliyor. Çocukların gördüklerini hristiyan din yetkililerine anlatmaları sonrasında olayın büyüdüğü ve Vatikan a iletildiği ifade ediliyor. Vatikan da ise sırların zarflara konduğu ve çocukların kimseye anlatmamaları konusunda uyarıldığı belirtiliyor. 3 kardeşin Meryem Ana dan aldıklarına inanılan 3 sır Vatikan tarafından Papa nın izni ile açıklandı. Sırlardan birincisi, ikinci dünya savaşı ve ikincisi kominizmin çöküşü ile Soyyetler Birliği nin dağılması, Vatikan tarafından açıklandı. Ancak, üçüncü sır 2000 yılına kadar açıklanmadı. Papa suikasti Vatikan Başbakanı Kardinal Angelo Sodano, 13 Mayıs 2000 de Papa nın Fatima nın üçüncü sırrını açıklayacağını duyurdu. Kardinal Joseph Ratzinger, 26 Haziran 2000 de üçüncü sırrın, Mehmet Ali Ağca tarafından 1981 de Papa ya yapılan suikast olduğunu açıkladı. Sırda ayrıca Papa II.Jan Paul ün suikastten Tanrı nın yardımıyla kurtulduğu belirtildi. Ancak, 3. sır böyle açıklansa da Katolik dünyasında buna inanan veya bu açıklamadan yeterince tatmin olmayanlarla inanmayanlar arasında bir tartışma da doğdu. "Katkısı büyük olur" Emekli akademisyen Prof. Dr. Salih Özbaran ise, "Fatima yı ziyaret hıristiyan dünyası açısından hac görevi gibi görülüyor. Portekiz ve İspanya başta olmak üzere dünyadaki Katolikler Fatima yı tanıyor ve fırsat bulanlar ziyaret ediyor. Fatima ismi ise Portekiz in eski tarihlerde Arap hükümdarlığında olduğu dönemden kalma bir isim. Selçuk ve Fatima nın kardeş şehir olması ise hem Hıristiyan bağlamı, hem de ticaret ve turizmin geliştirilmesi anlamında büyük önem taşıyor. İsabetli bir yaklaşım olmuş." Kaynak : Turizm Habercisi
Havaalanı Loungelarında Butik Oteller Rehberi
Butik Oteller Rehberi adlı Kitabımız tüm havaalanı Loungelarında ücretsiz yer alıyor... Wings ( Akbank ) - Shop and Miles ( Garanti ) - Advantage ( Hsbc ) - Adios World card ( Yapı Kredi ) - Maximiles ( İşbankası )
2010-07-14 13:14:10
Butik Oteller Rehberi adlı Kitabımız tüm havaalanı Loungelarında ücretsiz yer alıyor... Wings ( Akbank ) - Shop and Miles ( Garanti ) - Advantage ( Hsbc ) - Adios World card ( Yapı Kredi ) - Maximiles
devamını okumak için tıklayınız.

Butik Oteller Rehberi adlı Kitabımız tüm havaalanı Loungelarında ücretsiz yer alıyor... Wings ( Akbank ) - Shop and Miles ( Garanti ) - Advantage ( Hsbc ) - Adios World card ( Yapı Kredi ) - Maximiles ( İşbankası )
Istanbul a yakın 10 Butik Adres ...
Platin Dergisi Ağustos sayısında Istanbul a yakın 10 butik adres konusunu işledik... Ağustos Platin dergisi sayısını kaçırmayın !
2010-07-12 09:26:35
Platin Dergisi Ağustos sayısında Istanbul a yakın 10 butik adres konusunu işledik... Ağustos Platin dergisi sayısını kaçırmayın !
devamını okumak için tıklayınız.

Platin Dergisi Ağustos sayısında Istanbul a yakın 10 butik adres konusunu işledik... Ağustos Platin dergisi sayısını kaçırmayın !
Butik Oteller Rehberi.com Kitabı Joy Türk te 89.0
JoyTurk 89.0. Yerel yayınlar yapıyor, müzik haberleri ve yayıncıları hakkında bilgiler bulunmaktadır. www.joyturk.com.tr . Butik Oteller Rehberi.com Kitabı haziran 2010 ayında Joy Türk radyoda tanıtılıyor...
2010-06-15 15:25:48
JoyTurk 89.0. Yerel yayınlar yapıyor, müzik haberleri ve yayıncıları hakkında bilgiler bulunmaktadır. www.joyturk.com.tr . Butik Oteller Rehberi.com Kitabı haziran 2010 ayında Joy Türk radyoda tanıt
devamını okumak için tıklayınız.

JoyTurk 89.0. Yerel yayınlar yapıyor, müzik haberleri ve yayıncıları hakkında bilgiler bulunmaktadır. www.joyturk.com.tr . Butik Oteller Rehberi.com Kitabı haziran 2010 ayında Joy Türk radyoda tanıtılıyor...
Akşam Gazetesi - Seyahat Eki - 28 Mayıs 2010
Butik Oteller Rehberi.com Kitabı Akşam Gazetesinde 28 Mayıs 2010 - Turizm Ekinde !
2010-06-11 13:26:48
Butik Oteller Rehberi.com Kitabı Akşam Gazetesinde 28 Mayıs 2010 - Turizm Ekinde !
devamını okumak için tıklayınız.

Butik Oteller Rehberi.com Kitabı Akşam Gazetesinde 28 Mayıs 2010 - Turizm Ekinde !
Q
Q En Magazine Mayıs 2010 sayısında - Butik Oteller Rehberi.com Kitabı tanıtıldı.
2010-06-11 13:25:45
Q En Magazine Mayıs 2010 sayısında - Butik Oteller Rehberi.com Kitabı tanıtıldı.
devamını okumak için tıklayınız.

Q En Magazine Mayıs 2010 sayısında - Butik Oteller Rehberi.com Kitabı tanıtıldı.
Butik Oteller Rehberi - Food and Travel Haziran 2010 sayısında
Yoğun istek üzerine Butik Oteller Rehberi - Food and Travel Haziran 2010 sayısında okuyuculara hediye ediliyor...
2010-06-11 13:25:18
Yoğun istek üzerine Butik Oteller Rehberi - Food and Travel Haziran 2010 sayısında okuyuculara hediye ediliyor...
devamını okumak için tıklayınız.

Yoğun istek üzerine Butik Oteller Rehberi - Food and Travel Haziran 2010 sayısında okuyuculara hediye ediliyor...
Habertürk İstanbul Eki - Butik Oteller Rehberi haberi
Butik Oteller Rehberi Kitabı, 2 Haziran 2010 Habertürk Gazetesi İstanbul ekinde tanıtıldı...
2010-06-11 13:25:02
Butik Oteller Rehberi Kitabı, 2 Haziran 2010 Habertürk Gazetesi İstanbul ekinde tanıtıldı...
devamını okumak için tıklayınız.

Butik Oteller Rehberi Kitabı, 2 Haziran 2010 Habertürk Gazetesi İstanbul ekinde tanıtıldı...
Platin Dergisi Yazımız: Organik Temalı Oteller
Organik - Eko - Bio Temalı Oteller Organik otel yerine, ekolojik otel ya da kısaca eko otel demek daha doğru olabilir. Gerçi İngilizler ?organik tatil? yakıştırmasını benimsemiş durumdalar. Gelelim ?organik veya eko otel? tanımına ve içeriğine: Bulunduğu çevrenin, geleneksel yerleşim dokusuyla uyumlu, ekolojik mimariye göre planlanan, olabildiğince güneş, rüzgâr gibi yenilenebilir enerjileri kullanarak, karbon salımını en aza indirgemeyi amaçlayan, organik atıklarını kompost yaparak doğaya geri kazandıran, banyo ve mutfak atıklarında; gri su, siyah su ayırımı yapabilen oteller bu tanıma girer. Ayrıca mutfağında organik ürünler kullanan, temizlik ürünleri seçiminde doğada çözülebilir, zararlı atık oluşturmayanları tercih eden, otel odalarında organik tekstil ürünlerine yer verebilen, bahçesinde yenebilir peyzaj içinde kendi kompostunu kullanarak yeşil sebze yetiştirebilen oteller, organik ya da eko otelin içeriğini kapsamaktadır. Sürdürülebilir turizm kapsamında, organik veya eko oteller dünyanın her tarafında Porto Riko?dan, İspanya?ya her yerde yıllardan beri gittikçe çoğalmaktadır. Ülkemizde de son yıllarda çevreye saygılı, yukarıda saydığımız özelliklerden bazılarını içinde barındıran örnekler oluşmaya başlamıştır. Kaliteli ve sağlıklı bir yaşamı önemseyenler; mümkün olduğunca çevreye dost ve sürdürülebilir bir yaşam felsefesi benimsemiş, geri dönüşüme önem veren ve doğayı tahrip etmemeye özen gösteren, ekolojik dengeyi koruyan, kimyasal ilaçlar ve suni gübre kullanılmayan ürünleri yetiştirmeye ve tüketmeğe özen gösteren ve mümkün olduğunca doğal ve organik ürünler kullanan otelleri sizin için derledik? Mart 2010 Sayısı Platin Derginde okuyabilirsiniz...
2010-06-11 13:24:46
Organik - Eko - Bio Temalı Oteller Organik otel yerine, ekolojik otel ya da kısaca eko otel demek daha doğru olabilir. Gerçi İngilizler ?organik tatil? yakıştırmasını benimsemiş durumdalar. Gelelim ?
devamını okumak için tıklayınız.

Organik - Eko - Bio Temalı Oteller Organik otel yerine, ekolojik otel ya da kısaca eko otel demek daha doğru olabilir. Gerçi İngilizler ?organik tatil? yakıştırmasını benimsemiş durumdalar. Gelelim ?organik veya eko otel? tanımına ve içeriğine: Bulunduğu çevrenin, geleneksel yerleşim dokusuyla uyumlu, ekolojik mimariye göre planlanan, olabildiğince güneş, rüzgâr gibi yenilenebilir enerjileri kullanarak, karbon salımını en aza indirgemeyi amaçlayan, organik atıklarını kompost yaparak doğaya geri kazandıran, banyo ve mutfak atıklarında; gri su, siyah su ayırımı yapabilen oteller bu tanıma girer. Ayrıca mutfağında organik ürünler kullanan, temizlik ürünleri seçiminde doğada çözülebilir, zararlı atık oluşturmayanları tercih eden, otel odalarında organik tekstil ürünlerine yer verebilen, bahçesinde yenebilir peyzaj içinde kendi kompostunu kullanarak yeşil sebze yetiştirebilen oteller, organik ya da eko otelin içeriğini kapsamaktadır. Sürdürülebilir turizm kapsamında, organik veya eko oteller dünyanın her tarafında Porto Riko?dan, İspanya?ya her yerde yıllardan beri gittikçe çoğalmaktadır. Ülkemizde de son yıllarda çevreye saygılı, yukarıda saydığımız özelliklerden bazılarını içinde barındıran örnekler oluşmaya başlamıştır. Kaliteli ve sağlıklı bir yaşamı önemseyenler; mümkün olduğunca çevreye dost ve sürdürülebilir bir yaşam felsefesi benimsemiş, geri dönüşüme önem veren ve doğayı tahrip etmemeye özen gösteren, ekolojik dengeyi koruyan, kimyasal ilaçlar ve suni gübre kullanılmayan ürünleri yetiştirmeye ve tüketmeğe özen gösteren ve mümkün olduğunca doğal ve organik ürünler kullanan otelleri sizin için derledik? Mart 2010 Sayısı Platin Derginde okuyabilirsiniz...
Butik Oteller Rehberi - Food and Travel Nisan sayısında
2010 Butik Oteller Rehberi raflara çıkmadan önce ilk olarak FOOD AND TRAVEL Nisan sayısı ile hediye!
2010-05-26 12:39:21
2010 Butik Oteller Rehberi raflara çıkmadan önce ilk olarak FOOD AND TRAVEL Nisan sayısı ile hediye!
devamını okumak için tıklayınız.

2010 Butik Oteller Rehberi raflara çıkmadan önce ilk olarak FOOD AND TRAVEL Nisan sayısı ile hediye!
Taş Otel Alaçatı İngiliz Basınında !
Alaçatı Taş Otel hakkında İngiliz basınında çıkan 3 taze haberi paylaşmak istedik. The Guardian 10 Nisan 2010 da Türkiye seyahat eki verdi; en başta Çeşme yer alıyor. Haberi okumak için: http://www.guardian.co.uk/travel/2010/apr/10/turkey-beach-holidays-coast-walking The Sunday Times 23 Mayıs 2010 günü Avrupa nın en iyi 100 oteli sıralamasına Taş Otel i de koymuş. http://www.timesonline.co.uk/tol/travel/destinations/europe/article7132553.ece Son haber Conde Nast grubuna ait Tatler dergisinden; o da Alaçatı Taş Otel için "sleeping beauty" benzetmesini yaparak oteli haber yapmış.
2010-05-25 16:38:47
Alaçatı Taş Otel hakkında İngiliz basınında çıkan 3 taze haberi paylaşmak istedik. The Guardian 10 Nisan 2010 da Türkiye seyahat eki verdi; en başta Çeşme yer alıyor. Haberi okumak için: http:
devamını okumak için tıklayınız.

Alaçatı Taş Otel hakkında İngiliz basınında çıkan 3 taze haberi paylaşmak istedik. The Guardian 10 Nisan 2010 da Türkiye seyahat eki verdi; en başta Çeşme yer alıyor. Haberi okumak için: http://www.guardian.co.uk/travel/2010/apr/10/turkey-beach-holidays-coast-walking The Sunday Times 23 Mayıs 2010 günü Avrupa nın en iyi 100 oteli sıralamasına Taş Otel i de koymuş. http://www.timesonline.co.uk/tol/travel/destinations/europe/article7132553.ece Son haber Conde Nast grubuna ait Tatler dergisinden; o da Alaçatı Taş Otel için "sleeping beauty" benzetmesini yaparak oteli haber yapmış.
Mediterra Art Otel Sanat Galerisi
1 Mayıs 2010 tarihinde kalabalık bir katılımcı grubu eşliğinde kapılarını sanat severlere açan Mediterra Art Otel Sanat Galerisi sahip olduğu Tarihi atmosferiyle sanata ilgi duyan tüm misafirlerine sergi süresince üstün bir haz hissetme olanağı sunmaktadır. 2007 yılı Ağustos ayında faaliyete geçen Otel, 200 yıllık tarihe sahip harabe bir Konağın aslına uygun olarak son derece modern bir görünüme kavuşturulmasıyla hayat bulmuştur. Otel restaurantında yer alan çok özel 141 yıllık orijinal Duvar Resmi Mediterra Art Otel’e ayrı bir sanatsal keyif vermektedir. Otelde 14’ü Standart ,6’sı Deluxe olmak üzere toplam 20 eşsiz oda bulunmaktadır. Tarihi ve moderni üstün hizmet anlayışıyla harmanlayarak, misafirlerine Huzur aşılayan Mediterra Art Otel sahip olduğu Sanat galerisi ile misafirlerine ve sanatsever ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatmaktadır. Mediterra Art Galeri her gün sabah 10.30’dan akşam 18:00’a kadar tüm yıl boyunca hizmet vermektedir.
2010-05-24 13:36:11
1 Mayıs 2010 tarihinde kalabalık bir katılımcı grubu eşliğinde kapılarını sanat severlere açan Mediterra Art Otel Sanat Galerisi sahip olduğu Tarihi atmosferiyle sanata ilgi duyan tüm misafirlerin
devamını okumak için tıklayınız.

1 Mayıs 2010 tarihinde kalabalık bir katılımcı grubu eşliğinde kapılarını sanat severlere açan Mediterra Art Otel Sanat Galerisi sahip olduğu Tarihi atmosferiyle sanata ilgi duyan tüm misafirlerine sergi süresince üstün bir haz hissetme olanağı sunmaktadır. 2007 yılı Ağustos ayında faaliyete geçen Otel, 200 yıllık tarihe sahip harabe bir Konağın aslına uygun olarak son derece modern bir görünüme kavuşturulmasıyla hayat bulmuştur. Otel restaurantında yer alan çok özel 141 yıllık orijinal Duvar Resmi Mediterra Art Otel’e ayrı bir sanatsal keyif vermektedir. Otelde 14’ü Standart ,6’sı Deluxe olmak üzere toplam 20 eşsiz oda bulunmaktadır. Tarihi ve moderni üstün hizmet anlayışıyla harmanlayarak, misafirlerine Huzur aşılayan Mediterra Art Otel sahip olduğu Sanat galerisi ile misafirlerine ve sanatsever ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatmaktadır. Mediterra Art Galeri her gün sabah 10.30’dan akşam 18:00’a kadar tüm yıl boyunca hizmet vermektedir.
ShopandMiles 19 Mayıs Butik Otel Fırsatları - ButikOtellerRehberi.com
MasterCard’dan Butik Otel Fırsatları MasterCard’ın 19 Mayıs’a özel Butik Otel fırsatları sizi bekliyor. Saklı kalmış cennetlerde tatilinizi %10 indirimle geçirme ayrıcalığından faydalanın. Detaylı bilgi için http://www.shopandmiles.com/web/44-1496-1-1/shopandmiles/shopandmiles_filter_site/genel/kampanyalar?kategori=shopandmiles
2010-05-13 17:39:02
MasterCard’dan Butik Otel Fırsatları MasterCard’ın 19 Mayıs’a özel Butik Otel fırsatları sizi bekliyor. Saklı kalmış cennetlerde tatilinizi %10 indirimle geçirme ayrıcalığından fa
devamını okumak için tıklayınız.

MasterCard’dan Butik Otel Fırsatları MasterCard’ın 19 Mayıs’a özel Butik Otel fırsatları sizi bekliyor. Saklı kalmış cennetlerde tatilinizi %10 indirimle geçirme ayrıcalığından faydalanın. Detaylı bilgi için http://www.shopandmiles.com/web/44-1496-1-1/shopandmiles/shopandmiles_filter_site/genel/kampanyalar?kategori=shopandmiles
Akbank Wings Card - 19 Mayıs Kampanyası - ButikOtellerRehberi.com
MasterCard’dan Butik Otel Fırsatları MasterCard’ın 19 Mayıs’a özel Butik Otel fırsatları sizi bekliyor. Saklı kalmış cennetlerde tatilinizi %10 indirimle geçirme ayrıcalığından faydalanın. Detaylı bilgi için http://www.wingscard.com/wings/wingsfirsatlari/kampanyalar#
2010-05-13 17:37:28
MasterCard’dan Butik Otel Fırsatları MasterCard’ın 19 Mayıs’a özel Butik Otel fırsatları sizi bekliyor. Saklı kalmış cennetlerde tatilinizi %10 indirimle geçirme ayrıcalığından fa
devamını okumak için tıklayınız.

MasterCard’dan Butik Otel Fırsatları MasterCard’ın 19 Mayıs’a özel Butik Otel fırsatları sizi bekliyor. Saklı kalmış cennetlerde tatilinizi %10 indirimle geçirme ayrıcalığından faydalanın. Detaylı bilgi için http://www.wingscard.com/wings/wingsfirsatlari/kampanyalar#
Bülbül Yuvası Otel Anneler Gününde Özel Brunch
Masallar diyarı Foça Anneleri bekliyor...
2010-05-05 10:00:38
Masallar diyarı Foça Anneleri bekliyor...
devamını okumak için tıklayınız.

Masallar diyarı Foça Anneleri bekliyor...
Kazdağlarında Haftasonu Kaçamağı
Yeşilyurt köyündeki Kısık Konağında konaklayın. Slow Food akımını benimseyen otelde yörenin bozulmamış doğası ve özgün tatlarının tadını çıkarın. Bilgi için: http://butikotellerrehberi.com/kisikkonagi
2010-05-03 13:43:38
Yeşilyurt köyündeki Kısık Konağında konaklayın. Slow Food akımını benimseyen otelde yörenin bozulmamış doğası ve özgün tatlarının tadını çıkarın. Bilgi için: http://butikotellerrehberi.com/kisikkonagi
devamını okumak için tıklayınız.

Yeşilyurt köyündeki Kısık Konağında konaklayın. Slow Food akımını benimseyen otelde yörenin bozulmamış doğası ve özgün tatlarının tadını çıkarın. Bilgi için: http://butikotellerrehberi.com/kisikkonagi
Alaçatı Yolu Göründü
Alaçatı yolu göründü Popülaritesinin gözünüzü korkutmasına izin vermeyin, çünkü sörfçülerin gözbebeği yufka gibi denizi, Rum kültürünü yitirmemiş sokakları ve evleri ile Alaçatı hâlâ tatil yapmak için en doğru adreslerden biri. Cadde75 Otel (0232 716 93 03; ve Sedirli Ev (0232 716 92 71;huzurlu ortamı ve kahvaltısına lezzet katan ev yapımı reçelleriyle konaklamak için idealler. Cadde75 Otel, Alaçatı nın merkezine yürüme mesafesinde sakin ve keyifli bir bahçe içine kurulu. Kahvaltısının en büyük kozu, ev yapımı bademli fıstıklı havuç reçeli. Geçen yıl açılan Sedirli Ev ise sadelikle şıklığı aynı potada eriten bir butik tarzında küçük otel. Kahvaltıdaki ev yapımı reçelleri kadar akşamüstü ikram ettiği taze kekleri ile de iddialı.
2010-05-03 13:43:16
Alaçatı yolu göründü Popülaritesinin gözünüzü korkutmasına izin vermeyin, çünkü sörfçülerin gözbebeği yufka gibi denizi, Rum kültürünü yitirmemiş sokakları ve evleri ile Alaçatı hâlâ tatil yapmak içi
devamını okumak için tıklayınız.

Alaçatı yolu göründü Popülaritesinin gözünüzü korkutmasına izin vermeyin, çünkü sörfçülerin gözbebeği yufka gibi denizi, Rum kültürünü yitirmemiş sokakları ve evleri ile Alaçatı hâlâ tatil yapmak için en doğru adreslerden biri. Cadde75 Otel (0232 716 93 03; ve Sedirli Ev (0232 716 92 71;huzurlu ortamı ve kahvaltısına lezzet katan ev yapımı reçelleriyle konaklamak için idealler. Cadde75 Otel, Alaçatı nın merkezine yürüme mesafesinde sakin ve keyifli bir bahçe içine kurulu. Kahvaltısının en büyük kozu, ev yapımı bademli fıstıklı havuç reçeli. Geçen yıl açılan Sedirli Ev ise sadelikle şıklığı aynı potada eriten bir butik tarzında küçük otel. Kahvaltıdaki ev yapımı reçelleri kadar akşamüstü ikram ettiği taze kekleri ile de iddialı.
Ailecek Tatil Yapın - Casa Dell
Bodrum Torba koyunda bulunan otelde çocuklarıyla tatil yapmak isteyen aileler için özel bir atmosfer sunuluyor. 12 yaşın altındaki çocuklardan ücret alınmıyor. Bilgi için: http://butikotellerrehberi.com/casadellartevillage
2010-05-03 13:42:10
Bodrum Torba koyunda bulunan otelde çocuklarıyla tatil yapmak isteyen aileler için özel bir atmosfer sunuluyor. 12 yaşın altındaki çocuklardan ücret alınmıyor. Bilgi için: http://butikotellerrehberi.c
devamını okumak için tıklayınız.

Bodrum Torba koyunda bulunan otelde çocuklarıyla tatil yapmak isteyen aileler için özel bir atmosfer sunuluyor. 12 yaşın altındaki çocuklardan ücret alınmıyor. Bilgi için: http://butikotellerrehberi.com/casadellartevillage
Meditasyon Yapın
Meditasyon yapın Çatalca daki 150 dönümlük Ferko Fidan Çiftliği nin içinde yer alan Villa Fe de 20-30 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek Vipassana Meditasyon Kampı na katılın. 2500 yıldır uygulanan Vipassana, en etkili kişisel arınma metotlarından biri olarak kabul ediliyor. 10 günlük kamp boyunca gün boyu meditasyon yaparak zihinsel açıdan arınacak, doğru nefes alıp vermeyi öğreneceksiniz. Kamp ücreti için oteli arayınız. Bilgi için Tel: 0212 257 24 56; www.nevsahfidan.com
2010-05-03 13:40:38
Meditasyon yapın Çatalca daki 150 dönümlük Ferko Fidan Çiftliği nin içinde yer alan Villa Fe de 20-30 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek Vipassana Meditasyon Kampı na katılın. 2500 yıldır u
devamını okumak için tıklayınız.

Meditasyon yapın Çatalca daki 150 dönümlük Ferko Fidan Çiftliği nin içinde yer alan Villa Fe de 20-30 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek Vipassana Meditasyon Kampı na katılın. 2500 yıldır uygulanan Vipassana, en etkili kişisel arınma metotlarından biri olarak kabul ediliyor. 10 günlük kamp boyunca gün boyu meditasyon yaparak zihinsel açıdan arınacak, doğru nefes alıp vermeyi öğreneceksiniz. Kamp ücreti için oteli arayınız. Bilgi için Tel: 0212 257 24 56; www.nevsahfidan.com
En İyi mağara otellerinin 3
İngiliz Daily Telegraph gazetesi, dünyanın en iyi mağara otelleri arasında, Kapadokya daki üç otele yer verdi Nisan 2009 Gazetenin seyahat bölümünde yayımlanan mağara oteller tanıtımında, Kapadokya daki Gamirasu Mağara Otel, Elkep Evi ve Serinn House otelleri yer aldı. Daily Telegraph, Kapadokya da çok sayıda mağara otelinin bulunduğunu ancak bunlar içinde en iyisinin bir butik otel olan Serinn House olduğunu yazdı. Gamirasu Mağara Otel in, Bizans döneminde inziva manastırı olarak kullanılan bir yapı olduğu belirtildi. Elkep Evi nin de, Ürgüp e bakan bir tepede modern mağara odaları sunduğu kaydedildi. Listede İran, Fransa, İsveç, Yunanistan, Jamaika, ABD ve İtalya dan da birer mağara otel yer aldı. 2 Nisan 2009 tarihli Milliyet Gazetesi nden alınmıştır.
2010-05-03 13:39:08
İngiliz Daily Telegraph gazetesi, dünyanın en iyi mağara otelleri arasında, Kapadokya daki üç otele yer verdi Nisan 2009 Gazetenin seyahat bölümünde yayımlanan mağara oteller tanıtımında, Kapadoky
devamını okumak için tıklayınız.

İngiliz Daily Telegraph gazetesi, dünyanın en iyi mağara otelleri arasında, Kapadokya daki üç otele yer verdi Nisan 2009 Gazetenin seyahat bölümünde yayımlanan mağara oteller tanıtımında, Kapadokya daki Gamirasu Mağara Otel, Elkep Evi ve Serinn House otelleri yer aldı. Daily Telegraph, Kapadokya da çok sayıda mağara otelinin bulunduğunu ancak bunlar içinde en iyisinin bir butik otel olan Serinn House olduğunu yazdı. Gamirasu Mağara Otel in, Bizans döneminde inziva manastırı olarak kullanılan bir yapı olduğu belirtildi. Elkep Evi nin de, Ürgüp e bakan bir tepede modern mağara odaları sunduğu kaydedildi. Listede İran, Fransa, İsveç, Yunanistan, Jamaika, ABD ve İtalya dan da birer mağara otel yer aldı. 2 Nisan 2009 tarihli Milliyet Gazetesi nden alınmıştır.
Hamak keyfi - Torba / Bodrum
Bodrumun en güzel koylarından Gündoğan da muhteşem bir tatile hazırlanın. Denize sıfır konumdaki teraslı deluxe odaları, ege mutfağından seçkin örneklerin sunulduğu restoranı, eğlence anlayışınızı bir üst seviyeye çıkaracak olan plaj barıyla Hamak Hotel, 15 Mayıs ta 2010 yaz sezonunu açıyor. Otelin galeri bölümündeki yerli ve yabancı çağdaş sanatçıların sergilerine de göz atın. Çift kişilik oda kahvaltı dahil, kdv hariç, mayıs ve haziranda 110 eurodan başlıyor. Bilgi için: http://butikotellerrehberi.com/hamakotelgundogan
2010-05-03 13:38:34
Bodrumun en güzel koylarından Gündoğan da muhteşem bir tatile hazırlanın. Denize sıfır konumdaki teraslı deluxe odaları, ege mutfağından seçkin örneklerin sunulduğu restoranı, eğlence anlayışınızı bir
devamını okumak için tıklayınız.

Bodrumun en güzel koylarından Gündoğan da muhteşem bir tatile hazırlanın. Denize sıfır konumdaki teraslı deluxe odaları, ege mutfağından seçkin örneklerin sunulduğu restoranı, eğlence anlayışınızı bir üst seviyeye çıkaracak olan plaj barıyla Hamak Hotel, 15 Mayıs ta 2010 yaz sezonunu açıyor. Otelin galeri bölümündeki yerli ve yabancı çağdaş sanatçıların sergilerine de göz atın. Çift kişilik oda kahvaltı dahil, kdv hariç, mayıs ve haziranda 110 eurodan başlıyor. Bilgi için: http://butikotellerrehberi.com/hamakotelgundogan
Buz otelin yaratıcısı bu sefer Meleklerevi ?nin mağara odasında misafir oldu..
Buz otelin yaratıcısı bu sefer Meleklerevi ?nin mağara odasında misafir oldu.. Norveç ?teki ünlü ICE HOTEL in yaratıcılarından Arne Bergh 17 yıldır her sene Aralık ?ta yapıp ,Nisan ayında eriyen buzdan otellerinden farklı olarak Kapadokya ?nın binlerce yıllık mağara odalarının sıcaklığını yaşadı . İstanbul da 23 Nisanda açılacak olan ?Magic Ice ? buz müzesini yapmak için geldiği Türkiye de iki günlük bir Kapadokya gezisi yaptı ve Ürgüp te Meleklerevi ?nde kaldı . Arne Bergh Meleklerevi nin sahipleri Arzu ve Muammer Erinal ile Kapadokya?nın eşsiz vadilerini gezdi ve uçsuz bucaksız vadiler üzerinde güneşin ilk ışıklarının eşliğinde Balon uçuşu yaptı.. MELEKLEREVİ Cave Hotel http://butikotellerrehberi.com/meleklerevi
2010-04-08 16:53:17
Buz otelin yaratıcısı bu sefer Meleklerevi ?nin mağara odasında misafir oldu.. Norveç ?teki ünlü ICE HOTEL in yaratıcılarından Arne Bergh 17 yıldır her sene Aralık ?ta yapıp ,Nisan ayında eriyen b
devamını okumak için tıklayınız.

Buz otelin yaratıcısı bu sefer Meleklerevi ?nin mağara odasında misafir oldu.. Norveç ?teki ünlü ICE HOTEL in yaratıcılarından Arne Bergh 17 yıldır her sene Aralık ?ta yapıp ,Nisan ayında eriyen buzdan otellerinden farklı olarak Kapadokya ?nın binlerce yıllık mağara odalarının sıcaklığını yaşadı . İstanbul da 23 Nisanda açılacak olan ?Magic Ice ? buz müzesini yapmak için geldiği Türkiye de iki günlük bir Kapadokya gezisi yaptı ve Ürgüp te Meleklerevi ?nde kaldı . Arne Bergh Meleklerevi nin sahipleri Arzu ve Muammer Erinal ile Kapadokya?nın eşsiz vadilerini gezdi ve uçsuz bucaksız vadiler üzerinde güneşin ilk ışıklarının eşliğinde Balon uçuşu yaptı.. MELEKLEREVİ Cave Hotel http://butikotellerrehberi.com/meleklerevi
Hürriyet Daily News - ButikOtellerRehberi.com Tanıtım programı
Sitemiz üyesi oteller diledikleri taktirde Hürriyet Daily News gazetesinde özel fiyatlar ile reklam yayını yapabilmektedirler. Fırsattan yararlanmak için ve detaylı bilgi almak için bizimle irtibata geçebilirsiniz. İzim Bozada Editor ButikOtellerRehberi.com BoutiqueHotelsofTurkey.com SmallHotels.wordpress.com Fecri Ebcioglu Sk. 18/B D:2 1.Levent/Istanbul/Turkey Tel: +90.212.269.4888 Faks: +90.212.279.3584
2010-03-29 17:00:24
Sitemiz üyesi oteller diledikleri taktirde Hürriyet Daily News gazetesinde özel fiyatlar ile reklam yayını yapabilmektedirler. Fırsattan yararlanmak için ve detaylı bilgi almak için bizimle irtibata g
devamını okumak için tıklayınız.

Sitemiz üyesi oteller diledikleri taktirde Hürriyet Daily News gazetesinde özel fiyatlar ile reklam yayını yapabilmektedirler. Fırsattan yararlanmak için ve detaylı bilgi almak için bizimle irtibata geçebilirsiniz. İzim Bozada Editor ButikOtellerRehberi.com BoutiqueHotelsofTurkey.com SmallHotels.wordpress.com Fecri Ebcioglu Sk. 18/B D:2 1.Levent/Istanbul/Turkey Tel: +90.212.269.4888 Faks: +90.212.279.3584
ButikOtellerRehberi.com - Onur Air İşbirliği Programı
ButikOtellerRehberi.com / BoutiqueHotelsofTurkey.com Onur Air Havayolları işbirliği ile ButikOtellerRehberi.com Türkiye’nin butik otellerini dünyaya tanıtmaya devam ediyor! Her ay Onur Air uçaklarında Oteller’e ait sayfalarda sizleri tanıtıyoruz. Otelinizin bir adet görseli, Türkçe veya İngilizce tanıtım metni, telefonu ve web adresi On Air Guide dergisinde yılda yaklaşık 7 milyon yolcuya ulaşıyor. Siz de otelinizin, Onur Air’in tüm yolcularına hediye ettiği, Türkçe ve İngilizce basılan ON AIR Guide Book ( Rehber Kitabı )’nda yer almasını istiyorsanız, Fırsattan yararlanmak için ve detaylı bilgi almak için bizimle irtibata geçebilirsiniz. İzim Bozada Editor ButikOtellerRehberi.com BoutiqueHotelsofTurkey.com SmallHotels.wordpress.com Fecri Ebcioglu Sk. 18/B D:2 1.Levent/Istanbul/Turkey Tel: +90.212.269.4888 Faks: +90.212.279.3584
2010-03-29 16:37:00
ButikOtellerRehberi.com / BoutiqueHotelsofTurkey.com Onur Air Havayolları işbirliği ile ButikOtellerRehberi.com Türkiye’nin butik otellerini dünyaya tanıtmaya devam ediyor! Her ay Onur Air u
devamını okumak için tıklayınız.

ButikOtellerRehberi.com / BoutiqueHotelsofTurkey.com Onur Air Havayolları işbirliği ile ButikOtellerRehberi.com Türkiye’nin butik otellerini dünyaya tanıtmaya devam ediyor! Her ay Onur Air uçaklarında Oteller’e ait sayfalarda sizleri tanıtıyoruz. Otelinizin bir adet görseli, Türkçe veya İngilizce tanıtım metni, telefonu ve web adresi On Air Guide dergisinde yılda yaklaşık 7 milyon yolcuya ulaşıyor. Siz de otelinizin, Onur Air’in tüm yolcularına hediye ettiği, Türkçe ve İngilizce basılan ON AIR Guide Book ( Rehber Kitabı )’nda yer almasını istiyorsanız, Fırsattan yararlanmak için ve detaylı bilgi almak için bizimle irtibata geçebilirsiniz. İzim Bozada Editor ButikOtellerRehberi.com BoutiqueHotelsofTurkey.com SmallHotels.wordpress.com Fecri Ebcioglu Sk. 18/B D:2 1.Levent/Istanbul/Turkey Tel: +90.212.269.4888 Faks: +90.212.279.3584
Butik Oteller Rehberi.com Forbes
3 seneyi aşkın bir sürede sizlerin katkı ve destekleri ile büyüyen ButikOtellerRehberi.com, bugün iş ve ekonomi dünyasının en saygın yayınlarından Forbes dergisinin 2008 Kasım sayısına "Girişimci" köşesi ile konu oldu. Kurulduğu günden bu yana vizyonu Türkiye deki Butik ve HIP Otellerin internette en etkili şekilde ve doğru bir biçimde tanıtımı ve turizmi alanında lider site olmak olan ButikOtellerRehberi.com, görüyoruz ki doğru adımlar atıyor, siz değerli dostları ile birlikte yol alıyor, sizlerle birlikte kazanıyor ve kazandırıyor. Her zaman daha iyiyi arayan ve yeni fikirlerle hiç durmayan bizler eminiz ki bugün olduğu gibi, gelecekte de, daima vizyonumuzu kaybetmeden siz değerli otellerimizi en etkili şekilde ve doğru bir biçimde tanıtarak butik otel turizmine değer katmaya ve farklılığımızı ortaya koymaya devam edeceğiz.
2010-03-29 16:31:11
3 seneyi aşkın bir sürede sizlerin katkı ve destekleri ile büyüyen ButikOtellerRehberi.com, bugün iş ve ekonomi dünyasının en saygın yayınlarından Forbes dergisinin 2008 Kasım sayısına "Girişimci" köş
devamını okumak için tıklayınız.

3 seneyi aşkın bir sürede sizlerin katkı ve destekleri ile büyüyen ButikOtellerRehberi.com, bugün iş ve ekonomi dünyasının en saygın yayınlarından Forbes dergisinin 2008 Kasım sayısına "Girişimci" köşesi ile konu oldu. Kurulduğu günden bu yana vizyonu Türkiye deki Butik ve HIP Otellerin internette en etkili şekilde ve doğru bir biçimde tanıtımı ve turizmi alanında lider site olmak olan ButikOtellerRehberi.com, görüyoruz ki doğru adımlar atıyor, siz değerli dostları ile birlikte yol alıyor, sizlerle birlikte kazanıyor ve kazandırıyor. Her zaman daha iyiyi arayan ve yeni fikirlerle hiç durmayan bizler eminiz ki bugün olduğu gibi, gelecekte de, daima vizyonumuzu kaybetmeden siz değerli otellerimizi en etkili şekilde ve doğru bir biçimde tanıtarak butik otel turizmine değer katmaya ve farklılığımızı ortaya koymaya devam edeceğiz.
FaceBook - Boutique Hotels of Turkey
FaceBook taki Boutique Hotels of Turkey adlı grubumuz yerli yabancı 9000 üye ye doğru hızla ilerliyor... facebook grubumuza üye olmak ve diğer üyeler ile online paylaşım yapmak için linki ziyaret ediniz... http://www.facebook.com/group.php?gid=4978862841
2010-03-29 16:29:27
FaceBook taki Boutique Hotels of Turkey adlı grubumuz yerli yabancı 9000 üye ye doğru hızla ilerliyor... facebook grubumuza üye olmak ve diğer üyeler ile online paylaşım yapmak için linki ziyaret edin
devamını okumak için tıklayınız.

FaceBook taki Boutique Hotels of Turkey adlı grubumuz yerli yabancı 9000 üye ye doğru hızla ilerliyor... facebook grubumuza üye olmak ve diğer üyeler ile online paylaşım yapmak için linki ziyaret ediniz... http://www.facebook.com/group.php?gid=4978862841
Butik Oteller Rehberi.com Capital
ButikOtellerrehberi.com kurucularından İzim Bozada iş ve para dergisi Capital de İş adamları ve ünlülerin röportaj konularıyla Ocak 2009 sayısında...
2010-03-29 16:28:25
ButikOtellerrehberi.com kurucularından İzim Bozada iş ve para dergisi Capital de İş adamları ve ünlülerin röportaj konularıyla Ocak 2009 sayısında...
devamını okumak için tıklayınız.

ButikOtellerrehberi.com kurucularından İzim Bozada iş ve para dergisi Capital de İş adamları ve ünlülerin röportaj konularıyla Ocak 2009 sayısında...
Butik Oteller Rehberi

ButikOtellerRehberi.com a Hos Geldiniz

ButikOtellerRehberi.com internet sitesi, bazı harika butik otel ve özel işletmeleri keşfetmeniz için, sizlere bu tesisleri inceleme fırsatı vermek için tasarlandı.
Sitemiz benzersiz ve eşsiz tatlar arayanlar için ideal bir kaynak olmakla birlikte geleneksel ve aynı zamanda çağdaş yapıları sizlerin ilgisine ve beğenisine sunmaktadır.
Yeni yerleri ve işletmeleri gezerken keyfinize bakın!

Saygılarımızla,
2010-03-29 16:24:10
ButikOtellerRehberi.com a Hos Geldiniz ButikOtellerRehberi.com internet sitesi, bazı harika butik otel ve özel işletmeleri keşfetmeniz için, sizlere bu tesisleri inceleme fırsatı vermek için tasarland
devamını okumak için tıklayınız.


ButikOtellerRehberi.com a Hos Geldiniz

ButikOtellerRehberi.com internet sitesi, bazı harika butik otel ve özel işletmeleri keşfetmeniz için, sizlere bu tesisleri inceleme fırsatı vermek için tasarlandı.
Sitemiz benzersiz ve eşsiz tatlar arayanlar için ideal bir kaynak olmakla birlikte geleneksel ve aynı zamanda çağdaş yapıları sizlerin ilgisine ve beğenisine sunmaktadır.
Yeni yerleri ve işletmeleri gezerken keyfinize bakın!

Saygılarımızla,
Turizm Sektörüne HIP Dokunuş
Tasarım, konsept, sıradışılık ve tamamen kişiye özel hizmet vizyonuyla farklılaşan hip oteller, turizm sektöründe değişim rüzgarı estiriyor. Oldukça elit bir kitleye hitap eden hip oteller; sanat, konfor, sadelik, huzur, dinamizm gibi kavramlara orijinal bir yorum katarak tamamen kişiye özel yaşam alanları yaratıyor... Özgün tasarımı, farklı konseptleri ve yenilikçi hizmet anlayışıyla dikkat çeken ?hip? oteller, turizm sektöründe sıradışı bir trendin öncüsü? ?Hip?, yani ?highly individual places? olarak öne çıkan bu kavram, kişiye özel mekanlar sunma vizyonunu da beraberinde getiriyor. Çoğunlukla sık seyahat eden işadamlarına hitap eden hip otellerin en önemli farklarından biri de butik otellerden hem tasarım hem de işlevsellik açısından çok daha değişik bir segmentte yer almaları... Türkiye?yi de etkisi altına alan hip otel kavramı, İstanbul?un yanı sıra Türkiye?nin farklı bölgelerindeki orijinal yaşam alanlarıyla boy gösteriyor. Türkiye?de yılda yaklaşık 2.5 milyon ziyaretçisi olan ve Google?da ?butik otel? aramalarında birinci sırada yer alan butikotellerrehberi.com, piyasaya çıkardıkları üçüncü kitapları ?HIP&Butik Oteller-Tatlar? isimli çalışmalarıyla, ?hip? oluşumuna farklı bir ışık tutuyor. Kendine özel hizmet bekleyen kişilerin beklentilerini karşılayabilecek, hizmet anlayışı, konumu ve tasarımıyla farklılaşan 130 butik otelden oluşan özel projede, ?hip? olarak öne çıkan 20?ye yakın otel bulunuyor. İzim Bozada ve Yener Atakan tarafından hazırlanan ?HIP&Butik Oteller-Tatlar? adlı kitapta dikkat çeken bir diğer özellik ise otellere ait sayfaların altında bulunan ?HIP?s TIP?s ibaresi... Bu işaret, öne çıkan otellerin hangi lezzetli mönüler ya da yemek tarifleriyle farklılaştıklarına ışık tutuyor. Konaklama deneyimlerinde konforun yanı sıra birbirinden lezzetli yemeklerin tadına bakmak isteyen kişilerin bu önerilere kulak vermelerinde fayda var. Tüm bu verilerin ışığında hedef kitlesine çok daha lüks bir ortamda, tasarımla bütünleşen yaşam biçimleri sunan hip otellerin Türkiye ve dünyadaki başarılı örneklerine göz atmanın tam zamanı?
2010-03-29 16:16:55
Tasarım, konsept, sıradışılık ve tamamen kişiye özel hizmet vizyonuyla farklılaşan hip oteller, turizm sektöründe değişim rüzgarı estiriyor. Oldukça elit bir kitleye hitap eden hip oteller; sanat, ko
devamını okumak için tıklayınız.

Tasarım, konsept, sıradışılık ve tamamen kişiye özel hizmet vizyonuyla farklılaşan hip oteller, turizm sektöründe değişim rüzgarı estiriyor. Oldukça elit bir kitleye hitap eden hip oteller; sanat, konfor, sadelik, huzur, dinamizm gibi kavramlara orijinal bir yorum katarak tamamen kişiye özel yaşam alanları yaratıyor... Özgün tasarımı, farklı konseptleri ve yenilikçi hizmet anlayışıyla dikkat çeken ?hip? oteller, turizm sektöründe sıradışı bir trendin öncüsü? ?Hip?, yani ?highly individual places? olarak öne çıkan bu kavram, kişiye özel mekanlar sunma vizyonunu da beraberinde getiriyor. Çoğunlukla sık seyahat eden işadamlarına hitap eden hip otellerin en önemli farklarından biri de butik otellerden hem tasarım hem de işlevsellik açısından çok daha değişik bir segmentte yer almaları... Türkiye?yi de etkisi altına alan hip otel kavramı, İstanbul?un yanı sıra Türkiye?nin farklı bölgelerindeki orijinal yaşam alanlarıyla boy gösteriyor. Türkiye?de yılda yaklaşık 2.5 milyon ziyaretçisi olan ve Google?da ?butik otel? aramalarında birinci sırada yer alan butikotellerrehberi.com, piyasaya çıkardıkları üçüncü kitapları ?HIP&Butik Oteller-Tatlar? isimli çalışmalarıyla, ?hip? oluşumuna farklı bir ışık tutuyor. Kendine özel hizmet bekleyen kişilerin beklentilerini karşılayabilecek, hizmet anlayışı, konumu ve tasarımıyla farklılaşan 130 butik otelden oluşan özel projede, ?hip? olarak öne çıkan 20?ye yakın otel bulunuyor. İzim Bozada ve Yener Atakan tarafından hazırlanan ?HIP&Butik Oteller-Tatlar? adlı kitapta dikkat çeken bir diğer özellik ise otellere ait sayfaların altında bulunan ?HIP?s TIP?s ibaresi... Bu işaret, öne çıkan otellerin hangi lezzetli mönüler ya da yemek tarifleriyle farklılaştıklarına ışık tutuyor. Konaklama deneyimlerinde konforun yanı sıra birbirinden lezzetli yemeklerin tadına bakmak isteyen kişilerin bu önerilere kulak vermelerinde fayda var. Tüm bu verilerin ışığında hedef kitlesine çok daha lüks bir ortamda, tasarımla bütünleşen yaşam biçimleri sunan hip otellerin Türkiye ve dünyadaki başarılı örneklerine göz atmanın tam zamanı?
Lil?a Restaurant - Museum Hotel
Bu sezon 3. hizmet yılını tamamlayacak olan alacarte restaurantı Lil?a ?da; başka hiçbir restaurantta bulamayacağınız Kapadokya?ya has tandır ve taş fırın yemeklerini ve Modern Türk Mutfağının en güzel örneklerini, seçkin bir mutfak ve servis anlayışı ile misafirlerine sunmaya devam ediliyor. Kapadokya?nın en etkileyici manzaralarından birine sahip olan Lil?a, adının da çağrıştırdığı üzere lila rengi ve tonları ile bezenmiş, Osmanlı ve Selçuklu mimarisi sentezi, büyüleyici bir atmosfere sahip. Kapadokya?nın tek American Express Selects restaurantı olan Lil?a, uluslararası birçok festivallerde ödülleri bulunan şefleri ve alacarte servis konusunda tecrübeli profesyonel ekibi ile Kapadokya?nın en önde gelen ?fine-dining? restaurantı konumunda. Birçok festivalde ödülleri bulunan Baş Aşçı Mustafa Buyukhan?dan sonra, Şeflerinden Mehmet Ali Akkuş da 2010 Uluslararası Gastronomi Festivalinde bronz madalya ile ödüllendirilerek ödüllü aşçıları arasına katılmış. Sadece 16 yerli ve ithal seçkin şarabın yer aldığı ?Seçkin Şaraplar? menusunde, Kocabağ şarapçılık ve Museum Hotel işbirliği ile özel olarak üretilen ?Museum Hotel Spécial ? Cabernet Sauvignon 2009? da bu sene menude yer alacaktır. Otelden tamamen bağımsız girişi sayesinde Lil?a; ister Museum Hotel konaklamalı olsun, ister olmasın, Kapadokya?da bulunan tüm müşterilere (grup veya münferit) çok özel öğle ve akşam yemekleri / Gala yemekleri için hizmet vermektedir.
2010-03-29 16:06:54
Bu sezon 3. hizmet yılını tamamlayacak olan alacarte restaurantı Lil?a ?da; başka hiçbir restaurantta bulamayacağınız Kapadokya?ya has tandır ve taş fırın yemeklerini ve Modern Türk Mutfağının en güze
devamını okumak için tıklayınız.

Bu sezon 3. hizmet yılını tamamlayacak olan alacarte restaurantı Lil?a ?da; başka hiçbir restaurantta bulamayacağınız Kapadokya?ya has tandır ve taş fırın yemeklerini ve Modern Türk Mutfağının en güzel örneklerini, seçkin bir mutfak ve servis anlayışı ile misafirlerine sunmaya devam ediliyor. Kapadokya?nın en etkileyici manzaralarından birine sahip olan Lil?a, adının da çağrıştırdığı üzere lila rengi ve tonları ile bezenmiş, Osmanlı ve Selçuklu mimarisi sentezi, büyüleyici bir atmosfere sahip. Kapadokya?nın tek American Express Selects restaurantı olan Lil?a, uluslararası birçok festivallerde ödülleri bulunan şefleri ve alacarte servis konusunda tecrübeli profesyonel ekibi ile Kapadokya?nın en önde gelen ?fine-dining? restaurantı konumunda. Birçok festivalde ödülleri bulunan Baş Aşçı Mustafa Buyukhan?dan sonra, Şeflerinden Mehmet Ali Akkuş da 2010 Uluslararası Gastronomi Festivalinde bronz madalya ile ödüllendirilerek ödüllü aşçıları arasına katılmış. Sadece 16 yerli ve ithal seçkin şarabın yer aldığı ?Seçkin Şaraplar? menusunde, Kocabağ şarapçılık ve Museum Hotel işbirliği ile özel olarak üretilen ?Museum Hotel Spécial ? Cabernet Sauvignon 2009? da bu sene menude yer alacaktır. Otelden tamamen bağımsız girişi sayesinde Lil?a; ister Museum Hotel konaklamalı olsun, ister olmasın, Kapadokya?da bulunan tüm müşterilere (grup veya münferit) çok özel öğle ve akşam yemekleri / Gala yemekleri için hizmet vermektedir.
Fethiye - Yeşilüzümlü 2. Kuzugöbeği Mantar Festivali 2 – 4 Nisan 2010
Bu doğa sarhoş eder adamı, kıyamazsın bakmaya ovaların derinliğine, dağların enginliğine. Yeşil, mavi, sarı, kırmızı bağıra bağıra sarhoş eder insanı, bir dikişte içersin tüm renkleri. Anlamazsın sarhoşluğunu, dinginliğinde yaylaların. Dağlara, ormanlara, meydanlara çıkmak; içindeki saklı, tutuklu coşkuları dışarılara çıkarıp açığa vurmak istersin. Ancak böyle büyür ve güzelleşir düşler, umutlar, özlemler, sevinçler, güzellikler; paylaştıkça… Bu coşkuyla kıpır kıpır bir avuç insan, haydi dediler, bir festivale götürelim bu doğa harikası mekânı ve sahip olduğu değerleri, paylaşalım tüm insanlıkla. Kimilerinin göbek dediği, mantarlar içinde en bilinmişi, en saygını ve en pahalısı kuzugöbeği; bu festivale benim adım verilsin dedi ve şarkılarla, türkülerle, halaylarla tüm insanlar bilsin mantarlar âleminde yaşamın ve ölümün sırt sırta birlikteliğini. Çılgın ilkbahar yağmurlarını sabırsız beklemiş, bir de güneşin sıcaklığıyla iyice delilenmiş kuzugöbekleri, bul beni ye beni çığlıklarıyla yaşamın lezzet dansına katılmak için hazırdılar nasıl olsa. Böyle doğdu Yeşilüzümlü Kuzugöbeği Mantar Festivali’nin adı. Bu festival, binlerce yıl gerilere gidip, binlerce yıl gerilerden gelen dostlarla aynı bağın şaraplarından içirmeli, binlerce yıl ötelerdeki dostlara aynı tatları taşımalı. Biz bunun için varız bu festivalde; güzellikleri ve değerleri korumak, çocuklarımıza, çocuklarımızın çocuklarına ve gelecek kuşaklara aktarmak için… Türkiye’de ilk kez geçen yıl, Fethiye’nin Yeşilüzümlü Beldesi’nde düzenlenen Kuzugöbeği Mantar Festivali bu yıl ikinci kez, 2 – 4 Nisan 2010 tarihleri arasında yine Yeşilüzümlü’de yapılacak. Festival, dünya mutfaklarının ayrıcalıklı lezzeti olan Kuzugöbeği ve diğer mantar türlerinin tanıtımına, bölgedeki zenginliğine, ekonomik değerine, toplanmasına ve bilinçli tüketilmesine dikkat çekmek ve yörede eko turizmin gelişmesine katkı vermek amacıyla planlandı. Bu yıl, yurt içinden ve yurt dışından daha geniş katılımla gerçekleştirilecek olan festival, etkinlikler ve bilimsel çalışmalar açısından oldukça zengin bir program sunuyor. 3 gün boyunca yine tüm etkinlikler ve gösterimler herkese açık olacak. Yeşilüzümlü Belediyesi, Çevre ve Orman Bakanlığı, Muğla Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, FETAV (Fethiye Tanıtım, Turizm, Eğitim, Kültür ve Çevre Vakfı), Mikoloji Derneği, Ekolikya, Fethiye Ticaret Odası ve Fethiye Esnaf Odasının işbirliği ve destekleriyle gerçekleşecek festival kapsamında şu etkinlikler yapılacak: • Paneller: Mantarlar Hakkında: Prof. Dr. Mustafa IŞILOĞLU Muğla Üniversitesi Öğretim Üyesi MÜMMER (Muğla Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü) Prof. Dr. Fahrettin GÜCİN Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hakan ALLI Muğla Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kutret GEZER Pamukkale Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Daniel BUTLER Mantar Uzmanı /Galler Bill O’Dea Mantar Uzmanı/İrlanda Yrd. Doç. Dr. Henning Knudsen Botanik Müzesi, Danimarka Mantar Koleksiyonu Yöneticisi Likya Tarihi Hakkında: Orhan ÇELEN • Mantar Avı, • Atölye Çalışmaları, • Fotoğraf Sergisi, • Yöresel Ürünler Pazarı, • Söyleşiler: Dr. Mustafa TEMİMHAN Antalya Şarap Kulübü Başkanı Ünal Şöhret DİRLİK- FETAV Kültür Komisyonu Üyesi Olcay SÖNMEZ - Gurme • Panayır Eğlenceleri, • Dia Gösterileri, • Çevre Gezileri, • Müzik Dinletileri, • Yerel Sanatçılar, • ONUR AKIN Festivale yurt içinden ve dışından katılacak konuklara, konaklama için köy evleri açılacak. Yakın çevredeki butik oteller de konaklama seçenekleri arasında yer alıyor. FESTİVAL İLETİŞİM ADRESİ info@kuzugobegifest.com www.kuzugobegifest.com
2010-03-19 18:38:17
Bu doğa sarhoş eder adamı, kıyamazsın bakmaya ovaların derinliğine, dağların enginliğine. Yeşil, mavi, sarı, kırmızı bağıra bağıra sarhoş eder insanı, bir dikişte içersin tüm renkleri. Anlamazsın sa
devamını okumak için tıklayınız.

Bu doğa sarhoş eder adamı, kıyamazsın bakmaya ovaların derinliğine, dağların enginliğine. Yeşil, mavi, sarı, kırmızı bağıra bağıra sarhoş eder insanı, bir dikişte içersin tüm renkleri. Anlamazsın sarhoşluğunu, dinginliğinde yaylaların. Dağlara, ormanlara, meydanlara çıkmak; içindeki saklı, tutuklu coşkuları dışarılara çıkarıp açığa vurmak istersin. Ancak böyle büyür ve güzelleşir düşler, umutlar, özlemler, sevinçler, güzellikler; paylaştıkça… Bu coşkuyla kıpır kıpır bir avuç insan, haydi dediler, bir festivale götürelim bu doğa harikası mekânı ve sahip olduğu değerleri, paylaşalım tüm insanlıkla. Kimilerinin göbek dediği, mantarlar içinde en bilinmişi, en saygını ve en pahalısı kuzugöbeği; bu festivale benim adım verilsin dedi ve şarkılarla, türkülerle, halaylarla tüm insanlar bilsin mantarlar âleminde yaşamın ve ölümün sırt sırta birlikteliğini. Çılgın ilkbahar yağmurlarını sabırsız beklemiş, bir de güneşin sıcaklığıyla iyice delilenmiş kuzugöbekleri, bul beni ye beni çığlıklarıyla yaşamın lezzet dansına katılmak için hazırdılar nasıl olsa. Böyle doğdu Yeşilüzümlü Kuzugöbeği Mantar Festivali’nin adı. Bu festival, binlerce yıl gerilere gidip, binlerce yıl gerilerden gelen dostlarla aynı bağın şaraplarından içirmeli, binlerce yıl ötelerdeki dostlara aynı tatları taşımalı. Biz bunun için varız bu festivalde; güzellikleri ve değerleri korumak, çocuklarımıza, çocuklarımızın çocuklarına ve gelecek kuşaklara aktarmak için… Türkiye’de ilk kez geçen yıl, Fethiye’nin Yeşilüzümlü Beldesi’nde düzenlenen Kuzugöbeği Mantar Festivali bu yıl ikinci kez, 2 – 4 Nisan 2010 tarihleri arasında yine Yeşilüzümlü’de yapılacak. Festival, dünya mutfaklarının ayrıcalıklı lezzeti olan Kuzugöbeği ve diğer mantar türlerinin tanıtımına, bölgedeki zenginliğine, ekonomik değerine, toplanmasına ve bilinçli tüketilmesine dikkat çekmek ve yörede eko turizmin gelişmesine katkı vermek amacıyla planlandı. Bu yıl, yurt içinden ve yurt dışından daha geniş katılımla gerçekleştirilecek olan festival, etkinlikler ve bilimsel çalışmalar açısından oldukça zengin bir program sunuyor. 3 gün boyunca yine tüm etkinlikler ve gösterimler herkese açık olacak. Yeşilüzümlü Belediyesi, Çevre ve Orman Bakanlığı, Muğla Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, FETAV (Fethiye Tanıtım, Turizm, Eğitim, Kültür ve Çevre Vakfı), Mikoloji Derneği, Ekolikya, Fethiye Ticaret Odası ve Fethiye Esnaf Odasının işbirliği ve destekleriyle gerçekleşecek festival kapsamında şu etkinlikler yapılacak: • Paneller: Mantarlar Hakkında: Prof. Dr. Mustafa IŞILOĞLU Muğla Üniversitesi Öğretim Üyesi MÜMMER (Muğla Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü) Prof. Dr. Fahrettin GÜCİN Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hakan ALLI Muğla Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kutret GEZER Pamukkale Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Daniel BUTLER Mantar Uzmanı /Galler Bill O’Dea Mantar Uzmanı/İrlanda Yrd. Doç. Dr. Henning Knudsen Botanik Müzesi, Danimarka Mantar Koleksiyonu Yöneticisi Likya Tarihi Hakkında: Orhan ÇELEN • Mantar Avı, • Atölye Çalışmaları, • Fotoğraf Sergisi, • Yöresel Ürünler Pazarı, • Söyleşiler: Dr. Mustafa TEMİMHAN Antalya Şarap Kulübü Başkanı Ünal Şöhret DİRLİK- FETAV Kültür Komisyonu Üyesi Olcay SÖNMEZ - Gurme • Panayır Eğlenceleri, • Dia Gösterileri, • Çevre Gezileri, • Müzik Dinletileri, • Yerel Sanatçılar, • ONUR AKIN Festivale yurt içinden ve dışından katılacak konuklara, konaklama için köy evleri açılacak. Yakın çevredeki butik oteller de konaklama seçenekleri arasında yer alıyor. FESTİVAL İLETİŞİM ADRESİ info@kuzugobegifest.com www.kuzugobegifest.com
Hip&Butik Oteller Kitabı BravaCasa Haziran 2009
Hip&Butik Oteller Kitabı BravaCasa Haziran 2009 ile bayilerde...
2010-03-19 18:29:17
Hip&Butik Oteller Kitabı BravaCasa Haziran 2009 ile bayilerde...
devamını okumak için tıklayınız.

Hip&Butik Oteller Kitabı BravaCasa Haziran 2009 ile bayilerde...
Hip&Butik Oteller 2009 Kitabı Kitabevlerinde !
Hip&Butik Oteller Kitabı tüm Kitabevlerinde !
2009-07-09 15:54:57
Hip&Butik Oteller Kitabı tüm Kitabevlerinde !
devamını okumak için tıklayınız.

Hip&Butik Oteller Kitabı tüm Kitabevlerinde !
Hip&Butik Oteller Kitabı çıktı !
Hip&Butik Oteller Kitabı Nisan 2009 da food&travel Dergisi ile veriliyor...
2009-07-09 15:53:32
Hip&Butik Oteller Kitabı Nisan 2009 da food&travel Dergisi ile veriliyor...
devamını okumak için tıklayınız.

Hip&Butik Oteller Kitabı Nisan 2009 da food&travel Dergisi ile veriliyor...
ButikOtellerRehberi.com Sudler&Hennessey Pdo/Doran ile anlaştı...
ButikOtellerRehberi.com tarafından her yıl yayınlanan Hip+Butik Oteller Kitabı ajans ve tasarım çalışmaları için Türkiye nin ve dünyanın en büyük ajanslarından Sudler&Hennessey Pdo/Doran ile anlaşıldı...
2009-01-07 10:50:06
ButikOtellerRehberi.com tarafından her yıl yayınlanan Hip+Butik Oteller Kitabı ajans ve tasarım çalışmaları için Türkiye nin ve dünyanın en büyük ajanslarından Sudler&Hennessey Pdo/Doran ile anlaşıldı
devamını okumak için tıklayınız.

ButikOtellerRehberi.com tarafından her yıl yayınlanan Hip+Butik Oteller Kitabı ajans ve tasarım çalışmaları için Türkiye nin ve dünyanın en büyük ajanslarından Sudler&Hennessey Pdo/Doran ile anlaşıldı...
ButikOtellerRehberi.com otelleri tüm dünyaya bağlıyor ...
Sektörde bir numaralı internet sitesi olan ButikOtellerRehberi.com, kurmuş olduğu Crs.Boutiquehotelsofturkey.com sistemi ile üyelerini tüm dünyada binlerce seyahat sitesine ve yüzbinlerce yabancı acentaya merkezi rezervasyon sistemi ile bağlıyor...
2009-01-07 10:47:27
Sektörde bir numaralı internet sitesi olan ButikOtellerRehberi.com, kurmuş olduğu Crs.Boutiquehotelsofturkey.com sistemi ile üyelerini tüm dünyada binlerce seyahat sitesine ve yüzbinlerce yabancı acen
devamını okumak için tıklayınız.

Sektörde bir numaralı internet sitesi olan ButikOtellerRehberi.com, kurmuş olduğu Crs.Boutiquehotelsofturkey.com sistemi ile üyelerini tüm dünyada binlerce seyahat sitesine ve yüzbinlerce yabancı acentaya merkezi rezervasyon sistemi ile bağlıyor...
Butik Oteller Rehberi.com Bilkent Dergi de !!!
ButikOtellerRehberi.com kurucuları İzim Bozada ve Yener Atakan Bilkent dergisi Aralık 2008 sayısında...
2008-12-30 10:43:04
ButikOtellerRehberi.com kurucuları İzim Bozada ve Yener Atakan Bilkent dergisi Aralık 2008 sayısında...
devamını okumak için tıklayınız.

ButikOtellerRehberi.com kurucuları İzim Bozada ve Yener Atakan Bilkent dergisi Aralık 2008 sayısında...
Butik Kış Otelleri Kitabı - Food and Travel Dergisi
Food & Travel dergisi ile birlikte verilen "Butik Kış Otelleri-Türkiye den" isimli ilave kitap ButikOtellerRehberi.com un hazırladığı içerik ve emek ile derginin 2008 Kasım sayısı ile birlikte tüm satış noktalarında, raflarda 1 Kasım itibariyle yerini almıştır. Yaklaşık 23.000 adette, derginin tirajı ile paralel olarak basılan bu kitapta Türkiye nin farklı köşelerinden, kış sezonunda da açık olan ve kendine has, farklı mutfak ve özel yemekleri, tatları ile de dikkati çeken 60 butik otel yer alıyor.
2008-11-07 14:05:56
Food & Travel dergisi ile birlikte verilen "Butik Kış Otelleri-Türkiye den" isimli ilave kitap ButikOtellerRehberi.com un hazırladığı içerik ve emek ile derginin 2008 Kasım sayısı ile birlikte tüm sat
devamını okumak için tıklayınız.

Food & Travel dergisi ile birlikte verilen "Butik Kış Otelleri-Türkiye den" isimli ilave kitap ButikOtellerRehberi.com un hazırladığı içerik ve emek ile derginin 2008 Kasım sayısı ile birlikte tüm satış noktalarında, raflarda 1 Kasım itibariyle yerini almıştır. Yaklaşık 23.000 adette, derginin tirajı ile paralel olarak basılan bu kitapta Türkiye nin farklı köşelerinden, kış sezonunda da açık olan ve kendine has, farklı mutfak ve özel yemekleri, tatları ile de dikkati çeken 60 butik otel yer alıyor.
Butik Oteller Rehberi - Radyo Tanıtımları
Butik Oteller Rehberi - Radyo yayınları *Power Group Radyoları *NTV *Radyo Oxigen *Açık Radyo *Radyo Dinamo *Radyo FG Lounge
2008-05-09 13:08:50
Butik Oteller Rehberi - Radyo yayınları *Power Group Radyoları *NTV *Radyo Oxigen *Açık Radyo *Radyo Dinamo *Radyo FG Lounge
devamını okumak için tıklayınız.

Butik Oteller Rehberi - Radyo yayınları *Power Group Radyoları *NTV *Radyo Oxigen *Açık Radyo *Radyo Dinamo *Radyo FG Lounge
Hip+Butik Oteller ve Sanat Volume 02 Kitabı çıktı !
İlk 20.000 adeti Travel+Leisure Mayıs 2008 sayısı ile verilen Hip+Butik Oteller ve Sanat Volume 02 Kitabını kaçırmayın !!!
2008-05-04 16:22:11
İlk 20.000 adeti Travel+Leisure Mayıs 2008 sayısı ile verilen Hip+Butik Oteller ve Sanat Volume 02 Kitabını kaçırmayın !!!
devamını okumak için tıklayınız.

İlk 20.000 adeti Travel+Leisure Mayıs 2008 sayısı ile verilen Hip+Butik Oteller ve Sanat Volume 02 Kitabını kaçırmayın !!!
ButikOtellerRehberi.com Hürriyet te
ButikOtellerRehberi.com Hürriyet’te
http://www.hurriyet.com.tr/e-yasam/5693410.asp?gid=54
 
Ekonomik tatil fırsatları

Pansiyonlar ve sadece birkaç odadan oluşan butik oteller genellikle ya ekonomik tatil arayışına olanların, ya da kalabalıktan ve ihtişam yerine küçük ve samimi ortamların bir parçası olmak isteyenlerin tercih ettiği yerlerdir. Dilediğiniz bölgeyi seçerek arama yapabileceğiniz sitelerde, mekanlarla ilgili detaylı açıklamalar ve iletişim bilgileri yanında ziyaretçi yorumlarına da ulaşabilirsiniz. Adres: pansiyonrehberi.com/butikotellerrehberi.com

 
Bkz.:Hürriyet, 29 Aralık 2006, E-Yaşam eki, sf 4, İnternet Rehberi, sf:4
2008-03-23 02:20:20
ButikOtellerRehberi.com Hürriyet’tehttp://www.hurriyet.com.tr/e-yasam/5693410.asp?gid=54  Ekonomik tatil fırsatlarıPansiyonlar ve sadece birkaç odadan oluşan butik oteller genel
devamını okumak için tıklayınız.

ButikOtellerRehberi.com Hürriyet’te
http://www.hurriyet.com.tr/e-yasam/5693410.asp?gid=54
 
Ekonomik tatil fırsatları

Pansiyonlar ve sadece birkaç odadan oluşan butik oteller genellikle ya ekonomik tatil arayışına olanların, ya da kalabalıktan ve ihtişam yerine küçük ve samimi ortamların bir parçası olmak isteyenlerin tercih ettiği yerlerdir. Dilediğiniz bölgeyi seçerek arama yapabileceğiniz sitelerde, mekanlarla ilgili detaylı açıklamalar ve iletişim bilgileri yanında ziyaretçi yorumlarına da ulaşabilirsiniz. Adres: pansiyonrehberi.com/butikotellerrehberi.com

 
Bkz.:Hürriyet, 29 Aralık 2006, E-Yaşam eki, sf 4, İnternet Rehberi, sf:4
ButikOtellerRehberi.com Hürriyet in E-Yaşam ekinde
ButikOtellerRehberi.com 29 Aralık 2006 tarihli Hürriyet in E-Yaşam ekinde...
http://www.hurriyet.com.tr/e-yasam/5693410.asp?gid=54

 
Ekonomik tatil fırsatları

Pansiyonlar ve sadece birkaç odadan oluşan butik oteller genellikle ya ekonomik tatil arayışına olanların, ya da kalabalıktan ve ihtişam yerine küçük ve samimi ortamların bir parçası olmak isteyenlerin tercih ettiği yerlerdir. Dilediğiniz bölgeyi seçerek arama yapabileceğiniz sitelerde, mekanlarla ilgili detaylı açıklamalar ve iletişim bilgileri yanında ziyaretçi yorumlarına da ulaşabilirsiniz. Adres: pansiyonrehberi.com/butikotellerrehberi.com
E-Yaşam,29 Aralık 2006
2008-03-23 02:19:55
ButikOtellerRehberi.com 29 Aralık 2006 tarihli Hürriyet in E-Yaşam ekinde...http://www.hurriyet.com.tr/e-yasam/5693410.asp?gid=54 Ekonomik tatil fırsatlarıPansiyonlar ve sadece birkaç
devamını okumak için tıklayınız.

ButikOtellerRehberi.com 29 Aralık 2006 tarihli Hürriyet in E-Yaşam ekinde...
http://www.hurriyet.com.tr/e-yasam/5693410.asp?gid=54

 
Ekonomik tatil fırsatları

Pansiyonlar ve sadece birkaç odadan oluşan butik oteller genellikle ya ekonomik tatil arayışına olanların, ya da kalabalıktan ve ihtişam yerine küçük ve samimi ortamların bir parçası olmak isteyenlerin tercih ettiği yerlerdir. Dilediğiniz bölgeyi seçerek arama yapabileceğiniz sitelerde, mekanlarla ilgili detaylı açıklamalar ve iletişim bilgileri yanında ziyaretçi yorumlarına da ulaşabilirsiniz. Adres: pansiyonrehberi.com/butikotellerrehberi.com
E-Yaşam,29 Aralık 2006
Feedback Form